20 Temmuz 2018 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
KSO'dan MKE'ye Çıkarma
KSO'dan MKE'ye Çıkarma
331 Proje 2 Milyar Tutar
331 Proje 2 Milyar Tutar
İSTANBUL’DA KAÇ KIRIKKALELİ YAŞIYOR?
İSTANBUL’DA KAÇ KIRIKKALELİ YAŞIYOR?
Kick Boks’ta 11 Madalya
Kick Boks’ta 11 Madalya
  YAZARLARIMIZ
En büyük ENGEL, Sevgisizlik!...
16 Mayıs 2018 Çarşamba Bu yazı 8944 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Türkiye nüfusunun 2011 yılında yapılan en kapsamlı verilerine göre %6'sı, yani 5 milyon kayıtlı engelli vatandaşı bulunmaktadır. Bir de kayıtlara hiç girmemiş, evinden dışarı dahi çıkmayan, hayata küsmüş kayıtdışı engelliler var ki, sayıları azımsanacak kadar değil.

 Peki bu insanlar neden evlerine kapanmış? Neden kendi kendini toplumdan soyutlamış?

 

  Şimdi biraz bu husustan bahsedeyim...

 

*  *  *

 

Engelli bir insandan mevzuu açılınca aklımıza ilk gelen nedir?

 

  Şüphesiz hepimizin aklına ilk gelenler, onların hayat ekseninde yaşadığı sıkıntılar zorluklar.

 Engelli insan, süregelen hayat şartlarında bedensel olarak yaşadığı zorluklara karşı yaşam mücadelesi veren bir nevi DİRENİŞ SAVAŞÇILARIDIR  bence.

 

 *  *  *

 

 Eğitim almak her vatandaşın olduğu gibi, engelli insanın da hakkı ve zorunluluğudur. Bunun için okula başlar ve Bismillah okula adımını atar atmaz  hiçbir vatandaşın dikkatini dahi çekmeyeceği, hatta belki de önemsemediği iki basamak çıkar karşısına. Bir kuşku sarar içini; "her gün binbir zorlukla, düşe kalka bu basamağı nasıl geçerim". Neyse bir şekilde bu zorluğu aşıp sınıfını bulmaya çalışır ki, ne görsün; Sınıfı 5. Kata verilmiştir, hiç bir şekilde dikkate alınmadan. Okul idaresine rica minnet ve yalvara yakara 3. kata sınıfın indirilmesine zor ikna eder. Asansör ise, ya hiç yoktur yada var ise bozuktur. Kimse ilgilenmez, günlerce de çalışmaz. Her gün merdivenleri in-çık, oku okuyabilirsen!...

 

Lavabo ihtiyacı gelir okulda. Her vatandaş gibi doğal olarak. Onlara uygun bir tuvalet, ya hiç düşünülmemiştir yada malzeme deposu haline dönüştürülmüştür. Kendini sıka sıka dersin bitmesini bekler. Bu şartlarda dersten ne anlayabilirse artık!...

 

 *  *  *

 

 Evinden dışarıya çıkmak, hatta piknik yapmaya gitmek ister. Arabası yoktur. Toplu taşıma aracına binip gidelim diye düşünür. Gelen araç şoförü almak istemez, çünkü araçtan inip sensörü açmaya üşenir. Çekip gider, o da kalakalır oracıkta. Bir süre sonra bir minibüs gelir ve bu sefer kendi binmeye kalkışır. Yerden yarım metre yükseklikteki minibüse bin binebilirsen. Basamakları desen 10'ar santim yükseklikte. Düşe kalka zavallı annesiyle biner minibüse. Piknik alanında da haliyle lavabo ihtiyacı gelir. İki duvar arasında desteksiz 5 adet basamak. Etraftan koluna girip  güç belâ içeri girdiği tuvalette yerler buz pistinden farksızdır. Her taraf ıslak ve kaygan. O anda yerde bulur kendini. Klozet desen her zamanki gibi, ya yok yada bozuk. Derdini kim anlaya, kim dinleye, kim çare bula!...

 

*  *  *

 

 Aracı olan engelli bir kişi alış-verişe çıkar. Araç otopark yeri hesap edilmemiştir bile. Varsa da aracını park eden kişi çoğunlukla engelli değildir. Bekler ki, gelsin çeksin diye. Saatler sürer gelmez. Polis çağırır durumu izah eder cezai işlem yapılır. Lâkin polis gittikten sonra "vay sen misin polise durumu ihbar eden!!!". Bu kuralsızlığının üstüne hakaret edip bir de tartaklamaya kalkışır pervasızca...

 

 İnanın ben görme engelli insanın gözüne biber gazı sıkana bile şahit oldum.

 

  *  *  *

 

 Engelli insan spor yapayım diye spor merkezlerine gider. Karşısına ilk çıkan görüntüde, ya desteksiz basamaklarda dolu merdiven, ya uygunsuz lavabolar  ya da engelli araç otopark olmayan yerler. Sanki "spor yapmak senin neyine" dercesine engeller engeller...

 

 *  *  *

 

 Kendi geçimini nafakasını kazanmak için işe müracaat eder.

   "Biz, engeli az olan kişileri alacağız" sözüyle karşılaşıp boynu bükük ayrılarak mendil satmaya mecbur bırakılır ve dilenci durumuna düşürülür. Ya da engelli oldukları belli bile olmayan yıllar evvel aldıkları raporla işe girenler doldurmuştur kadroları. Usuleten kağıt üzerinde engellidir işte. Bir ayağını hiç kullanamayıp çift koltuk değneği kullanan bir insana %28 engelli raporu uygun gören doktor, elinin üzerindeki hafif cilt renk değişikliğine %40 vermiştir hernasılsa?! ..

 Şaşkınlık ve üzüntü içinde yeniden arayışa girer.

 

 *  *  *

 

 Allah 'ın yarattığı güzellikleri ömrünce görmekten mahrum kalmış engelli bir insan, bunun yanı sıra su şırıltısını, kuş seslerini hatta annesinin sesini hayatınca duyamamış işitme engelli bir çocuk, annesinin yanında sanki bir bebek misali bakıma muhtaç zihinsel engelli bir evlât bir parka, bir toplumsal alana çıkarıldığında;  "bunların burada ne işi var" sözleriyle karşılaştıklarında hayat bir tokat gibi gerçekleri vurur yüzlerine.

 

  *  *  *

 

 Şimdi yazımın başında, "engelli insan neden dışarı çıkmaz evine kapanır" diye sorduğum sorunun cevabını kendiniz verebiliyorsunuz değil mi!?...

 

 *  *  *

 

 Ben de engelli bir kişi olarak bu zolukları, bu duyguları yaşayarak ve hissederek yazdım.  Merhum ozanımız Neşet ERTAŞ'ın da söylediği gibi "İnsan çekmediği çilenin türküsünü yazmazmış".

Bunlar ise sadece yaşadıklarımızın bir kaçı.

 

  Aynı zamanda eşim de engelli bir insan. Daha evvel çalıştığı büyük bir şirkette uzmanlık kadrosuna kadar yükselmeyi başarmış ve engelli bir insana imkân verildiğinde, 3 adet engeli olmayan insanın işini yapacak kadar iradesinin ve kapasitesinin olduğunu göstermeyi bilmiş azimkâr bir kişiliktir.

 

 *  *  *

 

 Gerek ülke olarak, gerekse şehir olarak, engelli insanlar hep zorluklara maruz kalsa da yapılan bir takım hizmetler, yenilikler de içimize bir nebze olsun su serpiyor.

 

  Misal Kırıkkale'mizde Engelliler Derneği Başkanı Sayın Mehmet Emin Erkoç bey'in girişimleriyle engelli insanlara spor yapma olanakları sağlanmış ve halterde Üzeyir Karakoç isimli engelli kardeşimiz Dünya 3.'sü olmuştur.

Yine başkanın girişimleriyle engellilere garsonluk ve el sanatları kursları açılarak kendi işlerini yapma imkânı tanınmıştır. Bugün engelli insanların çalıştığı parti ve eğlencelerin yapılabildiği bir kafe açarak iş sahibi olmalarını sağlamış " bizler de bu toplumda varız" diye bir haykırışın sesi olmasına vesile olmuştur.

Sayın başkan ERKOÇ'un bugün yaptığı girişimler, kader arkadaşlarımız için getirdiği yenilikler ve milletvekilliği aday adaylığı tüm engelli insanlar için büyük bir azim örneği, hatta engelliler adına bir milattır. Çünkü bir çok engelli insanın hayalini bile kuramadığı yerlere çıtayı yükseltmiştir.

Vekillik aday adaylığı uygun görülse de görülmese de, vekil olarak seçilse de seçilmese de özverili azmi takdire şayandır. Bu azmiyle deyim yerindeyse bir çok engelli kardeşlerimize de yol haritası olmuştur. Kendisine, tüm ENGELLİ kader arkadaşlarımız adına sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sağolsun varolsun.

 

  *  *  *

 

 Ülke olarak 10-16 Mayıs ENGELLİLER HAFTASI'ndayız. Sadece birkaç gün hatırlanıp sonra yine aynı manidar durumlar yaşanacağı aşikâr.

Bedensel engelleriyle hayatın engellerini yenmeye çalışan benim tabirimle azimkâr savaşçıların tek beklentisi, kendilerine sevgiyle uzatılacak bir eldir. Biliyoruz ki engelli olmak bir ayıp değildir ve her insan bir engelli adayıdır. 

 

 En büyük engel ise SEVGİSİZLİKTİR...

 

 Azmin; engeli, sevginin; nefreti yendiği güzel günler sizlerle olsun...


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Hakan ÖZTÜRK   -  16-05-2018 - 16:18
Çok teşekkür ederim değerli başkanım ve Murat kardeşim. Allah razı olsun sizlerden. Biz engelliler bu toplumun sessiz çığlığı ve sessiz çoğunluğuyuz. Birilerinin bu çığlığı duyup bu çoğunluğa kulak vermesine vesile olabilmişsem ne mutlu bana. Sevgi ve saygılarımla engelsiz yarınlar.
Mehmet Emin Erkoç  -  16-05-2018 - 14:03
Hislerimize tercüman Gönüller’imize biraz burukluk sonunda ise ferahlık verdiğiniz için çok teşekkür ederim eline kalemine yüreğine sağlık herşey gönlünce olsun güzel insan
Murat  -  16-05-2018 - 12:22
Bir daha anladım ki asıl engelli biz milis hem de görme engelli hayat var olanın kıymetini bilmeden imkansızı istemekle geçiyormuş yüreğine sağlık mevlam yolunu daima açık etsin
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
İsmail Tekpınar
Hakan Öztürk
Seyfettin Çetiner
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  20 Temmuz 2018 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net