25 Nisan 2018 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
Elbiseler El-Bab'a Ulaştı
İngilizce Sokağı
İngilizce Sokağı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
3 Aylık Bebeğe Böbrek Ameliyatı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
MKE Futbol Turnuvası Başladı
  YAZARLARIMIZ
SİZ BU MİLLETİ NE ZANNETTİNİZ
02 Haziran 2017 Cuma Bu yazı 7063 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Yaşlı Dünyamız hızını artırdı, zaman hızla akıp gidiyor. Doğruluğu konusunda ilim sahibi değilim, lakin Müslümanlar arasında sıkça zikredilen Peygamber Efendimizin şu Hadis-i Şerif’i başlangıç sözüme en iyi delil olacak nitelikte; “Zaman yaklaşır. Öyle ki yıl bir ay gibi, ay bir cuma/bir hafta gibi, hafta bir gün gibi, gün bir saat gibi, saat ise, bir anda yanıp kül olan hurma ağacının dalı gibi süratle gelip geçer. Ayrıca o zamanda bulunan insanların seviyesi –genellikle- birbirine yaklaşmış olur. Hayırlı işler yapmamakta, kötülük yapmakta insanlar aynı düzeyi paylaşmış olur." (İbn Hacer, 13/16)

Hızla akıp giden zamanı durdurmak yâda yavaşlatmak ancak ve mutlak Yüce Allah (C.C)’ın hükmündedir. Biz insanlara düşen ise hızla akan bu zamanı en iyi şekilde yönetip, topluma ve kendimize faydalı işler yapabilmektir…

Yüce Rabbimiz tarafından müjdelenen, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesinin bulunduğu başlangıcı rahmet, ortası mağfiret; sonu ise Cehennem ateşinden kurtuluş olan Ramazan Ayının ilk günlerini idrak ederken zamanın hızla akışına tanık oluyoruz. Dünyamızın ve Ülkemizin gündemi mütemadiyen değişmektedir. Sabah-Akşam farklı olaylara şahitlik edebiliyorsunuz.

Dostla- Düşmanın sıkça taraf değiştirdiği,  güvenle-güvensizliğin rol modellerini yitirdiği, müttefik ortaklık ya da stratejik ortaklık kavramlarının içinin boşaldığı, anlı şanlı devletlerin kendi yarattıkları Terör Grupları (Daeş-Pkk-Pyd/Ypg-Fetö/Pdy vb. gibi) ile kardeş olduğu bir zamandan geçiyoruz. Anlayacağınız sevgili okurlar Dünyamız Puşt’un ve Kış’ın hegomanyası altında bindi bir alamete gidiyor kıyamete.

Dünyayı bir zamanlar iki kutba ayırarak yönetenler, bugün ise küreselleşme safsatasıyla (yenidünya düzeni içerisinde) yeniden dizayn etme mühendisliğini yapmaktadır.

ABD ve Rusya müşterek menfaatlerinde birleşebilmekte, ABD Başkanı Donald Trump Suudi Arabistan kralı Selman bin Abdülaziz ile 280 Milyar Dolarlık stratejik işbirliği anlaşmasını ( 110 Milyar Dolarlık kısmı silah satışı) kılıç dansı ile Müslüman dünyasına ilan edebilmekte, Emperyalist devletler Orta Doğu haritasını yeniden çizmektedirler. Türkiyenin stratejik ortağı olduğunu en son 16 Mayısta yenileyen ABD Yönetimi kendi menfaatleri doğrultusunda Orta Doğu haritasını (bir zamanlar kominst ilan ettiği) Sovyet Rusya ile birlikte çizmekte;  Büyük Orta Doğu Projesi adı altında PKK Terör Örgütünün kolu olan PYD/YPG Terör örgütlerini Suriye ve Irakta ağır silahlarla eğit-donat ve yönet yöntemiyle örgütleyerek Müslüman Dünyasının başına yeni bir çorap örmektedir.

Dünyanın başına bela İsrail Oğullarının Filistin topraklarında kurduğu İsrail Devletinin sınırlarını kutsal saydıkları topraklara doğru genişletmek amacıyla Irakta kurdurdukları Kürt Devletinin yanına ilave edecekleri Suriye Kürt Devleti ile oluşturacakları 400-500 binlik Gri Kürt Ordusu acaba kimin başına bela edilecektir?

İngiliz Siyasetinin sonucu doğan Avrupa Birliği, Kraliyet ailesinin alî menfaatleri doğrultusunda ne zaman dağıtılacaktır.? Merkelin, Macronun, Mark Rutte’nin bu dağılmayı önlemek için çabaları kafi gelecek midir.?

Bu planlar karşısında Çin’in, Hindistan’ın, Japonya’nın hatta Kuzey Kore’nin (Pasifik Ülkelerinin) tavrı ve atakları ne olacaktır?

Ön Batı Asya da (Umman Denizinde) İran İslam Cumhuriyetinin karşı stratejileri ne olacaktır?

Çıktığı Kutlu Yürüyüşte Anadolu’yu Yurtluk olarak ilan etmiş Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Kavim Kardeşleri olan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkmenistan ve Özbekistan’ın dik duruşu nasıl tecelli edecektir.?

Yaşlı Dünyamızın hızla kat ettiği yolculukta, hızla cevaplanması gereken sorulardan bazılarını Analiz ederek siz değerli okurlarımın bilgilerine arz ettim. Bu minvalde Necip Türk Milletimin 16 Nisan’da yüzde 51 ile onayladığı Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin gerekçesini sanırım bir kez daha başka bir pencereden gösterme imkânım olmuştur…

Bulunduğu Yüzyılda ufku görebilen bir yeteneğe, ordusunu iptidai şartlar altında yöneten ve sayısız zaferler kazandıran askeri bir dehaya, milletinin geleceğini hazırlamada ki usta bir bilgeliğe ve Türk Milletinin çıktığı Kutsal Yolculuğu bilen; Allah (C.C) ve Muhammed (s.a.s) Davasının ferasetine ve nezaketine muktedir Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün ve Silah Arkadaşlarının emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini canı-cananı gören bir kardeşiniz olarak içinde bulunduğumuz hayır-mübarek günlerde daha çok “Birliğe ve Beraberliğe” ihtiyacımız olduğunu biliyor ve yazıyorum.

Konuyla ilgili olarak; Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin Kurucu Cumhurreisi Başbuğ Atatürk’ün engin görüşlerini ifade eden pasajları bilgilerinize sunuyorum:

“Efendiler, bu dünyada en az yüz milyondan fazla nüfusa sahip büyük bir Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği oranında tarih anlamında da bir derinliği vardır. Efendiler, bu derinliği isterseniz iki ölçütle ölçelim. Birinci ölçüt, tarih öncesi devirlere ilişkin ölçüttür. Bu ölçüte göre Türk milletinin büyük atası olan Türk adındaki insan, ikinci insanlığın babası Nuh Aleyhisselâm’ın oğlu Yafes’in oğlu olan kişidir. Tarih dönemlerinin belge bulmakta pek hoşgörülü olduğu ilk evrelerine biz de hoşgörülü olalım. Fakat en açık ve en kesin ve en objektif tarihsel kanıtlara dayanarak diyebiliriz ki Türkler on beş yüzyıl önce Asya’nın göbeğinde büyük devletler kurmuş ve insanlığın her türlü yeteneklerini gerçekleştirmiş bir unsurdur”

“Efendiler, yine bilinmektedir ki dünya yüzünde yüz milyonluk bir Arap kitlesi vardır ve bunların Asya’daki kısmı Arap Yarımadası’nda yoğun olarak bulunur. Peygamberliğe ulaşmış olan Fahr-ı Âlem Efendimiz (Hazret-i Muhammed) bu Arap kitlesi içinden Mekke’de dünyaya gelmiş bir mübarek varlıktı. Tanrı birdir ve büyüktür ve bu büyük olan Allah insanları yarattığı andan Cenab-ı Peygamber’in ölümüne kadar onları aydınlatmak, doğru yolu göstermek için aracılarla onlarla ilgilenmiştir. Allah, kullarının bir gelişmişlik noktasına ulaşmasına kadar kendi araçlarını kullanmasını tanrılığın gereklerinden saymıştır. Onlara Hazret-i Âdem Aleyhisselâm’dan başlamak üzere sınırsız peygamber ve elçiler göndermiştir. Peygamberimiz aracılığıyla en son dinsel ve yaşamsal gerçekleri verdikten sonra artık insanlık ile aracı ile ilişkide bulunmaya gerek görmemiştir. İnsanlığın kavrayış, aydınlanma ve gelişme düzeyleriyle her kulun, doğrudan doğruya Allah tarafından gönle doğan şeylerle ilişki kurma yeteneğine ulaştığını kabul etmiştir ve bu nedenle Hazret-i Muhammed son peygamber olmuştur.”

Bir Kızılderili Atasözü şöyle diyor; “Yanlışı gören ve elini uzatmayan, yanlışı yapan kadar sorumludur.” Allah (C.C) bizleri sorumluluğunu bilen ve yerine getirme gayreti içerisinde olan kullarından eylesin. Ramazan-ı Şerifin Rahmeti-Bereketi- Affı Mağfireti Müslüman Kardeşlerimin ve Kavim Kardeşlerimin üzerine olsun…

Sağlıcakla Kalın…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Nisan 2018 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net