21 Kasım 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
  YAZARLARIMIZ
KADİM DOSTUN ARDINDAN
16 Ağustos 2017 Çarşamba Bu yazı 3006 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Ağladım, örtümü üstüme çekip. Göl ettim yastığı gözyaşı döküp. Beklerken kapında boynumu büküp. Belki bulamazsın ULUSOY’ unu! ‘’

          Evet, bundan otuz otuz iki sene öncesine, 1985 – 86 ya dayanan bir dostluğumuz vardı yukarıdaki satırları kaleme alan ve şu anda da bulamayacağım kadim dostum Hasan ile!

          O yıllarda birlikte köşe yazdığımız mahalli gazetenin bürosunda tanışmıştım. Genç, bilgili, bilinçli, imanlı, hak bildiğini ifadeden çekinmeyen, inandığından dönmeyen ve yazmaktan da çekinmeyen, mert yürekli, kalemini şerefiyle kullanan, onuruyla yaşayan, içindeki yanardağın volkanlarının lavları şiir olup satırlara sığmayan bir yiğit kişiliğe sahip, kelimenin tam anlamıyla adam gibi adamdı o yaşlarda. Ve hep te öyle yaşadı bir ömür boyu.

          Tanışmamızdan öncesinde ki benim gazeteciliğe intisabım evveli itibariyle kendisi bu sektör içinde çeşitli görevler ifa etmiş. Daha 18’ li yaşlarda Liseli Genç Dergisi İdare Müdürlüğü yapmış. 80 İhtilâli öncesi, adamın gölgesine kurşun sıkıldığı o dönemlerde ve devam eden süreçte, o günlerin hatırı sayılır gazeteleri Hergün – Millet – Ortadoğu ve yine başka değişik gazete ve dergilerde fikir yazıları, şiir ve makaleler yazarak, gündemin konularıyla haşrolmuş.

          Birlikte aynı gazetede yazdığımız yıllardan birindeki (5 Mart 1987 /Suçlu Kimler?) yazımın son paragrafında, aynı temayı paylaştığımız Hasan’ ın ‘’Asrın Kurbanını Ardından!’’ başlıklı yazısından sitayişle bahsettiğim hatırıma gelince de, ister istemez gözlerim doldu!

          Bir dönem kendisi ‘’SILA’’ adında bir mahalli gazete çıkardı. O dönemde de mahlas isimle ve hasbelkader kalemimizle destek vermeye çalıştık. Fakat gazete resmi ilan alıp ta yaşama sürecini sürdürmeye yetişemeden kapandı.

          Bir dönemde Kırıkkale Belediyesinin Kültür Müdürlüğü görevini ifa etti. O süreç içerisinde Kırıkkale Silah Müzesinin teşekkülüne yönelik fevkalade bir çalışma yürüterek, silahların envanterini çıkartarak ilgili bakanlığın demirbaş kayıtlarına işletilmesini sağladı. Ama kendisinden sonraki dönem için o silahlarla ilgili kamuoyunda çeşitli şaibe ve spekülasyonlar mevcut!

          Belediyedeki görevinden ayrıldıktan sonra bir süre, ekmek kavgasının uğruna Türkî Devletlerine çalışmaya gitti. O dönemlerde bile diyebilirim ki irtibatımızı kesmedik Hasan ile. Ama gurbet acı, gurbet acımasız, gurbet zordur. Hele ki tarihini biliyorsan ve o yaşadığın yerlerin geçmişi sana bir şeyler çağrıştırıyorsa, temelli çekilmez olurmuş! Neticede döndü geri yurduna.

          Geçtiğimiz yıllarda Ankara Büyükşehir Belediyesinin organizasyonlarından birisine ‘’Aşk – ı Divane İdris Altuner’’ ve misafir şair - konuşmacı olarak kendisiyle birlikte bağlama sanatçısı küçük oğlu Rahmet Safa davet edilmişti. Şahsımı da kendisinin onur misafiri olarak ve şiir okumak üzere davet etmişti. O gece yaptığım şahsını tanıtım amaçlı takdim konuşmamı unutamam. Keza video çekim CD’ leri de arşivimin en müstesna eserleri arasında bulunmaktadır.

          Geçen sene bu zamanlar gibi hastalandığını duyup telefonla aradım. Ankara da olduğunu ve önemli bir şeyinin olmadığını, tahlillerin sonunda karar verileceğini söyledi. Biraz endişeli olmakla beraber, durumu anlatım tarzından rahatlamıştım. Sonra teşhisle ilgili olarak kemoterapi başladığını söyleyince, bu defa da kafam karışmıştı! Devam eden aylar içerisinde zaman zaman telefonla, bazen de karşılaşıyor, ayaküstü de olsa sohbet ediyor, gündemi değerlendiriyor ve gidişat için müşterek endişelerimizi paylaşıyorduk.

          Son olarak bir ay kadar önce sağ kolu askılı vaziyette karşılaştığımızda; (- Geçmiş olsun gardaş, koluna ne yaptın?) diye sorduğumda, (- Gardaş, illet vücuda dağılmış, kolumu da sarmış. Onun için askıya aldılar!) dediğinde içim cızz etmişti! Ve anlamıştım ki ‘’Aşağıdan – yukarıdan yolun sonu görünüyor!’’ misali.  

          Temmuzun son haftası itibariyle iki haftalık bir deniz banyosu tedavisi amacıyla Kırıkkale den ayrılmış, 12 Ağustos Cumartesi geriye dönüyordum. İkindi vakti biraz önce geçmişti. Yolda iken bizim ‘’Gönül Dostları – Şairler’’ gurubundan arkadaş Şeker dede GSM’ den aradı. Galiba cenaze namazında beni görememiş olacak ki, (- Oktay Bey, Hasan Ulusoy’ u kaybettik! Senin samimiyetini bildiğim için, göremeyince ya duymadı ya da Kırıkkale de yok diye aradım!) sözleri, araç içerisinde beynimde şimşekler çaktırdı bir an!

          Kendimi toparladıktan sonra; (- Hocam, ben şu anda yoldayım ve tatilden dönüyorum. Hiç kimse de haber vermedi!) dedim. Bir anda moralman bitmiştim. Hemen bizim çocukları arayıp durumun detayını sorduğumda ikisi de; (- Baba yolda olduğun için, moralin bozulmasın diye bildirmedik!) dediler. Dediler demesine de, sen gel bana anlat! Artık bulunduğum mevkiden sonrası Kırıkkale ye kadarını anlatmama gerek yok.

          ‘’ Bir gün geldiğimiz gibi gideriz, Hayatı ölümle bedel öderiz. Gelip gitmek kader mühim değil de, Hesap günü gönderene ne deriz? ’’

          Evet, şiirlerinden birisinde vereceği hesabın inceliğini düşünerek bizlere bu satırları bıraktı. Tabii ‘’Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul – zurna az!’’ dedikleri misal, kıssadan hisseler ile bizleri uyarıp, dikkatimizi çekmeye çalışıyordu.

          Ayakta olduğu müddetçe inandıkları uğrunda çizgisinden milim sapmadan, kimseden korkmadan, kimseye yağdanlık olmadan, hak bildikleri uğrunda yazdığı yüzlerce şiirleri, makaleleri yayımlanan, onlarca kitabı basılan, son nefesine kadar da aynı düstur üzere yazan ve yaşayan, cenazesinde dahi olsun bulunmak nasip olmayan kadim dostun, son bir şiirinin tamamını da, hatırasına izafeten köşeme misafir etmeden geçemeyeceğim.

         ‘’ Öldü Say!

Ölümüm ilanla duyulur sanma,

Kalemim susarsa o gün öldü say!

Başka türlü rivayete inanma,

Bir gaflet basarsa o gün öldü say!

                    Dilimde sevdadan gamlı bir şarkı,
                    Ruhumda İslam’ ın huzuru farkı,
                    Hakikat uğrunda endişe korku,
                    Yolumu keserse o gün öldü say!

                                        Boş dünyada eğlenerek gülüp de,
                                        Kibirlenip kendin büyük bilip de,
                                        Şerefsizler üzerime gelip de, 
                                        Bir bayrak asarsa o gün öldü say!

                                                            Allah´ a bağlanmak farz iken bize,
                                                            Yolunda savaşmak şart hepimize.
                                                            Fitneye düşürüp hak izimize,
                                                            Hainler kusarsa o gün öldü say!

                                                                              Cesareti korku ile yakıp da,
                                                                              Zor günlerde davasından bıkıp da,
                                                                              Kendin bilmez densizlere bakıp da,
                                                                              Davaya küserse o gün öldü say!

                                                                                               Kılma namazımı gelme başıma,
                                                                                          Hâşâ huzur işe mezar taşıma,
                                                                                          İhanet etmişsem yol arkadaşıma,
                                                                                          Alçakça geberip yolda kaldı say! ‘’

          Ruhun şad, mekânın cennet olsun kadim dostum, yiğit gardaşım HASAN ULUSOY.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Nursan Gül Annaç
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Kasım 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net