22 Haziran 2018 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Örnek Davranış
Örnek Davranış
MKEK'den MPT-76  sevkiyatı
MKEK'den MPT-76 sevkiyatı
KÜ'de  mezuniyet Sevinci
KÜ'de mezuniyet Sevinci
Büyük Anadolu Kırıkkalespor'dan  Vali Haktankaçmaz’a Ziyaret
Büyük Anadolu Kırıkkalespor'dan Vali Haktankaçmaz’a Ziyaret
  YAZARLARIMIZ
Bedenimizle Tuttuk, Nefsimizle Bozduk!
13 Haziran 2018 Çarşamba Bu yazı 5274 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

 Bir rivayet olunur ki; Resûl-û Ekrem Efendimiz (sav), Allahû Teâlâ'ya yakarmaktadır:

 

-- Yâ Rabb! Diğer göndermiş olduğun peygamberlerin dönemlerinde insanların ömürleri uzundu. 900- 1000 sene yaşamaktaydılar. Sana daha fazla ibadet ve dua edebilme imkânları oldu. Oysa ki şimdi benim ümmetimin ömrü onlar kadar uzun değil ve onlar kadar ibadet, dua edemeyecekler.

 

Bunun üzerine Allah-u Teâlâ da hemen Cebrail aleyhisselâm ile vahyini gönderir:

 

-- Ya Muhammed. Ben senin ümmetlerinin ömrünü kısa tuttum ama öyle geceler, öyle aylar, öyle günler sunacağım ki, bir günü bin aya, bir ibadeti yüz ibadete sayılacak.

 

     Yüce kitabımız Kur-an'ı Kerim'in yeryüzüne indirildiği ve Kur-an'ı kerimde kandil olarak ismi zikredilen tek gün olan bin aydan daha hayırlı bir gece Kadir gecesinin bulunduğu mübarek bir ayı geride bırakıyoruz. Bir sevaba, bin sevap yazıldığı, iyiliği konuşmanın hatta düşünmenin bile mükâfaatı olan bir ay. Ve o ay ki; ramazanı şerifenin son on günü kadir gecesi gibi görülüp, herbir gününe bin sevap yazıldığı bir ay!

     

      Meleklerin rahmet olup, şerha şerha yeryüzine indirildiği bir ay.

       Recep ve Şaban aylarında tutulan oruç ve yapılan ibadetletin sevapları belli iken, büyük müjdelerin verilip mükafatın misliyle fazla olacağı bir ay.

 

  Bereketin, bolluğun, rahmetin, huzurun ve maneviyatın tüm ruhlarla bütünleştiği bir ay.

 

 Sadece yaşayan değil, ölmüş olanlara bile rahmetin inip, kabir azabının durdurulduğu bir ay.

 

   İşte böylesine her saniyesi maneviyat kokan, huzur kokan, rahmet kokan mübarek bir ayı geride bırakıyoruz. İçimizde buruk bir hüznü, sanki sevdiğinden ayrılmışçasına yaşıyoruz. Hanemize yazılan sevap sevincinin, ayrılıkla yoğrulduğu bir hüzün. Ne mutlu ki, elinden geldiğince yoksulu doyurup yetimi gözeterek, bir hastayı ziyaret edip, bir müşkülâtı gidererek ve ibadetlerini yaparak bu muhteşem ayı ihya edenlere...

 

  Hani derler ya; nerede o eski ramazanlar diye. Peki ramazan-ı şerif de demez mi; nerede o eski müslümanlar diye!

   Sıradan bir aymış gibi kadrini bilemeyenlere de hidayet diliyoruz ki; her zaman da böyle fırsatlar ele geçmez. Böyle günlere kavuşamayabiliriz. Yarına kimsenin garantisi yok!

   

  *  *  *

 

  Bu sene seçimlerin de erkene alınmasıyla ramazan ayı sanki biraz manevi hazzından uzak gibiydi. Huzur sohbetleri yerini siyasi çekişmelere, teravih sonrası ilahiler de yerini seçim marşlarına bıraktı. 

  Bu dönemde siyasiler, bir takım yardımlar ve iftar sofraları ile halkı gözetse de, temennimiz o dur ki; bunun sadece seçim döneminde kalmayıp, fakir fukaranın her daim hatırlanması. Halkı makam için değil, Hakk için gözetmeli! Mazallah işe riya karışırsa ki, riya ile ilgili yaptırımını yüce Allah, Maûn suresinin 4.-5. ayeti kerimelerinde bildiriyor.

    Düşkün insan, fakir insan yılın sadece bir ayında değil, her zaman yardıma muhtaç!

 

  *  *  *

 

      Bizler, bir çok hususta olduğu gibi bu mübarek ayı da anlayamadık, anlatamadık ya da yanlış anladık. Yüce Rahman'a ibadet edebilmenin acziyetinde olduk hep.

   

 Orucu, sadece yemek ve içmekten men edilmek saydık. Oysa ki Yüce Allah'ın bizim yemeği ve içmeyi bırakmamıza ihtiyacı mı var ki!?..

 

  Sakızın orucu bozup bozmayacağını merak ettik ama kul hakkı yemenin kefaretini merak etmedik!

 

   Sigara içmenin orucu bozup bozmayacağını merak ettik, ama ağızdan çıkan küfrün, hakaretin, kalp kırmanın kefaretini hiç merak etmedik! 

 

  Göz damlasının orucu bozup bozmayacağını merak ettik, ama harama bakan gözün kefaretini hiç merak etmedik!

 

    Esasında "BİZ ORUCU BEDENİMİZLE TUTTUK, NEFSİMİZLE BOZDUK. Bunun kefareti ne ola?!

 

    Elveda ya şehr-i ramazan!

Yine gel. Rahmetinle, hikmetinle ve müjdelerinle. Bir de; senin hikmetini bilecek zihinleri de getir!

 

Sağlıcakla kalın. Şimdiden iyi bayramlar.

 


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Hakan ÖZTÜRK   -  18-06-2018 - 09:44
Çok teşekkür ederim Fazlı hocam. Allah razı olsun. Rabbim bu mübarek günlerin kıymetini bilip hakkıyla eda edenlerden eylesin hepimizi.
Fazlı  -  13-06-2018 - 18:58
Çok güzel hazırlanmış bir yazı. Tebrik ederim kardeşim...
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Kırlangıçoğlu Oktay
Gökhan Demir
Hakan Öztürk
Fazlı GÜVENTÜRK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  22 Haziran 2018 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net