19 Ekim 2018 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
TGF’de Büyük Bir Ailedir
TGF’de Büyük Bir Ailedir
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
  YAZARLARIMIZ
HEM YERLİ HEM MİLLİ O BİZİM ASLI YÜCEMİZ!
24 Eylül 2018 Pazartesi Bu yazı 1090 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bu yıl mayıs ayında düzenlenen Kırıkkaleli şair ve yazarlar imza gününde tanışmıştık. Ve hemen oracıkta Eylül ayında yapacağımız ahilik etkinlikleri için ahi evranla ilgili konferansa gelmesini arz etmiş ve sözünü almıştım.

 

Ve aylar sonra nasip oldu. Yıllardır ismini duyduğumuz, saygıyla andığımız garip memleketimden  çıkmış, ömrünü Türk dünyasına, Yesevi yoluna harcamış yazar, düşünür, alim diyebileceğimiz Erdoğan Aslıyüce ahilik kutlamaları kapsamında konferans için kendi ocağında kendi memleketinde, kendi sılasındaydı.

 

Aslında Çarşamba günü gelip yerleşmişti öğretmenevine. Bir kaç gün erken geleyim eşi dostu ziyaret edeyim demişti.

Tam üç gündür yoğunluğumuz sebebiyle buluşamamıştık.Bugün her ne kadar konferansta selamlaşsak da oturup uzun boylu konuşmak nasip olmamıştı. Hakkında az da olsa bilgimiz vardı.

 

Mesela ömrünü kültüre adadığın kitaplar arasında elli yılının geçtiğini, Türk Metal Sendikasının, Hoca Ahmet Yesevi Vakfının kurucusu olduğunu biliyorduk.

 

Akşam saat sekiz civarında bir kaç arkadaşla birlikte öğretmenevinde buluşmak nasip oldu üstatla. Zaten üç gün kalacağı yeri de merkeze yakın diye öğretmen evinden ayarlamıştık.

 

Yaklaşık dört saati geçen muhabbetlin ilk iki saatlik bölümü öğretmenevinin bahçesinde geçti. Biz sorduk o anlattı dinledik. Bir öğrenci edasıyla, saygıyla...

 

İlk kez uzun bir süre bu kadar suskun kaldık. Ve orda susmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anladım.

Kırıkkale, Keskin, Delice üzerine ve Ahilik üzerine bir çok bilmediğimiz konulardan bahsetti. Memleket Sulakyurt olunca şeyhşamiyi sormadan olmazdı.

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinden ve köylerindeki tarihi mekanlardan bahsederek çok şey anlattı. Ve hatta bir kitap dahi çıkabileceğini söyledi.

 

Çay bahçesi kapanınca içeriye geçmek zorunda kaldık. Ve  arkadaşlarla birlikte öğretmen evi müdürü arkadaşımız Yaver beyin davetiyle odasına çıktık.

Karşımızda bir bilgi deryası vardı adeta. Her soruya verdiği cevaplardaki derinliğe şaşırdım doğrusu. Bazen kurandan ayet numarası veriyor, ya da yabancı bir tarihçinin kitabının sayfa numarasına kadar atıf yapıyordu. Müthiş bir hafıza ve bilgi derinliği vardı. Okumuştu hem de çok onbinlerce kitabı vardı ve elli civarında kitabın yazarıydı.

 

Onun karşısında herkes sustu hoca konuştukça açıldı, sordukça konuştu. Sonradan sohbet halkasına sosyal medyadan duyan başka arkadaşlarda dahil oldu.

Ve yine Hoca Ahmet Yesevi denince aklıma düşen Dr. Fatma Sönmez de bilgi sohbetine katıldı. İki Yesevi dostunun karşılaşma anları  güzel bir enstaneydi kayda değerdi. Zaten bellide yıllardır tanışan gönüller bir kanepede yan yanaydı. Bol bol fotoğraflarını çektik. O anı kayda aldık.

 

Ve iki yesevi aşığı bir araya gelince elbette konu Hoca Ahmet Yesevi olacaktı. Ve bu güzel sohbete ileri ki saatlerde başkaca  doktor arkadaşlar da dahil oldu. Hocayla tanışma şerefine nayil oldular.

 

Hocaya bir ara takıldım. Bu sohbet sabaha kadar sürerse bu oda bizleri almaz Hocam dedim.

Gülümsedi bir şey demedi.

 

Aralıksız dört saati bulan sohbette neler anlatmadı ki. Hocamıza lazım olan iki şey vardı. Çay ve sigara vazgeçilmeziydi. Onlar olmazsa olmazdı. Söz biterdi bilgi kaçardı. İlerleyen yaşına rağmen oldukça dinçti. Zekası hafızası müthişti. Sanki her şey  kafasının gönlünün içindeydi. Adeta bir kütüphane gibiydi.

Bu dört saatlik süreçte bir paket sigara içti.

 

Ve yine bu dört saatlik süreçte Hoca Ahmet Yesevi’den Ahi Evrana, Selçuklulardan Osmanlı’ya ve Cumhuriyete... Balkanlar’dan Orta Asya”ya, Anadolu “ya Ortadoğu’ya kadar bir çok hakikatten bahsetti.

 

Kırıkkale ve ilçelerini anlattı. Ve güncel meselelere dair sorularımızı cevapladı. En büyük arzusunun kırıkkaleye bir Etnoğrafya müzesi açmak olduğunu söyledi.

 

Dikkatimi çeken bir başka husus da karşımızda adeta bir İlber Ortaylı vardı. Ve sorulan her soruya cevap verilirdi.

Mesela bir arkadaşımızın Konyalı olduğunu söylemesi üzerine Konya ile ilgili bir çok cümleler kurdu. Ve bir Konyalıdan çok Konya’yı bilirim dedi.

O arada söze girerek her ile gittiniz söyleyecek sözünüz vardır mutlaka dedim. Devam ettim mesela Mardin dedim. Gitmedim ama söyleyecek sözüm var dedi. Midyatı bize anlattı.

Hasılı dolu dolu bir akşam, bir gece geçirdik. Hocamızdan Allah razı olsun ömrü uzun olsun. Sağlıklı olsun ki daha nice yıllar ondan istifade edilebilsin. Hem yerli, hem milli O bizim Aslıyücemiz...

hem ilimizde, hem ülkemizde değeri inşaallah çok daha fazla  bilinir...!

İlimizde Aslıyüce ye vefa gecesi düzenlenir.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  18 Ekim 2018 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net