22 Mayıs 2019 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Otomobil Ve İki Motosiklet Çarpıştı  2 Ağır Yaralı
Otomobil Ve İki Motosiklet Çarpıştı 2 Ağır Yaralı
Öztürk’ten Üniversitemizi Yıpratmayalım Çıkışı
Öztürk’ten Üniversitemizi Yıpratmayalım Çıkışı
Son Başvuru 28 Mayıs
Son Başvuru 28 Mayıs
Vatandaşın Sorunu Hepimizin Sorunudur
Vatandaşın Sorunu Hepimizin Sorunudur
  YAZARLARIMIZ
ENGELLERE RAĞMEN YAŞAMAK
03 Aralık 2018 Pazartesi Bu yazı 3131 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Hayat, bünyesinde zorlu yokuşlar, sarp geçitler, keskin virajlar bulunduran, azimle gidilmesi yoldur tabir yerindeyse. Üstüne üstlük bir de bedensel engeliniz varsa, bu yoldaki zorluk, iki, hatta, üç misline çıkar.

  Bu yol, olağanca savaşmak ve yılmadan azimle, sabırla yürümek ister.

   Bir kuruma, okula veya bankaya gittiğinizde, şayet engelliyseniz, her şartları düşünmek zorundasınız. Kimselerin aklına gelmeyen, düşünemediği, basit gördüğü durum, sizin için aşılması gereken koskoca bir dağ oluverir o anda. İki basamak denilip geçilen merdiven, bir apartmanın girişindeki dimdik engelli rampası, çok uzakta olan ve kaygan zeminden oluşan lavabo, tam bir handikaptır engelli insana.

  Hayatını idame ettirmek için çalışması, para kazanması gerekir. Üstelik bir de bakması gereken eşi, çocuğu varsa, iş, onun için zorunluluktur artık. Hayatın yükü, omuzlarında biraz daha ağırlaşır.

   Bu sefer çalıştığı kurumda türlü türlü zorluklarla karşılaşması kaçınılmazdır. Beraberinde çalıştığı mesai arkadaşları yapacağı işi düşünürken, engelli insan, işinin yanı sıra bir de karşılaşabileceği engeller için kaygılanmaya başlar.

Şimdi birkaç engelli kardeşlerimizin yaşadıklarından bahsedeyim size.

    Ortopedik engelli bir abimiz, geçimini sağlamak, küçük kızına ekmek, süt parası kazanabilmek umuduyla, akülü engelli aracına binip, küçük tezgâhını da alarak düşer yollara. Aracıyla gelir kaldırımın kenarına. Üç adet engelli araç rampası vardır, ama nafile. Hepsinin önünde araç park etmiş. Bekle ki gelen olsun. Aracını çekip kaldırıma çıkabilsin. Polise haber verir bekler. Bu sefer de polis gelene kadar yağmur altında sırılsıklam olur. Polis gelip hatalı park yapan araca ceza yazar gider.
Ya sonra....!?
İşte sonrası da ayrı bir çile.
Park yapan kişi gelip özür dilemek bir yana, bir de küstahça hakaretler yağdırır engelli abimize. Hatta dövmeye bile kalkışır hadsizce.
Islandığına mı üzülsün, duyduğu hakaretlere mi içerlesin?!..
   Neyse ki onca çileden sonra tezgâhını açıp 3-5 lira kazandığı paranın sevinciyle evine gider akşam. Bir de bakar ki bu sefer yine kaldırım önünde yine bir araç. 1saat yağmur altında yine ıslanarak bekler. Araç sahibi gelmek bilmeyince ıslanmayım diye komşusunun evinde beklemeye karar verir. Diğer binanın önüne gittiğinde de bu sefer de apartman merdiveninin kenarına sırf göstermelik olsun diye yapılmış engelli rampası ilişir gözüne. Everest Tepesine tırmanır misali dimdik. Üstelik Mimermerden yapılmıştır. Islanınca hadi çık bakalım çıkabilirsen!!!
   Tekrar geri kendi evine dönüp ıslanmaya razı olur. Araç sahibi epey bi beklettikten sonra lütfedip gelip aracını çekince, şükürler olsun ki engelli abimiz apartmanına girer. Fakat onu, bu sefer de ilginç bir sürpriz beklemektedir.
  Apartman yöneticisi, apartman içerisinde muhafaza ettiği araç için park ücreti talep eder. Derdini kim anlaya, kim çare ola!!!!
   Bu engelli abimiz ve onun gibi engelli insanların hemen hergün yaşadığı zorluklardan yanlızca bir kaçı. Bu sıkıntılar sadece birkaç günle sınırlı kalabilse keşke...

* * *

   Küçük yaşta yakalandığı çocuk felci yüzünden ayaklarını hiç kullanamayan engelli bir öğrenci kardeşimizden bahsedeyim.
    Fedakâr annesi, okusun kendini kurtarsın diye sırtında götürüp getirir okuluna. Okuluna gider gitmez hemen engeller karşısında çıkıverir. Sınıf 5. Kattadır. Asansör desen, ya yoktur, yada bozuk. Müdüre sınıfı aşağı katlara aldırtmak için rica eder. Müdür bey zahmete girmeyip kabul etmez. Yalvara yakara sadece 1kat ancak indirtebilir sınıfı. Zavallı annesi, evlâdını yine sırtına alır, merdivenlerden bir yukarı, bir aşağı...
   Tuvaletler zaten içler acısı. Engelliler için ya hiç düşünülmemiştir. Varsa bile, ya malzeme deposu hâline dönüştürülmüş, ya da bozuk diye kilitlenmiştir. Buz pisti gibi de kaygan zemin olunca, engelli bir kişiye hiçbir uygunluğu yoktur. Eğitim, engelli öğrenci için adeta çileye dönüşür.

* * *

   Hayatta var olma savaşı veren spor yapmak isteyen genç engelli bir kardeşimiz daha

  Trafik kazasında bir ayağını kaybetmiş, ama yine de yaşam sevinciyle dolu. Spor yaparak daha sağlıklı kalmak ve de azmiyle bir şeyler başarmaktır tek gayesi.
  Spor yapmak için aracıyla spor merkezine gelir. Otopark ya hiç düşünülmemiş yada ancak iki araçlık park yeri mevcuttur. Fakat buna rağmen de otoparka engelli harici park eden araçla karşılaşır. Oraya park yapmamaları için ne kadar uyarsa, rica da etse nafile. Etrafta yer olmasına rağmen devamlı oraya park eden araçlar yüzünden spor merkezine bile gitmemeyi düşünür artık. Polise ihbarda bulunduğu ve ikaz ettiği içinde üslup bilmez, saygısız kişiler tarafından hem hakarete uğrar ve bir de tartaklanır pervasızca.

* * *

  Geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu bir gözünü ve bir ayağını kaybetmiş bir amcamız. Bacağına taktığı ortez ve koltuk değnekleriyle ancak yürüyebilmektedir. Fakat bir işe girip hayatını kazanması gerekir. İşe müracaat etmek için çıkar yollara. Cebinde taksiye verebilecek parası da yoktur. Ancak minibüse binebilir. Gelen minibüse el kaldırır. Şoför bir de bakar ki engelli. Haliyle yavaş yürüyebiliyor. Minibüsçü "onu mu bekleyecez zaman geçiyor "der basar gider. Engelli bu amcamız yüreğinün sızısıyla karışmış can sıkıntısıyla minibüsün ardından bakakalır. Neyse ki yarım saat sonra başka bir minibüs gelir ve el kaldırır. Bu sefer minibüs tam önünde durur. Açılan kapının yerden yüksekliği nerden bakarsanız hakgetire. Tam dizkapağının mesafesinde. Merdivenler desen 10-15 santim. Çık çıkabilirsen...
   Kan-ter içinde, soluk soluğa, etraftaki vatandaşın yardımıyla, düşe kalka üstü başı toz içinde biner minibüse. İş alım olan yere gelirler. Etrafa bir de bakar ki, kimisi sınava koşa koşa gelmiş, kimisi görünürde bir maruzatı yok. Düşünür kendi kendine; "içlerinde en sıkıntılı benim galiba. Bu kişiler nasıl engelli, bana bile ancak %55 rapor veren hastane, onlara nasıl rapor vermiş" diyerek hayıflanır. İçeri girerler. İşe alacak merci, "biz, engeli az olan kişiyi tercih ediyoruz" diye bildirir durumu. Oysa ki onların raporu %60 iken kendisi %55'tir oysa. Hayatın acı gerçeği bu engelli kardeşimize bir tokat gibi yine yüzüne vurup kalakalır oracıkta.

 ŞİMDİ SORUYORUM;

Engelli insan mı var, engellenen insan mı!? 

   Bedensel engeline rağmen, hayat mücadelesinden kopmayan yaşama sevinci olan insanlar bir de böyle anlayış ve hoşgörü yoksunu toplum ve idarecilerle karşılaştığı zaman, hayatı büsbütün zorlaşıyor azmi kırılıyor. Bu yaşam kavgası çekilmez bir hâle geliyor.

   Oysa ki onlara insanca uzanan bir el, yüreklerine su serpiverir. Sıkıntıya düştüklerinde, yanında birilerinin olduğunu hissettirmek, güç verir içten içe.

   3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ dolayısıyla, gününüz kutlu olsun mesajları iletiliyor. Bu durum ne kadar kutlanmaya değerse artık!!!

  Tabi ki hatırlanmak, bir günü özel olarak ayrılıp değer verilmek güzel bir duygu. Lâkin toplum sadece 3Aralık günü hassas davranıp, diğer günleri yine bildiğimiz ezâya dönüştüreceklerse eğer, bunun da bir kıymeti olmuyor zaten.

   Engelli olmak ne bir kabahat, ne bir suç, ne de utanılacak bir durumdur. Allah'ın insanlara bahşettiği, bu dünyadaki bir sınavı, kişinin kaderidir. Kim ister ki vücudunun bir parçasından yoksun olmayı!? Allahû Teâlâ elbetteki sabır ve şükür gösterene mükafatını vereceğinin müjdesini yüce kitabımız Kur-an'ı Kerim'de bildirmiştir. Peygamber Efendimiz (sav), kendi döneminde görme engelli Ümmü Mektum isimli sahabeyî kiramı, vali olarak atayıp görev vermiş ve yüce dinimizin engelli insanlara olan hassasiyetini ayan beyan göstermiştir.

   Türlü türlü engellerin olduğu yaşam koşullarında, engellerine rağmen yine de gülebilmeyi, sevebilmeyi başaran engelli insanlar, bunu başarabiliyorsa eğer, işte bu savaşı kazanmış demektir.

   Ne mutlu ki bu kasvetli yolda, engelli insanlara acıyarak değil, insanlık vazifesiyle yardım elini uzatan, toplum vatandaş, idareci ve sendika yöneticilerine. Bu şekilde yaklaşan tüm herkese bir engelli olarak şükranlarımı sunuyorum. VE TOPLUMU YÜREKTEN EMPATİ YAPMAYA DAVET EDİYORUM.

"UNUTULMAMALIDIR Kİ; HER İNSAN BİRER ENGELLİ ADAYIDIR VE EN BÜYÜK ENGEL; SEVGİSİZLİKTİR."

Saygılarımla....

 

 


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Fazlı GÜVENTÜRK
Şevket ÖZSOY
Şuayip Bütün
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  22 Mayıs 2019 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net