22 Mayıs 2018 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Pekdoğan Çekildi
Pekdoğan Çekildi
TANAP'tan Kırıkkale'ye Ambulans
TANAP'tan Kırıkkale'ye Ambulans
Bağımlılıkla Mücadelede Üniversitemiz Elele
Bağımlılıkla Mücadelede Üniversitemiz Elele
Halterde Başarılı Sporcular Yetiştireceğiz
Halterde Başarılı Sporcular Yetiştireceğiz
  YAZARLARIMIZ
POLİTİKA MI? SİYASET Mİ?
31 Ocak 2018 Çarşamba Bu yazı 7170 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Günümüz Dünyasında bir kavram kargaşası sürüp gitmektedir. Elhamdülillah Müslüman’ım diyen İslam Âlemiyle, Türklük Kaderimdir İslam ise seçimimdir (İmanımdır)diyen Müslüman Türk Dünyası arasında bu kavram kargaşası daha da derinleştirilmek istenmektedir.

Bunu isteyenlerin kim oldukları malumunuzdur. İslam ve Türk Düşmanı mihraklardır. Geniş anlamda bakıldığında Küffarlar, Haçlı Zihniyetinde olanlar, Emperyalistler, Siyonistler v.b; dar anlamda bakıldığında İslam karşıtı devletler, Amerika sı, İngiltere si, Ermeni si, İsrail’i, Fransız’ı,  v.b …

Gelelim kavram kargaşasına!. Bunun adı;  Politika mı? Siyaset mi?

Önce Politikanın lügat(sözlük) manasına bakalım:

Politika: 1-Yol, yöntem 2-Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı 3-Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, onların zayıf noktalarından faydalanma, aralarındaki uyuşmazlıkları kullanarak işlerini yürütme 4-Aristo’nun 2200sene önce yazdığı ünlü eseri gibi sonuçlara ulaşabiliriz. Sosyolojik açıdan baktığımızda çoklu laf cambazlığı yapma sanatıdır Politika.

Siyaset’i sözlükler şöyle tarifliyor: 1-Devlet İdare Tarzı 2-Devlet işlerini yönetme ve yürütmede özel görüş ve anlayış 3-Devlet yönetmede diplomatlık gibi sonuçlara ulaşıyoruz.

Birbirine çok yakın olan bu sözcükler birbirleri yerine bilerek, isteyerek, kafa karışıklığı yaratmak için ikâme edilmek istenmektedir. Makalemi kaleme almamdaki tek bir amacım vardır: O da Politika ile Siyaset arasındaki kavram kargaşasına elimizden geldiği kadar nokta koyabilmektir.

Politika’nın sözlük manası ile kullanımı arasında bir değişim yoktur. Sözlükteki ifade ettiği mana ne ise gerçek hayattaki manası da odur. Yani birilerinin sizi yönetmesi için duygularınızı okşamasıdır, zayıf noktalarınızı keşfedip onları kullanması, toplumdaki ayrılıkları kullanarak işlerini yürütmesi için her şeyi mubah saymasından ibarettir. Atalarımızın tariflediği gibi; “Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz” cümlesiyle ifade edilen Politika için biçilmiş kaftandır…

Siyaset ise tamamen farklıdır!. Siyasetin kullanımı farklı, algısı farklıdır. Bir başka deyişle “Siyaset” günümüz dünyasında gerçek manasında değil, algılandığı mana da kullanılmaktadır. Bu kullanım ise bilinçli olarak müstevlilerin kendi emellerine ulaşmak için İslam Devletleri arasında kavram kargaşası kullanmak için yapılmaktadır.

“Hani, inkârcılar seni bağlayıp bir yere hapsetmek ya da öldürmek veya seni yurdundan çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken, Allah da karşı tuzak kuruyordu. Allah tuzağı boşa çıkaranların en güçlüsüdür. (En’am Suresi 30.ayet)”

Yüce Rabbimizin İslam-Türk Dünyasına yapılan tuzakları boşa çıkaracağı inancıyla Siyaset konusunu biraz daha açmak istiyorum:

İslami Devlet Yönetiminin temel prensiplerinin (İslam Devleti Siyasetinin) 621-622 yılları arasında yapılan “AKABE BEY’ATLARI” yazılı kaynaklarında görmek mümkündür. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) Peygamberliğinin on birinci yılında henüz Müslümanlığı kabullenmemiş Yesrib’den gelen Hacrec kabilesiyle Akabede Bey’at edilmiş bu sözleşme incelendiğinde özünün 1-Köleliğe karşı koyma ve Sosyal Adalet 2- Güzel Ahlak (İslam Ahlakı) ve 3- Adaletle Yönetilme (Hukuk) olduğu görülecektir. Akabe Bey’atları İslam Devleti Siyasetinin ilk yazılı kaynaklarıdır. İslam Devleti Siyasetinin diğer yazılı kaynak ise 632 yılında Peygamber Efendimizin tüm insanlığa ilan ettiği “VEDA HUTBESİ’DİR”. Her iki kaynakta incelendiğinde Âsr-ı Saadet adı verilen Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) Peygamberliği döneminde Yüce Rabbimiz Allah (C.C) kendisine tebliğ etmesi için vahyettiği Kur’an-ı Azim-i Şan ile fiili yaşantısından oluşan Hadis-i Şeriflerini ihtiva ettiği müşahede edilecektir. Şüphesiz ki Peygamberimizin vefatından sonrada İslam Devlet Yönetimi ile ilgili Siyaset Belgeleri dört halife (Hz. Ebubekir- Hz. Ömer- Hz. Osman- Hz. Ali) dönemlerinde de devam etmiştir. Hz. Ömer (r.a)’in Şam Valisi Sad b. Ebi Vakkas’a gönderdiği mektup, Hz. Ali (r.a)’nın Mısır Valisi Eşter en-Neha-î ‘ye gönderdiği mektup İslam Devleti Siyasetinin güncellenen yönüne en güzel yazılı belgelerdir. Hz. Ebubekir (r.a) ve Hz. Osman (r.a) dönemlerinde de İslam Siyasetinin gelişen olaylar karşısında ortaya koyduğu birçok Siyaset Belgesi mevcuttur.

Dört halife devrinden sonra ki dönemlerde İslam Devletini yönetenlerin Siyaset Belgesi yerine Politik eylemlerini tarih sayfaları kaydetmiştir…

Türk Devletlerinin Siyaset stratejileri varmıy dı? Sorusuna gelince; Elbette ki vardı. Ancak bu Siyaset Belgelerini iki aşamada irdelemek durumundayız: 1-İslam Öncesi Türk Devletleri. 2- İslam’ın Kabulünden Sonraki Türk Devletleri.

İslam Öncesi Türk Devletlerinde izlenen “Türk Devleti Siyaset Stratejilerini” ; Yenisey de bulunan “Yenisey Yazıtlarında” rastlıyoruz. Bu yazıtlarda; Yurtluk olarak kabul edilen Vatan Toprağının kutsiyeti, hür ve bağımsız yaşamak, milletine karşı yönetimde Adalet’li davranmak, komşu devletlerle sulh içinde yaşamak, millet olarak birlik ve beraberliği temin etmek, halkına zulmeden zalim yöneticilerin karşısında olmak, zulme uğrayan mazlumun hakkını savunmak, çalışkan olmak, beceri sahibi olmak, güzel ahlaklı olmak, özü ve sözü bir millet olmak, bilgiye ve bilgeye saygıda kusur etmemek, düşmanca saldırıya maruz kalmadıkça diğer milletlerle barış içinde yaşamak, ticaretini geliştirmek v.b gibi toplamında “Töre” adı verilen yazılı kaynaklarda görmekteyiz.

Türkler İslam Dinini kabul ettikten sonra, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)’in Ehl-i Beytinden gelen kimselerden aldıkları İslam Şuuru ve terbiyesi ile girdikleri Kutlu Yürüyüşte Türklere mihmandarlık eden “İmam Matüridi” (Ebu Mansur Muhammed bin Mahmud el-Hanefi Alemü’l Hüda el- Mütekellim el Matüridi es-Semerkandi)’nin;  “Akıl temyiz kabiliyetinin en güçlü silahıdır.” İslam anlayışı ve anlatışından Feyiz alan Hoca Ahmed Yesevî hazretlerinin yetiştirdiği talebeleri, Talas savaşı ile başlayan İslam inancını fethedilen edilen Anadolu Topraklarında ve daha sonra da Güneşin Battığı son noktadaki “Kızıl Elma” mefkuresiyle tüm dünyada hakim kılma mücadelesini vermiştir. Türk Devletlerinin bu dönemdeki İslam Devleti Siyaseti ile Türk Töresi birleştirilerek yeni bir model oluşmuştur. Bu nedenledir ki ! “İslam=Türk” lafzı Dünya Tarihindeki yerini almıştır. Bundan sonra Türk-İslam Devletlerinin Siyaset Stratejileri daha da güçlenerek kendisine yön vermiştir.

Kurtuluş Savaşı ile kısa bir inkitaya uğrayan Türk-İslam Devleti Siyaset Stratejileri M. Kemal Atatürk ve Türk Milletiyle “ Türkiye Cumhuriyeti Devleti “ ile güncellenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin Siyaset Stratejisi vardır, var olacaktır. İçimizdeki İhanet ne kadar Düşmanın Zulmünden daha acı olsa da Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Bağımsız Türk-İslam Devletlerinin Siyaset Belgeleri olacaktır.

Günümüz Dünyasında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mazlum milletler adına yüklendiği Devlet Siyasetinin gereği olan;  FIRAT KALKANI ve ZEYTİN DALI operasyonları (bir kısım Müslüman Arapları memnun etmese de) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sınırlarına karşı yapılan Pkk, Pyd, Daeş, Fetö v.b gibi Terör örgütlerinin saldırıları karşısında Misak-ı Milli’den gelen Meşru Müdafa hakkını kullanmaktır.

Memnun olmayan Müslüman Araplara çağrımız;  Siyonist ve Emperyalist Devletlerin güdümünü terkedin “Akıllarınızı Başlarınıza Devşirin” olacaktır. Çünkü Yüce Allah (C.C) buyuruyor ki: “ Ey İman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları veli (sırdaş, dost ve idareci) edinmeyin. Onlar (ancak) birbirlerinin yar ve yardakçısı (İslam’ın da düşmanı)’dırlar. Kim onları veli edinirse o da onlardandır. Şüphesiz Allah (böylece kendilerine ve Müslümanlara) zulmeden toplumu doğru yola eriştirmez. (Maida Suresi 51.ayeti )”

Sağlıcakla Kalın….


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Öztürk
Adil YILDIRIM
Kırlangıçoğlu Oktay
Gökhan Demir
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  22 Mayıs 2018 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net