21 Temmuz 2018 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Çelebi'ye Sıcak Asfalt
Çelebi'ye Sıcak Asfalt
Kırıkkalespor'un Yanındayız
Kırıkkalespor'un Yanındayız
Uyuşturucu Operasyonu
Uyuşturucu Operasyonu
Sekiz Metrekarelik Salondan Avrupa Şampiyonluğuna
Sekiz Metrekarelik Salondan Avrupa Şampiyonluğuna
  YAZARLARIMIZ
NURİ DEMİRAĞ 1886 - 13 Kasım 1957
14 Şubat 2018 Çarşamba Bu yazı 5204 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

 

Vatansever sanayici", "vatansever müteahhit" ve "milliyetçi demokrat politikacı"  kim­likleri, ile ön plana çıkmış çoğumuzun adını bile belki duymadığı birini, genç cumhuriyetin temel taşlarını yerleştiren bir halk adamımdan bahsedeceğiz.

 

Devlet Memuru

 

Sivas Divriği'de, 1886 yılında doğdu. Kasabanın eşrafından Mühürdarzade Ömer Bey'in oğludur, annesinin adı Ayşe Hanımdır. Rüşdiye tahsilini memleketinde yapmış ve aynı rüştiyeye muallim tayin edilmiş 1903 yılında, 17 yaşın­dayken, Ziraat Bankası'nın açtığı sınavı kazanarak Ziraat Bankası Kangal Şubesi'nde işe girdi. 1904 yılında, Koçgiri şubesine atandı. 1909 yılında, büyük kıtlık baş gösterince depolarda terk edilen tahılı kişisel inisiyatifini kullanarak halka uygun ederle sattı. Hakkında soruşturma açıldı. Gerçek ortaya çıkınca ödüllendirildi. 1910 yılında, Maliye Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazandı. İstan­bul'a atandı. Beyoğlu varidat memuru oldu. Tak­sim Kışlası ve Talimhane'nin Fransızlar'a verilmesini engelledi. Hasköy Mal Müdürlüğü'ne getirildi. Maliye Mekteb-i Alisi'nde gece derslerine katılarak yüksek öğrenimini yaptı. 32-33 yaşlarında iken Maliye Müfettişi olmuştur 1918 yılında, Maliye'nin Tatavla Şubesi'ni denetlerken işgalcilerin hakaretine uğraması üzerine memurluktan istifa etti.

 

İş hayatına atılıyor

 

56 altın yada 252 lira kağıt sermayeyle, Ketenciler’de Sabuncu Han’da o sıralar yabancıların teke­linde olan sigara kağıdı işine girdi. İlk Türk sigara kağıdı yapımını başlattı. Ürettiği sigara kağıdına "Türk Zaferi" adını vermesine manidardır. Üç buçuk senede seksen dört bin lira sermayeye ulaşan Demirağ kantariye, ithalat, ihracat yapmaya başladı.

 

1920 yılında, Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'nin Maçka Şubesi'nin yöneticisi ol­du. Cumhuriyet'in ilanından sonra, Fransızlar üst­lendikleri demiryolu yapımını bırakınca 24 Mart 1926 tarihinde kardeşini memurluktan ayırarak bu işi üstlendi. Köprü ve Tüneller 1012 km demiryolu yaptılar. Günümüzde 10 bin km demiryolu olduğunu düşünürsek bu önemli bir rakamdır.

                                                                   

Boğaz Köprüsü

 

1931 yılında, Asya'yı Avrupa'ya bağla­yacak boğaz köprüsü projesini yaptı. Amerika'dan uzmanlar getirtti. 4 yıl süren araştırmalarının sonu­cunda hazırladığı projeyi Salih Bozok, Atatürk'e gö­türdü. Atatürk çok beğendi. Hükümete gönderdi. Ankara'da Ba­yındırlık Bakanı Ali Çetinkaya "Ol­maz bu iş" diyerek kesip attı. "Ken­tin güzelliğini bozar" diye projesi geri çevrildi. Yıldız Sarayı önündeki yıkık ta­rihi çeşmeyi yeniden ayağa kaldırdı Bu geleneğini yıllarca sürdürdü, Toplam 43 çeşme yaptırdı.1933 yılında, Divriği'ye enerji sağlama planlarını yaparken (1966 yılında ele alınan) Keban Barajı pro­jesini ilk kez dile getirdi.

 

1934 yılında, yabancıla­rın tekel oluşturarak çimentoyu 33 Lira'ya satmaya başladıklarını görünce çimento fabrikası kurmak istedi. 13 Lira'ya satmayı önerdiği halde fabrika kurmasına izin verilmedi.

Nu D. 38

 

Nuri Demirağ, Demiryolu yanında Atatürk'ün "Ge­lecek Göklerdedir" diyerek işaret et­tiği yolda önemli adımlar attı. O yıl­larda hava gücünü artırmak için il­lerde paralar toplanıyor, alınıp or­duya armağan edilen uçaklara o ilin adı veriliyordu. Zengin iş adamla­rından da para isteniyordu. Vehbi Koç 5 bin Lira verirken Abdurrah­man Demirağ üç uçak parası 120 bin Lira verdi. Nuri Demirağ ise "Siz ne diyorsunuz? Benden ulus için bir şey istiyorsanız en mükemmelini is­temelisiniz. Madem ki bir ulus uçaksız yaşayamaz. Öyleyse bu ya­şama aracını başkalarının bağışın­dan beklememeliyiz. Ben bu uçak­ların fabrikasını yapmaya adayım" diyerek kollarını sıvadı.

 

Nuri Bey, yanına aldığı mühendis ve teknisyenlerle seyahatlere çıkarak incelemelerde bulunmaya başladı. Almanya, Çekoslovakya ve İngiltere'deki uçak fabrikalarını gezdi. Fakat bu ülkelerde hep eski uçaklar için lisans verildiğini görünce taklitçilik yerine kendi uçağını yapmaya karar verdi.

 

17 Eylül 1936 senesi ortalarına doğru uçak fabrikası için hazırlıklara başlamış ve ilk etapta on senelik bir program yapmıştı. 17 Eylül 1936'da da fiilen teşebbüse geçti ve bir Çekoslovak firması ile anlaşarak Beşiktaş'ta Hayrettin İskelesi'nde, bugün Deniz Müzesi olarak kullanılan, o zamana göre modern bir bina yaptırdı. Programa göre burası etüt atölyesi olacak, asıl büyük fabrika da memleketi olan Sivas Divriği'de kurulacaktı.


40 yaşına bastığı gün yazdırdığı bağış bel­gesinde "Var olan ve yaşamımın sonuna kadar çalışmamdan elde edilecek olan kişisel servetimden aile ve evlatlarımın orta halde ge­çimlerine yetecek ve yavrularımın yüksek öğrenim masraflarını sağ­layacak tutar çıkarıldıktan sonra yaşarken yapmaya başarılı olama­yacağım yararlı kuruluşlar mey­dana getirmek ve sürdürmek ko­şuluyla kişisel servetimi bağışla­dım" dedi.

 

Demirağ'ın Beşiktaş'taki fabrikada yapılan ve hiç bir bozukluk göstermeden başarılı uçuşlarına devam eden uçakları, Türkiye'de olduğu kadar yurtdışında da büyük yankılar uyandırmıştı.

Hele çift motorlu, barışta yolcu uçağı, savaşta istenildiği zaman eksiksiz bir bombardıman uçağı görevini görecek şekilde yapılan ve saatte 270 kilometre hıza ulaşan, 5 bin 500 metre yükseğe çıkabilen 'Nu.D.38'in yapılması, dünya uçak sanayicilerinin dikkatini birden Türkiye'ye ve Nuri Demirağ'ın uçak fabrikasının üzerine çekmişti.


Türk Hava Kurumu, 65 uçak satın almak için sipa­riş verdiyse de yetersiz olduğu gerekçesi ile siparişini iptal etti. Olay mahkemeye yansıdı. İki ayrı bilirkişinin olumlu rapor yazmasına karşın THK uçakları almadı. 1944 yılın­da, Nuri Demirağ'a ait uçak pisti, fabrika ve etüd merkezinin bulunduğu alan istimlak edildi. İsmet İnönü tarafından siyasi linç kampanyasına uğramış,bir çok mali büyük bir hukuksuzluk sonucu ismet İnönü’nün düğmeye basması ile kamulaştırılmış (Yeşilköy Atatürk havaalanının arazisi 1500 dönüm veya Beşiktaş iskelesinin hemen yanındaki dönümlerce arazi), kamulaştırma ücretleri "devletin parası olmadığı" bahane edilerek 20 yıla vadelenmiş, bu kamulaştırma paraları sonuçta ödenmemiştir.

 

                                                            Gök Okulu

 

"Türk'ün yaptığı uçakları elbette Türkiye'de yetişen pilotlar uçuracaktır" düşüncesiyle hareket eden Demirağ havacılık üzerine eğitim verecek 150 yataklı bir yurdu da bulunan 'Gök Okulu'na, üniversitede okuyan veya mezun olmuş öğrenciler alınıyor ve uçuş eğitiminin yanısıra uçağın teknik yapısıyla ilgili eğitimler de verilerek pilot yetiştiriliyordu.
Atölyede yapılan uçakların testleri için Yeşilköy’de, şu anda Atatürk Hava Limanı olarak kullanılan, Elmas Paşa Çiftliği'ni satın alarak, orada 1559 dönümlük geniş arazi üzerinde, uçuş sahası yaptırdı. Bu sahanın üzerine bir de, Nuri Demirağ Gök Okulu, uçak tamir atölyesi ve hangarlar yapıldı.


Yeşilköy'deki okuldan önce, doğduğu yer olan Diyriği'nde de bir Gök Ortaokulu açan Nuri Demirağ, Türk gençlerine havacılığın zevkini aşılıyordu. Öğrencilerin yemek, içmek, yatmak, öğrenim gibi bütün masraflarını karşılıyordu. Başarılı olan öğrencileri yaz tatillerinde İstanbul'a getiriyor ve uçmaya özensinler diye onlara uçuş dersleri verdiriyordu. Bu yüzden içlerinden bir çoğu pilot olmuştu.


1938 yılında, Erzincan'da deprem olunca evdeki tüm giyecek ve yiyecekleri yanına alıp Erzincan'a koştu. Bölgeye varan ilk yardım ekibi onundu.27-28 Aralık 1939 tarihinde Cumhuriyet tarihinin en büyük depremi Erzincan'da yaşandı. Depremde evlerini yitirenle­re prefabrik evler yaptı. İstanbul Teknik Üniversite­si bünyesinde bir uçak mühendisliği bölümünün açılması için öncülük etti.

 

6 Temmuz 1941 tarihin­de ilk uçuşunu pilot olarak yetiştirdiği oğlu Galip Demirağ'ın kullandığı uçakta yaptı. Mısır ve Buda valiliği yapan Divriğili Melek İbrahim Paşa'nın Edirne'de bulunan ve yok ol­ma tehlikesi içindeki mezarını koruma altına aldırıp yeniden düzenletti. Hükümetten gereken desteği alamayan Nuri Demirağ'ın Divriği'de yapmayı plan­ladığı Gök Üniversitesi, 100,000 kişilik sanayi kenti, örnek köy projeleri kağıt üstünde kaldı.

                                                                                         

Milli Kalkınma Partisi

 

 8 Temmuz 1945 tarihinde siyasete atıldı. Milli Kalkınma Partisi'ni kurdu. Türkiye'nin çok partili yaşama geçişini başlattı.1946 yılında, seçim­lere katıldı. Kurduğu partisi ile de tek parti yönetimine karşı olduğunu göstererek bu konuda Demokrat Parti’den önce “çok partili demokrasi” hareketinin öncüsü olmuş memleketin kalkınmasının en önemli yolunun liberalizmden geçtiğini savunan Demirağ parti, toplantılarının bazılarında halka açık kuzu ziyafetleri vermesi sebebiyle kamuoyunda “kuzu partisi” yada “kuzulu parti” diye de anılmıştır. MKP'nin ba­sın tarafından engellendiğini düşünen Demirağ, bir matbaa kurarak 100 bin satacak bir gazete planladı. 1948 yılında Milli Kalkınma Partisi'nin propagandası için bir radyo istasyonu kur­mak istedi, izin verilmedi, Amerika ve Kanada'ya gitti. Türk Amerikan Dostluk Derneği'n­de bir konuşma yaptı. 1952 yılında, Pakistan'da yapılan İslam Kongresi'ne Türkiye'yi temsilen katıldı.

 

Nuri Demirağ dönemin şair ve düşünürleri ile yakın dost idi. 1951 yılında, evsiz ve açıkta kalan Neyzen Tevfik’e ev verdi. Nuri Demirağ'ın çocuklarının adlarını bile bu dostları koymuştu. Örneğin Mehmet Emin Yurdakul, Nuri Demirağ'ın dördüncü çocuğuna "Süveyda" ismini verir. Nuri Demirağ'ın diğer çocuklarına isimlerini verenler arasında Mehmet Akif Ersoy ve Neyzen Tevfik'te bulunmaktadır. Piraye  Hanım ile evlenen Nazım Hikmet'e evini aç­tı.

 

Nuri Demirağ, 1957 yılında İstanbul'da öldü.­ İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığında defnedildi. Mesude Demirağ'la evli bulunan Nuri Demirağ'in Galip ve Kayı Alp adlı iki oğlu, Mefkure, Şukufe, Süveyda, Suheyla, Gülbahar ve Turan Melek adlarında kızları bulunmaktaydı.

 

Mustafa Kemal Atatürk, ülkeye demiryollarını kazandıran Mühürdarzade Nuri Bey'e, "Demirağ" soyadını uygun görür. Nuri bey ve kardeşi Abdurrahman Naci bey, dedelerinden gelen "Mühürdarzade" soyadını bırakıp, Demirağ soyadını kullanmaya başlarlar.

 

İLKLERİ

 

1922'de ilk Türk sigara kağıdını üretti.

1936’da ilk Türk uçağını yaptı.( seri üretim olarak )

1942 yılında Keban barajı yapılmalı dedi.

1943 yılında 6 kişilik ilk Türk yolcu uçağını yaptı.

1945 yılında Çok partili rejimdeki ilk muhalefet partisini kurdu.

Ankara’nın doğusuna ilk demiryolunu yaptı.
İlk yerli paraşütü yaptı.
Bursa'da Sümerbank'in Merinos fabrikasını kurdu.
İstanbul boğaz’ına özel köprü yaptırmayı projelendirdi.
İlk şehir ve köy planlarını hazırladı.
1937 yılında Karabük'te demir ve çelik fabrikasını kurdu.
İzmit'te selüloz fabrikasını kurdu.
1942 yılında Sivas'ta çimento fabrikalarını kurdu.
İstanbul'daki büyük hal binasını yaptı.

 

 


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
cancan  -  14-02-2018 - 17:36
duşunebiliyormusunuz dönemin başbakanı ya da sanayı bakanı olsa neler yapabıleceğını
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
İsmail Tekpınar
Hakan Öztürk
Seyfettin Çetiner
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Temmuz 2018 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net