22 Temmuz 2018 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kolu demir parmaklıklara saplandı
Kolu demir parmaklıklara saplandı
Düğünde silah atanlara operasyon
Düğünde silah atanlara operasyon
Gariban Bırakılmasına Müsaade Etmeyeceğiz
Gariban Bırakılmasına Müsaade Etmeyeceğiz
Çelebi'ye Sıcak Asfalt
Çelebi'ye Sıcak Asfalt
  YAZARLARIMIZ
Afrin Savunma mı Taaruz mu?
28 Mart 2018 Çarşamba Bu yazı 10047 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Zeytin Dalı Harekatı, 18 Mart’ta Afrin kent merkezinin alınmasıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin maddi ve manevi her açıdan üstün başarısı ile çok büyük oranda tamamlandı, kentte EYP’lerin temizlenmesi ve bölge halkının temel ihtiyaçlarının giderilmesi faaliyetleri sürüyor.

Zeytin Dalı Harekatının ve Afrin’in terör örgütü PKK’dan temizlenmesinin elbette birçok yönü ve etkisi var. Fakat, biz bu mühim hadiseye her şeyden önce bilhassa 15 Temmuz’dan sonra hem devlette hem de millette adeta inkişafa gelen milli meselelere milli ruhla sahip çıkma açısından bakmak istiyoruz. Aslında bu harekata toplumsal bakışımızın incelenmesinde ve değerlendirilmesinde, bundan sonra yapılması gerekenlere ilişkin temel dinamikleri bulmak mümkündür.

Bu minvalde, şanlı bir geçmişin ve her devirde, her şartta imanın, vatanın, bayrağın, milli ve manevi değerlerin ve batının “hayasız akınları” karşısında da adeta bütün müslümanların ve insanlığın koruyucusu ve hizmetkarı olan aziz milletimizde Afrin operasyonuna ilişkin temel birkaç yaklaşım var. Öncelikle herkesin ortak yaklaşımı, gayemizin Afrin’i teröristlerden temizlemek ve Suriye’deki içsavaşın; bilhassa ülkemizde ve hemen sınır ötemizde yaşayan Suriyeliler için (teröristler haricinde) kimsenin daha fazla zarar görmeyeceği ve masumların insanca yaşama koşullarına ulaşacağı şekilde sonlanması adına ciddi bir adım atmak olduğudur. Bunun toplumda kısaca “orayı gerçek sahiplerine vermek” şeklinde yankı bulduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte bir diğer yaklaşım daha var. O da geçmişi çok büyük zaferlerle dolu ve son iki asırdır büyük düşmanlarına karşı kesin üstünlük sağlayamadığı, adeta durağan ve savunmacı bir hale büründüğü için içten içe mahzun olan milletimizin Fırat Kalkanı ile başlayan sınır ötesi kara harekatları vesilesiyle adeta yeniden bir fetih muştusu ve ruhu arayışından kaynaklanıyor.

Aslında, aklımız bize tabii ve haklı olarak herhangi bir toprağı vatan topraklarına katmaya çalışmanın yanlış bir hamle olacağını; böyle bir hamlenin sonucunda karşımızda hem ABD ve AB’yi hem Rusya’yı hem de dünyanın geri kalanını bulacağımızı söylüyor. Zaten milli güvenlik endişeleriyle sonuna kadar savunmak niyetinde olduğumuz Suriye’nin ve Irak’ın toprak bütünlüğü meselesi de böyle bir arzuyu dillendirmekten kaçınmamızda asli bir etkendir. Bununla beraber şu soruyu samimi bir şekilde kendimize ve çevremize sorup samimi cevap verirsek; gönlümüzden toprakları genişlemiş bir Türkiye geçiyor mu geçmiyor mu, cevabımız ne olur? Afrin’i temizlemek ve orada fiili bir hakimiyet kurmakla birlikte kendimizi adeta atalarımızın Yemen’den Viyana’ya kadar uzanan fetih ve hakimiyet ruhunun varisçisi gibi hissetmiyor muyuz? Sakarya Meydan Muharebesi’nde duran geri çekilmemizden sonra şimdi bir ilerlemenin başlangıcı ümidini içimizde taşımıyor muyuz?

Bunlar cevabı az çok belli olan sorulardır ve genellikle hissi yaklaşımların eseridir. Yine de yazımızın başlığı olan soruya cevap vermek zorundayız, çünkü bu soru konumumuzu anlamakta bize yardımcı olacak ve dolayısıyla sonraki hamlelerde yol gösterecektir.

Afrin Operasyonu her şeyden önce topraklarımız ve vatandaşlarımız üzerinde kandırılmış ve genetiği bozulmuş yığınları kullanarak gerçekleştirilmeye çalışılan emellere müsaade etmeyeceğimiz gerçeğini; 15 Temmuz’da içerde vatan hainlerinin karşısında canıyla duran Türk milletinin, var olduğu günden beri ordu-millet olarak yaşayarak gözbebeği bildiği ordusunun ve devletinin dualarla, mektuplarla, gönülden sevgisiyle arkasında durmasıyla bir kez daha haykırmış ve başta ABD olmak üzere bölgede emelleri olan hangi güç varsa şimdilik geri çekilmesine vesile olmuştur. Bu anlamda bir saldırı hazırlığını daha da büyümeden önlemek anlamında Afrin Operasyonu bir savunmadır.

Bununla birlikte, bölgedeki emperyal güçlerin; oradaki halkların hiçbirinin yaşama hakkını ve siyasi haklarını gerçekte dikkate almadan, kendi kıymetli(!) canlarına, kanlı ellerine en ufak bir zarar gelmesindense masum kadınları, yaşlıları, çoluk çocuğu katletmekten hiç imtina etmeden bir harabeye ve mezarlığa çevirdikleri Suriye’de; asla bu yöntemlere başvurmadan, tenezzül bile etmeden, hiç kimseden yardım beklemeden, medet ummadan kahraman ve fedakar Mehmetçiğinin ve kuvveti vatanın teminatı olan ordusunun şahsında böyle sağlam bir operasyon gerçekleştirerek ve herkesin çekindiği emperyal güçlerle eşit bir güç olarak muhatap olup; onlara yaranmaya çalışmadan da şerefli, başarılı ve kuvvetli yaşanabileceğini bölge insanına göstererek alışılagelmiş kalıpları yıkma, zincirleri kırma etkisiyle ise Afrin operasyonu bir taarruz hamlesidir. Böylece emperyalistlerin maddi ve manevi yönden sardığı bölgemiz insanına hem maddi hem de manevi yönden nasıl hareket edilmesi gerektiğine, Batının gerçekte ne olduğuna ve batılılara karşı nasıl davranılması gerektiğine ilişkin ders verilmiştir. 


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
İsmail Tekpınar
Hakan Öztürk
Seyfettin Çetiner
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Temmuz 2018 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net