26 Mayıs 2018 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İnce Kırıkkale'ye Geliyor
İnce Kırıkkale'ye Geliyor
Bir Şiir Anladı Beni
Bir Şiir Anladı Beni
Altaş Hayatını Kaybetti
Altaş Hayatını Kaybetti
Emirhan Bilgisayarına Kavuştu
Emirhan Bilgisayarına Kavuştu
  YAZARLARIMIZ
MAHMUT ESAT BOZKURT
24 Ocak 2018 Çarşamba Bu yazı 4332 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

TBMM'nin kurulduğu tarihten, 1943 yılındaki ölümüne kadar her dönem İzmir  milletvekilliği yapmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasasının hazırlayıcıları arasında bulunan Bozkurt, uzun süre adliye vekilliğinde de bulunmuş ve Türk medeni kanunu, Türk ceza kanunu, kabotaj kanunu, borçlar kanunu, ticaret kanunu, hukuk muhakemeleri usulü kanunu gibi pek çok önemli yasa kendisinin bakanlığı sırasında hazırlanıp yürürlüğe girmiş. Atatürk’ün de yakın çalışma arkadaşlarından olan Mahmut Esat Bozkurt, "Türk’ün en kötüsü, Türk olmayanın en iyisinden iyidir"

"Türk devleti işlerini Türklerden başkasına vermeyelim. Türk devleti işlerinin başına Türklerden başkası geçmemelidir. Yeni Türk cumhuriyeti'nin devlet işleri başında mutlaka Türkler bulunacaktır" diyerek milliyetçiliğini ortaya koyan, Lotus davasındaki başarısından dolayı Bozkurt soyadını almış, inanmış bir devrimci Mustafa Kemal’in en fazla kıymet verdiği bürokratlarındandır.

1892'de, İzmir-Kuşadası'nda doğdu. Hacı Mahmutoğullarından Hasan Bey’in oğludur.

İlköğrenimini Kuşadası ve İzmir Yusuf Rıza mektebinde yapan Mahmut Esat Bozkurt, İzmir idadisi’ni bitirdikten sonra 1908'de İstanbul Hukuk Mektebi'ne girdi.1912'de, İstanbul Hukuk Mektebi'nden mezun oldu. İsviçre'de Fribourg Üniversitesi'nde yeniden hukuk öğrenimi gördü ve "Osmanlı Kapitülasyonları Rejimi Üzerine" (Du Regimes des Capitulations Ottomanes) adlı doktora tezi ile Hukuk Doktoru oldu.


1919'da İsviçre’nin Lozan kentinde kurulan Türk Talebe Cemiyeti'nin başkanlığına seçildi. O dönemlerde Türk yurdu İzmir’i işgal eden Yunanlı güçlere karşı başlatılan  direniş hareketi'ne katılmak için Kuşadası'na döndü ve Kuvayi Milliye'yi kurdu.


Başbuğ Atatürk önderliğinde başlatılan Milli Mücadele Hareketi'ne büyük katkılar sağlayan Atatürk’ün emirleri doğrultusunda cephelerde azimle kararlılıkla korkusuzca savaşan  Mahmut Esat Bozkurt, kahraman bir Türk direnişçisi olduğunu tarih sayfalarına altın harflerle kazımıştır.
 
Siyasi Hayatı


Mahmut Esat Bey, 23 Nisan 1920'de TBMM'nin 1. Döneminde İzmir'den milletvekili olarak Meclis'e girdi. Meclis'te Anayasa ve Dışişleri Komisyonlarında çalışan Mahmut Esat Bey, 12 Temmuz 1922'de Rauf Bey'in (Orbay) başkanı olduğu IV. İcra Vekilleri Heyeti'nde (12.7.1922-4.8.1923) İktisat Vekilliğine seçildi. Bu dönemde Mahmut Esat Bey'in önerisi Atatürk'ün onayı ile Türkiye'de ilk kez "Milli İktisat Kongresi" 17 Şubat 1923'de İzmir'de toplandı.

11 Ağustos 1923'de başlayan II. Dönem için İzmir'den tekrar milletvekili seçilen Mahmut Esat Bey, Ali Fethi Bey'in (Okyar) başkanlığında kurulan V. İcra Vekilleri Heyeti'nde (14.8.1923-27.10.1923), ikinci kez İktisat Vekilliği'ne seçildi.


20 Nisan 1924'te kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun hazırlayıcıları arasında yer alan Mahmut Esat Bey, 22 Kasım 1924'de, Ali Fethi Bey'in (3. Hükümet) kabinesinde Adliye Vekilliği'ne atandı. 5 Kasım 1925'te Ankara Hukuk Mektebi'nin açılmasında büyük gayreti oldu.

Mahmut Esat Bey, 3. ve 4. İnönü Hükümetlerinde (4 ve 5. Hükümetler) de Adliye Vekili olarak görev yaptı. Türk Hukuk  Devrimi'nin öncülüğünü yapmış,  Türk Medeni Yasası (17.2.1926), Türk Ceza Yasası (1.3.1926), Kabotaj Yasası (19.4.1926), Borçlar Yasası (22.4.1926), Ticaret Yasası (29.5.1926), Hukuk Muhakemeleri Usulü Yasası (18.6.1926) gibi hukuk sisteminin ve cumhuriyet döneminin temel yasaları, Mahmut Esat Bey'in Adliye Vekilliği döneminde hazırlandı ve yürürlüğe girdi. (3. İnönü Hükümeti - 3.3.1925-1.11.1927)

 

Lotus Davası

 

Mahmut Esat Bozkurt, Cumhuriyet tarihinde "Bozkurt-Lotus" olayı olarak adlandırılan, Bozkurt adlı ilk Türk yolcu gemisiyle Lotus adlı Fransız gemisinin 2 Ağustos 1926'da Ege'de çarpıştı. Kazada 8 Türk denizcisinin ölmesi üzerine Fransız kaptan Türk Adliyesi tarafından tutuklanmış, Fransız kaptan tedbirsizlik ve ölüme sebebiyet vermek suçlarından 80 gün hapse mahkûm edildi. Bayrak yasası nedeniyle açık denizlerde işlenen suçlarda sadece bayrak devletinin yargılama yetkisinin olduğunu ileri süren Fransa , Türk mahkemelerinin yetkisizliğini ileri sürünce Türkiye olayı Lahey Adalet Divanı'na götürmüş ve dava 7 Eylül 1927'de Türkiye lehine sonuçlanmıştı. Bu dava, tarihçiler tarafından, Türk hukukunun ve adalet örgütünün kapitülasyonlar dönemini geride bırakarak insan ve egemenlik haklarına dayalı çağdaş hukuk düzeyine yükseldiğinin bir kanıtı olarak değerlendirilmektedir.

 

Bu kararla birlikte "Bozkurt gemisinin adı ve Türk Milletinin milli sembolü, hürriyet ve istiklalin timsali olması sebebiyle" Türk heyetine Atatürk'e verilme üzere tunç bozkurt heykeli hediye edildi. Bu davadan dolayı dönemin adalet bakanına soyadı kanunu çıkınca bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından Bozkurt soyadı verildi. Bozkurt heykeli 1968'e kadar anıtkabirde sergilendi. 1968'de Samsunda Gazi müzesinin açılmasıyla birlikte Atatürk'ün bir çok özel eşyasıyla birlikte bu heykelde Samsuna gönderildi.


Lahey’in kararı milli bir zafer, davayı kazanan Mahmut Esat Bey de kahraman olduğunda henüz 35 yaşında idi. Bazı şairler dava ile ilgili destanlar yazdılar ve zaferin şerefine bir de marş bestelendi. Dava ve Mahmut Esat Bey’in savunmaları, zamanla dünya hukuk literatürüne girecek ve benzer davalarda emsal teşkil edecekti.

 

Mahmut Esat Bozkurt, yayınladığı hatıralarında Adalet Divanı’na gidilmesi kararının nasıl alındığını anlatırken, şunları yazıyordu:


"Birgün, Atatürk beni nezdlerine çağırdılar. Meseleyi bir daha izah etmemi istediler. Anlattım ve sözlerimi şöyle tamamladım:"Paşam, Lahey Adalet Divanı’na gidelim. Kimin haklı olduğu orada meydana çıksın. Ben, hakkımızdan eminim. Müsaade ederseniz, davamızı ben müdafaa edeyim. Kaybedersem, memlekete bir daha dönmem; fakat kazanacağız. Hem, Adalet Divanı önüne gitmeden Fransızlar’ın dediğini yapacak olursak, Fransız devletinin tehditleri karşısında boyun eğmiş olacağız. Bu da, onlara diğer meselelerde aynı tehditleri öne sürmek cesaretini verecektir. Halbuki Lahey Divanı’na gidersek davayı kaybetsek dahi şeref ve haysiyetimiz zedelenmez. zira milletlerarası bir mahkemenin hükmüne uymak şerefsizlik değil, bilakis büyük şereftir."
Bu sözler üzerine Atatürk bana "Güle güle git. Kazanacaksın. Kazanmasan da memleket seni bağrına basacaktır" dedi."

 

Muzır Bir Tarikat

Bir gün eski Adliye Vekili Mahmut Esat Bozkurt'u çağırdı, kendisine Masonların taksimat, teşkilat ve ahvalini bildirir bir kitap verdi;"Bunu güzelce mütalaa et, bir takrirle Halk Partisi Grup Başkanlığına ver, grupta bunlara şiddetli bir hücum yap ve grupça kapanmasına delalet et. Senin de bu işde büyük şeref payın olacaktır dedi.


Grup günü Esat Bozkurt riyaset makamına bir takrir verdi ve takririn okunmasını reisten rica etti. Katip takriri okudu. Grup dinledi. Hulasası söyle idi:


Bizim atalarımızın mensubu bulunduğu tarikatları kapattık. Masonluk da kökü dışarıda Yahudi tarikatından başka birsey değildir.Memleketimizde bunun ne işi vardır? Bunu da grup kararıyla kapatalım.

Ve söz istedi, kürsüye gelerek takririni gayet veciz olarak izah etti.


Meclis'teki masonları bir telaş aldı. Hele sözcüleri Şükrü Kaya'yı görse idiniz, basından süt dökülmüş kediye benziyordu. Meşhur hatib Mahmut Esat Bey'e söz yetiştirebilir mi idi? Şükrü Kaya masonluğun bir hayır müessesesi olduğunu kürsüden söylediği zaman grubun hemen bütün azası yüzüne haykırdılar.


Hayır eserleri dediğiniz nedir, birisini gösterebilir misiniz? Yalan söylüyorsun in aşağı' dediler.

Mahmut Esat ise, masonluğun kökü dışarıda gizli, memleket ve millet için muzır bir tarikat olduğunu  ispat etti.

 

Soyadı


1934'de Soyadı Yasası kabul edildiğinde, Atatürk, "Bozkurt-Lotus" davasındaki başarısına ve Türk düşmanlarına karşı sürdürdüğü aralıksız  direnişi dolayısıyla çok değer verdiği  Mahmut Esat beğ'e "Bozkurt" soyadını verdi.


Mahmut Esat Bey, 1930 yılı sonlarında Adliye Vekilliği'nden istifa ettikten sonra, Ankara Hukuk Fakültesi'nde "Devletler Hukuku", Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde "Anayasa Hukuku" profesörlüğü yaptı.

21 Aralık 1943'de beyin kanaması sonucu İstanbul’da ölen Mahmut Esat Bozkurt, TBMM'de 1. Dönemden ölümüne kadar İzmir Milletvekili olarak görev yaptı.

Bazı önemli sözleri ;

 

"Türk bu Ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir, saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır Hizmetçi olma, köle olma hakkı. Dost, düşman ve hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler" (Anadolu gazetesi.. 18 Eylül 1930)

 

"Türk'ün en kötüsü, Türk olmayanın en iyisinden iyidir".. (Atatürk İhtilali.. sf.160)


"Yeni Türk Cumhuriyetinin devlet işleri başında mutlaka Türkler bulunacaktır. Türk'ten başkasına inanmayacağız."

Başlıca Esreleri:

Lotus Davasında Türkiye-Fransa Müdafaaları (1927)

Türk İhtilalinde Vatan Müdafaası (1934)

Türk Köylü ve İşçilerinin Hakları (1939)

Devletlerarası Hak (1940)

Atatürk İhtilali (1940)

Aksak Timur'un Devlet Politikası (1943)


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Öztürk
Şuayip Bütün
Seyfettin Çetiner
İsmail Dursun Kuzucu
Adil YILDIRIM
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  25 Mayıs 2018 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net