19 Ekim 2018 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
TGF’de Büyük Bir Ailedir
TGF’de Büyük Bir Ailedir
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
  YAZARLARIMIZ
DOLAR ve SOĞAN; NEDEN mi YÜKSELDİ?
23 Haziran 2018 Cumartesi Bu yazı 4808 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Hatırlarsanız; "Bir gece ansızın gelebilirim" diye bir şarkı sözü vardı, hiçbirimizin yabancı olmadığı. Aynı bu sözdeki gibi geçen haftalarda döviz, gece vakti ansızın tavan yapıvermişti. Sabaha gözlerimizi açtığımız anda hiç birimiz duruma anlam verememiştik. Ne oldu da gece vakti ansızın uçuşa geçmişti döviz?

Şimdilerde de benzeri sıkıntı; patates ve soğanın durdurulamayan fiyat artışı!

Hani derler ya; "Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana" diye. Adına şarkılar yaptığımız soğanı, neredeyse evlerimize sokamaz hâle geldik!

Doğal olarak vatandaş da, ne gece vakti ansızın yükselen dolara, ne de dolarla euroyla kur yarışına giren patates ve soğanın durduralamayan fiyat artışına anlam veremiyor. Ve meraklı gözlerle herkes cevap bekliyor; NEDEN?

Yetkili ağızlar gerekli açıklamalarda bulundu. "Bu dış mihrakların Türkiye'yi zarara uğratmak için bir oyunu. Fetönün kumpası veyahut batılı ülkelerin ekonomiyi çökertmek için yaptıkları bir soğuk savaş"...

Bu açıklamalara muhalefet kanadından tepkiler gelse de; bir çok kesim de bu hususta hemfikir.

Evet dış mihrakların Türkiye üzerinde ciddi bir oyunu, kumpası, soğuk bir savaşı var. Ülkemizin yükselmesi, ilerlemesi, tarımda, sanayide, fende ve bir çok alanda hiç bir şekilde muhasır medeniyetler seviyesine gelmesini istemiyorlar. Hatta ülke içinde iç karışıklık, ekonomi batağı ve aklımıza gelebilecek her türlü entrikayı çeviriyorlar. Amaçları hiç değişmiyor. Türkiye'nin güçlü olmasını engelleyip her alanda çöküşe uğratmak.

Şimdi tam da burada kırılma sorusu geliveriyor aklıma; "TARİH BOYUNCA, TÜRKLERİN ANADOLU'YA ADIM ATTIĞI GÜNDEN BU ZAMANA KADAR, HANGİ DÖNEMDE ÜLKEMİZİN İYİLİĞİ, YÜKSELİŞİ İSTENDİ Ki? İstememişlerdi ve bundan sonra da istemeyecekler. Esasında bu yeni bir durum da değil zaten!

Türkiye' yi Haçlı sömürgesine almak için her türlü dümeni çevirdiler ve yüzyıllarca da bu hedeflerinden vazgeçmediler, vageçmeyecekler.

Batılı ülkeler Çanakkale'de, Sakarya'da çeşitli antlaşmalarla kabul ettiremediği manda ve himayeyi masa başında kabul ettirmenin yolunu arıyor devamlı. Dilde, kültürde her alanda emperyalizme uğratmak için ideolojilerinden sapmadılar asla. Her ne kadar liderleri değişse bile hedefleri doğrultusunda ilerlediler. Türkiye "Ortadoğu'nun uyuyan bir devi, aman ha; bu dev ne ölsün, ne de ayağa kalksın" fikrini sürekli canlı tutmuşlardır.

Bu hedefleri için ilk yaptıkları iş kültür emperyalizmi olmuştur.

Emperyalizm; Yani bir ülkenin benliğini bozup istediğin doğrultuda ilerlemesi için evvelâ aile yapısını, toplumun milli kültürünü, örf ve adetlerini değiştirmektir. Diline, dinine eğitimine fitne, fücur katıp ayrıştırarak ve kutuplaştırarak yutulabilecek kolay lokma haline getirmektir.

Peki bu gün bu alanda başarılı oldular mi? Asla diyemiyoruz. Çünkü sokaktaki, okullardaki gençlik, bozulan aile yapısı ve aile içerisindeki manevî değerler, onların ne kadar yol katettiklerini gösteriyor adeta.

* * *

İkinci olarak da en büyük tuzakları, borç batağına girmiş, ekonomisi alt-üst olmuş, üretemeyen dışa bağımlı bir ülke...

Bu gün borç veren bir ülke, yarın da emir verecektir?

Elimizdeki milli değerlerimiz olan fabrikalar, özelleşip de elimizden çıktığında, sanayi alanında üretemeyen ve dışarı bağımlısı bir ülke haline geldik. Büyük önder Atatürk'ün üzerinde çok büyük bir titizlikle durup, hassasiyet gösterdiği "dışa bağımlı kalmama" çabası da boşa gitmiş oldu.

Her alanda üretim yapıp milli sermayeye sahip olmak, o ülkenin güvenlik sübabıdır daima.

Tarımda da yeterli üretime gidemeyip, yetiştirilebilecek en uygun ürünü dahi dışarıdan ihrac ettiğin zaman câri açık da git gide iyice büyüyecektir. Üretim olmadığı zaman hiçbir şekilde ekonomi de büyüyemez. BU BİR DÜNYA GERÇEĞİDİR.

Ülkemize gelen Moody's gibi kredi şirketleri, kredi notunu düşürerek yabancı yatırımcılara buranın güvensiz bir ülke olduğunu işaret ederek yatırımlara engel oluyor. Bu şekilde de yatırımcı kafasına her esişinde dövizini çekince, zaten pamuk ipliğine bağlı borsamız allak bullak oluyor. Âdeta tehdit edercesine.

İşte bizim bu şartlarda kendi ürünümüzü yetiştirip, pazarı olan ve bunları işleyen fabrikalarımızla da bütünleşip, ithal eden değil, ihraç eden bir ülke olmamız gerekiyor. Bugün elimizden giden Tekel ve şeker fabrikaları gibi kurumlarımız, yapancı şirketlerin eline geçtiği için ekonomimizle ve sağlığımızla istedikleri gibi oynayacaklar. Hatta oynuyorlarda. Bu da emperyalizmin önemli olan, diğer bir ayağı!

Geldiğimiz bu noktada, ülkemizin kültür değerlerini sabote etmiş ve ekonomik alanda ağır hasara uğratıp kilit noktada ipleri eline almış Haçlı zihniyeti, istediği an dövizini bir gecede tavan yaptırır, evine çuvallarla aldığın patetes soğanı taneyle aldırtır sana.

Bizi yüzyıllardır yükseltmek bir yana, bir kaşık suda boğmak isteyen yabancı güçler, cenk meydanlarında yapamadıkları sömürgeyi, masa başında yapmak derdindeler. Bu sömürüyü kendi elimizle ortam hazırlamamak, tehlikeye davetiye çıkarmamak gerekir.

Bu vatanı ecdadımızdan devraldık, gelecek kuşaklara devredeceğiz. Bu toprağın altındaki şanlı tarih ile ülkemiz ayaktaysa, bizler de bu necip milletin şerefine nail olarak o şanlı tarihe geçmeliyiz.

Sağlıcakla kalın....


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Murat turgut  -  23-06-2018 - 20:01
Gardaşım yazın harika üretim eksikliğinin ve de üretim elemanın yetişmesi ve de meslek liselerinin yaygınlaşması gerekliliği üzerinde durursan sevinirim
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  18 Ekim 2018 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net