18 Ekim 2017 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Okuyun, Çalışın, Vazgeçmeyin
Okuyun, Çalışın, Vazgeçmeyin
Devrilen Traktörün Altında Kaldı 1 Ölü
Devrilen Traktörün Altında Kaldı 1 Ölü
Kırıkkale'ye 118 Yeni Mobese Noktası
Kırıkkale'ye 118 Yeni Mobese Noktası
Amatör küme heyecanı başlıyor
Amatör küme heyecanı başlıyor
  YAZARLARIMIZ
BARZANİ AİLESİNİN MACERASI KÜRT DEVLETİ
26 Eylül 2017 Salı Bu yazı 1636 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 


 

Barzan Aşireti, adını aşiretin merkezi olan Barzan köyünden alır.  Barzan bölgesi Erbil vilayetine bağlı olarak Irak Kürt Bölgesi’nin  en uç noktasında yer alır.

 

Aşiretin atası sayılan Mesud, Barzan’a yakın Hewînka köyüne yerleşir ve o köyden bir kızla evlenir. Bu evlilikten Said adında bir çocuk dünyaya gelir. Aşiretin liderliği ondan sonra oğlu Said’e geçer. Onu da torunu Şeyh Taceddin izler. Şeyh Taceddini bir din alimi idi ve bu nedenle  etrafında birçok mürit toplanır. Bunun üzerine Barzan tekkesini kurar ve ölünceye kadar bu tekkede şeyhlik görevini sürdürür. Onu,  oğlu Şeyh Abdurrahman, Şeyh Abdurrahman’ı da oğlu Şeyh Abdullah izler. Şeyh Abdullah, oğlu Şeyh Abdusselam’ı, Seyyid Taha Nehri’den dini ilimleri öğrensin diye oğlu Nehri Medresesi’ne gönderir. Şeyh Abdullah’ın vefatından sonra Şeyh Abdusselam, Barzan Tekkesi’nin başına geçer. Onun yönetime gelmesiyle tekkenin müritlerinin sayısı daha da artar. Bunun üzerine, O da Barzan’da dini ilimleri öğreten bir medrese kurar.

 

Şeyh Abdusselam 1872′de vefat etti. Ölümünden üç yıl önce İslam Fıkıh’ına dair değerli bir kitap yazdı. Ondan sonra oğlu Muhammed Şeyhlik postuna oturdu. Şeyh Muhammed de zühd ve takvasıyla ünlüydü. Onun zamanında Barzan Tekkesi komşu aşiretlerden mazlumların sığınağı oldu. Bu durum bazı aşiret liderlerinin Şeyh Muhammed’i Osmanlı Sultanı’na şikayet etmelerine neden oldu. Osmanlı Hükümeti Şeyh Muhammed’i Bitlis kentine sürgün etti. Şeyh burada bir yıl kadar hapis yattı. Barzan’a geri döndüğünde fazla yaşamadı ve 1903 yılında vefat etti.

 

Barzaniler Bitlis’te Sürgün

1903'de Şeyh Muhammed ölmüş ve geride beş oğlu kalmıştı. Abdüsselâm (II), Şeyh Ahmed, Muhammed Sıddık, Muhammed Babu ve Mustafa Barzanî. Bunlardan en büyüğü Abdüsselâm adıyla başa geçti. II. Abdüsselâm başa geçer geçmez bölgesinde sosyal ve iktisadî yönden hızlı bir atak başlatmıştı. II. Abdüsselâm bir şeyhden çok bağımsız bir siyasî lider gibi davranmaya başlamıştı. Toprak reformu yapmış, fakir gençleri zorlayan, mehirdeki taşkınlık kaldırılmış, toplumsal ilişkiler yeniden düzenlenmeye çalışılmış, güvenlik önlemleri arttırılmış, köylerde camiler daha aktif hale getirilmiş, sorunlar Osmanlı yönetimine aktarılmadan şeyhin atadığı imamlar tarafından çözülmüştü.

 

1909 yılında Osmanlıya Karşı Ayaklandılar

1907 senesinin baharında Şeyh Abdusselam, Brifkan köyündeki Kadiri Tekesinin lideri Şeyh Nur Muhammed Brifkani’nin evinde önemli bir toplantı gerçekleştirdi. Şeyhin 1907'de bölgedeki Kürt aşiret temsilcilerini toplayarak Bâb-i Âlî'ye müracaat ettiği söylense de  Osmanlı Arşivi belgelerine göre şeyhin isyanı 1909'da olmuştur. Muhtemelen 23 Temmuz 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilânından yararlanmak isteyenler gibi II. Abdüsselâm da yararlanmak istemiştir. Toplantıda II. Abdüsselâm'ın şu talepleri tartışıldı:


1-Kürt bölgelerinde Kürtçe’nin resmi dil olarak kabul edilmesi.

2- Eğitimin Kürtçe yapılması.

3-Kaymakamların, nahiye müdürlerinin ve diğer memurların Kürtçe’yi iyi derecede bilenlerden tayin edilmeleri.

4-Devletin dini İslam olması hesabiyle mahkemelerde verilen hükümlerin İslam şeriatına göre verilmesi.
5-Vergiler (zorunlu hizmetlerin karşılığı olarak) eskiden olduğu şekliyle alınacak. Ancak bunların Kürt bölgelerindeki yolların onarımı, okulların açılması için kullanılması.

 

Bâb-i Âlî hemen bölgeye Dağıstanlı Mehmed Fazıl Paşa komutasında bir ordu gönderdi. Bu ordu da iki ay içinde II. Abdüsselâm'ın bu ilk isyan hareketini bastırdı.

 

Şeyh II. Abdüsselâm'ın isyanları bundan sonra da birbiri ardına sürdü. En son 14 Ekim 1909 da başarılı olamayınca  şeyh ve yanındakilerin Hakkâri'deki Nestûrî Tayyari Aşireti'ne sığındıkları öğrenilmiş, 20 Ekim'de Barzanîlerin köylerini ve evlerini nakledemedikleri, zahireleri yakarak dağlara firar ettikleri öğreniliyordu. Barzanî şeyhi ve yakınları, çok iyi bildikleri dağlarda sürekli dolaşıyor, ama bir türlü yakalanamıyorlardı. İsyanlar 1913 yılına kadar devem ediyordu.

 

Yabancılarla Temaslar

 

Abdüsselâm’ın Barzan’a dönmesinin ardından bölgedeki çatışmalar tekrar başladı ama düzeni tekrar sağlamak isteyen Osmanlı Hükümeti ile ayaklanan aşiret arasında anlaşmaya varıldı ve hükümet geçmişte yaşanan tatsızlıkları unutmaya karar verdi. Hattâ, 17 Ağustos 1913’te Sultan Reşad, sonraki senelerin “Talât Paşa”sı olan zamanın İçişleri Bakanı Talât Bey ile Sadrazam Said Halim Paşa’nın talebi ile Abdüsselâm Barzani’ye bir de nişan gönderdi: Dördüncü rütbeden Osmanlı Nişanı...

 

Fevzi Çakmak ve Süleyman Nazif

Ama, gerginlik Abdüsselâm’a padişah tarafından nişan verilmesi, yani madalya takılması ile de son bulmadı ve Türk Edebiyatı’nın çok önemli isimlerinden birinin, Süleyman Nazif’in Musul Valiliği sırasında çatışmalar yeniden başladı. Süleyman Nazif, İstanbul’a gönderdiği şifreli telgraflarında “isyancılara madalya verilmesinin başkaldırılarından doğan ümitlerini arttırdığını” söylerken kendisini yakalamak için gönderilen birliklerden kaçan Şeyh Abdüsselâm bir ara Ermenistan taraflarına gitti, orada Rus Çarı Nikola’nın temsilcileri ile görüştü,

 

Osmanlı yönetimi Abdüsselam'ı yakalamak için başına ödül koydu. Ödülü almak isteyen Şikak aşireti Abdüsselam'ı Van Valisi'ne teslim etti. Abdüsselam buradan O zaman genç bir subay olan Fevzi Çakmak tarafından Musul'a götürülüp, divanı harbe çıkarıldı. Mahkemede suçlu bulundu. Abdüsselam bağışlanırsa 1000 katır yükü yardım yapacağını söyledi, ancak kabul edilmedi. Şeyh Abdüsselam ve isyanın önde gelenleri Aralık 1914'te idam edildi.

 

Şeyh Abdüsselâm’ın idamının ardından Barzan Aşireti’nin başına o sırada 18 yaşında olan kardeşi Ahmed geçecek, onun yerini sonraki senelerde Mustafa Barzani alacak.

 

Mustafa Barzani, 1979 yılına doğru hastalanarak ABD’ye giderek orda tedavi görmeye başladı. Mustafa Barzani, 1 Mart 1979 tarihinde ABD’de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 

KDP lideri Mustafa Barzani’nin ölümünden sonra yerine büyük oğlu İdris Barzani getirildi. Bir müddet sonra İdris Barzani’nin de yaşamını yitirmesiyle, KDP’nin başına bu kez Mesud Barzani getirildi.

 

Barzani Ailesinin Başına Mesud Barzani geçiyor

 

İdris'in 1987'de ölümü üzerine Mesud Barzani, KDP'nin tek lideri olmuştur. 1988'de İran-Irak Savaşı'nın bitişinin ardından Kürt alanlarında merkezi kontrolü yeniden sağlamak için yoğun bir mücadeleye başlamıştır.

 

1991'de Irak'ın Körfez Savaşı'nda yenilmesinin ardından Mesud, Bağdat'taki rejime karşı Kürt ayaklanmasını başlatmıştır. Merkezi hükümet ve Kürt ayaklanmacılar arasındaki çatışmalar, Batılı güçlerin müdahalesi ve Kuzey Irak'ta Kürtler için güvenli bölgeler yaratılmasının ardından son bulmuştur.

 

1992 Mayıs'ında Kuzey Irak'ta Batılı ülkelerin gözetiminde yapılan seçimlerde Barzani, Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani ile birlikte lider seçilmiştir. 1993 yılında Türk Ordusu’nun PKK’ya karşı yürüttüğü sınır ötesi operasyonda Türk ordunsun yanında PKK’ya karşı savaştı.  1994 yılında KDP-KYP koalisyonunun anlaşmazlıklardan dolayı sona ermesi üzerine iki parti arasında bu sefer savaş başlamıştır. 22 Ağustos 1996'da KYB'nin İran ile anlaşma imzalayacağından korkan Barzani, Bağdat rejimiyle anlaşmıştır. 31 Ağustos'ta Erbil'e giren Irak birlikleri şehri Barzani'ye teslim etmişlerdir. 9 Ağustos'ta Barzani'nin birlikleri KYB'nin güç merkezlerinden olan Süleymaniye'nin kontrolünü ellerine geçirmişlerdir. KYB ve KDP arasında ateşkes 23 Ekim'de imzalanmıştır.

 

Türkiye 1997'de Irak'ın kuzeyinde PKK'lılara karşı “Sıcak Takip” operasyonunu yürütürken Barzani, Türkiye ile ittifak ilişkisi içine girmiştir. 12 Ekim'de KYB ile ateşkes sona ermiş ve çatışmalar yeniden başlamıştır. ABD'nin girişimiyle KDP ve KYB arasında anlaşma 1998 yılında yeniden sağlanmıştır. Bu anlaşma, 4 Ekim 2002'de yenilenmiştir.

 

Kurulan Federe Kürt Bölgesi’nin başkanlığını yürüten Barzani ile Irak Devlet Başkanı Talabani 2007 yılında Ankara'nın PKK liderlerini teslim etmeleri talebine karşı "PKK liderlerinin Türkiye'ye teslim edilmesi, hiç gerçekleşmeyecek bir rüyadır" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz hiçbir Kürdü Türkiye'ye teslim etmeyiz, hatta bir kediyi bile.

 

Madalya Yerine Pasaport

 

Devlet ile Barzan Aşireti arasında bir buçuk asırdan bu yana yaşanan tatsızlıkların geçmişi kısaca işte böyle ve gördüğünüz gibi değişen pek birşey yok! Barzanlar’ın liderlerine geçmişte önce madalya takıyor ve ardından idam ediyoruz.

 

Seneler sonra da Turgut Özal’ın talimatı ile diplomatik pasaport verildiği dönemlerde Cennet Mekan Alparslan Türkeş Barzani'nin muhatabı ancak Üzümlü Karakolu’nun astsubay komutanıdır!” demişti.

 

2007 yılında Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, “İnşallah bir gün iktidar olursak Barzani’yi Diyarbakır’da yargılar Habur’da asarız” demişti.

 

Şimdilerde ise Barzani mayasının gereğini yeniden işlemiş Türkiye Cumhuriyeti’nin her türlü adam yurduna koymalarına, kırmızı halılarda karşılamalarına karşı yeniden Kürdistan hayali kurmaya başlamıştır. Şimdi ise referandum ile Kürdistanı kurmaya çalıştığını iddia ederek Türk’ün öz vatanı olan Kerkük’e göz dikmesine karşı elbet devletimiz başta meclis teskeresi ile gereken cevabı verecektir.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nursan Gül Annaç
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Hakan Gökkaya
Halil Eşmebaşı
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  18 Ekim 2017 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net