22 Haziran 2018 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Pirinç Fabrikasında Yangın
Pirinç Fabrikasında Yangın
Kırıkkale’mizde öncü olacak
Kırıkkale’mizde öncü olacak
Temizlik Başladı
Temizlik Başladı
Kırıkkalespor yeni logosuna kavuştu
Kırıkkalespor yeni logosuna kavuştu
  YAZARLARIMIZ
AMAÇ GÜREŞMEK Mİ YOKSA …… ?‘’ 1.
17 Nisan 2018 Salı Bu yazı 1436 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

(Bu yazım K. Kale T. S. O. Seçimleri öncesinde kaleme alınmıştır!)

          Yarım asrı geçen bu şehri ikâmetime yönelik gözlemlerimle ilgili olarak, birilerine ters gelen değerlendirme ve görüşlerimi, zaman zaman bunları kamuoyuyla paylaşmaktan hiçbir zaman imtina etmedim!

Sivil Toplum Kuruluşları (STK) bir şehrin sosyal yaşantısına yön veren oluşumların başında gelir. Bu kuruluşların temsilcilerinin ise, o şehirde gerek kendi sektörlerinde, gerekse çevrelerinde her yönü ve şekliyle kendisini kabûl ettirmiş kişilerden teşekkül eder. (En azından böyle olması iktiza eder!)

Artık bir büyük şehir niteliğinde il olduğumuzu sindirip, şehir kültüründe yaşamayı öğrenmemiz gerekir.Geçmişte şehrimizde veya günümüzde küçük ilçe ve kasabalarda yapılan başkanlık, muhtarlık vs. seçimlerinde kişinin genel karakteri, aile yapısı yada büyüklüğü, zenginliği (Güneydoğu bölgemizde aşiret ağalarının ya milletvekili veya belediye başkanı olması gibi) değerlerle adaylar belirlenip oylama yapılırken,bu mantıksızlığı bir şekilde burada da yürütmenin anlamı olmadığı kanaatindeyim.

Bu benim hemşerim, köylüm, akrabam, komşum, partilim vs. Tüm bunların yerini artık filan adayın her ne kadar şahsıyla ortak hiçbir noktası yoksa bile, şu- şu - şu eğitimleri almış, şu- şu deneyimlere sahip, şu yetenekleri, şu başarıları, projeleri, tecrübeleri vs. -vs. var diyerek kendi şahsi menfaatine değil, yurduna fayda sağlayacağına inandığı kişiye oyunu vermesi gerekir. Yani kısacası koltuğu değil, yurdunu düşünenin tercih edilmesi gerekir kanaatindeyim.

Atalarımız “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”derler. Kültürümüzde bu ve buna benzer birçok dikkate alınacakve her konuya hitap eden türden sözlerimiz mevcut. Dolayısıyla bu yola çıkacaklar temelden gelen birtakım hasletlere sahip değillerse bile, bu sözlerimizden ders alarak hareket etmeleri uygun olur.

Bir şehrin ileri gelen saygı duyulan bireylerinden birisi olmak için, aile nüfusunun yahut banka hesabının kalabalık olması gerekmiyor.İnsanın o şehre ya da seçileceği makama uygun vasıfları taşıyıp taşımadığına bakmak gerekiyor.

Aksi takdirde alfabeyi bilmeyenlerden Milli Eğitim yetkilileri, geçmişini bilmeyenlerden tarih hocaları,salavat getiremeyenlerden din görevlileri,hesap bilmeyenlerden hesap uzmanları,

Esnaflık yapmayıp vergi nedir bilmeyenlerden, Ticaret Oda başkan ve mensupları gibi birçok yetkisiz yetersiz insanı yetki sahibi yaparsan, gelecek neslimiz ve asla terk etmeyeceğimiz vatanımızı yaşanılmaz haline getiririz.

          Bu böyle mi oluyor? Şöyle bir bakıyorsun hiç alakası olmayan sonuçlar çıkıyor ortaya. Nasıl mı derseniz geçmişten günümüze doğru şöyle üç beş misalle açıklayalım:

          Temsil ettiği kuruluşun başına geçeli kırk yıl olup, o makamdan emekli olanı!Yahut ta emekli olasıya kadar oturduğu koltuğu bırakmamanın hesabını yapanlarını!

Başında bulunduğu kurumla aktif olarak uzaktan yakından alakası olmaksızın, faal bir iştigali de bulunmadığı, mükellefiyetinin dahi olmadığı halde, bir camiayı temsil etmesi!

İştigâl ettiği meslek veya iş sahasında henüz tam manasıyla tanınıp bilinmediği halde, kendisinin tartıp düşünmeden, sırf şekil olsun diye göreve talip olanlar!

Eline kalemi alıp doğru dürüst bir paragraflık beyanat dahi yazmaktan aciz olduğu halde, sırf kartvizitli cemiyet başkanlığı yapması!

İki kelimeyi bir araya getirip te uygun bir üslûpla meramını ifade edemediği halde, hasbelkader o kuruluşu temsil sıfatına sahip olması!

Resmi olarak hiçbir iştigali bulunmayan, bir Allah’ ın kuluna ekmek vermeyen, bir liralık faturası, bir kuruş KDV ödemesi olmayanve protokolde boy göstermek içinadaylığa yeltenilmemesi!

Oysaki kişinin kendisini tartması ve düşünmesi icap eder.Bu ve benzerlerinin içinden çıktığı toplulukların da bu gibi kişileri yeteri derecede ölçüp tartıp öyle desteklemeleri gerekir.

          Kişinin; benim kariyerim kapasitem tecrübem vasfım sıfatım - yeteneğim vs.– vs. nedir ve ne yapabilirim diye düşünmesi gerekir!

          Şehrin geleceğine yön veren ve bu uğurda üzerinde vebal olan STK bünyesinde göreve talip olacakların, enine boyuna bu durumları tartması ve kendi kendine değerlendirmesi,ona göre karar vermeleri gerekir.

Yine bu arada gerek görevini devamı sağlayanlar ve gerekse yeni göreve gelecek olanlar için vazgeçilmez bir yaptırımda, gerek kendi gurubunun veya odanın mensubu kişilerin hak ve menfaatlerini koruma uğrunda gereken mücadeleyi vermeleri gerekir.

          Geçmişteki bir T. S. O. nın tüm kadrosu, adı ticari inceleme olmakama gerçekte turistik gezi yapmak amacıyla Uzakdoğu Gezisi tertiplemişlerdi. Bunun kesinlikle uygun bir şey ve şehrimize de getirisininolmayacağını, o zamanki gazetelere beyanat vermiştim.

          Cevaplandırılmak üzere bir üye sıfatıyla yöneltmiş olduğum 14 – 15 maddelik sorularıma da cevap dahi verilememişti! Ama ne yazık ki bizim aidatlarımızla o dönemin meclis üyesi vatandaşlar,güzel bir Çin gezisi yapıp dönmüşlerdi! Bundaki amacı ifade etmeyi edep ölçüleriyle bağdaştıramadığım için okuyucunun değerlendirmesine bırakıyorum!

          İşte bu günlerden geçen bir şehir, toplum ve seçilmişlere sahip olduğumuzdan dolayıdır ki, şu saatten sonrasında bu gibi yerlere ve görevlere talip olan veyahut ta olacakların çok iyi bir şekilde değerlendirilerek hareket edilmesi gerekir.

          Anadolu da bir deyim vardır ‘’Etin ne – budun ne.’’diye. Ya da ‘’Dört günlük seyisliğin var kırk yıllık at b… koklamaya kalkma!’’derler o misal! Kişinin bu ve benzeri görevlere talip olurken tüm bu değerleri değerlendirmesi icap eder.‘’Yağmur yağarsa kış olur, kişi haddini bilirse hoş olur.’’ Her kişi, toplum içindeki görevini ve düzeyini iyi bilmelidir. Soğuk, kışa yakışır, sıcak yaza. Edep ve haddini bilmek de insana yakışır. İnsan, insana yakışanı yapmalı! Yâni ‘’Kişi kendini bilmek gibi irfan olamaz!’’

Kültürümüzde bunlarca söz varken bilmem daha başka ne yazılır ve ne söylenir. Velhasıl ‘’Anlayana sivrisinek - saz, anlamayana davul - zurna az!’’

          Bu günlük yazımı burada noktalamadan önce şu hususu da bilhassa belirtmek istiyorum. Çünkü hiçbir aday adayı ne hasmım ve nede hısmım değil!Çünkü unumuzu eleyip, eleğimiz astırılalı yıllar oldu! Seçim ve sonrasıyla ilgili sonuç değerlerini ayrı bir yazıyla bilaharebilgilerinize sunmaya çalışacağım.Allah’ a emanet olun.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Kırlangıçoğlu Oktay
Gökhan Demir
Hakan Öztürk
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  22 Haziran 2018 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net