22 Eylül 2018 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Belediyeden  aşure ikramı
Belediyeden aşure ikramı
Yavru Kedi Hayata Tutundu
Yavru Kedi Hayata Tutundu
İnanç Rektör Yardımcılığına Atandı
İnanç Rektör Yardımcılığına Atandı
Öğretmene Darp İddiası
Öğretmene Darp İddiası
  YAZARLARIMIZ
“YOUR BOYS HAVE DONE İT” ( BİZİM ÇOCUKLAR İŞİ BİTİRDİ)
11 Eylül 2018 Salı Bu yazı 1186 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

1970’li yıllar sona ererken terör olayları ülkenin tamamına yayılmış, büyük şehirlerde lise, üniversite gençliği, fabrikalarda işçiler, mahallelerde halk çatışmaya başlamışlardı. Bu çatışmalar büyük şehirlerde ideolojik iken, Anadolu’da mezhep ve etnik çatışmalar olarak görülüyordu. Çorum, Sivas, Ordu, Maraş olayları Alevi-Sunni, Kürt-Türk çatışması haline dönüştürülmeye çalışılmıştır. 1980 yılının ilk ayı içinde ölü sayısı 2000’i aşmış, Doç. Bedrettin Cömert, Abdi İpekçi, Gün Sazak, Nihat Erim gibi tanınmış kişilerin öldürülmesi, siyasi cinayetlerin sayısı günde 30’a çıkması toplumda infiale sebep oluyordu..

 

Soğuk savaşın yöntemlerinden biri olan terör uygulandığı ülkelerde ki amacı o ülkede karışıklık çıkarmak, istediğini elde etmek için kaos yaratarak ikiye bölmektir. 5000 den fazla insanımızın canına mal olan bu çatışmalarda iç ve dış odakların rolü büyüktü. Özellikle taşradaki çatışmalarda sünnetsiz ele geçirilenler, aynı silahla hem sağcı hem solcu gençlerin vurulması,  ve bir gecede silahlı çatışmaların bıçakla keser gibi durması bu olaylarda dış mihrakların işi olduğunu göstermektedir.

 

Ne oldu da 12 Eylül sabahı bıçak gibi kesildi ?

 

27 Mayıs 1960 darbesi ve12 Mart 1971 muhtırasından sonra 12 Eylül ordunun demokrasiye açıkca üçüncü defa el koyuşu olmuştur.

 

12 Mart 1971 muhtırasından 12 Eylül 1980’e kadar geçen 9 yılda tam 10 hükümet değişmiştir. Bu siyasi istikrarsızlık hiç şüphesiz anarşi olaylarının artmasında önemli etkisi olmuştur.

 

27 Aralık1979’da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk Mili Güvenlik Kurul Başkanı olarak bir uyarı mektubu yazdıysa da ne iktidar ne muhalefet bunu kendi üzerine almadı. 6 Nisan 1980’de Fahri Korutürk’ün görev süresinin dolması üzerine bir türlü seçemediler.

 

11 Eylül 1980 gecesi saat 03:00 Ankara tank sesleri ile uyanmış Genel Kurmay başkanı Kenan Evren ve Milli Güvenlik Konseyi üyeleri olan Kara Kuvvetler Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetler Komutanı Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetler Komutanı Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Sedat Cilasun ile birlikte Ordu iç hizmetler Kanununda yer alan “ Cumhuriyeti koruma ve kollama” görevine dayanarak ülkenin kardeş kavgası içine düştüğü ve siyasilerin görevlerini yerine getirmediği gerekçesiyle yönetime el koyduğunu belirtti. Sabaha karşı 03:00’de, bayrak harekatı’nı uygulamaya konuldu.

 

Saat 04:00’da milli güvenlik kurulu’nun ilk bildirisi radyodan yayımlandı.

Darbe Uygulanıyor

 

Demokratik hayatın bıçak gibi kesildiği bu hükümet darbesi ile Mili Güvenlik Kurulu’nun yaptığı ilk icraat siyasi parti liderlerini gözetim altına almış, güvenlik gerekçesi ile Ecevit ve Demirel’i Hamzakoy’a Erbakan’ı Uzunada’da gözetim altına aldılar. Türkeş ise ancak üç gün sonra teslim olmuştur.

 

25 Eylül 1980 bütün il genel meclisi üyeleri, belediye meclis üyeleri feshedildi. Belediye başkanların görevlerine son verildi.

Ve ilk idamlar 9 Ekim 1980 ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu ve sol görüşlü Necdet Adalı, gencecik fidanları kırdılar, faturası vatansever gençlerimize kesildi. O günkü siyasi yasaklılardan biri daha sonra Cumhurbaşkanı biride Başbakan oldu. Sormak lazım niye yapıldı ? kime yapıldı ?

 

12 Eylül yönetimi Emekli Deniz kuvvetler komutanı Bülent Ulusu’yu hükümeti kurmakla görevlendirmiş 1982 yılında hazırlanan Anayasa halkın % 92 desteğiyle onaylanmış Kenan Evren Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

 

Darbeye Türk halkının tepki göstermemesindeki en büyük etkenlerden biride meselelere çözüm bulamayan müflis iktidarlar, iç çatışmalar ve kardeşin kardeşi katletmeleri gibi olaylardır. İhtilalin olgunlaşmasını, meşru hale gelmesini malum güçler beklemişlerdir.

 

Hepimizce malum darbeden ABD haberdar olduğunda Başkan Jimmy Carter’a “your boys have done it” ( Bizim çocuklar işi bitirdi.) demiş olması bu darbenin sahiplerinin kim olduğunu göstermesi bakımından önemli bir ip ucudur.

 

12 Eylül askeri darbesi sonuçları itibari ile demokrasiye bir yumruk vurmuş her 10 yılda bir yumruk alan demokrasimiz, ihtilalin sonunda antidemokratik yasalarla uzun süre kendine gelememiştir.

 

Apolitik Gençlik

 

1980 öncesi vaat edilen siyasi ve toplum hayatındaki özgürlükler yerine özel hayatta özgürlükler ön plana çıkmış. Bireyselleşme, kültür popülerleşmiş tüketim toplumu ortaya çıkmıştır.

 

Siyasetle uğraşanların başına kötü şeyler geliyor düşüncesi ile gençlerimiz apolitik hale geldi. Bugün ülkemizin geleceğine yön vermesini beklediğimiz gençlerimiz ülke sorunları ile ilgilenmeyen, bireysel düşünen, kendi için yaşayan kişilikler haline geldiler.

 

Darbeler içerisinde demokrasimize en fazla darbeyi vuran 12 Eylül olmuştur. Bilindiği gibi 27 Mayısta siyasi partiler kapatılmamış sadece iktidardan uzaklaştırılan Demokrat Parti mahkeme kararıyla kapatılmıştı. 12 Martta yine kapatılmamış yine mahkeme neticesinde Türkiye İşçi Partisi ve Mili Nizam Partisi kapatılmıştı. 12 Eylül’de ise siyasi partilerin faaliyetleri durdurulmuş bir yıl sonrada hepsi kapatılmıştı.

Anayasanın darbeciler ve onların uygulamalarını yargıdan koruyan geçici 15. maddesinin herkesin eleştirilerine rağmen iktidarlar tarafından kaldırılmaması veya kaldırılamaması ile ilişkin tartışmalar da sürüyor.

Güya Demokrasiyi “korumak ve kollamak” adına yapılan Türkiye tarihinin en ağır insan hakları ihlallerinin olduğu, kişi hak ve özgürlüklerinin alabildiğine kısıtlandığı, hukuk devleti anlayışının ortadan kalkarak demokrasiye ara verildiği bu dönem aradan 38 yıl geçmesine rağmen tartışılması yaralarının sarılmadığının göstergesidir.

En kötü sivil yönetimin en iyi askeri yönetiminden daha iyi olduğu bilinci ile her şeye rağmen demokrasiye sahip çıkmalıyız. Milletin en iyiyi takdir edeceğini ve bütün meselelerin Yüce Meclis içerisinde çözüleceği inancına sahip çıkmalıyız.

Nihayet ülkede artık darbe olmaz dediğimiz bir dönemde ABD destekli hain Fetö’nün darbe girişimi demokrasinin ve ülke bütünlüğünün ne kadar büyük bir tehdit altında olduğunu bir kez daha göstermiştir.

12 Eylülün Siyasi Aktörleri

 

Süleyman Demirel 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi üzerine görevi bıraktı ve 7 yıl yasaklı olarak siyaset dışı kaldı. 1987’de DYP genel başkanlığa seçildi. Aynı yıl Isparta milletvekili olarak TBMM’ye girdi. 1991’de, DYP’yle SHP’nin kurduğu koalisyon hükümetinin başbakanı oldu. 16 Mayıs 1993’te TBMM tarafından Türkiye’nin 9. cumhurbaşkanı seçildi. Merkez sağda siyasete vefat ettiği 1995 yılına kadar devam etmiştir.

 Bülent Ecevit 12 Eylül’de sayısız kez tutuklandı. 1985’te Rahşan Ecevit’in liderliğinde DSP’ye girdi. 1987’de DSP’nin başına geçti. 1991 seçimlerinde DSP, Ecevit’in de aralarında bulunduğu 7 milletvekili çıkardı. Bu sayı 1995’te 62’ye yükseldi. ANASOL - D koalisyonunda Başbakan Yardımcısı oldu. 1999 seçimleri öncesi DSP azınlık hükümeti kurdu. 21 yıl sonra yeniden Başbakan oldu. 18 Nisan 1999’da seçimleri sonunda DSP - MHP - ANAP koalisyonu ile Başbakanlığını korudu. Öldüğü güne kadar aktif siyasetin içindeydi

 Necmettin Erbakan Milli Selamet Partisi Genel Başkanı olarak 12 Eylül’de cezaevine girdi. Siyasi yasağının kalkmasından sonra RP’nin başına geçti. REFAHYOL hükümetiyle, Başbakanlık hayalini gerçekleştirdi. 28 Şubat’ın ardından Başbakanlığı sona erdi. Anayasa Mahkemesi’nde yargılandı, siyasi yasaklı oldu. 2011 yılında vefat etti.

Alparslan Türkeş 12 Eylül’de idam cezasıyla yargılandı. 5 yıl 11 ay 8 gün hapis cezası verildi. 6 Eylül 1987’de yasakların kalkmasıyla önce MÇP ardından MHP’nin Genel Başkanı oldu. 1997 yılında vefat edene  kadar aktif siyasetle uğraştı.

  12 Eylül komutanları  

Tahsin Şahinkaya: Emekli olduktan sonra ismi, F - 16 uçaklarının alımı sırasında Türkiye’ye 23 milyon dolar rüşvet verildiği iddialarını da içeren skandala karıştı. TIME dergisi tarafından en zengin 50 general arasında da gösterildi. Dönemin SHP Milletvekili Cüneyt Canver olayın soruşturulması için Meclis araştırması açılması amacıyla önerge verdi. Şahinkaya, oluşturulan komisyonun ANAP’lı ve bağımsız milletvekillerinin oyuyla aklandı. 2015 yılında vefat etti.

Nurettin Ersin: Cumhurbaşkanlığı Konseyi görevinin son dönemlerinde ismi cumhurbaşkanlığı adaylığı için geçti. Ersin’in adaylar arasında gösterilmesine siyasi çevreler tepki gösterdi. Tepki gösterenler arasında, dönemin DYP Genel Başkanı, Demirel de bulunuyordu

Nejat Tümer: Askeri Müdahale sırasında Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Tümer, emeklilikten sonra ismi en az geçen generaller arasında yer aldı. Tümer, 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’na Güney Deniz Özel Görev Kuvveti Komutanı olarak katılmıştı.
Sedat Celasun: 12 Eylül döneminde komuta kademesinde bulunan Milli Güvenlik Konseyi üyesi, Jandarma eski Genel Komutanı Sedat Cesalun, 1999 yılında tatilini geçirdiği Çanakkale’de yaşamını yitirdi. Celasun’un ölüm nedeninin geçirdiği kalp krizi olduğu belirlendi. 


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Musa HACIBALOĞLU
Hüseyin Güney
Fazlı GÜVENTÜRK
Gökhan Demir
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Eylül 2018 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net