16 Aralık 2017 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Uygulayarak öğreniyorlar
Uygulayarak öğreniyorlar
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
  YAZARLARIMIZ
ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER GÜNÜ VE G Ü N S A Z A K
27 Mayıs 2017 Cumartesi Bu yazı 5242 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Eskişehir’in Sazak köyünde doğan Gün Sazak, eski milletvekillerinden Emin Sazak’ın oğludur. İlk ve orta tahsilini Eskişehir'de, yüksek tahsilini de ABD’de yapmıştır.

Sazak ailesi Eskişehir’de geniş topraklara sahip çiftçilik yapan bir ailedir. Bu yüzden Gün Sazak Amerika’ya ziraat okumaya gönderilir. Yüksek tahsilini tamamlayıp yurda dönen Gün Sazak toprak işlerine girer, modern teknoloji ile işlerini geliştirir, verimi arttırır. İşlerini düzene koyduktan sonra Ankara'ya yerleşerek inşaat müteahhitliğine başladı.

MHP genel başkan yardımcısı iken 21 temmuz 1977'de kurulan ikinci Milliyetçi Cephe hükümetinde milletvekili olmadığı halde dışarıdan Gümrük ve Tekel Bakanı olarak görev aldı. Güneş motel vakasıyla 11 Adalet Partili milletvekilinin AP'den istafa edip CHP'ye geçmesiyle II. Milliyetçi Cephe hükümeti düşürüldü. 11 milletvekilinin hepsine de bakanlık verilince Gün Sazak'tan boşalan Gümrük ve Tekel Bakanlığını Tuncay Mataracı aldı.

 

Abdi İpekçi Milliyet gazetesinde çok sonraları yazmış olduğu bir yazıda; Tuncay Mataracı’yla Gün Sazak’ı kıyaslayarak, Tuncay Mataracı döneminde artan kaçakçılık ve diğer gümrük sahtecilikleri dolayısıyla Gün Sazak’ı ve dönemini överken, Mataracı döneminde ayyuka çıkan rüşvet ve suiistimallerin dökümünü vererek Tuncay Mataracı’yı ve onun iş ve eylemlerini yerden yere vurmaya başlamıştı.

 

Dürüst Adam

 

Uğur Mumcu da Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinde defalarca mafya, rüşvet, irtikap ve kaçakçılık gibi konularda, açıkça Gün Sazak'ı desteklemiş ve onun özellikle mafya ile mücadelesini överek, tıpkı Abdi İpekçi gibi, Gün Sazak’ın başarılı, namuslu ve vatansever çalışmalarından çokça söz ederek sonraki dönemlerde rayından çıkan Gümrük ve Tekel uygulamaları dolayısıyla dönemin sol hükümetlerini kıyasıya eleştirmişti.

Oysa siyasal görüşleri Gün Sazak'ınkiyle taban tabana zıttır. Fakat İpekçi Mataracı’nın kaçakçılık konusundaki tutumunu saptamış ve bu yüzden siyasal görüşüne katılmadığı Sazak'ı, desteklemeyi uygun görmüştür.

Ayrıca CHP'nin sol kanadından İzmir Milletvekili Süleyman Genç "Ben inceledim, cumhuriyet kurulduktan bu yana gümrüklerdeki soygunu fikri ve felsefesi benimle yüzde yüz ters olan Gün Sazak önlemiştir" diye konuşur.

Kendisini yakından tanıyanların büyük bir şahsiyetten söz ederek anlattıkları Gün Sazak, aslında o dönem milletvekili değildi. Dürüst, yüksek ahlâklı ve sağlam karakterli bir adam olarak yakın çevreden uzak çevreye kadar herkesin sevgi ve saygısını kazanmış, yardımseverliği ve cömertliği dolayısıyla kendisini tanıyan herkesin, özellikle de ülkücü gençlerin gözünde ise bir ‘Ağa’, ‘Gün Ağa’ olarak biliniyordu.

 

O vakte kadar Gümrük ve Tekel Bakanlığı’nda yaşanan her türlü rüşvetin, yolsuzluğun ve ülkeye yayılan karaborsa ve kaçakçılığın sonu gelmişti böylece. Başta Gün Sazak olmak üzere, sağlam karakterli dürüst ve idealist kadroların gümrüklerden kuş uçurtmayan ve kaçakçılara geçit vermeyen bu çabaları ise kısa zaman içinde başta mafya teşkilatları olmak üzere, Gümrük ve Tekel Bakanlığı’nda yuvalanan rüşvetçi memurların da korkulu rüyâsı haline geliyordu.

 

Bu anlamda Gün Sazak’ın şu sözleri hayli manidardı: "Kaçakçılık sistemi devlet memurlarının himâyesi altındadır. Bu memurların arkasında umulmadık yetkililer var. Onları belirleyecek kişiler de şebekenin bir parçası durumunda. Üstelik çok güçlüler. Ben her şeyi göze alarak ve kimsenin gözünün yaşına bakmadan bu şebekeyi dağıtmaya kararlıyım. Dürüst bir kadro kuracağım. Milletvekillerinden gelecek tepki ve talepleri dinlemeyeceğim."

 

Böyle diyordu ama, bir yerlerde yuvalanan kapkaranlık bir güç ise, kaybetmiş olduğu haram kazancın hesabını yaparak onun ve ekibinin hızını kesmek üzere en başta bu yılmaz, yenilmez ve hiçbir menfaatle yoldan çıkarılmaz adamı ortadan kaldırmanın hesaplarını yapıyordu.

2. Milliyetçi Cephe Dönemi'nde 5,5 ay bakanlık yaptı.

Fenerbahçe eski başkanlarından (1993-1994) Güven Sazak ve Atletizm Federasyonu eski başkanlarından Yılmaz Sazak'ın (ölüm: 15 Temmuz 2000) kardeşidir. Oğlu Süleyman Servet Sazak da MHP den bir dönem (TBMM 21. dönem, 1999 seçimleri) Eskişehir Milletvekilliği yapmıştır.

27 Mayıs 1980. Saat: 21.15.

 

Gün Sazak’ın eşi ile birlikte döndüğü bir ziyaret sonrasında Ankara - Kavaklıdere'deki evinin önünde çapraz ateşe alınarak şehit edildiği gündür. Gün Sazak, sırtından aldığı 8 - 10 kurşun yarası ile orada şehit olur. Ertesi gün, MHP Genel Merkezi önünde yapılan törenden ve Ankara Hacı Bayram Camii'nde kılınan cenâze namazından sonra Eskişehir'de doğduğu köyde toprağa verilir. Cenâze törenine Türkiye'nin her tarafından 300.000 kişi katılır. Tekbir sesleri ve gözyaşları ile son yolculuğuna uğurlanır.

 

Dürüstlüğü, işine hakimiyeti, korkusuzluğu ile milliyetçi Türk gençliği kadar, Devlet kademesinde görev alacak, almayı düşünen herkesin çok iyi tanıması gereken bir Devlet Adamıdır.

 

Gün Sazak, tüm insanlık nazarında şerefli, haysiyetli bir ülkü insanıydı.  1980’den önce gerek şerefsiz komünist kurşunlarından dolayı gerekse namussuz darbeciler eliyle şehit edilen ülkücü gençlik, Gün Sazak kalitesinde insanlardı. Ülkücü hareket bundan sonrada  daha birçok Gün Sazakları yetiştirebilecek kabiliyettedir.

 

Başbuğ Gün Sazak için diyor ki:

 

“Değerli arkadaşım, Gün Sazak, inandığı dava uğrunda şehit oldu. O ölmedi, her zaman aramızdadır, aramızda yaşayacaktır; hatırası ile fikirleri ile davası ile Türk milletine güç verecektir, hız verecektir. Şehitler ölmez. Allah rahmet eylesin.”

 

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun Gün Sazak için yazdığı şiir:

 

Kurudu göller pınarlar canım gitti, 
Devrildi iri çınarlar niye gül fidanım gitti? 
Bölünmesin diye Millet, baki kalsın diye Devlet 
Dağlar gibi kemikli et, seller gibi kanım gitti... 

Paramparça idi ruhum ellerinde bir yumruğum... 
Tufanı bu mudur nurun diye arşa ölüm gitti... 

Hey yakınlar uzaklar bekler pusular tuzaklar 
Tufana dönüşşün Sazaklar göz ışığım günüm gitti 
Yetim kaldı körpe canlar feryadını nice dağlar 
Gün doğmak üzere ağam gün batarken inim gitti 

Bu bir nesildir sürekli gözü pek çatal yürekli 
Zor günlerinde gerekli tuğ gibi gençliğim gitti 
Sakarya eski yiğitli, Bağrı kan süslü yiğitler... 
Zülfen gözlü yiğitler gitti ya gitti...

 

4 Ocak 1968 Ankara Türk İslam davasının 22 yaşındaki ilk şehidinin Ruhi KILIÇKIRAN’IN Ankara site yurdunun da iftiranı açtıktan sonra şehit olmuştu.  Giyecek ikinci bir gömleği dahi olmayan her akşam yıkayan ter kokmasın diye temizliğine önem gösteren, kâfir komünist militanın tövbe hâşâ yaradana küfür etmesine karşı KILIÇKIRAN komünist militana vurarak birkaç masa öteye fırlatmıştır. Tek başına karşı gelen KILIÇKIRAN orada şehit olmuştur. İlk şehidimiz şerefsiz ellerce yapılmışken 1980 döneminde ki son şehidimiz Selçuk DURACIK ve arasında yer alan yüzlerce şehidimizi unutmak tabiî ki mümkün değildir.

 

27 Mayıs Ülkücü Şehitleri anma gününde, Gün Sazak Bey’in nezdinde devlet, millet, bayrak uğruna hayatlarını kaybetmiş kutlu dava yolcusu dava şehitlerimiz olan Ruhi KILIÇKIRAN’ın davası uğruna şehit olmasıyla başlayan süreçte nice umutlar, fidanlar kefenlerine koşarak gittiler. Şehitlerimiz, nura doğru koştular. Kırıkkale’li Osman ARICA, Oğuzhan AKINCI, Baki YEŞİLOĞLU ve Süleyman ÖZMEN, Yusuf İMAMOĞLU, Dursun ÖNKUZU, Alper Tunga UYTUN sadece adını anabildiğimiz şehitlerimizden bir kaçıdır. Bunun yanında 12 Eylül yönetiminin, yağlı urganının şerefsiz ellerce boğazlarına geçirildiği; Ahmet KERSE, Ali Bülent ORKAN, Cengiz BAKTEMUR, Cevdet KARAKAŞ, Fikri ARIKAN, Halil ESENDAĞ, İsmet ŞAHİN, Mustafa PEHLİVANOĞLU ve Selçuk DURACIK Şehitlik makamına ulaştılar.

 

Ülkücü hareketin önünü kesmek için yapılmış olan 1980 hükümet darbesi ile devlet tarafından durdurulan bu hareketin vatan, millet, bayrak için yaptığı bu mücadelede verdiği şehit sayısının tam olarak tespit edildiğini düşünmüyorum. Daha kapsamlı çalışmalar yapılması ve gelecek kuşaklara hepsinin mücadelelerinin aktarılması gerekmektedir.

 

Merhum Başbuğumuz Alparslan TÜRKEŞ  ve Gün SAZAK  olmak üzere, Vatan-Türk Milletinin varlığı ve devamlılığı için Hakk’a ulaşan tüm Şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Kabirleri nur, mekânları cennet, ruhları şad olsun. 


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
Hakan Gökkaya
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  16 Aralık 2017 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net