16 Aralık 2017 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Uygulayarak öğreniyorlar
Uygulayarak öğreniyorlar
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
  YAZARLARIMIZ
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN TAPU SENEDİ LOZAN BARIŞ KONFERANSI 24 Temmuz 1923
25 Temmuz 2017 Salı Bu yazı 2348 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Türkiye Cumhuriyeti’mizin uluslararası hukuk ve diplomasi alanında onaylanması ve bir tür tapusu olan  ( Lausanne )Lozan Barış Antlaşması’nın üzerinden 85 uzun yıl geçti. Lozan'ın Türkler açısından önemini kavrayabilmek için Sevr'i iyi bilmek gerekir. Bu anlaşma ile Osmanlı Devleti'nin çöküşü ve Türklüğün bitişi gerçekleştirilmek isteniyordu. Türk Milleti, Gazi Mustafa Kemal' in önderliğinde ''Ya İstiklal ya ölüm'' parolasıyla savaşarak ülkemizi düşmanlardan temizlediler.


27 Ekim 1922 günü, işgalci güçler, yeni bir oyunu, bir tuzağı yürürlüğe koydular. Lozan Barış Konferansı'na İstanbul ve Ankara hükümetlerini birlikte davet ettiler. Konferansta Ankara-İstanbul çelişkisi yaratmak istiyorlardı. Bu durum, Kuvayı Milliye ruhunun egemen olduğu Millet Meclisi'nde çok sert tepkiyle karşılandı. Meclis Osmanlı saltanatına son verdi (1 Kasım 1922)

Lozan'a gitmek için o sırada Ankara'da çok aday vardı. Hükümet Başkanı Rauf Orbay , Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir , Lozan'a baş delege gitmeyi arzuluyorlardı.

Mustafa Kemal, güvendiği, kendisiyle uyumlu çalışacağına inandığı, İsmet İnönü 'yü Ankara'nın temsilcisi olarak Lozan'a göndermek istiyordu. İnönü savaştan sonra Mudanya Ateşkes Müzakerelerinde de başarılı olmuştu. Önce Meclis'te Dışişleri Bakanı olarak seçildi ve baş delege olarak atandı. Heyetin aslî diğer üyeleri ise, Dr. Rıza Nur (Sağlık Bakanı), Hasan Saka (Maliye Bakanı) Bunların dışında, heyette ayrıca 30'dan fazla müşavir, uzman, danışman, kâtip, idareci statüsünde adam vardı. (İsmet Paşa, Konferansın ikinci safhasında bu heyeti büyük çapta değiştirmiştir.)

 

Tarafsız bir ülkenin şehri olarak Lozan (İsviçre) görüşmelerin yapılacağı yer olarak seçilmiştir.

Konferansa delege seviyesinde katılan ülkeler şunlar: İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, Rusya ve Yugoslavya.

 

Lozan Barış Konferansı'nda, yalnız Yunanistan'la bir hesaplaşma ve savaşa son veren bir barış antlaşması yapma söz konusu değildi. Aynı zamanda, I. Dünya Savaşı'nın galipleri ile hesaplaşma, hukuki ve siyasi yönden uyuşmazlıkları çözümleme, yüzyıllardan beri süre gelen sorunlara çözüm aranmaktaydı. Açıkça, "Doğu Meselesi" bütün konferansın ağırlık merkezini oluşturuyordu.

 

Barış Konferansı, 20 Kasım 1922 Salı günü saat 16'da Lozan şehrinin Mont Benon Gazinosu'nda toplandı. Tarafsız İsviçre Konfederasyonunun Başkanı Habab'ın konuşması ile açıldı. Lord Curzon'dan sonra söz alan İsmet Paşa (İnönü), daha ilk andan itibaren istiklal ve hakimiyet davasını önemle belirtmiş, "Bütün medeni milletler gibi hürriyet ve istiklal istiyoruz" diyerek sesini duyurmuştur.

Konferans, 4 Şubat'da Antlaşmazlık yüzünden kesilmiş, 23 Nisan 1923'te ikinci defa toplanarak, 24 Temmuz 1923'te Barış Antlaşması imza edilmiştir. Lozan Barışı sekiz aylık çetin ve uzun bir müzakere devresinden sonra, Lozan Üniversitesi'nin tören salonunda imzalanmıştır. Lozan'da imzalanan bu belgelerle, sadece bir barış Antlaşması yapılmamış, aynı zamanda Türkiye ile Batı devletlerinin siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal ilişkileri yeni baştan düzenlenmiştir.

Lozan Barış Antlaşması önsözünde, devletlerin istiklal ve hakimiyetine saygı gösterilmesi ilkesine yer vermiştir. Bu ilke, yeni Türkiye'nin 1. Dünya Savaşı'nın galipleri ile eşit şartlar altında, Lozan'da siyasi bir mücadeleye giriştiğini gösteren bir hükümdür. Türk istiklal ve hakimiyetinin tanınması bakımından da önem arz eder.

 

Esas Barış Antlaşması, bir önsöz ve 5 bölümden oluşan 143 maddedir.

Lozan Barış Antlaşması'nda düzenlenen önemli konular aşağıda özetle belirtilmiştir.

 

SINIRLAR

Güney Sınırı

20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması gereğince, Fransa ile anlaşılarak güney sınırı kararlaştırılmış, Lozan'da bu sınır sadece teyit edilmiştir.

Irak sınırı

Irak sınırı uyuşmazlığı çözülememiştir. Antlaşmada, Türk topraklarının tahliyesinden itibaren, bu uyuşmazlığın dokuz ay zarfında dostane bir şekilde halledileceği belirtiliyordu.

Batı Sınırlarımız

Yunanlılarla sınır, Misak-ı Milli'ye uygun,Meriç nehri sınır olmak üzere düzenlenmiştir. Karaağaç ve çevresi Yunanlılardan alınarak savaş tamiratı karşılığı Türkiye'ye bırakılmıştır. Ege Denizi'nde Bozcaada ve İmroz Türkiye'ye verilmiştir. Ayrıca, Yunanlıların elinde bırakılan Anadolu kıyısına yakın adalar da, askersiz hale getirilmiştir.

Azınlıklar

Birinci Dünya Savaşı'na son veren barış antlaşmalarında azınlıkların himayesine ait hükümler mevcuttur. Lozan Barış Antlaşması'nın bu hususla ilgili hükümleri incelendiğinde, azınlıklar bir ayrıcalığa sahip olmamışlardır. Türk tebaasından sayılan gayri Müslimlerin kanun ve hukuk düzeni önünde eşitliği söz konusu olmuştur. Antlaşmanın 42. maddesi ile gayrimüslim azınlıklar yararına olarak kabul edilen şahsi haklar ile aile hakları, Medeni Kanunumuzun yürürlüğe girmesi ile önem ve anlamını yitirmiştir. Böylece Patrikhanelerin dünya işlerinde ve azınlıkların şahsi muamelelerinde hiç bir yetkileri kalmamıştır.

Kapitülasyonlar

Kapitülasyonlar, adli, mali ve idari sahada yabancılara tanınan imtiyaz ve muafiyetlerdir. Antlaşmanın 28.maddesiyle, kapitülasyonlar bütün sonuçları ile birlikte kaldırılmıştır.

Savaş Tazminatları

1.Dünya Savaşı'nın galipleri, bizden 1.Dünya Savaşı sebebi ile tazminat talep ettiler. Ayrıca buna ek olarak, işgal masraflarını, kendi tebaalarının zarar ve ziyanlarını da eklemişlerdir. Savaş içinde Almanya'dan borç karşılığı rehini bulunan beş milyon altın ve savaş yıllarında İngiltere'ye sipariş edilen donanma bedeli de kendi ellerinde bulunduğundan, bizlere verilmemiş ve tamirat karşılığı tutulmuştur.

1. Dünya Savaşı'na giren mağlup devletlere ciddi bir mali yük olan bu beladan, geleceğe bir borç bırakılmadan, sadece fiilen elimizde bulunmayan meblağ karşılık gösterilerek, büyük bir başarı ile sıyrılınmıştır.

Türkiye, Yunanistan'ın harbin devamından ve bunun neticelerinden doğan mali vaziyetini dikkate alarak, tamirat hususunda her türlü taleplerinden Karaağaç ve çevresinin Türkiye'ye bırakılması şartı ile vazgeçmiştir.

Borç Sorunu

Borçlar, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletlere de gelirle orantılı olarak bölünmüştür. Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğunun Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan'a olan borçları bu devletlerle de yapılan antlaşmalarla 1.Dünya Savaşı'nın galiplerine devredilmiştir.

Osmanlı amme borçlarının diğer çetin bir safhası da tediye edeceğimiz borçların hangi para ile ödenmesi hususunda kendini göstermiştir. Karşı taraf bunu altın veya sterlin olarak talep etmiştir. Biz, Türk parası ve Fransız frangı olarak ödemeyi teklif ettik. Aradaki fark muazzam meblağlara varmasına rağmen, burada da görüşümüz kabul edilmiştir.

Boğazlar

1- Gelibolu yarımadasında, Çanakkale’de ve İstanbul Boğazı'nda iki taraflı dar bir bölge askersiz duruma getirilecekti. Türkiye bir savaşa girecek olursa Boğazları silahlandırabilecekti.
2- Yabancı savaş gemilerinin savaş ve barış zamanlarında Boğazlardan geçişleri, kurulacak bir Boğazlar Komisyonu tarafından, Konferans'ta kararlaştırılan ilkelere göre incelenecek ve kontrol edilecekti. Komisyon’a bir Türk üye başkanlık edecekti.
Bu Sözleşme, 1936'da Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiştir. Milli hakimiyeti sınırlayıcı hükümler kaldırılmış, milli çıkarlarımıza uygun hale getirilmiştir.

Nüfus Değişimi

Lozan'da çözümlenen bir diğer önemli sorun da, İstanbul'da yaşayan Rumlarla Batı Trakya'da yaşayan Türkler hariç, Türkiye'deki bütün Rumlarla Yunanistan'daki Türklerin değiştirileceğini öngören sözleşmenin, Barış Antlaşması'na ek olarak konmasıdır.

 

Lozan Barış Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı'nın sağladığı, Türk milletinin hayati haklarını ve emellerini gerçekleştirdiği bir eserdir. Lozan aynı zamanda, Orta Doğunun en önemli bölgesinde, barış ve güvenliği kurmak ve devam ettirmekle dünya barışına da hizmet etmiştir.

Lozan, emperyalistlere baş kaldırmak, ilk kurtuluş ve bağımsızlık savaşını yapan Türklerin varlığını ve yeni Türk devletini tartışmasız kabul eden uluslararası bir belgedir.

 Barış Konferansı'nda her şeyden ödün verebilirdi ama, yeni Türk devletinin siyasal ve ekonomik bağımsızlığından asla... Günümüz siyasetçilerinin ders almaları gereken Lozan bugün özellikle AB’nin baskıları, Okyanus ötesi emirler doğrultusunda vakıflar yasası çıkarılmış ve Lozan delinmiştir.

 

Mustafa Kemal Lozan için ne dedi !

Lozan Barış Antlaşması, Türk Ulusu’na yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşmasıyla tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastin yıkılışını anlatan bir belgedir.
Osmanlı tarihinde benzeri bulunmayan bir siyasal utku eseridir! ”(1927, Söylev, II, syf. 76, 24.07.1933, Hakimiyet-î Milliye Gazetesi)

 

Devletimizin Kuruluş tapusu olan Lozan Anlaşmasının yıldönümünde sevapları ve günahları ile sahip çıkmalıyız Bu anlaşmada elde ettiğimiz imkanları kaybetmemek en büyük arzumuzdur.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
Hakan Gökkaya
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  16 Aralık 2017 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net