24 Nisan 2019 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
252 Çocuğumuz Adıyaman’da
252 Çocuğumuz Adıyaman’da
Üretim ve İhracat Rakamları Artmalı
Üretim ve İhracat Rakamları Artmalı
Yıldırım Beyazıt Türk Yemeklerini Tanıttı
Yıldırım Beyazıt Türk Yemeklerini Tanıttı
Elimizden Geleni Yapmaya Hazırız
Elimizden Geleni Yapmaya Hazırız
  YAZARLARIMIZ
Hoca Ahmed Yesevî (Pir-i Türkistan)
23 Ocak 2019 Çarşamba Bu yazı 2994 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Ahmet Yesevi, Çimkent şehrine bağlı Sayram kasabasında, bazı kaynaklara göre ise bugünkü adı Türkistan olan Yesi’de doğmuştur.  Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1093 yılında doğduğu, 73 yıl yaşadığı ve 1166 yılında vefat ettiği kabul edilmektedir.

 

Babası Sayram’ ın meşhur mutasavvıflarından olan İbrahim Ata (İbrahim Şeyh), annesi ise Sayramlı Musa Şeyhin kızı Ayşe Hatun’dur. Yedi yaşındayken annesini, ardından babasını kaybetmiş ve ablası Gevher Şehnaz tarafından büyütülmüştür.

 

İlk eğitimini babasından alan Yesili Ahmet, manevî eğitimini Yesi’de devrin meşhur mutasavvıfı Arslan Baba’dan almıştır. Daha sonra Buhara’ya giderek Yusuf Hemedani’nin yanında manevi eğitimini tamamlamış ve onun ölümü üzerine 1160’da halife olmuştur.  Bir süre sonra da Yesiye dönerek, hayatının kalan kısmını insanları irşatla geçirmiştir.

 

Yesevi, öğretisini hocası Arslan Baba'dan aldığı "ehl-i beyt" sevgisi ve bu doğrultudaki tasavvuf anlayışı üzerine kurmuştur. Bir Türk sufi tarafından kurulan bu ilk büyük "Türk tarikatı", önce Maveraünnehir, Taşkent ve çevresi ile batı Türkistan'da etkili olmuştur. Daha sonra Horasan, İran ve Azerbeycan'da yaşayan Türkler arasında yayılan Yesevi tarikatı, 13 yüz yıldan başlayarak göçlerle Anadolu'ya, oradan da Balkanlara ulaşmıştır.

 

Ahmet Yesevi, altmış üç yaşında yeraltına bir çukur kazdırmış, bu çilehaneye girdikten sonraki hayatı ile ilgili bilgiler, Mevlana Safiyüddin Koylaki ve Ahmed bin Mahmud Hazini’nin eserlerinde yer almıştır.  Ahmet Yesevî 63 yaşından sonra çukur kazdırarak kendini toprağın altına kapatmış, inzivaya çekilmiş ve Muhammed gibi 63 yaşında ölmek istemiştir ama 78 yaşında hayata veda etmiştir. Bu durum Yesevi’in eserindeki hikmetlerine de yansımış ve izah edilmiştir. Türbesi, Türkistan şehrindedir.

Divan-ı Hikmet’ in yazılışı Mevlana’nın mesnevisinin yazılmasına benzeyen bir yöntemle yazılmıştır.  Ahmet Yesevi söylemiş; Yesevi'nin kurduğu tarikatta bir derviş olan Şaban Durmuş, Ahmet Yesevi’nin şiirlerini esere nakletmiştir.

 

Genel Özellikler

 

  • Divan-ı Hikmet, Hoca Ahmed Yesevî’nin  hikmet  adını verdiği şiirlerini bir araya getirdiği Türk tasavvuf edebiyatının bilinen en eski eseridir. Ayrıca Kutadgu Bilig’den sonraki İslami Dönem Türk edebiyatının da ilk eseridir. 

  • Ahmet Yesevî yazdığı şiirlere   hikmet adını vermiş şiirlerinin toplandığı kitaba da Dîvân-ı Hikmet adı verilmiştir. 

  • İlâhî aşkın, ibadetin, cennetin vb. konu edildiği didaktik bir eserdir.
  • 7'li ve 12'li hece ölçüsüyle yazılmıştır. Daha çok yarım kafiye ve bazen de sadece redif kullanılmıştır.
  • Eserde din ve tasavvuf konular, yabancı sözcükler, milli, Arabî ve Farisi unsurlar bir arada kullanılmıştır. Ahmed Yesevî'nin canlı ve hareketli bir üslûbu vardır. Hikmetlerde belirgin olarak bir zikir ritmi görülür.  Bu sebeple bu Hikmetlerin zikir esnasında ve belli bir makamla söylendiği ortaya çıkmaktadır.

  • Sanat endişesi güdülmeden yazılan eserin lirizm yanı zayıftır.
  • Aruz ölçüsüyle yazılan eserde değişik kalıplar kullanılmıştır.
  • İlahi aşkın konu edindiği bu eser, didaktik ve canlı bir anlatıma sahiptir.

  • Gazel tarzında yazılanlarda aruz ölçüsü de kullanılmıştır.

  • Divan-ı Hikmet, dörtlük nazım birimiyle yazılmış dörtlüklere de "hikmet" adı verilmiştir.

  • Eserde yarım uyak kullanılmıştır.

  • Karahanlı Türkçesinin Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.

  • Eserde yalın ve sade bir dil kullanılmıştır.

  • Divan-ı Hikmet'teki şiirlerin birçoğunda zikir ritmi mahiyetinde hareketli bir üslup söz konusudur.

  • İstifham ve tecahülü arif sanatına çok fazla başvurulmuştur.

  • Divan-ı Hikmet'te 144 hikmet ve 1 münacaat yer almaktadır.

  • Eserde yer alan şiirlerin hepsi Ahmet Yesevi'ye ait değildir. Ona mal edilen şiirler de vardır.

  • Divan-ı Hikmet'in ortaya çıkmasından sonra İslamiyet göçebe Türk toplulukları arasında yayılma imkanı bulmuştur.

 

 

HİKMET

 

Kudret ile ferman eyledi Mevlâ'm bize,

Yerde gökte canlı mahlûk kalmaz imiş.

Can alıcı eyledi Azrail'i âlem üzerinde.

Aziz canı almadıkça koymaz imiş.

 

Yaşım benim küçük olur deyip söyler idim;

Her ne hasıl olsa, az deyip söyler idim;

Türlü türlü dava işleri eyler idim;

Şimdi bildim, benim dediğim gibi olmaz imiş.

 

Dünya benim mülküm diyen sultanlara.

Âlem malını sayısız yığıp alanlara.

Yeme ve içme ile meşgul olanlara.

Ölüm gelse, biri vefa eylemez imiş.

 

Mağrur olmayın, ey dostlarım, eğlenip

Gece gündüz yalan söyleyip, boşuna yatıp;

Can alıcı gelir imiş bir gün yetip;

Böyle yerde gafil yürüse olmaz imiş.

 

Kul Hoca Ahmed, öleceğim bile gör

Ahiretin hazırlığını kıla gör

Varırım deyip yol başında yürüye gör

"Ölüm meleği" gelse, fırsat bırakmaz imiş.

  

Divan-ı Hikmet’in Konusu Ve Etkileri

Genel olarak dervişlik hakkında övgülerden bu dünyadan şikâyetten cennet ve cehennem tasvirlerinden, peygamberin hayatından ve mucizelerinden bahsedilir. Dinî ve ahlaki öğütler veren şiirlere de yer vermiştir. Ahmet Yesevi'nin görüşleri Edebiyatımızda tasavvufun başlangıcını oluşturmaktadır.  Eserde Ahmet Yesevi'nin kurucusu olduğu Yesevilik tarikatına ait bilgiler, dervişlik üzerine övgüler, cennet-cehennem tasvirleri, İslam peygamberinin hayatı ve mucizeleri anlatılır.

Türk Tasavvuf kültürünün temeli Divan-ı hikmettir. Anadolu’daki ve Türklerdeki tasavvufi akımların ve tarikatların temelini Yesevi oluşturmuştur. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli gibi mutasavvıfların düşüncelerinin kaynağı hep bu eserdir. Ahmet Yesevi’den sonra onun hikmet geleneği, birçok muakkibi tarafından devam ettirilmiştir.

İlk kez 12. yüzyılda yazıldığı düşünülen ilk nüshasından sonra önceleri yazma nüshalar şeklinde, daha sonraları ise taş basması tekniği ile çoğaltılmıştır.  Son iki yüz yıl içinde on yedi kez Taşkent'te, dokuz kez İstanbul'da, beş kez Kazan'da ve birer kere de Buhara ve Kazan’da matbu olarak yayınlanmıştır. Türkiye'de Divan-ı Hikmet'ten Seçmeler adı ile yetmiş adet hikmetten müteşekkil ve Prof. Dr. Kemal Eraslan tarafından hazırlanan bir eser T.C. Kültür Bakanlığı tarafından iki kez basılmıştır. Dr. Hayati Bice tarafından hazırlanan ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından ilk kez 1993 yılında yayınlanan Divan-ı Hikmet’ te ise yüz kırk dört adet hikmet yer almaktadır.

Bizim milletimizin temelleri ondadır. Alperenlik düşüncesinin ilk piridir. İslâmiyet öncesi Türkün Alpliğine erenlik ruhu katıp İslâm’la kaynaştıran hamur onun mayasıdır.

Alperen; Türk Milletinin, İslam Aleminin ve İnsanlığın umududur. Rehberidir. Gittikleri yerlerde henüz İslamlaşmamış Türkleri ve Gayri Müslim tebayı, Türklüğün cihangirlik duyguları ve İslamiyet’in faziletleri ile aydınlatıp Müslüman Türk’ün ezeli ve ebedi ülküsü,

“İlay-i Kelimetullah için Nizam-ı Alem Ülküsünü” canlı tutmuşlardır.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
Hakan Öztürk
Kırlangıçoğlu Oktay
Hakan Gökkaya
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Nisan 2019 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net