19 Ekim 2018 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
TGF’de Büyük Bir Ailedir
TGF’de Büyük Bir Ailedir
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
  YAZARLARIMIZ
ÜRETİCİ OLMAK
02 Ekim 2018 Salı Bu yazı 10736 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Her krizde gündeme gelen üretici olma fikri nedense işler biraz yoluna girince Lale Devri’ne alıştırılmış halkımız ve yönetenler kötü günleri unutup refaha dalması alıştığımız bir yaşantı biçimi haline gelmiştir. Özellikle iktidara gelen, hükümet olan partilerin, günü kurtarma içgüdüsü istekleriyle yüzeysel alınan ekonomik kararlar, ülkemizin sık sık darboğazlara gelmesine sebep olmuştur.

Son zamanlarda üretmeden tüketen, fazla emek vermeden para kaynaklarına ulaşan bir toplum olunca, insanlarımızda değişenbu şartlara uyarak şehirli bir toplum olma amacıyla, şehirlere dolduk. Üretimden uzaklaştık.Şehirli olduk ama şehirli gibi yaşayamadık. Tüm köylerimizin şehirlere gelmesiyle,daha önce üretici olan köylülerimizi, şehirlerde çalışmayıp varoşlarda dağ gibi problemleriyle yaşar şekilliden bulduk.

Kısa bir süredeköylerden şehirlere dolan insanlarımız yüzünden şehirlerimiz okadar orantısız büyüdüler ki adata şişmanlayıp ‘öbezite’ oldular. Kısa zamanda orantısız büyüyen şehirlerimiz belediyelerin hizmetine yetişemediği, mutsuz insanların yaşadığı topluluklar haline geldiler.

Köylerimizin o eski tatlı, şaşalı durumları kalmadı. Ne harman zamanı belli, ne bağ bozum zamanı belli oldu. Tarladaki ekin daha harmana gelmeden tüccarın veya tefecinin eline geçti, köy de kalan birkaç kişidesofrasındaki her şeyi şehirden alır duruma geldi.

Eskisi gibi, ürettiği kendine yeten yedi ülkeden biriyiz diye övünmek için halkımızın üretici olması devletimizinde bunu desteklemesi gerekir. Üretmeden tüketen ailelerde, ülkelerde ekonomik gelecekleri başka yerlere bağımlıdırlar.

Özellikle şehirlerimizde Sosyal Dayanışma Fonu’ndan yardım alanlar çok iyi araştırılmalı, üretici konumunda olan halkımız kolay yönden gelir getirilmeye alıştırılmamalıdır.

Sosyal dayanışma kurumlarının önü kalabalıktan geçilmemekte, insanlarımız sırf buradan yardım alacağız diye sigortalı işlerde çalışmamaktadırlar. Eskiden burası devletin yoksul vatandaşlarına bir yardım kurumuyken son zamanlarda oy uğruna hükümetlerin ‘ulufe’ dağıttığı kurumlar durumuna getirilmiştir.

Ülkemiz büyük, ülkemiz zengin, dışarıya bağımlı olmadan yaşayabileceğimiz kaynaklarımız vardır. Yeterki doğru düşünelim, doğru uygulayalım, doğru ekonomik kararlar alalım. Bu millet tükenmiş yok olmuş Hasta adam dendiği günlerde birlik ve beraberlik içinde Kurtuluş Savaşı’nı vermiş Osmanlının küllerinden bir ülke yaratmıştır. Varlığada, yokluğada alışık, her şarta uyum sağlayan bir milletiz.

Milletimiz sık sık ekonomik darboğazlaryaşamaması için, hep beraber sıkıntıya girilecekse girelim, kendi ihtiyaçlarımızı kendimiz ürettiğimiz gibi dışarıyada ihracat yapacak bir üretim sistemimizi geliştirelim. Yok, eğer et şu ülkede ucuz al, buğday öbür ülkede ucuz al, araba dahabaşka bir ülkede daha ucuz dersen bir gün gelir onun bir vidasını bulamadığında kafanıtaşlara vurursun ama iş işten geçer.

Ülkelerin zenginliği üreticiliği ile olur. Üretici olmayan ülkeler üretici olan ülkeler tarafından yönetilir. Bunun için sanayide, tarımda ve insan gücünde üretici olmamızgeleceğimizin en büyük teminatıdır.

Ülkemizin dünya üzerindeki konumuda, yer altı yer üstü zenginliklerimizde buna uygundur. Yeterki ülke olarak, ülkemizi yöneten siyasal iktidarlar olarak hedeflerimizi iyi belirleyelim. Bu kadar geniş verimli ovalarımızla buğdayımızı, bu kadar geniş mera ve otlaklarımızla etimizi dışardan ithal ediyorsak, yönetenler ya yönetmesini bilmiyorlar, yada yanlış yöntemler izliyorlar.

Ülkemiz bir tarım ülkesiydi. Dünyanın karnını tarım ürünleri doyuracak. Aya, uzaya iki gün geç gidilse olur ama insanoğlunun karnını sabaha akşama doyurmalıyız.Sanayide gelişelim fakat tarımı hiçbir zaman bırakmayalım. Üç tarafı denizlerle çevrili, uçsuz bucaksız ovaları, yaylalarıyla hem tarımda hem sanayide gelişmeye çok müsait bir ülkeyiz.

Bunun için ‘Süper Güçlerin’ tüm itişmeleri, kalkışmaları, bizim çevremizde, yakınımızda, kapımızın önünde oluyor, unutmayalım. 02.10.2018

İsmail Dursun KUZUCU


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  18 Ekim 2018 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net