15 Eylül 2019 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Trafik Kazası  4 Yaralı
Trafik Kazası 4 Yaralı
Kırıkkale'de Deprem
Kırıkkale'de Deprem
Tarihi Bina Müze Olmalıdır
Tarihi Bina Müze Olmalıdır
İlk Yardım Hayat Kurtarır
İlk Yardım Hayat Kurtarır
  YAZARLARIMIZ
LÖSEMİDE ÇARE, SİZSİNİZ
14 Kasım 2018 Çarşamba Bu yazı 5629 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

   Bir anne-baba için hayatta belki yaşanabilecek en zor duygulardan birisi; hastalığa yakalanmış çocuğunun, "beni kurtarın ne olur" dercesine çaresiz bakışlarına karşılık elinden hiçbirşey gelmemesidir. 

 

   Bir yandan hastane köşelerinde koşuşturur, bir yandan maddi durumu elvermez, bir yandan evladını, canını kaybetme korkusu....

   Bu şekilde çocuğunun yüzüne, hüzünle baktıkça, onun yüreğindeki hüzün daha da arttığı gibi, bu durum hastalık boyutunu da daha ileri safhaya taşıyacaktır. İyileşsin diye beklerken, hastalığı daha da kötüye gidecektir.

 

 

 Allah hiç kimseyi bu duruma düşürmesin!!!

 

   Fakat öylesine hastalıklar var ki, çaresiz zannettiğimiz, esasında çaresinin bir yudum mutluluk, gülen bir yüz olduğunun birçoğu farkında değil.

 

   Misal LÖSEMİ, yani halk tabiriyle KAN KANSERİ.

 

  

 

   Türkiye'de ve dünyada, çocuklarda en sık ve en yaygın görülebilen bir kanser türü. Erişkin insanlarda çevresel faktörler bu kansere yakalanma sebebi olsa da, çocuklarda daha çok genetik faktörlerden kaynaklanıyor. Çoğunlukla da 2-5 yaş arası çocuklarda daha sık rastlanmakta.

 

     İşte bu durumda, ebeveynlere, yani anne baba ve etraftaki insanlara görev düşüyor.

 

 

 

  Çocuk bu hastalığa yakalanınca "eyvah, vah tüh" diyerek panikleyip vakit kaybederek ve karşıdaki insana ölecekmiş gibi davranarak negatif duygu hâli yansıtılırsa, bu durum, hastalığın ilerleme sürecini daha da hızlandıracaktır. Oysa ki çocukluk kanseri, gelişmiş ülkelerde ve Türkiye'de %70-%80 hatta %90'ın üzerinde tedavi edilebilir bir hastalık. Hayatta kalma oranı ise yetişkin insanlara nazaran çok daha fazla. Bu nedenle lösemiye yakalanmış çocuğa psikolojik açıdan destek olmak, sürekli moral vermek gerekir. Bu sürecin doğru ve bilinçli bir şekilde atlatılması, olumlu bir sonuç almak için çok büyük önem taşıyor.

 

   Ebeveynleri bilgilerdirme açısından, işin mühim bir kısmı da sağlıkçılarımıza düşüyor.

 

 

   Çocuğu lösemiye yakalanmış bilgi sahibi olmayan bir aile, doğal olarak korkuyla paniğe kapılacaktır. Bu panik ve korkusu da çocuğa olumsuz yansıyacaktır.  Ki bu durumda uzman bir hekim tarafından, bu hastalıkların %90 tedavi edilebildiğini, bunun içinde soğukkanlı olunup, bu süreçte nasıl davranılması gerektiğini, aileye anlatılması gerekir.

 

   Geçen hafta LÖSEMİ haftası idi. Kırıkkale'de bazı sivil toplum kuruluşları, okullar ve üniversite öğrencileri, farkındalık yaratmak ve lösemili çocuklara destek olmak amacıyla etkinlikler yaptı.

 

 

 

-[ ]Kırıkkale Üniversitesi öğrencileri, Cumhuriyet Meydanı'nda maske takarak konuşma yapıp,sonra da birer saat yürüyüş yaptı.

 

 

 

-Sınav Okulları Koleji'nde öğretmen ve öğrenciler maske takarak gün boyu ders yaptılar.

 

 

 

 -Özel Gazi Koleji'nde de aynı şekilde öğretmen ve öğrenciler lösemili çocukları ziyarete gittiler.

 

 

   Bu durum insanlık adına, çağdaşlık adına gayet yerinde, desteklenmesi ve örnek gösterilmesi gerekli bir davranış.

 

    BU HASSASİYETİ GÖSTEREN BÜTÜN OKUL VE KURUMLARI TEBRİK VE TAKDİR EDİYORUM.

 

   Özellikle Gazi Koleji ve okul müdürü Mehmet AL bey'in bu imtiyazlı davranışı daha çok dikkatimi çekti. Çünkü gösterdikleri hassasiyet, Okulun sadece ders anlatılan, eğitim yuvasından ibaret olmadığını, çocuklara hayatın gerçeklerini gösterir tarzdaydı.

 

   Öğrencilerini "Lösemi Köyü" ismiyle adlandırılan yere götürerek, hem lösemili çocuklara destek olmuş, hem de kendi öğrencilerine bu hayatta mücadele veren başka çocukların da azmini anlatır tarzdaydı.

 

     Kendilerini yürekten kutluyorum.

 

    Sevgi, moral, stressiz ve pozitif bir yaşam, esasında bütün hastalıkların en güzel ilacıdır. Bizler kimyasal ilaçlara sarılıp çareler aramak yerine, ruh halimizi yüksek tutarak kendi kendimizin doktoru olmalıyız.

 

     Göğe açılan bir çift el, Yüce Rahman'a açılmış bir yürek ve sevgiyle gülen bir yüz, her derdin çaresidir esasında.

 

       ASLINDA ÇARE, SİZSİNİZ!


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Öztürk
Şuayip Bütün
Fazlı GÜVENTÜRK
Hüseyin Güney
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  14 Eylül 2019 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net