16 Ekim 2019 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Güle Güle Şehidim
Güle Güle Şehidim
Gün Sessiz Kalma Değil Ses Verme Günüdür
Gün Sessiz Kalma Değil Ses Verme Günüdür
Öğrencilerimizin Hizmetine Sunduk
Öğrencilerimizin Hizmetine Sunduk
Vefasızlık
Vefasızlık
  YAZARLARIMIZ
DOĞU TÜRKİSTAN
28 Ocak 2019 Pazartesi Bu yazı 5846 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

“Müflis tüccar eski veresiye defterlerini karıştırırmış” şeklinde bir söz bulunmaktadır malumunuz. Bana gereken birkaç belgeyi ararken çanta, çekmece, dosya şeklinde her biri bir tarafa tıkıştırılmış olan evrak-ı perişanıma bir göz atma fırsatı buldum. Neler neler var buralarda bir görseniz şaşırırsınız. Üniversite öğrencilik yıllarımda o zamanki kıt kanaat geçindiğim harçlığımdan ayırarak bir zamanlar Kızılay’da Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan ancak sonradan sebebini bilmediğim bir şekilde sessiz sedasız kapanıp giden Hachette Kitabevi’nden paranın kıymetli zamanında satın almış olduğum kırmızı kapaklı şiir defterimin sayfalarını da havalandırmış oldum bu arada. Tabi ki sadece sayfaları havalandırmakla kalmayıp bir yerlerden aldığım ya da bir zamanlar hafızama nakşedip de sözünü ettiğim kırmızı kapaklı defterime yazdığım şiirleri okudum. Bunu ara ara yapar, öğrenci ya da araştırma görevlisi olduğum yıllara ve aynı zamanda farklı mekânlara adeta uçan bir halı üzerinde gider dönerim. 1935 Erzincan doğumlu Yıldırım Akbulut tarafından gönderilmiş olan bayram tebrikinin arka kısmına yazmış olduğum şiirleri/rubaileri şöyle bir okudum. Sayın Akbulut'un Başbakan olduğu 1989-1991 yılları arasındaki bir Ramazan Bayramına ait olmalı bu tebrik, zira imzayı Başbakan olarak atmış. O zamanlar Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başbakan Yardımcıları, Bakanlar ve hatta milletvekillerinden bayram tebrikleri gelirdi devlet memurlarına, bunların bir kısmını muhafaza ediyorum ben. O şiirleri hangi hissiyatla yazdığımı ya da onları nereden aldığımı hatırlamıyorum, ancak kuvvetle muhtemel ki mensubu olduğum milletimin ya da inancımın farklı coğrafyalarda bulunan müntesipleri üzerinde kara bulutların dolaştığı zamanlara aittir. Şiirlerin üst kısmında “Kerkük Rubaileri M. Fatih Köksal” yazıyor, ancak internette yaptığım taramada şiirlere de yazarlarına da maalesef rastlayamadım. Şiirlerden ikisi şu an gündemde olup da bir türlü gündemimize alamadığımız, aldığımızda da suya tirit nevinden sayılabilecek birkaç duygusal yazı veya video görüntüsüyle geçiştirdiğimiz Doğu Türkistan’da yaşananları getirdi hatırıma.

 

Türkmenceyinen seslenirem gör meni hey!

Gardaşlığımız bir, neçeyim sor meni hey!

Bağban sen isen gel bu gafesten gurtar

“Bülbül kimi bir men” galığım yâr meni hey!

 

Diyordu şiirlerden birisi. Kuvvetle muhtemel Kerkük taraflarına aitti, ancak kim söylemişti ve ne zaman söylemişti bilemiyorum. Ne için söylediğini ise gayet iyi anlıyorum. O zamandan bu zamana çok da değişen olmadığını düşünenlerdenim.

Şiirlerden bir diğeri doğrudan Kerkük ile alakalıydı, ancak ne gariptir ki Kerkük’le ve de o yazdığım dönemle sınırlı gelmedi bana bu şiir. Bunu söylerken elbette maksadım kimseyi suçlamak değil, sadece bu tür sıkıntıların fasıla vermeksizin ve hemen her coğrafyada karşımıza çıktığına işaret etmek istiyorum.

 

Hiç dinmeyen ağrım ve yaramdır Kerkük

Şâyân-ı vefâm, bahtı karamdır Kerkük

Feryâdına imdâd bulamaz Ankara’dan

Düşmana helâl dosta haramdır Kerkük.

 

Bu şiir her nedense Doğu Türkistan’daki Müslüman Türkleri hatırlattı bana. Allah yardımcıları olsun, ne olup bittiği konusunda dahi sağlıklı bilgiye sahip değilim. Emperyalist devletler, istihbarat örgütleri ve basın yayın organları zaman zaman bu tür bilgi ve görüntüleri servis ediyorlar. Gerçekten oluyor mu bahsedilen hadiseler ve yaşanıyor mu videolardaki görüntüler, doğrusu bilmiyorum. Ancak fitne yayıcı Yahudi ve Hıristiyanların kamuoyu oluşturmak için bu tür haberleri zaman zaman servis ettiklerinin farkındayım. Herhalde en iyisi, mensubu bulunduğum üniversitede bir zamanlar görev yapmış olup hâlihazırda Ankara’da başka bir üniversitede bulunan Doğu Türkistanlı Prof. Dr. Abdulreşit Celil Karluk’un 24 Ocak 2019’da saat 18:00’da Kırıkkale Kültür Merkezi’nde sunacağı “Doğu Türkistan Dramı” adlı konferansa katılmak. Ailesi hâlen Doğu Türkistan’da bulunan hocadan hadisenin nasıl başladığını ve neler olduğunu dinlemek en akıllıca olanı.

“Müslümanlar ancak kardeştir” diyen peygamberimizin sözüne kulak vererek ve tarihimize bakarak, sarmalına girdiğimiz bu dünyanın meşgalelerine ara verip bir nebze de olsa etrafımızda neler olup bittiğinin, başımıza neler geldiğinin ve neler getirilmeye çalışıldığının muhasebesini yapmak lazım. Doğu neresidir Batı neresidir, medeni dünyadan kasıt nedir, insan hakları-demokrasi ne demektir, insanlığımız neçedir ve gidişatımız nereyedir bir bakalım hele...

Tarihin hangi döneminde ve dünyanın her neresinde toprağa düşmüşlerse eğer, şehitlerimizin ruhları şâd mekânları Cennet olsun.

Selametle kalın kıymetli dostlar.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Murat Karadağ
Şevket ÖZSOY
İlknur Öztürk
Alaattin Güneşer
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  16 Ekim 2019 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net