19 Ekim 2018 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
TGF’de Büyük Bir Ailedir
TGF’de Büyük Bir Ailedir
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
  YAZARLARIMIZ
HER HALİNE SABIR
24 Eylül 2018 Pazartesi Bu yazı 1614 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Her canlının ortak özelikleri vardır. Mesela yeme içme ortak özelliğidir. Nefes alma, sevinme, üzülme, acı çekmekte ortak özelliğidir.

            Bu özellik bitkiler dahil tüm canlılar için vardır. Saksıdaki çiçeğe sevgi ile yaklaşıp, güzel sözler ile yapraklarına dokunduğunuzda göreceksiniz ki daha bir semizlenip, canlanacaktır. Oysa bırakın suyunu vermemeyi, kaba sözlerle sertçe ellediğinizde buruşacak ve kuruyacaktır.

            Hayvanlarda da aynıdır.

            Evcil tüm hayvanlar sizden gördüğü sevgi kadar size sadakat gösterecektir. Sevgisiz hayvan bile besleyemezsiniz.

            Bu canlıların bir özelliği daha vardır.

            Sabır.

            Evet; Hayvanlar başlarına gelene sabrederler. Acı çekerler, üzülürler, göz yaşı döker bazıları ama sabrederler.

            Bilirler ki hayat devam ediyor. Dünya bu duygular yani acı, sevinç, heyecan, keder üzerine kurulmuş ve yaradan Rabbim bir türlü bunların üzerinden dünyaya gelen her canlıyı imtihan eder.

            İnsanlarda durum farklımıdır?

            Elbette aynıdır. Hatta insanların daha da fazlaları vardır.

            Onlar birliler ki hayvanların Yaratana itaati daha farklı ve duyguları iledir. Oysa insanoğlunun itaati aklı, imanı, itikati, inancı ile doğu orantılıdır.

            İnsan bu dünyaya neden geldiğini bilir ve onunla amel eder. Elbette sözümüz bir Tanrı inancı olanlaradır.  Tanrı inancı olmayan Ateistlere değildir sözümüz. Onlar zaten yukarıda arz etiğimiz gibi hayvanlaşmış ve duyguları ile hareket eder durumdadırlar.

            İşte bu Allah inancı olan insanlar dünyaya geliş sebeplerini birliler. Ona göredir tüm davranışları ve hayat düzenleri.

            Bu itikat ile yaşayanlarda ise Rablerinden gelene boyun eğmek vardır, sabır etmek vardır, kabul etmek vardır. İsyan yoktur. Gereğinden aşırı sevinç, heyecan olmadığı gibi üzüntü de yoktur.

            Hastalığa sabır vardır. Kedere olduğu kadar kadere de sabır vardır. Acıya sabır vardır. Evet, belki bunların içinde en acısı olan ölüme de sabır vardır.

            Elbette bu sabra ulaşma yolunda yüce yaradan da insanoğluna yardım eder. Yeme içme ihtiyacı devam eder, uyuma ihtiyacı devam eder, konuşma, paylaşma, sevme ihtiyacı devam eder. İnsan bu ihtiyaçları yerine getirdikçe acısına ara verir ve zaman içinde hayatın onsuz yani dünyasını değiştirensiz de devam ettiğini anlar.

            Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber... 
            Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber? 
            Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun! 
            Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun! 

            Necip Fazıl ne güzel dile getirmiş. Her ölüm erkendir. Her ölüm acıdır. Evlat ölümü, ana baba ölümü kaç yaşında olursa olsun zordur. Ayrı bir sabrı gerektirir. Ama zaten bu değil midir asıl sabır?

            Nice peygamberler vefat etti. Nice sultanlar, şahlar, padişahlar, evlatlar, analar, babalar, yarlar vefat etti. Eğer sevgilinin ölümüne sabır edilmeseydi, Peygamber(sav)’e sabredilmezdi.

            Ölene kalanın faydası ağlamak sızlamak feryat edip hayata küsmekle mi olur, sevdiklerimizi ihmal ederek mi olur, yemeden içmeden kesilmekle mi olur, aklımıza, vücudumuza zarar vermekle mi olur? Yoksa itaat edip, saygı duyup ardından dua etmekle mi olur? En azında hayattan kopup giden acısı taze olan yakınımız bizden hangisini talep eder. Ağla sızla kahret üzül mü derdi. Yoksa hayata devam et, gülümse, kendine zarar verme, senin tebessümündür beni burada rahat ettiren, senin dua, senin kuranın, senin hayata bağlılığındır beni burada rahat ettiren mi derdi.

            Dedim yine diyorum. Her ölüm tazedir, erkendir, acıdır. Ama ebedi alemde bizi bekleyene eğer illa bir şey yapmak istiyorsak hayata dört elle sarılmaktır bize düşen. Biz sahabenin Resullulah’ı sevdiğinden daha mı çok seviyoruz bu yakınımızı.

            Allah sevdiği için almadı mı onu yanına. Ya acı çekse her gün gözlerinin önünde tekrar tekrar ölseydi daha mı iyiydi.

            Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır.

            Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Sadik  -  26-09-2018 - 11:23
Yasam ve olum bizim icindir. Onemli olan guzel yasamak ve olumle gelen gercek hayati guzel yasayabilmektir
Yusuf AF  -  24-09-2018 - 12:27
Yarattığı insanın zaaf noktalarını en iyi bilen Cenab-ı Hakk, insana bir zarar dokunduğunda kendisine yalvardığını, sonra ona bir nimet verdiğinde \"Bu bana bilgim sayesinde verildi\" dediğini, hâlbuki bunun bir imtihan olduğunu, fakat insanların çoğunun bunu bilmediklerini beyan etmektedir. Sabır gerekli başımıza gelene.
Yusuf AF  -  24-09-2018 - 12:24
Allah Rasûlü (sav) şöyle buyurmuştur: “Birinizin başına bir musibet geldiği zaman, \"Biz Allah’a aidiz ve ona döneceğiz. Ey Allah’ım! Musibetimin ecrini senden bekliyorum, bundan dolayı bana ecir ihsan et ve benim için onu daha hayırlısıyla değiştir\" desin.”
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  18 Ekim 2018 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net