25 Ağustos 2019 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kadın Cinayetleri Engellemeliyiz
Kadın Cinayetleri Engellemeliyiz
İğde Türkiye Şampiyonu
İğde Türkiye Şampiyonu
Bahşılı'da elektrik teli hırsızlığı
Bahşılı'da elektrik teli hırsızlığı
Futbolcular Bulut'u Unutmadı
Futbolcular Bulut'u Unutmadı
  YAZARLARIMIZ
Teşkilat-ı Mahsusacı Süleyman Askeri
13 Nisan 2019 Cumartesi Bu yazı 4063 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Tanrı adına yeryüzünde nizamı sağlamak için devlet kurduklarına inana Türk komutanların hepsi   mükemmel teşkilatçılıkları yanında hepsi birer kahraman subaydı. Mete Han’dan sonra torunu Hun Başbuğu Çi-çi, Avrupa’ya göç eden  Balamir, Yıldız ve Tanrı’nın kırbacı Attila, Türk isimli ilk devletin başbuğları Bumin, İstemi, Kürşad, İlteriş, Kapgan, Bilge ve Kültigin kardeşler şeref levhasının başında bulunanlardır.

Bu şerefli subaylarla birlikte aynı mayadan beslenen  20. yy.da ki temsilcileri ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları olmuştur.  Birçoğu Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olan veya teşkilatla bir şekilde bağı olan bu öncüler içinde Süleyman Askerî Bey çok ayrı bir öneme sahiptir.

Süleyman Askeri, 1884’de Prizren’de doğdu.Babası Erkân-ı Harp Livası Vehbi Paşa, annesi ise Güzide Hanım’dı. Genç yaşta, ilk önce Harp Okulu’na girdi ve daha sonra Harp Akademisi’nden 3. ordunun emrine girmek üzere ‘‘Mümtaz Yüzbaşı’’ rütbesiyle 5 Kasım 1905’de mezun oldu.

Süleyman Askeri 22 Şubat 1908’de Numune Talim Taburu kabul edilen 89. Alay 1. Taburu ile Manastır Merkez Talim Taburu Muallim Muavinliğine, Manastır’a atandı. Manastır, saraya muhalif hareketin merkezlerinden idi. 1908 Temmuz ayında, Resneli Niyazi Bey’in ve çevresindekilerin, İttihat ve Terakki Cemiyeti emrinde, Makedonya’da dağa çıkmasıyla birlikte, bölgede bir otorite boşluğu doğdu. İstanbul’dan Abdülhamit’in yakın adamlarından Şemsi Paşa durumu kontrol altına almak ve isyanı bastırmak için görevlendirildi. Ancak Manastır’da Atıf Bey (Kamçıl)’in, Süleyman Askeri, Yakup Cemil gibi gözü kara, idealist Jön Türklerle birlikte düzenlediği suikast girişimi 7 Temmuz 1908’de başarıya ulaşınca, Resneli Niyazi ve beraberindekiler dağda rahat nefes aldı. Süleyman Askeri, Atıf Bey’i Selanik’e kaçırdı ve yurt çapında ismini bu suikast ile duyurdu.

Hareket Ordusunda

19 Nisan 1909’da Süleyman Askeri’nin de mensup olduğu 3. Ordu’ya ait birlikler, 31 Mart Vakası üzerine, İstanbul’a girdi.  31 Mart Vakası’ndan sonra Süleyman Askeri 1909 yılında Bağdat’a Jandarma birliğinin komutanı olarak atandı ve burada Arap aşiretlerini, İngiliz emperyalizmine karşı, Osmanlı lehine çekmeye çalıştı. Ayrıca İstanbul-Bağdat trenyolu projesi ile de dikkatleri üstüne çeken Osmanlı, buradaki jandarma birlikleri ile çıkan isyanları bastırarak asayişi sağladı.

Trablusgarp Savaşında

İtalya, 1911 yılında Trablusgarp’a saldırdı. Mısır, 1882 yılından beri İngiltere’nin işgali altındaydı, Osmanlı deniz gücünden yoksun olmasına karşın, İtalya güçlü bir donanma ile Çanakkale Boğazını taciz ediyordu. 4 Ekim 1911’de başlayan işgale karşı, Jön Türkler kılık değiştirerek Mısır üzerinden, Trablusgarp’a geçerek müthiş bir direniş örgütlediler. Süleyman Askeri de imam kılığında Trablusgarp’a Mısır üzerinden gizlice geçmiştir. Enver Bey(Paşa), Mustafa Kemal Bey(Atatürk), Fethi Bey(Okyar), Kuşçubaşı Eşref, Süleyman Askeri Bey, İtalyanlara geçit vermiyor, yerli halkla birlikte, İtalyanlara kök söktürüyorlardı.

Süleyman Askeri, 21 Ağustos 1912’de Bingazi ve Havalisi Komutanlığı Kurmay Başkanlığına atanmıştır. Bingazi’de büyük kahramanlıklara imza atmış, askerleriyle birlikte çatışmalara bizzat katılmıştır.

Balkan Savaşlarında

Milliyetçilik hareketleri sonucu Balkan devletleri  ittifak halinde Osmanlı’ya saldırarak, Rumeli’nde Osmanlı’yı büyük bir bozguna uğratmıştı. Osmanlı ordusu, teçhizat ve sayı bakımından, Bulgar-Sırp-Karadağ-Yunan kuvvetlerine karşı üstün iken, orduda particilik vardı. Üstelik savaştan önce yedek birlikler kışlalardan terhis edilmişti. İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf Fırkalarına mensup subaylar birbirine yardım etmek istemiyordu. Bulgar orduları hızla ilerleyerek, Çatalca önlerinde geldi, Osmanlı’nın eski başkentlerinden Edirne, Bulgarların eline geçmişti. Arnavutluk bağımsızlığını kazanmış, Makedonya tamamen kaybedilmişti. Dahası yüzbinlerce muhacir akın akın Anadolu’ya geliyordu. Bunun üzerine, İttihat ve Terakki, bir baskınla hükümeti devirerek, iktidar olma arzusundaydı.

Edirne’nin Kurtuluşunda

Balkan Savaşı sonrasında, Bulgaristan’ın fazla toprak alması, II. Balkan savaşına neden oldu. Bunu fırsat bilen, İttihat ve Terakki, Edirne’nin geri alınması ve tüm Batı Trakya’nın kurtarılması için, ileri harekatlarda bulundu. Bab-ı Ali Baskını sırasında, hükümetin düşürülme nedeni olarak gösterilen, Edirne, 21 Temmuz 1913’de işgalden kurtarılarak yeniden vatan toprağı oldu. Enver Bey’in emriyle Batı Trakya’ya sızan 116 kişilik bir müfrezenin içerisinde yer alan Süleyman Askeri Kuşçubaşı Eşref ile birlikte buradaki Bulgar çetelerini imha etti. 

Batı Trakya Türk Cumhuriyeti

Daha sonra Süleyman Askeri 28 Ağustos 1913’de bir cumhuriyet ilan etti, devlet başkanlığını Salih Hoca’nın üstlendiği Batı Trakya Türk Cumhuriyeti adındaki bu devlet 55 gün yaşayabildi. Ancak devletin; marşı, 6 bini Osmanlı askerinden toplamda yaklaşık 30 bin kişilik ordusu, ay yıldızlı yeşil beyaz bayrağı, Fransızca ve Türkçe yayın yapan gazetesi, hatta kendine ait pulu bile vardı. 20. asırda bir devletin, devlet olarak kabul edilebilmesi için, kendine ait pulun ve para biriminin olması gerekiyordu. 2 Ekim 1913’te Yunanlılar Dedeağaç’ı Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’ne bıraktı.

Bölgenin, Türk hakimiyetinde kalması için ilan edilen Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin marşını da devletin genelkurmay başkanlığını da üstlenen Süleyman Askeri Bey yazmıştır.

 29 Eylül 1913’te Bulgaristan ile Osmanlı arasında imzalanan İstanbul Anlaşması gereğince, Doğu Trakya Osmanlı’ya, Batı Trakya ise Bulgaristan’a bırakılıyordu. Böylelikle Batı Trakya Türk Cumhuriyeti feshedildi. Ancak, eldeki silahlar ve mermiler daha sonra kullanılmak üzere toprağa gömüldü. 25 Ekim’de Batı Trakya’ya giren Bulgar birlikleri 30 Ekim’e kadar tüm Batı Trakya’yı işgal ederek kendi topraklarına kattı. İttihat ve Terakki hükümeti ise bu işgali içlerine sindiremedi. Batı Trakya’yı kurtarmak için I. Dünya Savaşı sırasında girişimlerde bulunmuştur. Hatta Enver Paşa, savaş süresince Süleyman Askerî Bey’i Batı Trakya’da muhacirin müdürü olarak görevlendirdi.

Teşkilat-ı Mahsusa

Süleyman Askeri Bey, 30 Temmuz 1914’te İttihat ve Terakki ile organik bağı gerekçe gösterilerek ordudan emekli edildi. 2 ay sonra ise, bugünkü Milli İstihbarat Teşkilatımızın öncüsü konumundaki, 17 Kasım 1913 tarihinde kurulan Teşkilat-ı Mahsusa’nın başına getirildi. İngilizlerin, 6 Kasım 1914’te Şattülarap’ta bulunan Fav kasabasına çıkması ile Irak Cephesi açıldı. Süleyman Askeri Bey, gönüllü bir düzine subay ile, seçme erlerden oluşturduğu ‘‘Osmancık Taburu’’yla Irak’a hareket etmişti. Süleyman Askeri Bey 13 Aralık 1914’te kaymakamlığa terfi ederek Basra Valiliği ve Basra Tümen Komutanlığına 10 gün sonra 23 Aralık 1914’ te de Irak ve Havalisi Komutanlığına tayin edildi.

Irak’ta

Süleyman Askeri Basra Körfezi’nde, elindeki ‘‘Osmancık Taburu’’ ve bölgedeki aşiretlerle, İngilizlere karşı baskınlar vererek, onları şaşırtmıştır. Bölgeye komutan olarak atanmasının ise, cesur, gözü pek ve nitelikli bir subay olmasının yanında, bölgede daha önce görev yapmış olması, Teşkilat-ı Mahsusa’nın başkanı olması ve Enver Paşa ile yakınlığı söylenebilir. 2 Ocak 1915’de Üzeyir’de, Cavit Paşa’dan görevi teslim alarak, Irak ve Havalisi Umum Kumandanı oldu. Süleyman Askerî Bey ise İngilizler tarafından alınan Şattülarap’ı geri almak için Kurna’dan kuzey yönüne ilerledi. Rota Nehrinde İngilizler yakalandı ve yoğun ateşe tutuldu, Süleyman Askeri piyade ateşiyle iki bacağından birden yaralandı ancak İngilizler Kurna’ya geri çekilmek zorunda kaldılar. Komutanlarının yaralanması üzerine, kinlenen ‘‘Osmancık Taburu’’ düşmanı püskürtmede büyük rol oynadı. Süleyman Askeri’nin yarası ciddiydi, derhal Bağdat’a sevk edildi. Halep’te bulunan Kazım Bey (Karabekir Paşa)’in vekaleten emir komutayı almasını arz etti. Enver Paşa, Süleyman Askeri’nin önerisini kabul ederek, Kazım Bey’e derhal Bağdat’a intikalini emretti. Ancak Kazım Bey, yolda iken, Süleyman Askeri’nin kendisine telgraf çekti ve yarasının hafif olduğu dolayısıyla vekalete ihtiyaç duymadığını belirtti. Kazım Bey Harbiye’den sınıf arkadaşı, Süleyman Askeri Bey’i Bağdat’ta hasta yatağında ziyaret etti ve onunla harekat hakkında fikir alışverisinde bulundu.

Süleyman Askerî Bey, hastanede kalmayarak sedye içinde Nasıriye’ye geldi. 11 Nisan 1915‘te Bercisiyye ve Şuaybe’deki müstahkem İngiliz mevzilerine taarruz emri veren Süleyman Askeri Bercisiyye ve Şuaybe ormanları içinde üç gün süren muharebede başarılı olamadı. Muharebenin ikinci günü aşiretlerden topladığı gönüllü askerlerin çoğu ortadan kaybolduğundan ordu kuvveti yarı yarıya eksilince ağır kayıplar vererek, 14 Nisan 1915 gecesi elinde kalan az sayıdaki kuvvetini geri çekmek zorunda kaldı. Şuaybiye’deki yenilgiyi, sorumluluk alarak, şerefine yediremeyen Süleyman Askeri Bey, Bercisiye ormanında 14 Nisan 1915 tarihinde intihar eder. 

19. asrın son çeyreğinde doğmuş, İttihat ve Terakki çatısı altında, istibdat rejimine karşı mücadele etmiş, II. Meşrutiyet’i ilan ettiren, Hareket Ordusuyla 31 Mart irticai isyanını bastıran, Trablusgarp’ta, Balkan Harbi’nde ve Cihan Harbi’nde daha sonra da Kurtuluş Savaşı’nda çarpışarak, imparatorluğun küllerinden, yeni bir Türk devleti yaratan soylu altın neslin göz bebeğiydi; Süleyman Askeri! Allah rahmet eylesin.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Öztürk
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  24 Ağustos 2019 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net