17 Haziran 2019 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Hububat Hasadı Bereketli Olsun
Hububat Hasadı Bereketli Olsun
 İŞKUR  Yeni Bir İvme Getiriyor
İŞKUR Yeni Bir İvme Getiriyor
Kırıkkale’de YKS heyecanı
Kırıkkale’de YKS heyecanı
I. Uluslararası İslam Bilim Tarihi Sempozyumu Başladı
I. Uluslararası İslam Bilim Tarihi Sempozyumu Başladı
  YAZARLARIMIZ
ilk Türk ansiklopedisi Divan-ı Lügati't Türk
29 Aralık 2018 Cumartesi Bu yazı 3534 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Karahanlı soyundan Muhammed bin Hüseyin (Hüseyin Çağrı Tegin)’in oğludur. Annesinin ismi Bibi Rabiy'a al-Basrı'dir. Babası Barsgan şehrinde yaşamakta iken bilinmeyen bir sebeple Kaşgar şehrine gelip yerleşmişti. O dönemde Kaşgar, önemli bir bilim ve kültür merkezi idi.

 

Karahanlı taht kavgasında babası da zehirlenerek öldürülmüş,  Bu saray darbesinden sonra İbrahim, 1057 yılında Batı Karahanlıların hakanı olmuştur. Kaşgarlı Mahmud ise bu tuzaktan kendisini kurtararak Batı Karahanlı Devleti'nin topraklarından kaçmıştır. Ancak İbrahim Han'ın adamları her yerde onu aradıklarından o kendisini gezgin veya bilgin gibi sıfatlarla takdim ederek sık sık yer değiştirmek zorunda kalmıştır.

 

Kesin olarak Kaşgarlı Mahmud, dönemin bütün klasik ilimlerini tahsil etti. Arapça ve Farsça öğrendi. Saciye ve Hamidiye Medreseleri'nde tahsil gördükten sonra kendisini Türk dili tetkikatına vakfetmiştir. Bu amaçla Orta Asya'yı boydan boya kat ederek Anadolu'ya oradan da Bağdat'a gitmiş. 15 yıl boyunca Türklerin yaşadığı bütün illeri, şehirleri, obaları, dağları ve çölleri dolaştı.

 

Bu geziler inceleme amaçlı idi. Türklerin örf ve âdetlerini mahallinde araştırdı. Gezileri sırasında, anadili Türkçenin Hakaniye, Oğuz, Kıpçak, Argu, Çiğil, Kepenek şivelerini de öğrendi. İyi öğrenim görmüş, İslâmiyet'le ilgili bilimsel çalışmaları yakından  izlemiştir. Arapça ve Farsçayı da çok iyi öğrenmiştir. Türklerin bulunduğu bölgeleri gezmiş , anadili olan Türkçenin bütün lehçelerini yerlerinde öğrenmiş, geleneklerini göreneklerini yakından izlemiştir

 

Bağdat'a Yerleşti

 

Kaşgarlı Mahmud 1057’de Kaşgar’dan ayrılarak Bağdat’a yerleşti. Kitabında belirttiğine göre, ailesi Kaşgar'dan Irak'a göç etmişti. Melikşah'ın (1072-1092) eşi Terken Hatun'un maiyetinde pek çok Kaşgarlı, bu dönemde Irak'a gelmişti. Mahmut'un ailesinin de bunlarla birlikte gelmiş oldukları düşünülebilir. O sıralarda Irak İslâm Dünyası'nın en önemli kültür merkezlerinden biri idi. Bu nedenle bilimle uğraşanların buraya gelmek istemeleri doğaldı. Ayrıca Bağdat bu dönemde Türk nüfuzu altına girmiş ve halifeleri ayakta tutan da buradaki Türklerdi.

 

Kaşgar’a Geri Döndü

 

Kaşgarlı Mahmud, 1080 yılında Kaşgar’a döndü. O artık, ülkesinin önde gelen bir bilim insanı idi. Adına izafeten, Mahmudiye Medresesi denilen binada dersler vermeye başladı. Binlerce öğrenci yetiştirdi.

 

Mahmud, 1105 yılında, 97 yaşında iken fani hayata veda etti. Naaşı; ders verdiği Mahmudiye mezarlığında toprağa verildi. Burası, Kaşgar şehrine 45 kilometre uzaklıktaki Opal köyünde, etrafı kavak, çınar ve söğüt ağaçlarıyla çevrili bir tepedir

 

Divan-ı Lügati't Türk

 

Kaşgarlı Mahmud’un günümüze kadar uzanan dünya çapında bilinen eseri Divanû Lügati’t Türk yani Türkçe adıyla Türk Dilleri Sözlüğü’dür.  Bu eser için dört yıl emek veren yazar Kaşgarlı Mahmud, 1072 yılında Bağdat şehrinde kitabı yazmaya başlamış ve iki yıl sonra 12 Şubat 1074 tarihinde bitirmiştir. Eser bittikten sonra iki yıl içinde dört kez daha eseri baştan sona inceleyen Kaşgarlı Mahmud, kitabına son halini vermiş ve 1077 yılının Ocak ayında bitirmeyi başarmıştır. Kaşgarlı Mahmud, Abbasi Halifesi Muktedi Biemrillah’a eseri sunmuştur.

 

Divanû Lügati’t Türk, Türklerin bilinen en eski sözlüğü konumundadır. Kaşgarlı Mahmud’a ait bir diğer yapıt da Kitabu Cevahirü’n Nahv Fi Lugati’t Türk adlı Türkçenin ilk gramer kitabı olan eserdir. Bu eser günümüze kadar ulaşamamış olup nerede olduğu da tam olarak bilinmemektedir.

 

Divan-ı Lügati't Türk’ün Bulunuşu

 

Kaşgarlı Mahmud’un eseri, Türkçe’nin ilk büyük sözlüğü ve ilk Türk ansiklopedisi olan Divanü Lügati’t Türk, tam 800 yıl boyunca ortada yoktu; tıpkı bir diğer kitabı Kitab’ül Cevahir gibi…

Divan-ı Lügat’it Türk, geçtiğimiz yüzyılın başında, Ali Emiri tarafından 1910 yılında bulundu.

 

 “Kitabı sahaflarda Ali Emiri Efendi buldu. Ali Emiri Efendi, kitabı satın aldığında duyduğu sevincini şu şekilde dile getirir: ‘Bu kitabı aldım; eve geldim. Yemeği içmeği unuttum… Bu kitabı sahaf Burhan 33 liraya sattı. Fakat ben bunu birkaç misli ağırlığındaki elmaslara, zümrütlere değişmem.’Büyük bir coşku içinde olan Ali Emiri Efendi kitabını kimseye göstermek istemedi. Hem kitabı kıskanıyor ve hem de kaybolmasından endişe ediyordu. Devrin ünlü simaları Ziya Gökalp ve Fuad Köprülü gibi şahıslar, Ali Emiri Efendi’nin Divanü Lügati’t Türk’ü bulduğunu işitmiş ve görmek istemişlerse de Ali Emiri Efendi onları kitaba yanaştırmamıştı; Kitabı sadece çok güvendiği Kilisli Rıfat Efendi’ye gösteriyordu.

 

Ali Emiri Efendi satın aldığında, kitap hırpalanmış ve yıpranmış bir vaziyetteydi. Şirazeleri çözülmüş, formaları dağılmış, sayfaları birbirine karışmış ve numaraları da yoktu. Bu sebeple kitabın eksik mi, tam mı olduğu belli değildi. Ali Emiri Efendi bunun tespitini Kilisli Rıfat Efendi’ye yaptırdı. Kilisli Rıfat Efendi, iki ay müddetle kitabı üç kere okudu, karışmış sayfaları yerli yerine koydu ve numaralandırdı. Daha sonra da kitap Matbaa-i Amire’de üç yıl süren bir maceranın ardından basıldı.” 

 

Kitap’ın Genel Özellikleri

1. 11. yüzyılda yazılmıştır
2. Türkçenin ilk sözlüğü, antolojisi, ansiklopedisi ve dil bilgisi kitabıdır.
3. Araplara Türkçe öğretmek, Türkçenin yaygınlığını göstermek için yazılmıştır.
4. Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılmıştır.
5. Yazarı, birçok Türk boyunu gezerek derlemeler yapmıştır.
6. Sözcükleri örnekleyen atasözleri ve şiirler kullanmıştır. (Bu özelliği, onun, kendinden sonraki Türk yazını için çok önemli bir kaynak olmasını sağlamıştır.)
7. Aruz ölçüsüyle yazılmıştır
8. Eserde 7500 Türkçe sözün açıklaması yapılmıştır. Sözcüklerin anlamı, örnekler verilerek açıklanmıştır.
9. Eser Arap harfleri ile yazılmıştır, içinde yer alan örnekler Türkçedir.
10. Eserde yalnız sözcükler yer almaz; çok sayıda şiir örneği, deyimler, savlar da vardır.
11. Yazar sözcükleri açıklarken o sözcük ya da sözün kullanıldığı Türk boyları hakkında da bilgiler verir.
12. Sözcüklerin kullanılışını örneklendirir. Yazar, Türkçenin önemini ve eserine niçin bu adı verdiğini açıklar.
13. Eser halk edebiyatı ve halk bilimi (folklor) açısından da önemli malzemeler içerir. 
14. Yazar, eserini oluşturan malzemeleri Türk boyları arasında dolaşarak derlemiştir. Türk boylarının yaşadığı bölgeler ve yaşam koşulları hakkında bilgiler vermiştir.
15. Eserin sonunda Türklerin yaşadığı bölgeleri gösteren bir harita yer almaktadır.
16. Bağdat'ta yazılan Divanü Lügati't-Türk Türkçenin ilk sözlüğü olarak bilinir.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İdris Aykul
Kırlangıçoğlu Oktay
Fazlı GÜVENTÜRK
Şuayip Bütün
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  17 Haziran 2019 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net