21 Ekim 2017 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Okulda Cetvelli Saldırı
Okulda Cetvelli Saldırı
4,5 milyon liralık iki atölye
4,5 milyon liralık iki atölye
Sinem Başkanlığa Aday
Sinem Başkanlığa Aday
Yaşam’dan Yoğun Bakım Ücretsiz
Yaşam’dan Yoğun Bakım Ücretsiz
  YAZARLARIMIZ
Kitaplar da Yaşamak
17 Ağustos 2017 Perşembe Bu yazı 2797 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Okumayı ne de çok severim. Okurken kendimi bulduğum özenti değil içtenlikle yazılmış her türlü eseri okumayı severim. Roman, hikâye, şiir, anı, takvim yaprağı  fark etmez. Yeter ki benliğime hitap eden duygularıma düşüncelerime tercüman olan bir eser olsun. Sanatçı olmak da özünde budur bence. Sadece kendi duygu ve düşüncelerini değil başkalarının duygularını da eserlerine yansıtabilmek. Teması doğa olur sevgi olur toplumda infial yaratan bir olay olur ya da insanların coşkularıyla kutladığı bir olay.Yüreğinde hissettirebiliyorsa o heyecanı yeterlidir.Okumayada dinlemeyede doyum olmaz.  Benim favori şiirim: Oktay Rifat’ın Ekmek ve Yıldızlar şiiridir. Ekmeğin yerine çay getiririm arada bir. Yıldızlı gecelerde gökyüzüne bakarken gayriihtiyarî bu şiir dökülür dudaklarımdan:

“Çay ve yıldızlar, Çay dizimde yıldızlar uzakta, Taa uzakta!”

Oktay Rİfat’ın ya da diğer sanatçıların hayat hikâyesini çok da merak etmem. Sadece benimle aynı gökyüzüne bakarak aynı duygularla bu şiiri kaleme aldığını biliyorum. Cengiz Aytmatov’un kitaplarına başlarken daha ilk sayfada kendimi bozkırın ortasında bulmaktır ya da Amin Maalouf’un kitaplarında yüzlerce yıl öncesinde yaşadığı var sayılan karakterlerle aynı pencereden bakmak dünyaya. Anlatmak istediğim sadece kendisinin değil diğer insanlarında ruhuna hitap eden onları anlayan ve anlatabilendir sanatçı. Böyle düşündüğüm için olsa gerek başlangıçta hevesle başladığım kişisel gelişim kitaplarının bir türlü sonunu getiremiyorum. Çünkü yarısından sonrası tekrarlardan süslü püslü ama anlamsız, benzer cümlelerden ibaret. Oysa gösterişten uzak sade bir anlatım çoğu zaman can evinden vuruveriyor insanı. İşte diyorum! Bu içinde bulunduğum durum, duygularım ancak bu kadar güzel ifade edilebilir. Bir ben değilim benimle aynı duyguları aynı düşünceleri paylaşan insanlar var. Bu yüzden kitap en iyi arkadaş, müzik ruhun gıdasıdır. 

Tabi bir de sanat eserlerinin hitap ettiği kitlenin insanı anlayabilme potansiyeli olmalı. Eğer birisi hayatınızda bakışlarıyla kurşun gibi izler bırakmamışsa Sezen Aksu’nun “Son Bakış” şarkısını anlayamazsınız. Sıradan bir şarkı der dinler geçersiniz. Oysa bazen öyle anlar gelir ki bu şarkılar şiirler ortaya çıktıkları anlardaki olaylardan çok farklı coğrafyalarda hayatlarda buluverirler yerini. Okuyan dinleyen sanki beni anlatıyor der biraz şaşkın bir ifadeyle. Oysa bundan daha doğal ne olabilir ki! Sonuçta hepimiz insanız öyle değil mi? Son günlerde bir Allah (C.c.)gani gani rahmet eylesin Eren Bülbül’ün şahadetinden sonra Eren’in fotoğraflarının eklendiği bir Sezen Aksu şarkısını dinlerken hissettim böyle. Kim bilir hangi çocuk için yazılmış eski bir şarkı. Sanki birileri çok önceden Eren’in hikâyesini biliyormuş da önceden hazırlamış şarkısını…

“Bir çocuk gördüm uzaklarda, 
Gözleri kederli hatta korkulu, 
Her şeye rağmen bir an gülümsedi çocuk, 
Sıcak sade ama biraz kuşkulu…”


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Gökkaya
Kırlangıçoğlu Oktay
Fazlı GÜVENTÜRK
Nursan Gül Annaç
İsmail Tekpınar
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Ekim 2017 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net