17 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Şehit Uzman Şahin anıldı
Şehit Uzman Şahin anıldı
Saran Group’tan 17’ncİ spor salonu
Saran Group’tan 17’ncİ spor salonu
Tıp ve Diş Hekimliğinde Akademik Veri Tabanı Eğitimi
Tıp ve Diş Hekimliğinde Akademik Veri Tabanı Eğitimi
Birliklerin Sorunlarıyla Yakından İlgileniyoruz
Birliklerin Sorunlarıyla Yakından İlgileniyoruz
  YAZARLARIMIZ
Sahipsiz Türkler Irak Türkmenleri
04 Ekim 2017 Çarşamba Bu yazı 3086 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Tarihçilere göre, Türkmenlerin Irak’a ilk gelişleri M.674 yılında Emevî komutanlarından Übeydullah Bin Ziyad’ın Buhara ve çevresinde Kaboç Hatun idaresinde bulunan Türkmen devletçiğinin 24.000 askeri ile kuşatması ve sonuçta bölgeyi fethetmesi üzerine, Türkmen askerlerin cesaretlerinden dolayı, Basra’da zencilerin çıkardığı ayaklanmayı bastırmak için 2.000 Türkmen askeri getirmesiyle gerçekleşmiştir.

 

Türklerin Irak’a gelişleri Abbasiler döneminde daha yoğunlaşarak devam etmiştir. 1055 tarihinde Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey’in Abbasi halifesi (Kaim bi-emrillah) davetiyle birlikte Irak’ta hâkimiyet ilk defa Türklere geçmiştir. Bağdat’ın Selçukluların hâkimiyeti altına girmesi üzerine Türklerin büyük bir çoğunluğu Irak’a gelerek yerleşmiş ve birçok Türk emirliği kurulmuştur. Mesela, Atabeyler (Zengiler) Musul’da, Zeyneddin küçük Erbil’de, Kıpçak  ise Kerkük’te teessüs etmiştir.

 

1258 Moğol (İlhanlı) istilası ile Abbasî hilafet devleti düşmüş, Moğolların önünden kaçan kalabalık Türk grupları da Irak’a gelmişlerdir. Bugün Karatepe, Dakuk (Tavuk) ve civarlarındaki bölgelerde yaşamakta olan Bayat aşireti, Türkan Hatun’un mensup oldu#u aşiretinin bir devamı olarak varsayılmaktadır.

 

 Celayir Devleti Moğol (ilhanlı) Devleti’nin bir kısmı idi Celayirli döneminde daha da artan bu nüfus önemli bir unsur haline gelmesinin yanında Bağdat’ın bir Türk Kültür Merkezi olmasına yol açmıştır. 1392 yılında Bağdad’a alan Timur’un Irak’ta Celayirliler zamanında yetişmiş güzel sanatlar mütehassısı birçok Türkmen efradını Semerkand’a yolladığı anlaşılmaktadır.

 

Karakoyunlular’ın ilk hâkimiyet alanları da Musul bölgesiyle doğu Anadolu’daki Erciş civarıdır. Kuzey Irak’a Türklerin en yoğun biçimde yerleştikleri dönem Karakoyunluların bölgeye hâkim olduğu dönemdir. Daha sonra Cihan Şah’ın Uzun Hasan’a yenilmesiyle Akkoyunlu idaresine giren bölge 1508 yılında Şah İsmail’in Bağdat’a almasıyla birlikte Safeviler’in hâkimiyetine geçerek Akkoyunlular’ın hükmü de sona ermişti.

 

1514 senesinde Osmanlıların iran ile girdiği Çaldıran savaşından galip çıkan Yavuz Sultan Selim, döneminde Mardin, Raha, Rakka, Musul, Sincar, Telafer, Cezire, imadiye, Erbil ve Kerkük şehir ve kasabaları Osmanlı hâkimiyetine geçmiştir.

 

 Irak’ta Osmanlı dönemi, Bağdat’ın Kanunî Sultan Süleyman tarafından 1534 senesinde fethi ile birlikte başlamış ve bu dönem ile birlikte Irak’a yeni bir Türk dalgasının gelişi gerçekleşmiştir. Osmanlılar, XVII. Yüzyılda bir ara İran yönetiminde kalan Irak’ın Anadolu ile bağlarını güçlendirmek amacıyla ve İran Tehlikesine karşı bir önlem olarak Hanekin, Mendeli, Kerkük ve Erbil gibi bölgelerine Anadolu’nun çeşitli yörelerinden getirilen Türkmen topluluklarını yerleştirdiler;

 

 Irak I. Dünya Savaşında Osmanlı Devlet’i ile İngiltere’nin mücadele alanına dönüştü. Türkmenlerin yoğun olduğu bölgeler savaş boyunca Osmanlı yönetiminde kaldı; fakat 30 Ekim 1918’de Mondros mütarekesi imzalandıktan sonra antlaşma hükümleri çiğnenerek İngilizler tarafından işgal edildi ve Musul bölgesinin işgaliye konu milletlerarası bir mesele halini aldı. Osmanlı Meclis-i Meb’ûsan’ı tarafından 10 Ocak 1920’de kabul edilen ve 23 Nisan 1920’de toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da onaylanan Misak-ı Millî ile Mondros Mütarekesi’ne kadar Türk ordularını elinde bulunan yerlerle Türkler’in oturduğu toprakların hepsinin kayıtsız şartsız Türk Devleti’nin sınırları içinde kalması görüşü benimsendi. Öte yandan I.Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında yapılan milletlerarası müzakerelerle Ortadoğu bölgesi Batılılar tarafından paylaşılarak her devletin nüfuz alanı belirlendi. Irak bölgesini elinde bulunduran İngilizlerin desteğiyle 1921’de Irak krallığı kurularak Emir Faysal krallığa getirildi; ancak Musul vilayeti bu yeni devletin sınırlarına dâhil edilmedi.

 

 I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında, işgalci İngilizlere karşı mücadele veren Irak Türklerinin, Ankara Antlaşması’ndan (5 Haziran 1926) sonra anavatana tekrar kavuşabilme umutları tamamen ortadan kalkmış ve gelecekleri Irak’ta İngiliz mandası altında kurulan Irak Kralliyet Devleti’nin insafına bırakılmıştır.

 

Irak Türkmenlerinin, Nüfusu ve Yerleşim Bölgeleri

 

Irak Türkleri günümüzde, ülkenin kuzeybatısından güneydoğusuna kadar uzanan bir şerit üzerinde, Araplarla, Kürtler arasındaki bölgelerde yaşarlar. Irak Türkmenlerinin yerleşme sahaları, Suriye sınırından başlayarak Bağdat’ın güney doğusundaki Bedre kasabasına çekilecek bir kavisin güneyinde kalmaktadır. Telaferden başlayan Türk bölgesi, Musul’a doğru daralır. Burada tekrar genişler ve Kerkük yöresinde oldukça genişleyen Türk bölgesi, Bedre kasabasına doğru tekrar daralır. Türk bölgesinde bulunan ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabalar; Telafer, Musul, Yunus Peygamber, Erbil, Kuştepe, Altunköprü, Kerkük, Tuzhurmatu, Tazehurmatu, Dakuk, Kifri, Karatepe, Hanekin, Karahan, Kızlarbat, Şahraban, Mendeli ve Bedredir. Irak Türklerinin yo#un olarak yaşadığı bu bölgeler, adeta Anadolu’nun bir uzantısıdır.

 

Irak’ın 1923 yılı nüfus tahminlerine göre Irak’ta yaşayan Türkler üç yüzbine yakındır. 1990 yılı nüfus tahminlerine göre ülke nüfusu 17.742.000 kabul edilecek olursa Irak’taki Türkler % 12’lik bir oranla 2.129.040 dır. Sağlıklı bir nüfus sayımı yapılmadığı için şu an Irak’ta yaşayan Türklerin sayısı hakkında bir bilgi vermek mümkün olmamakla beraber ülkede Kürtlerden sonra en fazla nüfusa sahip kesim oldukları söylenebilir.

 

Irak’ta, Türkmenlerin büyük çoğunlukta olduğu iki şehir vardır. Biri Kerkük diğeri ise Musul’dur. Saddam dönemi ve Saddam sonrası dönemde Türkmenler her zaman siyasi baskı ile karşı karşıya kalmışlardır. Ama en çok baskıyı ve dışlanmayı 2003 sonrası dönemde yaşamaya başlamışlardır. Baas rejimi sonrası Irak’ta oluşan otorite boşluğu yüzünden yaşanan ve toplum içi farklı kültür ve mezhep çatışmaları yüzünden ülke, etnik ve mezhepsel olarak ikiye ayrılmaya başlamıştır.

 

Türkmenler Şii-Sünni çatışması yüzünden bölgede ayrışma ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Siyasi güç yönünden zayıf olan Türkmenler özellikle de mezhep çatışması ve Işid’in uyguladığı politikalar ve katliamlar yüzünden tamamen güçsüz hale gelmişlerdir. Bu dışlanma ve güçsüzleşme, Işid’in 2014’te Musul’a girmesi ile daha hissedilir ve görülür hale gelmiştir. Işid sonrası fiili olarak üçe bölünen Irak’ta en çok acı çeken ve haksızlıklara uğrayan yine Türkmenler olmuştur.

 

Kerkük ve Musul’da tamamen yok ettirilmek istenen Türkmenleri ayrıştırma siyaseti başarı ile sürdürülmektedir. Çünkü Işid’den geri alınan köylere Arap ama daha çok Kürt vatandaşlar yerleştirilmektedir. Kerkük’te Kürtler tarafından tapulu olduğu halde evleri yıkılan yüzlerce insan Türkmen vatandaşları evsiz bırakılmıştır. Yıkılan evlerin yerine kaçak olarak yeni evler yapılmakta ve buralara Kürt vatandaşlar yerleştirilmektedir. Bu tür olaylara devlet hiç bir müdahalede bulunmamaktadır. Böylece köylerine geri dönemeyen Türkmenler başka bölgelere ve başka ülkelere özellikle de çoğunluğu Türkiye’ye  göç etmek zorunda bırakılıyor. Bu planların amacı Kerkük’ü Kürt yoğunluklu bir nüfus alanına getirilmek istenmektedir. Böylece ileride Kürt yönetiminin burada hak talep edeceğini  söyleyebiliriz.

 

Türkmenler diğer yandan ülke içi siyasette de güçsüz hale getirilmiştir. Anayasa’da Arapça ve Kürtçe resmi dil olarak ilan edilmiş fakat Türkmence anadil ilan edilmemiş ve sadece yerel resmi bir dil olarak statü kazanmıştır.

 

Türkmenler toplum içerisinde de yine en çok baskıyı görmektedirler. Yaşanan son gelişmelerde Türkmen olan Kerkük Üniversitesi rektörü, bir grup üniversite öğrencisi tarafından silah zoru ile istifa ettirilmiştir. Aynı şekilde Kifri şehrinde Irak Türkmen Cephesi şubesine bir grup Kürt tarafından saldırı düzenlenmiş ve yağmalanmaya çalışılmıştır. Toplumsal baskı etkisini seçimlerde de gösterdi ve Türkmen vatandaşların son seçimlere katılımı çok düşük olmuştur. 2014 Nisan ayında ki seçim sonucunda Türkmenler sadece 10 milletvekili çıkarabilmiştir.

 

Türkmenlerin sorunları siyasi yollardan daha çok dile getirilmelidir. Türkmen sorunlarını gündeme getirecek konferanslar yapılmalı ve çeşitli platformlar oluşturularak özellikle yurt dışında yaşayan Türkmenler ortak bir zemin oluşturarak sorunlarını gündeme getirebilme olanakları yaratmalıdır. Irak Türkmenleri arkasında 300 milyon Türk’ü hissetmeli ve yaşadıkları yerlerde güvenliklerini sağlayarak, siyasal ve sosyal hakları verilmelidir.

 

 

Perdeleri örtük,
Lambaları sönük,
Sırtında yıllar yük,
Hatıraları kırık dökük,
Bir yer olacak orada,
Adı, Kerkük…”

Arif Nihat Asya

 


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Hakan Gökkaya
Halil Eşmebaşı
Baturhan Çetin
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  17 Ekim 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net