17 Aralık 2017 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Uygulayarak öğreniyorlar
Uygulayarak öğreniyorlar
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
  YAZARLARIMIZ
Türk Tarihinin Dönüm Noktası 19 Mayıs
18 Mayıs 2017 Perşembe Bu yazı 6964 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Dönemin şartları içinde Samsun ve dolayları mütareke Türkiye’sinin en çapraşık çete faaliyetlerine sahne olan ilimizdi. Mevcut çete faaliyetlerinin çoğunluğunu Pontusçu Rumlar oluşturmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa’nın, IX. Ordu müfettişliğine atanmasının başlıca nedeni de bu yöredeki Rumları, orada yaşayan Türklere karşı korumak ve Anadolu’da kurulmakta olan milli cemiyetleri dağıtmaktı.

 

Mustafa Kemal Paşa, yolculuk hazırlıklarına başladı. İlk iş olarak da kendi Müfettişlik Karargâhını hazırlamak için yakından tanıdığı, güvendiği, şahıslara bizzat ulaşarak birlikte çalışmayı teklif etti. Ayrıca Mustafa Kemal Paşa, karargâhında olmayıp da Anadolu’ya geçmelerini istediği yakın arkadaşlarını da bu hususta iknaya çalıştı.

 

İşleri şansa bırakmak niyetinde olmayan Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıktığında işlerini kolaylaştıracak birtakım “faydalı olan mevaddın” ve görev bölgesindeki vilayetlerin, jandarma kuvvetlerinin hareket noktalarını gösteren harita ve krokinin de kendisine verilmesi talebinde bulundu. Yine İstanbul’dan hareket etmeden evvel, 13 Mayıs 1919’da, Harbiye Nezareti’ne Müfettişlik Karargâhı’nda görevli bulunanların üç aylık maaşlarını ve kullanabilecekleri iki adet otomobilin kendilerine verilmesinden sonra hareket edileceğini bildirmişti. Mustafa Kemal, bu hazırlıklarını bir taraftan tamamlarken, diğer taraftan da Müfettişlik bölgesinde olup bitenleri öğrenmek için 12 Mayıs’ta, Canik Mutasarrıflığı’na ve Sivas Vilâyeti’ne bir telgraf göndererek bölgede hâlen faaliyet gösteren çeteler hakkında bilgi istemişti.

 

İngilizlerden alınan vizeye rağmen, tereddütleri bitmeyen Mustafa Kemal Paşa, zaman kaybetmeden özel ve resmî ziyaretlere başlamıştı. İlk olarak Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu bulunan arkadaşı Fethi (Okyar) Bey’i ziyaret etmiş ve dışarıda olup bitenler hakkına fikir teatisinde bulunmuştu. Bu görüşmenin ardından devlet erkânıyla da vedalaşarak, Padişah’la son görüşmesini yapmak üzere Saray’a kabul edilmişti. Padişah, görüşmelerinde ona çok manalı ve  şu sözleri ifade eder: “Paşa, Paşa, devleti kurtarabilirsin”.

 

Padişah ile Mustafa Kemal Paşa arasında geçen sıcak konuşmalar padişahın bir anı olarak kapağı üzerine kendisinin inisyalleri işlenmiş bir saati vermesiyle sona ermişti.

 

Böylece ziyaretlerini de tamamlayan Mustafa Kemal Paşa, 14 Mayıs’ta Samsun’da III. Kolordu Komutanlığı’na bir telgraf çekerek, cuma günü Bandırma Vapuru’yla hareket edileceğini, Samsun’da karargâh için gerekli tertibatın alınmasını bildirmişti.

 

Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’dan Samsun’a Hareketi

 

Mustafa Kemal’in Samsun’a hareket edeceği gün yaklaştıkça, kendisinin ve karargâhının tutuklanacağı yahut Karadeniz’de geminin batırılacağı şeklinde dedikodular yayılmaya başlandı. Yolculuk için vize veren İngilizler niçin böyle bir yola başvuracaklardı? Görünürde dedikodu gibi görünen bu haberler, kanaatimize göre İngiliz Gizli Servisinin işgüzarlığı olup, Mustafa Kemal Paşa’ya bir korku, bir uyarı mesajı vermek istemeleriydi. Olanlardan habersiz olan Mustafa Kemal Paşa, rıhtımda Rauf (Orbay) Bey tarafından karşılanmış ve bu haberleri de Rauf (Orbay) Bey’den öğrenmişti. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa tepkisini şu ifadelerle dile getirmişti: “Burada esir gibi yaşamaktansa Karadeniz’de batmayı tercih ederim”.

 

Sonunda bütün hazırlıklar, vedalaşmalar, emirler, istekler tamamlanıp resmî problemlerini hâlleden Mustafa Kemal Paşa ve karargâhı, İsmail Hakkı Bey’in idaresinde Bandırma Vapuru’yla Samsun’a hareket etti. Vapur kısa bir süre sonra Kızkulesi yakınlarında İngilizler tarafından durdurulmuş ve kontrol edilmek istenmiştir. Bu olay yukarıdaki dedikoduların bir parçası gibi görünse de asıl amaçları, Anadolu’ya silah ve malzeme kaçırılmasını önlemekti. Gerçi Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya gönderilmesi, İngilizlere ordunun silahtan tecrid edilmesi şeklinde izah edilmişti; ama onlar yine de tedbiri elden bırakmak istemiyorlardı. İngiliz Kontrol Heyeti aramayı bitirmişti. Vapur, Boğazın kasvetli manzarasından yavaş yavaş uzaklaşırken üzüntüsü daha da artan Mustafa Kemal Paşa, Dolmabahçe önlerinde demir atmış düşman gemilerini yanındakilere göstererek: “Bunlar işte böyle... Yalnız demire, çeliğe ve silah kuvvetine dayanırlar. Maddeden başka bir şey bilmezler. İstiklal ve hürriyeti uğrunda uğraşa karar vermiş bir milletin kudret ve kuvvetini anlayamazlar. Biz silah ve cephane değil, ideal ve iman götürüyoruz” diyerek duygularını dile getirmişti.

 

Vapur, Karadeniz’in azgın sularında yol alırken Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’daki dedikoduları önemsemiş olacak ki, kaptana; “Mümkün olduğunca sahile yakın gideceksin” diye emir vermişti. Bundan maksat herhangi bir tehlike karşısında teslim olunmayıp, zaman kaybetmeden karaya çıkmaktı. Bu heyecan, korku ve ümit arasında 18 Mayıs’ta Sinop’a gelindi. Mustafa Kemal Paşa, İngilizler tarafından takip edildiğini fark edince, endişelerinin yersiz olmadığını bu yüzden mümkünse Sinop’a çıkarak oradan karayoluyla Samsun’a gidilmesini düşünmüştü. Bunun için, yaverlerini Sinop’a göndermişti. Ancak, Sinop’tan Samsun’a yapılacak yolculuğun daha meşakkatli olacağı kendisine bildirilince, yine deniz yoluyla harekete karar vermişti.

 

Mustafa Kemal Paşa, yolculuk boyunca da başta Refet (Bele) Bey olmak üzere kurmaylarıyla, Samsun’dan sonraki takip edilecek yol ve yapılması gerekenler hakkında fikir teatisinde bulunmuştu.

 

Arif Hikmet Gerçekçi’nin ifadesiyle “İstanbul’dan Samsun’a Cehennemî Saatler” nihayet 19 Mayıs 1919 sabahı saat 6’da son bulmuştu. IX. Ordu Forsu çekili Bandırma Vapuru da nihayet Samsun limanına demir atmıştı. Mustafa Kemal Paşa da: “Haydi arkadaşlar! Karada bize ölüm yok artık” diyerek geleceğe göndermeler yapmıştı. Böylece Heyet, kendilerini karşılamaya gelen halkın, yöneticilerin ve komutanların sevgi gösterileri arasında Samsun’a ayak basmıştı. Sonra da kendileri için hazırlanan Mıntıka Palas Oteli’nde istirahate çekilmişti.

 

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun ve  Havza Faaliyetleri

 

 Mustafa Kemal, bu anlamlı yolculuğun ilk durağı sayılabilecek Samsun’da altı gün kalır. Kendisini devamlı takip eden İngilizler yüzünden halkın arasına katılmamış, günlerini daha çok güvendiği arkadaşlarıyla haberleşerek geçirmiştir. Mustafa Kemal, Samsun’da emrinde bulunan vilayetlerin mülki amirlerine ve Kolordu Komutanlıklarına kendi bölgelerindeki asayiş durumunu ve merkezlerdeki teşkilat ve mümessilleri hususunda istihbarat bilgisi ister. Bu istihbarat bilgilerini de değerlendirmek suretiyle edindiği bilgi ve izlenimleri Sadarete rapor hâlinde sunar. Öyle ki livaların asayişi ve güvenliği ile ilgili bu raporlar Bakanlar Kurulu’nda okunur ve pek çok istifade edildiğinden bahisle Mustafa Kemal’e teşekkür dahi edilir.

 

Samsun’daki faaliyetleri İngilizleri ziyadesiyle rahatsız etti. 24 Mayıs’ta en çok şikâyetin olduğu Merzifon, Ladik, Amasya gibi yerlerde bizzat incelemeler yapmak ve tedbirler almak gayesiyle karargâhını Havza’ya nakledeceğini Harbiye Nezareti’ne bildirdi. Buna bahane olarak, Samsun’a geldiğinden beri yeniden başlamış olan böbrek sancılarına karşı Havza kaplıcalarından yararlanmak istediğini ileri sürdü. Şüphesiz bununla hem askerî ve siyasî çalışmalarını rahat yapabilecek bir ortama kavuşmayı hem de bölgede görevli İngiliz askerine ve çetelere gözdağı vermeyi amaçlamıştı.

 

Mustafa Kemal’in Havza’ya hareketi, onu aynı zamanda halkın arasına katılarak onlara ülkenin ahvalini anlatan, bu kötü durumdan kurtulmak için yöresel teşkilatlanmayı teşvik eden bir sivil, bir lider konumuna getirmişti.

 

Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı

 

Mustafa Kemal, Türk Milleti'ne ve Türk Gençliği'ne karşı duyduğu sonsuz güvenle, atıldığı bu mücadeleden galip çıkıp yeni Türk Devleti'ni kurduğunda, dünya emperyalist devletlerinin tüm yüz yıllık planları da yıkılmış oluyordu.

 

Temellerini attığı bu genç devletin gelişerek yücelmesi de ancak Türk Gençliği'nin çalışmalarıyla, onların beden ve ruh sağlığıyla başarılabileceğine inanıyordu. Bundan ötürü Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin ve İnkılâpların muhafaza ve savunulması görevini, inandığı ve en çok güvendiği Türk Gençliği'ne verdi ve 19 Mayıs 1919'da, O'nun Türk Milleti'ne ve Gençliği'ne güvenerek savaşa atıldığı günü Türk Gençliği'ne "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak armağan etti.

 

Daha sonraları da bu isim Atatürk’ü anma vesilesiyle adı Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak değiştirildi. 1981 yılından başlayarak da, «Atatürk'ü Anma Günü» olarak da kutlanmaya başlandı.

 

Atatürk bir söyleşi sırasında: «Ben 19 Mayıs'ta doğdum» demiştir. 19 Mayıs bir yandan Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı, öte yandan ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk'ün doğum yıldönümü olarak törenlerle kutlanmaktadır. Her yıl coşku ile kutladığımız bu özel günümüzü, Türk Gençliği olarak çok iyi anlamalı ve gözetmeliyiz.

 

Her türlü manevi değerlerimize fütursuzca saldırıldığı şu günlerde özellikle devletimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’e yapılan iftiralara karşı durmalı ve şeref yoksunu sözde tarihçilere gereken en sert tepki gösterilmelidir.

                                                                                                                         

Daha nice uzun ve coşkulu 19 Mayıs’lar kutlamak dileğiyle.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
Hakan Gökkaya
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  16 Aralık 2017 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net