15 Aralık 2017 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Uygulayarak öğreniyorlar
Uygulayarak öğreniyorlar
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
  YAZARLARIMIZ
TÜRKMEN AGASI DÜNDAR TAŞER 1925-1972
12 Haziran 2017 Pazartesi Bu yazı 3842 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Özgeçmişi

1925 yılında Gaziantep'te doğdu  Anadolu’ya ilk gelen ailelerden. Aile Tatvan’dan Antep’e gelir. Dede, Yavuz Sultan Selimin Mısır Seferine katılır. Seferden sonra kendilerine Antep civarında geniş araziler verilir. Aile böylece Antep’e yerleşir. Köklü ve gelenekli bir aileye mensuptur. Aile ve aile çevresinde köklü ve derin bir Türk terbiyesi almış. Çocukluk ve okul yıllarını burada geçirmiştir. Ailesinin desteği ve kendi isteği ile kara harbokuluna girmiş, bu okulun tank sınıfından teğmen olarak mezun olup ordu saflarına katılmıştır. Bilahare kurmay subay imtihanını başarı ile vererek kurmay olmuştur. Ordu saflarında başarı ile hizmet vererek kurmay tank binbaşılığına kadar yükselmiştir.

Sürgün Dönemi

1960 yılı 27 Mayısta yapılan ihtilale katılmış ve 38 kişilik milli birlik komitesinde yer almıştır. İhtilalden kısa bir zaman sonra, ihtilal içindeki ahengin bozulması ve o zaman ki CHP'nin ihtilal komitesi üzerindeki baskısının artması üzerine ihtilalin yüksek subayları yani generalleri Dündar Taşer'le birlikte 14 arkadaşı ile yakın tarihte”14 ler Olayı” ve “13 Kasım darbesi” olarak bilinen tasfiye operasyonu sonucu  yurt dışına sürdüler. Taşer'in kısmetine İsviçre'nin Zürih şehri çıktı. Orada T.C. büyükelçiliğinde askeri ateşelik yaptı.

Yurda döndükten sonra zaten erken ve mecburi emekli edildi. Sonra siyasi hayata girdi. Alparslan Türkeş, Muzaffer Özdağ, Ahmet Er, Numan Esin, Rıfat Baykal gibi darbede yer alan , birlikte sürgüne gittikleri  arkadaşıyla CKMP (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) ne girdi. 1969 da bu partinin adı Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirildi. Komüzim'e karşı olarak Ülkü Ocakları'nı kurdu. 

30-31 temmuz 1965 tarihlerinde yapılan kurultay’da GİK üyeliğine seçilmiştir. 1967 Kurultayından sonra Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilmiş, partide Türkeş’ten sonra ikinci adam olmuştur.

1965 Gaziantep milletvekili adayı, 2 Haziran 1968 seçimlerinde senatör adayı, 1969 Genel seçimlerinde İstanbul milletvekili adayı olmuş ancak seçilememiştir.

Ölümü olan 13 Haziran 1972 ye kadar MHP'de milli devlet güçlü iktidar için mücadele etti. Talihsiz bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrıldı, hakka yürüdü. Cenazesi 15 Haziran Perşembe günü Hacı Bayram Camii’nde kaldırılmıştır.

 O'nu rahmet ve şükranla anıyoruz. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

Hizmetleri

Milli Hareket, Devlet Gazeteleri ve Töre dergisinde yazdığı yazılar ve parti sözcüsü olarak beyan ettiği görüşleri, milliyetçi hareketin ideolojik çizgisine yön vermiştir. Genç Ülkücüler Teşkilatı ve Ülkü Ocakları’nın kurulması ve gençlerin buralarda eğitiminde önemli görevler ifa etmiştir. Bu teşkilatlarını sohbet toplantılarına sık sık katılarak milliyetçi gençlerin yetişmesine büyük katkı sağlamış, sohbetlerinde şu üç konuya özellikle temas etmiştir:

1-İslam Ahlak ve fazileti,

2-Türklük ve tarih şuuru,

3-İla’y-ı Kelimetullah için Nizam-ı Alem.

Siyaseti milletine ülkesine hizmet yolunda bir araç olarak gören Taşer, erdemli ve dürüst olmayı şiar edinmiş gerçek bir dava adamıdır. Tarih, kültür ve siyaset konularındaki bilgisi ve keskin zekasıyla etrafında hep hayranlık uyandırmıştır. Onun 1960’lı ve 70’li yılların başında yapmış olduğu tespitlerin doğruluğu bugün daha iyi idrak edilmektedir.

Hayatı Türk milliyetçiliği yolunda mücadelelerle geçen Dündar Taşer milli meselelerde daima vecd halinde, sanki ibadet halindeymiş gibi meselelerin üzerine eğilirdi. Geniş ve derin kültürü, keskin ve çarpıcı zekası, sarsılmaz imanı ve karakteri ile Türk milliyetçiliğinin mümtaz simasıydı. Dündar Taşer Türk tarihine vakıf, geniş bir kültüre sahipti.

Gençlerle

 Gençlerin yetişmelerine büyük önem verir, bundan dolayı da gençlerle sık sık bir araya gelirdi, Israrlı ve sabırlı bir tarih okuyucusu idi. Tarihe bakışı geçmişi öğrenmeden daha öte bir mana taşır, tarihi bir laboratuvar olarak değerlendirerek olayları yorumlar, günümüz ve gelecek için dersler çıkarırdı. Derin ve şuurlu kültürü içinde sağlam bir muhakeme tarzına, akıcı ve heyecanlı bir uslüba, keskin ve ilk hamlede meselelerin özüne giriveren tahlilci bir özelliğe sahiptir. Hangi konuda konuşup yazdıysa verdiği hükümler doğru çıkmıştır. Teşhis, tesbit ve yorumları olaylarca doğrulanmıştır. Olayları ve meseleleri Türk milliyetçiliği açısından değerlendirmiş, bakışı da bu tarzda olmuştur. En karışık hadiseleri, bir bakışta teferruattan ve yanıltıcı unsurlardan sıyırıp, sebep ve netice arasında basit fakat sağlam bağlar kurar. Kutsal bir dava ve onun mücadelesinin yolcusuydu. Ülkenin meselelerine ışık tutmaya devam etmek ve ölümünden sonra da yaşamak, rahmetli Dündar Taşer'in büyüklüğünü gösteriyor. Her geçen gün biraz daha vatan sathını örten bayraklaşmada rahmetli Dündar Taşer'in payı giderek artıyor. Büyük dava adamı, halk adamı, insan sevgisiyle dolu ve bağışlayıcı bir ruh sahibi olan Dündar Taşer tam bundan 22 yıl önce aramızdan ayrılmıştı. 

Ne Dediler

Erol Güngör şöyle söylüyor Taşer hakkında: “Cami avlusunda bulunmuş bir çocuk olmadığımızı, şerefli bir aileye mensup bulunduğumuzu anlatmak istiyordu. Bir kargaşalıkta babasını kaybederek yetimhaneye konulan çocuk, dünya kadar bir mirasa dayandığını öğrenmeliydi.” Taşer’in gayreti değişimlerin, devrimlerin, inkılapların tazyikiyle maddi ve manevi yapısında gedikler açılan, büyük ummanlarda yalpalayan Türkiye gemisinin salim limanlara sağ salim ulaşabilmesi içindi. Milletimizin büyüklüğünü, zorluklar karşısındaki direncini, fedakârlığını çok iyi biliyordu ve tarih bilincini yeniden uyandırmakla bu hasletlerin ayağa kaldırılacağından emindi. Yeter ki gaflet uykusundan uyanalım. Yeter ki emaneti taşımanın şuuruna erelim.

Taşer ve Türkeş

Siyasetin kirli oyunlarına hiç bir dönem alet olmamıştır. Ekilmek istenen fitne ve fesat tohumlarına karşı karakterine ve savunduğu davanın icaplarına yakışan şekilde cevap vermiştir.Ülkücü Hareket için Alparslan Türkeş kadar önemli bir konumu olan, davanın çilesini Türkeş ile birlikte çeken Taşer, hiç bir zaman davadan dönmemiş, davasına ve liderine ihanet etmemiştir. Çok defa davanın başında neden kendisinin olmadığı sualleri sorulmuş ancak o, Türkeş’in liderliğini milli hafızaya perçinleyen şu sözle cevap vermiştir.

“Türkeşin yanlışı benim doğrumdan daha doğrudur”

Keza aynı şekilde, kendisi için Milliyetçi hareket içinde “müthiş bir insan” tarifi yapılan Dündar Taşer, Adana’da yapılan CKMP kongresinden önce yanına gelen bir gruba:

“Neden Alparslan Türkeş? Sen çok daha bilgilisin. Çok daha güzel konuşuyorsun. Çok daha etkileyicisin. Niçin hareketin başına sen geçmiyorsun? diye sorduklarında:

“Dedikleriniz doğru değil, ama doğru olduğunu bile kabul etsek, olmaz” cevabını vermiştir.

Taşer, “Çünkü, bir duvarın yıkılması gerekiyorsa, ben balyoz ararım. Bulamazsam, bir iki tekme atar, gövdem ile yoklarım. Olmazsa vazgeçerim. Ama, Türkeş farklı. O sonuna kadar mücadele eder. Vücuduyla yüklenir, kafasıyla vurur. Düşer bayılır, sonra tekrar devam eder. Türkeş, o duvarı yıkar.”

“İşte lider odur.” diyerek, hiç bir zaman yüreğinde fitne ve fesat tohumunun yeşermesine izin vermeyen tam bir nefis mücahidi olduğunu da göstermiştir.

Alparslan Türkeş’in de Dündar Taşer’e olan sevgisi çok derindir. Taşer’in beklenmedik ölümü üzerine Alparslan Türkeş şu cümleleri söylemiştir:

“Aziz Taşer, ömrünce Türk milletini sevmenin, büyüklüğüne inanmanın sırrına ermiş, hayatının gayesini milletine hizmette görmüş, dünya hırslarına iltifat etmemiş, biç bir mevkinin cazibesine kapılmamış, tam bir Türk Milliyetçisi olarak yaşamıştın.

Hayatının gayesi saydığın müşterek ülkümüzün zafere ulaşması uğrunda, birlikte kurduğumuz iman ocağının sönmeden yanacağına ve bir gün milletimizin kara talihinin değiştirileceğine manevi huzurunda söz veriyoruz. Seni dâva arkadaşların ve bütün memleketimiz gelecek yıllarda daha iyi anlayacak ve mânevi şahsiyetinin, takipçisi olduğumuz kutsal dâvamızda bizlere destek olacağına inancımız tamdır.”

Bazı Veciz Sözleri

Milliyetçi hareketin temel vasfı:Türk’e zarar vermeyene müsamaha,Türk’e fayda vereni himayedir.

Ülkücü, ipeğe sarılmış çeliktir.

Biz büyük bir milletiz. Büyük milletlerin zaferleri ve ıstırapları da büyük olur.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
OKTAY KIRLANGIÇ  -  12-06-2017 - 14:47
RAHMETLE ANDIĞIMIZ DÜNDAR TAŞER GÜNÜMÜZ SÖZDE MİLLİYETÇİLERİ İÇİN ÖRNEK OLACAK BİR ŞAHSİYETTİR! VEFATI ÜZERİNDEN NİCE YİRMİLİ YILLAR DA GEÇSE, DÜN GİBİ ANILACAK ve HATIRLANACAKTIR. ÜÇ KURUŞLUK ÇIKAR ve MENFAATİ İÇİN GÜNÜMÜZDE TOPAÇ GİBİ DÖNEN KARAKTERSİZLERİN BİR BU ABİDE ŞAHSİYETLERİ, BİR DE KENDİ SEVİYESİZLİKLERİNİ İNCELEMELERİ ÇOK UYGUN OLUR SANIRIM. ZİRA RAHMETLİ YAZICIOĞLU NE DİYOR: İKİ SANİYE SONRASINA HÜKMEDEMEDİĞİN BİR HAYAT İÇİN FIRILDAK OLMAYA NE GEREK! HEPSİNİN DE RUHU ŞAD, MEKANI CENNET OLSUN, AMİN . . .
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Hakan Gökkaya
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  15 Aralık 2017 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net