19 Ekim 2018 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
TGF’de Büyük Bir Ailedir
TGF’de Büyük Bir Ailedir
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
  YAZARLARIMIZ
Tezimin halen arkasındayım, tek fark (?)
22 Mart 2018 Perşembe Bu yazı 27196 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

11 Aralık 2017 tarihinde bir yazı dizisine başladım. Malum yıl sonu olduğu için, 2017 yılının değerlendirmesini yaptım. Yazı dizisini partiler üzerine kurdum ve Ana Başlığı 2017 yılının partiler üzerinde bıraktıkları dedim. 11 Aralık 2017’de iktidar partisini değerlendirdim ve 2017 yılında Ak Partinin düşüş yaşadığını yazdım. Özetle, son seçimlere göre toplamda % 61,4 oy alan Ak Parti ve MHP’nin tam mutabakatla girdiği Referandumda %51,2 oy alarak çok zorlandıklarını kaleme aldım. Devamında ise değişim sürecinin Ak Parti de sancılı geçtiğinin altını çizdim. Görüyorum ki bu sancılar artarak devam ediyor ve yine görüyorum ki bu sancıların bir doğumu olacak, yazının son kısmında bunu daha net göreceksiniz. Aynı yazı da ekipçilik çatışmalarının Ak Parti de çok ciddi bir şekilde bölünme izlenimi verdiğini belirtmiş ve Ekonomiyi, Reza dosyasını, dış politikayı, Devlet Dairelerinin hantallaşmasını falan açıklamıştım. Sonucunda da Ak Partinin baskın seçim yaparak oylarının daha da düşmesinin önüne geçmeye çalışacağını yazmıştım.

13 Aralık 2017 tarihinde ise MHP için 2017 yılını değerlendirmiş ve MHP’nin Ak Parti çizgisine değil, Ak Partinin MHP çizgisine geldiğini yazmıştım. Bu demek oluyor ki, Ak Partinin o zamana kadar ki tüm siyaseti çökmüş ve Ak Parti çareyi Milliyetçilikte bulmuştu. Tarihe baktığınız zaman güç kaybeden bütün liderler son umut Milliyetçilik zırhını üzerlerine giymeye çalışırlar. Sanırım Ak Partide çöken politikalarını Milliyetçilik ile kurtarmaya çalışıyor.

11 Ocak 2018 tarihinde ise 2018’de seçim var başlığı ile bir yazı kaleme aldım. Yazımda Bahçeli’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ı destekleyecekleri açıklamasını Erken Seçimin startı olarak yorumlamıştım. Ak Partinin oylarının eridiğini, aylardır anket açıklanmamasının tek sebebinin bu olduğunu belirtmiştim. Devamında ise gizli ekonomik krizi açıklamış ve bu krizin vatandaşın cebine yansıdığını ifade etmiştim. Bu nedenle Ak Partinin oylarının %40 seviyelerine gerilediğini ve düşüşün devam ettiğini %30’lara düşmemek adına baskın seçimin kapıda olduğunu söylemiştim. Tezimin halen arkasındayım, tek fark var oda seçim tarihini 15 Temmuz 2018 olarak yazmışım, sarkabilir sarkarsa en fazla Kasım’a sarkar.

Aynı yazıda Ak Parti’de Abdullah Gül’ün çıkışlarına da değinmiş ve Ak Parti’den küçükte olsa oy koparacaklarını yazmıştım. Küçük derken ne kadar küçük? Mesela Ak Parti-MHP mutabakatında girilen referandum seçiminde  %51,2 oy almışlardı. %1,3 Abdullah Gül ve ekibi götürse %49,9 Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasına yetmiyor. Yani %1 oy dünyanın sonunu getirebilir bu sistemde…

16 Ocak 2018 tarihinde yine ekonomi ile bir yazı yazmıştım. Yazının Başlığı İyi Okuyun bu Fotoğrafı, konusu ise TBMM Dikmen Giriş Kapısında ekonomik sıkıntılar yaşayan işsiz bir vatandaşın kendisini yakması idi. Konunun derini ise yine ekonominin bozukluğu ve bunun Ak Parti oylarını etkilemesi idi. Gelin görün ki o günden sonra ekonomide değişen bir şey olmadı. Pardon oldu Dolar 12 kuruş daha arttı, EURO 23 kuruş daha arttı. İyiye giden bir ekonomi olmadı ama olumsuz yönleri daha bir arttı.

Erken seçim tahminimi güçlendirerek devam ettiriyorum. Ak Partinin oylarını eritmesini de yumuşatarak devam ettiriyorum. Çünkü Afrin Operasyonunda ki tarihi başarı Ak Partiye yarayacaktır. Yani yine Ak Parti Erdoğan ismi ile paçayı kurtarıyor. Zaten Ak Kadrolara kalsa halleri harapta bakmayın işte Erdoğan gibi güçlü bir Parti Genel Başkanları var. Burada bir parantez açmak istiyorum, ittifakı sonuna kadar destekliyorum, çünkü Erdoğan yalnızca Ak Parti için değil tüm Türkiye için bir şans, Ayrıca Erdoğan’ın da dediği gibi dere geçerken at değiştirilmez. Türkiye lider değiştirebilecek bir ortamda değil, Suriye ve FETO politikalarının devamı için, Erdoğan bir dönem daha Cumhurbaşkanı olarak kalmalı.

Dönelim konumuza evet Ak Parti Afrin ile oylarında ki düşüşü durdurabildi, belki bir nebze de artırdı ancak halen %40’ın en fazla 3 puan üstündedir. MHP ile ittifaktan başka hiçbir şansları zaten yoktu. MHP Ak Parti için 2019 seçimlerinde kurtarıcı olacak. Ak Partide ki çatışmalar artarak devam ederse, belki MHP bile Ak Partiyi kurtaramayacak.

Çatırdama demişken neler oluyor Ak Parti’de öyle.

Belki de tarihin en başarılı İç İşleri Bakanı olan Süleyman Soylu veda eder gibi bir açıklama yaptı. Sonra Cumhurbaşkanı bizzat, Soylu ile devam edeceğiz dedi. Ne gariptir ki her gün Televizyonlarda gördüğümüz Süleyman Soylu, bir anda ortadan kayboldu. Ya Soylu küstü ya da Soylu’nun vedasından sonra ki sosyal medyada ki tepki de göz önüne alınıp Soylu susturuldu!

Bir arkadaşım söylemişti. Ak Parti çatırdıyor, ANAP’tan kötü halde diye. Bir de ekleme yapıp Erdoğan bugün çekiliyorum desin Ak Partiden 5 ayrı parti çıkar demişti. Nasıl yani diye sorunca arkadaşım küçük dilimi yutacağım şu cevabı vermişti. Aynen aktarıyorum “Tayyip Beyin en yakın Arkadaşı Mücahit Aslan, Emine Hanım Mücahit Beyi sevmiyor (Emine Hanım, Hayrunnisa Gül Hanımı da hiç sevmiyordu) Mücahit Bey ise Hayati Yazıcı ile sorunlar yaşıyor. Hayati Yazıcı Berat Albayrak’la sorunlar yaşıyor, Berat Albayrak ise Süleyman Soylu’dan nefret ediyor.” Saydığımız isimler Erdoğan’ın en yakınında ki isimler. Eğer bu iddia doğru ise Ak Partinin sonu önümüzde ki seçimde değilse bile, sonra ki seçimde gelmiş demektir. Hele ki başarısız bir sonuç çıkarsa bu seçimde bu isimler hep birbirlerini suçlarlar ki al başına belayı,

Sahi suçlarlar demişken…

Ahmet Davutoğlu konuştu geçen günlerde. İstanbul Belediyesi için ismi geçti ya yalanladı. Aslında konuşmasında Attan inip eşeğe binmem dedi. Mücadeleme devam ediyorum dedi! İttifak hakkında, partiler arası uzlaşı önemli ancak gizli koalisyonlar dönemi başlatmayın, tehlikelidir dedi. Ekledi ki ne ekledi! 1 Kasımda Aldığım(ız) oyları unutmayın dedi. Yani dedi ki Ak Partinin oyları düşmese ittifak yapmaz! Ben başarılıydım, 1 Kasımda çok büyük bir oy aldıydım. Şimdi siz başarısızsınız 1 Kasımda ki kadar oy alamayacağınızı bildiğiz için ittifak kuruyorsunuz dedi.

Bu sefer ben demedim. Sizin Hoca dediğiniz, Başbakan yaptığınız isim dedi. Birde Trollere sataştı, paralı sosyal medya askerleri dedi. Dün yanımdaydınız bugün bana saldırıyorsunuz dedi. Parayı verenin yanında oluyorsunuz dedi. Demek ki kendisi zamanında çok para yedirmiş bu trollere, demekten alamıyorum kendimi!

(Kaynak: http://www.internethaber.com/ahmet-davutoglu-istanbula-aday-mi-kendisi-acikladi-1856298h.htm)

Zaten Abdullah Gül çıkıp Erdoğan’ı eleştirince dişime taş değmişti. Abdullah Gül, cesur bir siyasetçi değildir. Sinsi diye tabir ettiğimiz bir yapısı vardır, yani alttan alta çalışır. Abdullah Gül çıkıp Erdoğan hakkında konuşmuşsa kesin bir şey vardır dedim. Muhtemelen kamuoyu araştırmasını Erdoğan kadar Abdullah Gül’de yapıyordur. Bunları da ekibi ile yani Ali Babacan, Beşir Atalay, Sadullah Ergin, Bülent Arınç, Abdulkadir Aksu gibi isimlerle paylaşıyordur. Önüne gelen ankette Ak Partide ciddi bir düşüş gördü ki kaçan oylar için talip olurcasına Erdoğan’ı eleştirdi. Siyasette olmaz diye bir şey olmaz. Deniz Baykal çok çok önceleri Abdullah Gül çatı aday olur demişti de anlamamıştık. Abdullah Gül olur mu bilmem ama, Gül ekibi Saadet Partisi ile bir çalışma içerisinde. Bunu kesin olarak söyleyebilirim.

Bir de son olarak ekleme yapayım. Bu kongrelerden önce Ak Parti de sadece Ekipler arası çatışma olurdu. Ancak bu çatışma hep gizli tutulur dışa vurulmazdı. Ak Partide ki çatırdama derin midir bilemem ama Ak Partililer artık alen beyan kavga ediyorlar ve birbirlerine demediklerini bırakmıyorlar. İşin kötüsü halkta bu çatışmalara doğrudan katılıyor.

Lafı çok eveleyip geveledim farkındayım…

Ben söyleyeyim de siz bir köşeye not alın. Ak Parti Mecliste çoğunluğu kaybedecek. MHP ile birlikte meclis çoğunluğunu elinde tutabilecek. Yani bir daha ki seçime kadar ipler MHP’nin elinde olacak. Cumhurbaşkanlığına gelince, MHP Erdoğan’ı değil başka birini çıkartsa ve hiçbir çatıya girmese 2. Turda çıkarttığı adayı Cumhurbaşkanı seçerdi. Ancak MHP varken Türkiye’nin beka sorunu olmaz, Türkiye’nin bekası Erdoğan diyorsa, Erdoğan Cumhurbaşkanıdır, ilk turda…


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  19 Ekim 2018 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net