25 Ağustos 2019 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kadın Cinayetleri Engellemeliyiz
Kadın Cinayetleri Engellemeliyiz
İğde Türkiye Şampiyonu
İğde Türkiye Şampiyonu
Bahşılı'da elektrik teli hırsızlığı
Bahşılı'da elektrik teli hırsızlığı
Futbolcular Bulut'u Unutmadı
Futbolcular Bulut'u Unutmadı
  YAZARLARIMIZ
ÜLKÜCÜNÜN GÜR SESİ OZAN ARİF (1946-2019)
15 Şubat 2019 Cuma Bu yazı 12658 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Ozan Arif Giresun`un Alucra ilçesine bağlı şimdiki ismi ile Yükselen eski adı ile Hapu köyünde 10 Haziran 1949`da doğdu. Babasının memuriyeti nedeniyle ilk ve ortaokulu Samsun'da tamamladı. 1970'de başladığı öğretmenliği 1979 yılına kadar sürdürdü. 24 Eylül 1980, 5 Kasım 1991 tarihleri arasında Almanya'da yaşadı.

 

Okul süresi boyunca kışları okuyup, yazları rençberlik yapan bir öğrenci idi. İlk göreve başladığı okul, ailesinin bulunduğu Samsun’da Karaoyumca köyündeki ilkokuldur. Bir yıllık stajyerlik süresinden sonra, yine Samsun’da Devgeriş köyüne tayin oldu. 1972 yılında yine aynı köyde stajyerlik yapmakta olan ve ona ömrü boyunca en büyük desteği veren Süheylâ hanımla evlendi. Devgeriş köyünde beş yılı öğretmenlik, dört yılı ise okul müdürlüğü olmak üzere dokuz yıl hizmet vermiştir.

 

Ülküsünden Hiç Taviz Vermedi

 

Türk milletinin yetiştirdiği nadide sanatçılardan biri olan Ozan Arif, aşık geleneğinin yaşayan en güçlü temsilcisiydi. 1980 öncesinde verdiği konserlerde defalarca saldırı girişimine uğramış, tehditler almıştı. Bir konseri sırasında uğradığı bombalı saldırıdan kıl payı kurtulmuştu.

 

İlk olarak ortaokul ikinci sınıfta sesine aşık olduğu bağlama ile tanışan ve hayli dar olan aile bütçesinden biriktirdiği harçlıklarla, 1964`te İstanbul`da bulunan Şemsi Yastıman saz evinden 15 liraya aldığı bir bağlama ile ses ve saz dünyasının içine giren Ozan Arif, o gün bugündür hiç susmadan ve hak bildiği yoldan taviz vermeden gönül dostlarına seslendi.

 

Yaşamı boyunca, sayısız esere, konsere imza atan, on milyonlarca insana ulaşan Ozan Arif, inandığı değerlerden hiçbir zaman taviz vermemişti. Kendisine yönelen teklifleri elinin tersiyle geri iten Ozan Arif, hiçbir zaman bulunduğu noktadan geri adım atmadı. 

 

Başbuğ Alparslan Türkeş, Türk milletinin cesur sesi Ozan Arif'e "manevi oğlum" derdi. İkilinin arası, Türkeş'in vefatına kadar hiçbir zaman bozulmadı. 

 

11 yıl Sürgün

 

12 Eylül askeri darbesinden sonra ailesini geride bırakarak yurt dışına çıkmak zorunda kalan Ozan Arif, 1991 yılına kadar sürgünde vatan hasreti çekmişti. 

 

1991'de yurda döndüğünde yaklaşık yarım milyon insan tarafından karşılanmıştı. Bu o zamana kadar kayıtlara geçen en büyük karşılama töreniydi.

 

Sanatçı Ozan Ârif

 

Türk-İslâm ülküsüne bağlı, önüne engeller kondukça yeni çabalarla zorlukları aşan, herhangi bir çıkar hesabı yapmadığı için prensiplerinden taviz vermeyen ve sanatçı duyarlılığını çevresine, milletine, dünyâya güzellikleri dillendirerek ya da haksızlıklar karşısında doğruluktan şaşmayarak kendi sesini duyuran bir sanat adamıdır. Konserlerinde milleti; sohbet havasında ders vererek yetiştirmek, münâzara yaparak aydınlatmak, kıssadan hisse yoluyla onları uyandırmak çabasındadır. Bunun için de 1964 yılından beri Türkiye’de pek çok ilde, ilçede, köyde ve beldede; Fransa, Avusturya, Almanya, Amerika, Belçika, Hollanda, İngiltere, Avustralya, Kanada, Danimarka, İsveç ve İsviçre gibi ülkelerin birçok şehrinde konserler vererek millî şuurun korunmasında önemli pay sahibi oldu. Ayrıca; Endonezya, Malezya, Singapur, Tayland, Filipinler, Pakistan, Hindistan ve Yeni Zelanda’ya da gidip kültürel etkinliklerde bulundu.

 

Ozan Ârif, gerçekçi bir sanat anlayışıyla faydalı olmayı amaçladığı için Türk-İslâm “mefkûresi”ne dayanan, coşkun duygularla zengin ve derin anlamlar yüklü şiirler yazmaktadır. Ülkücülük ile bütün yönleriyle ülkücü hareket, vatan-bayrak-millet sevgisi, devletin önemi, şehitlik, insanî hasletler, dinî şuur, gurbet ve özlem, sosyal bozukluklar gibi konuları lirik ve didaktik tarzda işler.

Şiirlerinde muhteva ile şekil özellikleri bir bütünlük oluşturur. Koşma, destan, türkü gibi türleri daha çok tercih eder. Nazım birimi olarak konuya göre beyit, dörtlük ve bend seçer. Genellikle hecenin 8’li ve 11’li kalıplarını kullanır.

İşlediği konuya sıcak soluklarını katma gücüyle Türkçe’ye can veren bir ustalığa sahiptir. Konserleri ve kasetleri ile geniş bir dinleyici kitlesine sahip olan Ozan Ârif, şiirlerinin bir bölümünü   -özellikle bir dönemi-  “Bir Devrin Destanı” (1987) adıyla kitaplaştırmış olup ayrıca “Taş Medrese”, “Korkum Yok” ve “Destanlar Konuşuyor” isimli 3 tane de kaseti yayınlanmıştır.

 

Ozan Arif, Türkeş'in 4 Nisan 1997'deki vefatından sonra kaleme aldığı şiiri ise milyonları hüzne boğmuştu.

 

Dört nisan doksanyedi, alelade gün değil, 
Kara günsün, kara gün bu bir gerçek, kin değil, 
O kadar karasın ki tarifin mümkün değil 
Başbuğ’ un başımızdan çekildiği günsün sen, 
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!

 

Çekildiği diyorum, sor bana hele niye? 
Çünkü dilim varmıyor ona öldü demeye, 
Varmasa da mecburum, mecburum söylemeye 
Bize yetim gözüyle bakıldığı günsün sen, 
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!

 

Çok acılar görmüştüm, ama bu kadar derin 
Olanı görmemiştim, bu da senin eserin 
O kara akşamında, kapkara bir haberin, 
Beynime kurşun gibi sıkıldığı günsün sen, 
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!

 

Belki senin suçun yok, belki benimki hata, 
Her can günün birinde göz yumacak hayata, 
Fakat sen bir başkasın, sen varya sen, adeta, 
Ciğerimin yerinden söküldüğü günsün sen, 
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!

 

Altaylar’ dan Tuna’ ya libas giymiş hüzünden, 
Özünden ağlıyor bak, bütün Turan özünden. 
Müslüman Türk evladı olanların gözünden, 
Yaş yerine kanların döküldüğü günsün sen, 
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!

 

Başbuğ Türkeş yok artık, bulabilmek imkansız 
Herkesin acısını bilebilmek imkansız, 
Her yüreğe tercüman olabilmek imkansız, 
Her yürekte bir ağıt yakıldığı günsün sen 
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!

 

Türkeş gibi bir lider ne çıkmıştır, ne çıkar 
Yıkar onun acısı, Arif ’ i artık yıkar 
Ateşin kanunudur düştüğü yeri yakar, 
Bozkurtların boynunun büküldüğü günsün sen, 
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Öztürk
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Ağustos 2019 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net