19 Eylül 2018 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Aşağı Mahmutlar BEREKETlendi
Aşağı Mahmutlar BEREKETlendi
Kırıkkale Benim Evim
Kırıkkale Benim Evim
Özel Gazi'nin  Cambrıdge Başarısı
Özel Gazi'nin Cambrıdge Başarısı
112’yi Gereksiz Arama, Hayat Karartma
112’yi Gereksiz Arama, Hayat Karartma
  YAZARLARIMIZ
Hamdullah Suphi TANRIÖVER 1885 – 10 Haziran 1966
31 Ocak 2018 Çarşamba Bu yazı 3279 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Yazar, şair ve hatip... Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin önemli celselerinde yaptığı konuşmalarla ruhları  tutuşturan, fikirleri kıvılcımlandıran bir konuşmacı... "Türk Ocağı”nın genel başkanı, Türk kültürüne büyük çalışmalarıyla katkılarda bulunmuş bir edebiyatçımız İstiklal Marşını kabul eden Meclisin Maarif Bakanı olarak Türk Milleti ilk defa ondan dinledi. Türkiye’de Türklük sevgisi ile dolu olan Tanrıöver’i Bükreş Büyükelçisi olarak Gagavuzların koruyucusudur.

1885 yılında İstanbul’da dünyaya geldi.  Ailesi eski dönemlerden beri devlet hizmetlerinde bulunmuş köklü ve gelenekçi bir ailedir. Dedesi Türk Maarifinin ilk Maarif Nazırı, Abdürrahman Sami Paşa, babası yine döneminin tanınmış bir bilim adamı ve aynı zamanda Türk Maarifinin altıncı Maarif Nazırı Abdullatif Suphi Paşadır.  Her ikisi de Tanzimat döneminin ilim ve devlet adamlarındandı. Amcası Sami Paşazade Sezai Bey de, o çağın ünlü şairleri arasındaydı. Hamdullah Suphi’nin annesi Kafkasya’dan İstanbul’a esir olarak getirilmiş bir Çerkez kızı olan Ülfet Hanımdır.

1885 yılında İlk tahsilini Kısıklı, Altunizade ve Numune-i terakki mekteplerinde yapan Tanrıöver, yatılı olarak orta tahsilini Galatasaray lisesinde tamamlar. 1905 yılında Reji idaresinde tercüme servisinde ilk görevine başlar. Daha sonra muhtelif okullarda öğretmenlik yapar. Edebiyat fakültesinde ders verir. Profesör olur. 1913'te Edirne'deki Bulgur zulmünü dünyaya anlatmak için seçilen heyetin içindedir.

Tanrıöver'in "Namık Kemal" adlı ilk şiiri, amcası şair Sami Paşazade Sezai Bey'e okumuştu. Şiirleri, hürriyet fikri ile dolup taşıyordu. Sezai Bey, yeğeninin bir şiirini, kendisinin de içinde bulunduğu Jön Türkler'in Paris'te çıkarmakta oldukları "Şura-yı Ümmet" gazetesinde yayınlattı.1902

Önce, Fecr-i Âti topluluğu kurucuları arasında yer aldı (1909). Fakat Hamdullah Suphi, daha çok Türk kültürü araştırmaları üzerinde duruyor ve Osmanlı Devleti’nin, ancak Türklüğe dayanarak kurtulacağına inanıyordu. Bu yüzden, sadece bir edebiyat akımını simgeleyen "Fecr-i Âti" topluluğundan ayrıldı ve "Genç Kalemler" topluluğuna katıldı. Genç Kalemler topluluğunun başında Ziya Gökalp vardı (1911). Bir yıl sonra, milliyetçilik hareketinin İstanbul'da merkezi halinde çalışan "Türk Ocağı”na girdi. Kısa bir süre sonra, kurumun başkanı olmuştu (1913).

Birinci Dünya Savaşı içinde bu kurumun bir fikir mihrakı olmasında büyük rol oynadı. Osmanlı İmparatorluğu, savaşta yenilip yer yer işgal edilmeye başlanınca, bu ateşli Türkçü İstanbul'dan Anadolu'ya geçerek TBMM çalışmalarına katıldı (1920). Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'na Saruhan ve Antalya'dan mebus (milletvekili) seçilir. Bu mecliste ve meclisin Felâh-ı Vatan Grubu'nda (Vatanın Kurtuluşu), bir yandan Misâk-ı Millî (Milli Sınırlar) ile millî mücadele lehine, bir yandan da İngiltere aleyhine etkileyici konuşmalar yapar. Son Osmanlı Meclisi Mebusanına mebus olarak girdiği için, Ankara'da kurulan meclise de bu sıfatla katıldı. İlk kabinede, Millî Eğitim Bakanlığı'na getirildi.

2. ve 3. T.B.M. Meclisi'ne de İstanbul milletvekili olarak katılmıştır. 1925'de ikinci defa Millî Eğitim Bakanı oldu. Politikaya katılmış, politikacı olmuştu ama "Türk Ocağı" genel başkanlığını sürdürüyordu. Türk Ocağı’nın merkezini İstanbul'dan Ankara'ya taşıdı. Halkevleri açılana kadar (1932) sürekli olarak 19 yıl Türk Ocağı’nın genel başkanlığını sürdürmüştür.

Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı İstiklal Marşımızın Millet Meclisinde kabulü onunu büyük çabaları sonucu gerçekleşmiştir.

1935'de Bükreş Büyükelçiliği'ne getirildi. 11 yıl bu görevde kaldı (1946). İstanbul'a döndükten sonra tekrar T.B.M. Meclisi'ne İstanbul milletvekili olarak katıldı.

1943’de Mersin 1946’da İstanbul Milletvekili olarak yeniden meclise girdi. 1950 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden bağımsız Milletvekili, 1954’te yine DP’den İstanbul Milletvekili seçildi.

 1951'de Halkevleri kapanıp Türk ocağı yeniden açılınca Hamdullah Suphi tekrar genel başkanlığa seçildi 1957’de Hürriyet Partisi adayı olarak katıldığı seçimleri kaybetti. 1966’da ölünceye kadar Türk Ocakları Başkanlığına devam etti.

 

Konuşmalarından seçmeleri, "Dağ yolu" (1928- 1931, 2 cilt), yazılarını da "Günebakan" (1929) adlı kitaplarda toplamıştır.


Hamdullah Suphi Tanrıöver, İstanbul'da ölmüş, Edirne Kapı Merkezefendi mezarlığına gömülmüştür.

Hamdullah Suphi ve İstiklal Marşı

Yarışma, “Türk devleti’nin ebediliğini, Millî Mücadele’nin ruhunu ve Türk’ün istiklâl aşkını dile getirecek” eserler arasında en güzelini bulmak için açılmıştı.

Bir genelge Millî Eğitim Bakanı Rıza Nur imzasıyla 18 Eylül 1920 tarihinde vilâyetlere gönderildi. Genelgenin bir sureti de Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlandı. Mecliste de bir seçici kurul oluşturuldu. Tanınan süre içinde 724 şiir geldi. Millî Eğitim Bakanı değişmiş, Rıza Nur’un yerine 16 Aralık 1920’de Hamdullah Suphi (Tanrıöver) gelmişti. Seçici kurul, gelen şiirleri incelemiş, hiçbirinin millî marş olabilecek niteliği taşımadığına karar vermişti. Bunun üzerine, Hamdullah Suphi (Tanrıöver) şairliği, taşıdığı millî ve manevî duygu yönünden üstat sayılan Mehmet Âkif (Ersoy)’e müracaat eder.

Bir gün konuyu Mehmet Âkif’in yakın dostu Hasan Basri (Çantay)’ye açtı. Gelen şiirlerden hiçbirisinin kendisini tatmin etmediğini belirterek, “Acaba üstadı ikna edemez misiniz?” diye Âkif’ten şiir beklediğini söyler. Mehmet Âkif’in ödül sebebi ile yarışmaya katılmadığını öğrenince, şartlarının kabul edileceği yolunda bir mektup yazarak Akif’in yarışmaya katılmasını sağlamıştır.

TBMM, onun şiirini Hamdullah Suphi Tanrıöver'in dolgun sesi ve güzel diksiyonu ile meclis kürsüsünde okuduğu zaman bir alkış tufanı arasında  dinlendi. Heyecan içindeki milletvekillerinin ısrarıyla şiir dört defa arka arkaya okundu. Meclis'in 12 Mart 1921 tarihli birleşimde bir kere daha okunup oylandı; kabul edilmesinden sonra bir kez de ayakta dinlendi.

Türk Ocağı

 

Onunla bütünleşen iki önemli vasfı vardır. Bunlardan biri yaşamının büyük bir bölümünü dolduran Türk Ocağına ve Türk milliyetçiliğine hizmet etmiş Türk ocağı başkanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, diğeri Milli Mücadele döneminde meydanlarda halka telkinlerde bulunduğu, onlara cesaret ve moral aşılayıcı ateşli ve etkili hitabeleri karşısında hak ettiği “Milli Hatiplik”dir.

 

1912 yılında 766 sıra numarasıyla Türk Ocağına üye olmuş, yıllarca başkanlık yapmış, çok canlı çok ateşli hitabeleriyle, bu mukaddes ocakta geliştirilmiş Türk Milliyetçiliğini gür ve temiz sesi, tipik bir sembolü olmuştur.


Muhtelif aralıklarla yirmi yedi yıl gibi uzun bir süre genel başkanlık yaparak kırılması çok zor bir rekorun da sahibidir. Genel başkanlık yaptığı dönemler (1912), (1949-1959) ile (1961-1966) yılları arasındadır.


Tanrıöver en büyük hizmetlerinden biri de Türk Ocağı binası yaptırmasıdır. Tamamen Ocaklıların ve halkın katkıları ve gayretleri ile meydana getirilen bu bina, daha sonra Ocaklılardan alınmış, çeşitli girişimleri müspet bir sonuç vermemiştir.

 

Bükreş Elçiliği ve Gagauzlar

 

Hamdullah Suphi Tanrıöver, 1931 yılında Romanya’da Bükreş Büyükelçiliği’ne atanmıştı. Tanrıöver, geniş tarih bilgisi, kültürü, güzel konuşma yeteneği ile Rumen siyasi çevrelerin de güven ve sempati toplamıştır. Bölgedeki Türklerin Türkiye ile kültürel bağlarının devamını sağlamak amacıyla çok önemli faaliyetlerde bulunmuştur. Özellikle Gagauz Türkleriyle yakinen ilgilenerek, bunlar için Türkçe eğitim veren okullar açmıştır. Türkiye’den getirttiği kitapları bu okullarda okutarak Türklük bilincinin yükselmesini sağlamıştır.


Bükreş Büyükelçiliğimizde çalışanlar, Gagavuzlara aşırı düşkünlüğünden ve tutkunluğundan dolayı Hamdullah Suphi’ye “ Gagauz Metropoliti” lakabını takmışlardır.


Bu Türk topluluğuna tüm kalbiyle adeta bir baba şefkati ile sarılmıştır. Gagauzları Türkiye’ye getirip, Trakya bölgesine yerleştirmek istemiştir. Bu hayalini gerçekleşememiş, ancak o herşeye rağmen yirmi kadar kız ve erkek Gagauz gencine Türkiye’de okuma imkânı sağlamıştır.


Atatürk ile Tanrıöver


Hamdullah Suphi’nin Atatürk’e karşı çeşitli konularda sert muhalafetleri ve Türk ocağının kapatılması  Hamdullah Suphi’yi derinden yaralayan hadiselerin getirdiği kırgınlıklar bir yana bırakılırsa, aralarındaki sevgi bağı çok güçlüdür.Türk Milliyetçiliği düşüncesinde olduğu gibi bir çok konuda fikir birliği vardır. Atatürk’ü yaptığı hitabelerle duygulandıran, heyecanlandıran Milli Hatip, Hamdullah Suphi’nin hayatında en fazla üzüldüğü hadiselerin başında Türkocağının kapatılması hadisesi gelir. Atatürk’ün Türk ocağını kapatma gerekçelerinin başında CHF karşısında daha etkin bir teşkilatlanmaya sahip olan Türk ocağının CHF’ye karşı rakip bir oluşum olarak çıkma endişesi gelir. Ancak görünmeyen nedenlerin başında Rusya’nın himayesindeki Türklerin Ocağın faaliyetlerinden etkilenmesinden tedirgin olan Rusya’nın bu konudaki diplomatik girişimleri gelmektedir. Neden her ne olursa olsun Hamdulah Suphi’nin canından çok sevdiği Türk Ocağı 1931 yılında olağanüstü kurultayda kendini fesh etme kararı almak zorunda kalmıştı. Hamdullah Suphi’de  Bükreş elçiliğine gönderilmiştir.

 

Türk Gençlerine şu satırları bırakmıştır:


“Aziz Ocaklı,


Yol daha uzundur, yapılacak şey yapılandan daha büyüktür, fakat; tarihin engin ufuklarından gelen ve senin genç ciğerlerini şişiren rüzgar; ocağın kutsi ateşini durmadan parlatacaktır, çünkü: Ufak ateşleri söndüren rüzgâr büyük ateşleri yakar.”(H.S.Tanrıöver Dağyolu 1.cilt sf.4)”

 


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
İsmail Dursun Kuzucu
Hakan Öztürk
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  19 Eylül 2018 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net