21 Kasım 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
  YAZARLARIMIZ
MERSİN’ DE İKİ HAFTA
21 Ağustos 2017 Pazartesi Bu yazı 3339 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

          Aslında bu yazım önceki gün yayımlanacaktı. Fakat seyahat dönüşü yoldayken aldığım acı haberden dolayı, vefa borcu münasebetiyle ve hatırasına saygı dolayısıyla rahmetli kadim dostum Hasan ULUSOY için bir şeyler yazmak istediğim için, ufak bir takdim tehir oldu, bağışlayın.             

          Deniz banyosu tedavisi amacıyla ve Temmuz sonu itibariyle iki haftalık bir tatil yapmam söz konusu oldu. Bu münasebetle eşimle birlikte zorunlu olarak Mersin’ e gittik.

          Aynı amaçla geçmiş yıllarda da gitmişliğimiz olduğu için, aynı yer tercihimiz oldu. Ne var ki son iki senedir çeşitli vesilelerle bu imkânı sağlayamamıştım. O itibarla da vardığımızda bu son iki senenin boşluğunu bariz şekilde gözlemleme fırsatım oldu.

          İki sene öncesine kadarki seferlerimde, hemen hemen dikkate değer bir olağanüstülük görmez iken, bu defasında tabir caizse şok oldum. Neden derseniz, bizim Mersin olmuş tersin! Çarşısı pazarı AVM’ leri sahilleri plajları, velhasıl her yer! Nereye baksan hangi yere gitsen, kendini adeta Ortadoğu ülkelerinden birisindeymişsin zannedersin! Her taraf şalvarlı fistanlı peçeli’ den geçilmiyor!

          Bir doksan - iki metre boyunda ızbandut gibi, taşı sıksa suyunu çıkaracak zebellah vatan kaçkınları, burada sahillerimizde keyif turu atarken, bizim garibim Mehmetçiklerimiz onların topraklarını koruma uğruna şehit oluyorlar! Oysa onlar gününü gün ediyorlar!

          Lüks tesislerin yazlık bahçelerindeki dinlenme mahallerinde, şezlonga yahut salıncağa yayılarak oturup, bir eliyle neyi diğini bilemediğim hatuna sarılmış, öbür eliyle de nargilesinin marpucunu tutarak fokurdata fokurdata keyif çatıyorlar! 

          Kendilerince millî giysileri olan fistanın üstünden, bir taraftan göbeklerini kaşıya kaşıya, bir yandan da salına salına yürüyerek, sağa sola caka satışları hiç çekilmiyor doğrusu! Benim vatanımda benim topraklarımda bu havaları kime ve niye diye soruyorum kendime!

          Yine benim vatanıma ve benim topraklarıma sığınarak gelip, bu milletin çoğunluğunun dini vecibeleri ve mezhebi doğrultusunda kıldırılan namazlarımıza muhalefet ederek, kendilerine göre namaz kıldırılmasını talep edebilmeleri densizliğini de kabûl edemiyorum doğrusu!

          Geçtiğimiz hafta Cuma Namazı için Mezitli Teşvikiye Camiine gitmek nasip oldu. Bu vesile ile namaz vaktine kadar birileriyle tanışıp görüşerek bilgi almaya çalıştım. Tanıştığım kişilerden birisi de tesadüfen 90’ yıllarda Kırıkkale de MKE’ de falan çalışmış, emekli olmuş, Kayserili Tacettin URGAN Bey idi. Kendisi mevcut caminin yapımı sırasında kurucu dernek başkanlığı da yapmış. Sağ olsun, şimdiki yönetici Ferit KAPLANER Bey ile de tanıştırdı.

          Sohbet ortamında orada bulunan cami cemaatinden iki konu anlatıldı. Bir üst paragrafta bahsetmiş olduğum kendilerine göre namaz talebinin değişik versiyonu idi.

          Geçenlerde cami imamının izinli olduğu bir günde, oysaki caminin idaresiyle ilgili bir organizasyon olmasına rağmen, bizim Arap varıyor imamın cübbesini giyiyor, sarığını kafasına geçiriyor ve namaz kıldırmaya yöneliyor! Elin oğlu kendi kafasına göre durumdan vazife çıkarıyor. Tabii ortalık karışıyor, sonra da yatışıyor!

          Ama şu anlatılan ise gerek benim tespitlerim ve gerekse sohbet ortamında anlatılanların hepsine taş çıkartır vaziyette. Sıkı durun, panik yapmayın!

          Birgün caminin neredeyse dolmuş olduğu bir zaman diliminde, elinde çantası ile fistanını sürüye -  sürüye ve cemaati yara yara en ön birinci safa geçip, birilerini sağlı sollu iterek, kendisine yer açarak önce çantasını önüne koyup sonra oturan bu mülteci din kardeşimize herkes haklı olarak tepki gösteriyor. Çünkü dininizce kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur ve kimse kimseyi rahatsız etme hakkına da sahip değildir.

          Caminin yönetimi ortamı yatıştırmak için bu duruma müdahale ediyor. Bizim Arabın verdiği cevap ne biliyor musunuz? ( - Ben Türkün arkasında namaz kılmam! ! ! ) E, şimdi gel de sen ne dersen de kendini bilmez densize! Ulan behey dürzü, sen kimsin ki, benim vatanımda bana üstünlük taslayacaksın? Kaldı ki üstünlük ırkta değil takvadadır bilmiyor musun?

          Peygamber efendimizin sahih bir hadis i şerifinde; ( - Ben Arabım, fakat Arab benden değildir! ) diyor. Bu dinin peygamberinin bile kabûl etmediği bir yaratık, fırsat verilince gör ne yapıyor! O yalelliler değil miydi Yemen Çöllerinde aslan gibi Mehmetçiklerimizin kanına giren! Ne idüğünü bilemediğimiz bir oyunun sonu, bugün onların torunları olan kucak açtıklarımız, bunların ahvali coğrafyası ne yazık ki bu işte!

          O günkü Cuma vaazının sonunda hoca efendi bir duyuru anonsunda bulundu. Bilindiği üzere Diyanet İşleri Başkanlığı camilerimizin elektrik giderlerini ödeme kapsamında, ısıtma ve soğutma (Kalorifer – Klima) giderlerini karşılamıyor. Bu masrafı da cami yönetimi cemaatten yardımla toplayıp öyle ödüyorlar. Her tarafta da bu böyle.

          Hoca efendi anonsunda caminin (1.200. – TL) Elektrik (yani klima) borcunu ve bunu da cemaatin yardım paralarıyla ödemek zorunda olduklarını açıkladı.

          Caminin kapalı alanı 350 kişilik olup, açık alanıyla birlikte yaklaşık 500 cemaatlik bir yer. Bu toplam cemaatinde nerdeyse yarıdan fazlasını, yine bizim din kardeşleri teşkil ediyor.

          Bizim mülteciler namaz vakitleri dışında camiye gelerek açıyorlar klimaları yayılıp oturuyor. O sıcaklarda püfür püfür öfff serinliyorlar! İçlerinde otururken Kur – an ı Kerim okuyanlarda oluyor tabii. Ama o sarf edilen klima elektriğinin parasının ödemesine gelince de, yönetimin alnının damarı çatlıyor o parayı toplayıncaya kadar.

          Yerine göre bizim memleketimizde olmayan marka ve modelli arabalar altlarında, icabında denize sıfır kiralık villa ve sitelerde yaşam sürdürenleri ayrı bir hava!

          Bunların dışında birde bıçkın delikanlıları var! Kavga döğüşten gasp’ a kadar, hırsızlık soygunculuktan adam öldürmeye ve fuhuştan kadın pazarlamaya kadar bilumum melâneti bir eksiksiz tatbik edenlerden de bahsetmiyorum daha da!

          Bütün bunların yanı başında yine kendi milliyetine mensup olup, icabında çevresindeki konu komşularının yardım ve destekleriyle hayatlarını idame ettirenlerde var.

          Bunun ötesinde birde bizim garibim ‘’ BAYIRBUCAK TÜRKMENLERİ ’’ var ki, hallerine insanın içi parçalanıyor! Arapların en en en’ lerinden bile daha mağdur daha düşkün daha muhtaç haldeler! Ötekiler bizim din kardeşimizken, berikiler üstelik birde kan kardeşlerimiz bizim! Gariplerin üste yok başta yok ayakta yok! Yürümeye mecalleri bile yok!

          Ötekiler icabında kendi yurtlarında iken den daha rahat ve serbest bir yaşam sağlarlarken, beriki gariplerimde sadeci bir dilim kuru ekmeği temin edebilmenin mücadelesi içinde hayata tutunmaya çalışıyorlar!

          Ötekiler lüks yerlerde göbeklerinin kaşıyarak, nargilelerini fokurdatarak, son model arabaları içinde fink atarak yaşarlarken, bizim gariplerde sadece ayakta kalabilme kavgası veriyorlar! Bu vatanın asker evlatları da onlar için oralarda şehit olup geliyorlar. Tabii bu gördüğüm ve yazdığım, yurdumuzun hemen her yerinde, ufak tefek nüans farklılıklarıyla ve maalesef aynıyla vaki olan gerçeklerdir. Onun için ne kimse alınsın ve nede gocunsunlar!

          Daha şimdiden şahit olup yukarıda aktarmaya çalıştığım olumsuzlukların, yarınlarda bizlerin başına ne çoraplar öreceğini kestirmek hiçte zor olmasa gerek! O nedenle vakit varken ve yol yakınken bu ve benzeri durumlara temelden köklü bir çözüm getirilmesinin milli bir vazife ve dahi dini bir vebal olduğu düşüncesiyle, ilgili ve yetkililerine arz olunur.  


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
OKTAY KIRLANGIÇ  -  09-09-2017 - 12:06
HANDAN NERKİS HANIMEFENDİ: \'\'Mersinde 2 Hafta\'\' yazıma göstermiş olduğunuz duyarlı yorumunuza teşekkür ederim efendim. Bizler bu memleketin evlatları olarak, yaşadığımız topraklarımızdaki gerçekleri dile getirmez isek, bize bu günleri canları pahasına bırakanlara ihanet etmiş oluruz. Bu itibarla da gözlemlerimizi sizlerle paylamayı şahsen bir vebal addediyorum. Saygılarımla. NOT: YORUMLARDA YAZININ veye YAZARININ BELİRTİLMESİ, CEVAPLANMASI BAKIMINDAN KOLAYLIK SAĞLAR. BİLGİLERİNİZE ARZ EDERİM.
handan nerkis  -  08-09-2017 - 15:48
hocam vallahi öyle bir konuya değinmişsinizki al bendende o kadar.yüreğinize kaleminize sağlık böyle dile getirmenize çok sevindim.helal olsun size ALLAH razı olsun saygılar
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Nursan Gül Annaç
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Kasım 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net