18 Ekim 2017 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Okuyun, Çalışın, Vazgeçmeyin
Okuyun, Çalışın, Vazgeçmeyin
Devrilen Traktörün Altında Kaldı 1 Ölü
Devrilen Traktörün Altında Kaldı 1 Ölü
Kırıkkale'ye 118 Yeni Mobese Noktası
Kırıkkale'ye 118 Yeni Mobese Noktası
Amatör küme heyecanı başlıyor
Amatör küme heyecanı başlıyor
  YAZARLARIMIZ
Türk’e Türklüğünü Anlatan Adam: Yusuf Akçura
11 Mart 2017 Cumartesi Bu yazı 2742 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Yusuf Akçura, 2 Aralık 1879’da Kazan’ın Simbir şehrinde doğmuştur. Babası çuha fabrikatörü olan Hasan Efendi, annesi ise Bibi Kamer Banu Hanım’dır. İki yaşında babasını kaybeden ve annesi tarafından büyütülen Akçura, maddi nedenlerden dolayı yedi yaşında İstanbul’a taşınmıştır. İlköğrenimine Mahmut Paşa İlkokulu’nda başlamış, Kara Hafız İlkokulu’nda devam etmiştir. Askeri Rüştiye’yi bitirip ardından da Harbiye Mektebi’ne başlamıştır. Ancak Harbiye’de Genç Türkler’e katılmak ve destek olmak suçundan arkadaşı Ahmet Ferit Tek’le birlikte Divan-ı Harb’e gönderilmiş ve askerlikten uzaklaştırılmıştır. Divan-ı Harp kararıyla Trablusgarp’a sürgüne gönderilen Akçura, bir müddet burada hapiste kaldıktan sonra, Genç Türkler’le Yıldız Sarayı arasında yapılan bir anlaşma neticesinde hapisten çıkarılmış, cezasını serbest bir şekilde çekmesine karar verilmiştir.

 Bir süre sonra rütbesi iade edilen Akçura, Trablusgarp fırkası Erkan-ı Harbiye’sinde öğretmen olarak çalışmaya başlamıştır. Kalan cezasını çekmemek için, 1899’da arkadaşı Ahmet Ferit’le birlikte Trablusgarp’tan kaçarak Paris’e geçmiştir. Paris’te Serbest Siyasi İlimler Okulu’na kaydolan Akçura, 1903’de “Osmanlı Saltanatı Kurumları Tarihine Ait Bir Deneme”  adlı çalışmasıyla okuldan üçüncülükle mezun olmuştur.

 Kazan’da kaldığı süre zarfında Kazan Muhabiri adlı bir gazete çıkartmıştır. Akçura, 28 Ocak 1905’de Rus hükümetine Rusya Türkleri’nin dini, idari ve milli taleplerini bildirmek üzere kurulan dört kişilik komisyonda yer almış ve Türkler’in taleplerini iletmiştir. 1905’de gerçekleştirilen Birinci Rusya Müslümanları Kongresi’ne de katılan Akçura, alınan karar gereği kurulan “Müslüman İttifakı Partisi”nin Genel Sekreteri olmuştur. Rus Çarlığı’nda Türkler’e uygulanan baskının artması sonucu takibe alınınca da Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Meşrutiyet ilan edilmesiyle birlikte, 1908’de İstanbul’a dönmüştür. Akçura, I. Dünya Savaşı sonrasında İstanbul’un İngilizlerce işgal edilmesi sonucu Anadolu’ya geçerek, Türk Kurtuluş Hareketi’ne katılmıştır. Bağımsızlık Savaşı sonrasındaki milletvekili seçimlerinde İstanbul’dan milletvekili seçilerek 1923’de meclise girmiştir. 1925’de yeni kurulan Ankara Hukuk Fakültesi’nde siyasi tarih profesörlüğüne tayin edilmiştir. 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’ni kurmakla görevlendirilen aydınlar arasında yer almış, 1932’de cemiyetin başkanı olmuştur. 11 Mart 1935’de, bir kalp krizi sonrasında, geride birçok fikri eser bırakarak hayata veda eden Akçura, İstanbul’da toprağa verilmiştir.

 Yusuf Akçura’nın Türk Milliyetçiliği Anlayışı

Akçura’ya göre millet: “Irk ve lisanın esasen birliğinden dolayı içtimai vicdanında birlik hâsıl olmuş bir insan topluluğudur.”  Akçura, bu tanımda kullandığı ırk kavramını, kan ve soy birliği manasına gelen ırk anlamında kullanmamış, köken manasına gelen cins, kavim, nesep gibi anlamları muhteva eden bir kavram olarak kullanmıştır.

Bu tanımdan yola çıkarak Akçura, Türk’ün tanımını şu şekilde yapmaktadır: “Türkler dediğimiz zaman, etnografya, filoloji ve tarihle ilgisi olanların bazen Türk-Tatar bazen Türk-Tatar-Moğol diye yâd ettikleri bir ırktan gelme, adetleri, dilleri birbirine pek yakın, tarihi hayatları birbirine karışmış olan kavim ve kabilelerin tamamını murad ediyoruz. Bu cihetle İranlı ve Avrupalı bazı muharrirlerin Tatar dedikleri Kazanlılar, Azerbaycanlılar ile beraber, Kırgızlar, Yakutlar da Türkler tabiri içindedir.”

 Akçura’da, milliyetçilik fikrinin gelişmesi Fransa’daki eğitim yılları sürecinde oluşmuştur. Milliyetçilik fikrinin en canlı yaşatıldığı yer olan Fransa’da, Batı’daki farklı milliyetçilik anlayışlarını kavramış, Fransız, Alman ve İtalyan milliyetçiliklerinin sentezini yaparak, kendi milliyetçilik anlayışını ortaya koymuştur.

Osmanlı İmparatorluğu’nun kurtuluşunu Türkçülük siyasetinde gören Akçura, Osmanlıcılığı savunanları eleştirerek bu akımın İmparatorluk içinde birliği sağlayamayacağını dile getirmiştir. Milliyetçilik akımının bu oranda güçlendiği dönemde, Osmanlı İmparatorluğu’nun, Müslüman olmayanları bir arada tutmaya çalışmasının beyhude bir çaba olacağını dile getiren Akçura, çözüm önerisi olarak Müslüman olmayan milletlere otonomi verilmesini savunmuştur.

Üç Tarz-ı Siyaset

Akçura, Fransa dönüşü Rus Çarlığı’nda kaleme aldığı ünlü Üç Tarz-ı Siyaset makalesinde de Osmanlıcılığın artık nasıl uygulanamayacak bir siyaset olduğunu etraflıca işlemiştir. Makalede Akçura, dönemin üç önemli siyasi akımı olan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülüğü ele almış ve bu siyasi akımların olumlu ve olumsuz yanlarını, uygulanabilirliklerini etraflıca tartışmıştır. Akçura’ya göre, artık Osmanlıcılık siyasetini izlemek imkânsızdır ve bunun nedenlerini beş başlık altında toplamıştır: Türklerin, Müslümanların, Gayrimüslim tebaanın, Rusya’nın ve Avrupa’nın büyük devletlerinin, Osmanlıcılık siyasetini istemediklerini ifade etmiştir. Kosova Ovası’nda çiftçilik yapan bir Hıristiyan Sırp ile Arap çöllerinde bedevi hayatı süren bir Müslüman’ın hangi ortak paydada bir araya getirilip, bir Osmanlı milleti yaratılacağını sorgulamıştır.

 İslamcılık ve Türkçülük konusunda ise kesin bir yargıya varamayan Akçura, İslam’ın halen çok güçlü olmasına ve insanları bir arada tutacak güce sahip olmasına rağmen, dış engellerin İslamcılık siyasetine mani olacağını iddia etmiştir. Çünkü İslam ülkelerinin büyük çoğunluğu Hıristiyan devletlerin hâkimiyeti altındadır.

Türkçülük

Osmanlı İmparatorluğu için Türkçülük siyasetinin İslamcılıktan daha elverişli olduğunu ifade eden Akçura, Türkçülük siyasetinin karşısında tek engel olarak Rus Çarlığı’nı göstermektedir. Dünya Türklüğü’nün sadece Rus hâkimiyeti altında olması nedeniyle, İslamcılığa nazaran Türkçülük siyasetinin takibi daha kolay olacaktır. Akçura’ya göre Türkçülük Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarıyla belirlenemez: “Türklük siyaseti de, tıpkı İslam siyaseti gibi umumidir; hudud-ı Osmaniye ile mahdud değildir, binaenaleyh, kürenin Türkler ile meskûn diğer nukâtına göz atmak iktiza eder.”

Akçura’nın Türkçülüğü’nün önemli yanlarından birisi de antiemperyalist duruşudur.  19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı tarafından yarı sömürge haline getirilmesine karşı çıkar ve dış borçlanmanın esaretle aynı anlama geldiğini ifade eder

Akçura, Avrupa’da 19. yüzyılda yaşanan sanayileşmenin Osmanlı İmparatorluğu’na olumsuz etkileri olduğunu belirtir. Avrupa’nın fabrikasyon ürünleri Osmanlı pazarlarına girmiş, Avrupa sermayedarları kârlarını artırırken, Osmanlı’da küçük üretici yok olmuştur. Bu nedenle Osmanlı İmparatorluğu’nda eşraf, memur ve köylü olmak üzere üç sınıf bulunurken, Avrupa’da olduğu gibi bir burjuva sınıfı doğmamıştır. Bu nedenle Türk milliyetçiliğinin hedeflerinden birisi de burjuva sınıfını yaratmak olmalıdır: “Milliyetçiliğimiz halka ve bilhassa köylüye birinci mevkii verdirmekle beraber orta sınıfın (Türk burjuvazisi)’nin teşekkülüne de bizi taraftar etmiştir.”

Türk Ocağı

Akçura, Türkçülerin örgütlenme döneminde aktif görevde bulunmuştur. Türk Derneği, Türk Yurdu Cemiyeti ve Türk Ocağı’nın kuruluşunda yer almıştır. Türkçülük akımının ilk kurumsallaşmış teşkilatları olan bu kuruluşlarda yapılan faaliyetlerle, topluma Türk milliyetçiliği bilinci aşılanmaya çalışılmıştır.

Bu amaçlar, daha sonra Türk Yurdu ve Türk Ocağı’nda da devam ettirilerek gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. 1911’de kurulan Türk Yurdu Mecmuası’nın programını, Akçura yazmış ve programda Türkçülük adına yapılabilecek faaliyetleri sıralamıştır. Bütün Türk dünyası arasında kültür ve dil birliği amacına hizmet edecek olan bu mecmua, Akçura’nın deyimiyle Tercüman Gazetesi’nin küçük kardeşidir. 1912’de Türk Ocağı’nın kurulmasında da öncü rol oynayan Akçura, bu derneğin amacının da Türklük bilincini geliştirmek olduğunu ifade eder.

Mili Mücadele yıllarında Ankara Hükümeti ile birlikte hareket ederek, Türk Kurtuluş Savaşı’nda aktif görev alan Akçura, milli devlet esasına dayalı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Türkçülerin, amaçlarını gerçekleştirdiklerini ifade ederek Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün önemine de değinen Akçura, Atatürk’ü “Türk âleminde Türk idealini tahakkuk ettiren dahi ve kahraman” olarak görür.

 ESERLERİ

Yusuf Akçura, 59 yıllık hayatı boyunca birçok makalenin yanı sıra önemli eserler kaleme almıştır. Makaleleri, Türk Derneği, Türk Yurdu, Şura-yı Ümmet, Sırat-ı Müstakim, Taarüf-i Müslimin, Türk, Tercüman, Malumat, İçtihad, Şura, Halka Doğru, Türk Dünyası, Sabah, Siyaset ve İktisad, Hâkimiyet-i Milliye, Yeni Gün, Hilâl-ı Ahmer, Sebîlürreşad gibi çok sayıda dergi ve gazetede yayınlanmıştır. Kitap olarak basılmış eserleri şunlardır: Osmanlı Saltanatı Müessasatı Tarihine Dair Bir Tecrübe (1903), Üç Tarz- ı Siyaset (1904), Ulum ve Tarih (1906), Mevkufiyet Hatıraları (1907), Şura-yı Ümmette Çıkan Makalelerim (1913), Rusya’daki Türk-Tatar Müslümanlarının Şimdiki Vaziyet ve Emelleri (1916), Tarih-i Siyasi Notları (1920), Muasır Avrupa’da Siyasi ve İçtimai Fikirler ve Fikri Cereyanlar (1923), Siyaset ve İktisat Hakkında Birkaç Hitabe (1924), Tarih-i Siyasi (1927), Türkçülük: Türkçülüğün Tarihi Gelişimi, Yeni Türk Devletinin Öncüleri (1928), Türk Yılı (1928), Zamanımızın Avrupa Siyasi Tarihi (1933), Osmanlı Devletinin Dağılma Devri (1934), Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu ve Bu Vakıaya Dair Başlıca Meba’lar, Şark Meselesine Dair Tarih-i Siyasi Notları (1934).


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nursan Gül Annaç
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Hakan Gökkaya
Halil Eşmebaşı
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  18 Ekim 2017 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net