26 Haziran 2019 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Uyuşturucu ile Topyekûn Mücadele Etmeliyiz
Uyuşturucu ile Topyekûn Mücadele Etmeliyiz
Şehrimizin, Sanayicimizin Emrindeyiz
Şehrimizin, Sanayicimizin Emrindeyiz
Geleceğini Uyuşturma
Geleceğini Uyuşturma
Kültürel Değerleri Hayata Geçireceğiz
Kültürel Değerleri Hayata Geçireceğiz
  YAZARLARIMIZ
MOLLA ZÜBEYDE
15 Ocak 2019 Salı Bu yazı 5420 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

--Ali Rıza bey, Mustafa'yı dindar bi okula gönderelim dînî-bütün bir çocuk olsun. İslâmiyeti öğrensin. Onu mahalle mektebine yazdıralım.
--Olmaz hatun! Oğlumuz asker olsun, subay olsun. Şemsi Efendi Mektebi'ne gönderelim.
--Bey, Mustafa da dedesi gibi Kur-an'ı Kerim öğrensin, namazında, niyazında, İslâm'ın çizgisinden ayrılmasın.
--Tamam iyi de hatun, yine öğrenir dinimizi. Bu şehirdeki eşkiyalardan biz çok çektik. Asker olsun ki, kurtarsın bizleri bunlardan. Üstelik devletimizin subaya da ihtiyacı var. Mustafa kabiliyetli zeki bir çocuk. Bu askerî dehasıyla memlekete çok daha faydalı bir insan olur.

  Ali Rıza Bey, eşi Zübeyde hanımla aralarında oluşan bu küçük münakaşeden sonra, Zübeyde Hanım'ın gönlü kırılmasın diye, oğulları Mustafa'yı önce Mahalle Mektebi'ne, daha sonra da Şemsi Efendi okuluna gönderirler.

 VE SONRASI MALUM...

  Koca bir ülkeyi karanlıktan kurtarıp, bir cumhuriyet kuracak, devrimleriyle, ilkeleriyle, inkılaplarıyla adını tarihe altın harflarle yazdıracak bir deha yetişecektir.

*  *  *
 
 TBMM arşivinde bulunan bu diyalog, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde hanımla, babası Ali Rıza bey arasında geçmiştir.

  *  *  *
   
  Görüldüğü gibi Zübeyde Hanım, oğlu Mustafa'nın ısrarla Mahalle Mektebi'ne gidip, orada Kur'an-ı Kerim öğrenmesini ve islâm çizgisinde yetişmesini istiyor. Çok beğenip takdir ettiği, kendisinin ve eşinin babası gibi bir hafız, âlim olması için ısrarcı oluyor.

  Zübeyde Hanım'ın tarihî arşivlerdeki fotoğraflarına da bakacak olursanız eğer, başı kapalı ve gayet müstesna resimlerdir. Yani uygunsuz, müstehcen hiç bir resmine asla rastlayamazsınız. Şüpheye düşürecek, endişe duyulacak hiç bir görüntüye rastlayamazsınız..

  Dört çocuğunu çeşitli hastalıklardan kaybetmiş, üstelik Ömer isminde bir çocuğunun da, köpekler tarafından parçalanmış halde cesedini görmüş, acılı bir annedir Zübeyde Hanım. 

   Eşi Ali Rıza Bey, vefat ettiğinde, kızı Makbule ve oğlu Mustafa'yla kalakalmış, onları da alıp kardeşinin yanına sığınmış. Daha sonra da kardeşine yük olmamak için mecburen evlenmiştir.

  Zübeyde Hanım, sofu bir ailenin kızı, namuslu, iffetli, tam bir Osmanlı kadınıdır. İlkokul mezunu olmasına rağmen, oldukça bilgili ve manevîyatından dolayı da molla Zübeyde şeklinde de hitap edilmiştir.

  *  *  *

  15 ocak Zübeyde Hanım'ın ölüm yıldönümü hasebiyle şöyle bi arşivleri araştırıp inceledim. Öylesine iğrenç ve hakaret derecesine varan ithamlara, iftiralara rastladım ki...
Bu tarihî bir utançdır.

  Bize, ülkemize çığır açan, yeni bir devlet kuran, Cumhuriyet gibi bir özgürlüğü miras bırakan bir liderin, bir dehânın değerli vâlidesine, böylesi iğrenç ve çirkin hitaplarla yakıştırmalar yapmak, kendi değerlerimizi ayaklar altına almaktır. Kaç kişi onun hayatıyla ilgilenmiş ve araştırmıştır. Ne kadar bilgi sahibidir. Kulaktan dolma sözlerle, üç beş densizin uydurmalarıyla... Hele bir de muhatabı da yoksa karşısında eğer, ağız dolusu iftiralar!!!

  Halbuki, Allah nezdinde iftira, günahların en büyüklerindendir.

     Keşke şimdiki zamanda da kadınlar, kızlar Zübeyde Hanım kadar iffetli, bilgili, âlim olabilse. Onu haksızca eleştirip, iftira atanlar da onun kadar namuslu olabilse!!!

  Tarihe, şerefli ve örnek alınabilecek kadın olarak geçen Zübeyde Hanım'a, kötü yakıştırmalar yapmak şöyle dursun, tüm toplum minnet borçludur esasında.

   Yapılan tüm bu kötü yakıştırmaları, iftiraları, büyük bir esefle ve üzüntüyle karşılayarak kınıyorum.

  15 OCAK 1923 YILINDA VEFAT EDEN, BÜYÜK ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN DEĞERLİ VÂLİDESİ, ASİL VE ÖRNEK İNSAN ZÜBEYDE ANNEMİZİ, RAHMET, HÜRMET VE SAYGIYLA YÂD EDİYORUM.

  "Tarih yazmak, yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa; değişmeyen hakikat bir gün karşısına çıkacaktır".
                                                     M.K.ATATÜRK 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Murat Turgut  -  16-01-2019 - 11:35
Doğru bildiğini yazan doğrunun peşinden giden adamdan korkulmaz yanında durulur. Ölene kadar... Tebrikler yine harikulade bşr yazı.
Özlem Özbilen  -  16-01-2019 - 11:30
Yazını okudum Hakan Aklına, yüreğine sağlık çok güzel yazmışsın
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
Şevket ÖZSOY
Hakan Öztürk
İdris Aykul
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  26 Haziran 2019 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net