19 Temmuz 2019 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
ABC'den Önemli Başarı
ABC'den Önemli Başarı
KGYS Kameraları Trafiği 24 Saat Gözetliyor
KGYS Kameraları Trafiği 24 Saat Gözetliyor
EPDK'den katkılı akaryakıt düzenlemesi
EPDK'den katkılı akaryakıt düzenlemesi
Yeni su hattı çekiliyor
Yeni su hattı çekiliyor
  YAZARLARIMIZ
ANNE Yüreğine Ne ENGEL!?
11 Mayıs 2019 Cumartesi Bu yazı 4759 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bu hafta "10 Mayıs Engelliler Haftası" ve hafta sonu da "Anneler Günü" olması dolayısıyla yazıma bir anımı sizlerle paylaşarak başlamak istiyorum.

 

     Ortaokul 1. Sınıftaydım. Yani şimdiki sisteme göre 6. Sınıf. Sınıfımızın ve okulun başarılı öğrencileri arasındaydım. Dersleri, okulu, özellikle de matematik dersini çok seviyordum. Okul dönemi, yavaş yavaş sömestriye yaklaşıyordu. İkinci yazılılar başlamıştı ve ben sıkı bir şekilde hazırlanmıştım. Soğuk bir kış gününün Pazartesi günü Matematik dersinden yazılı olacaktık. Ben tüm hafta sonunu ders çalışarak geçirmiş ve çok iyi hazırlanmıştım. 

       Sabah okula gitmek için uyandığımızda lapa lapa kar yağıyor, hatta kar kalınlığı neredeyse ayak bileklerini bile aşıyordu.

Ben engelli olduğum için annem, tekerlekli sandalyemle her gün beni okula götürüp getiriyordu. O gün kar yağışından dolayı okullar tatil edilmemişti. Annemle dışarı çıktık, ne yapacağımızı düşünüyorduk. Çünkü tekerlekli sandalyenin o karda gitmesi çok zordu.

      Annemin en büyük ideali benim eğitim görüp hayatımı kazanmak, bir mevkilere gelmemdi. O yüzden de, ne bir dersten, ne de bir sınavdan eksik kalmamı istemiyordu. 

      Annemle bir süre bakıştık. Sonra "oğlum Allah var gayle yok" deyip, beni tekerlekli sandalyeme bindirdi ve "YA ALLAH" diyerek çıktık yola. 

     Tipi şeklinde yağan kar, yüzümüze şamar gibi değiyordu. Tekerlekli sandalyenin tekerleri devamlı kara saplandığı için çok zorlanıyordu annem. Sonra "oğlum bu böyle olmayacak, sınava yetişemeceğiz" dedi ve beni omuzlarına aldı. İşin kötü tarafı da sınav ilk dersdi ve ben sabahçıydım. 

        Sabahın soğuğu çok üşütüyordu bizi. Kar öylesine şiddetleniyordu ki, zaman zaman taneleri kulaklarımızın içine giriyordu. Bi ara elimi hissetmemeye başlamıştım. O esnada artık okul görünmüştü, çok şükür kayıp düşmeden gelmiştik. Annemin çektiği o sıkıntıyı, yaşadığımız o ânı, o zorluğu ömrümce unutmam mümkün değildi.

     O şartlarda okula gelebilmiştik artık. Sınıfımız 4.kattaydı. Okul idaresi zaten hiç aşağı katlara vermezdi sınıfımızı. Şimdikiler gibi dıyarlı değillerdi. 

     Annem o yorgunlukta 4. Kata kadar merdivenlerden nefes nefese çıkıp, beni sınava yetiştirmişti. Sınav başlayalı 10 dakika olmuştu. Annem beni bırakıp tekrar eve dönmüştü. Benim aklım annemdeydi. Acaba o yorgunlukla o havada nasıl gidecekti. Gelirken yaşadığımız zorluklar...

İçimde anlatılmaz duygu karmaşası vardı. Onun için dua ediyordum. Ya o yorgunlukla düşerse, başına bir iş gelirse...

 

     Sonra irkildim bir an. Süre geçiyordu, eğer kötü bir not alırsam, onca çabamız boşa gidecekti. Hemen soruları alıp başlamıştım soruları çözmeye. Sınav çok iyi geçmiş bütün soruları çözmüştüm. BU BAŞARI, ELBETTE Kİ ANNEMİNDİ.

 

     Hayatımın en zor zamanlarına geldiğimde, üniversiteye kadar, ne zaman pes etme noktasına gelsem, beni ayağa kaldıran güç oldu ANNEM.

      Annelerin hakkı ödenmez elbet. Lâkin bu günlere gelmemde bu kadar emeği geçen annemin hakkını hiç ödeyemem. ALLAH BİNLERCE KEZ RAZI OLSUN.

 

      Evlendim Allah iki çocuk nasip eyledi. Eşim de benim kadar olmasa da engelli. Ve memur olarak hayata tutunuyor benim gibi. Engeline rağmen çocuklarımıza annelik sorumluluğunu fazlasıyla yerine getiriyor. Çocuklar hastalandığı zaman sabahlara kadar başucunda, uyumadan onlarla ilgileniyor. Her insan için kolay görünen ama bizler için aşılması zor olan engelleri, engeline rağmen aşarak... 

 

        Bir gün misafirliğe gitmiştik. Büyük kızım 1,5 yaşlarındaydı o zaman. Eve gelirken çocuk arabada uyuyakalmıştı. Evimizde merdivenler vardı ve asansörü yoktu. Eşim o koltuk değneklerinin desteğiyle, kızımızı kucağına alıp, onca zorluklara rağmen merdivenlerden dua ede ede çıkmıştı. En üzücü olanı da insanların bakışları arasında. Hiç bir kimse de yardımcı olmamıştı. " Tamam hiç kimse, hiç bir şeye mecbur değildi ama, insanlık da ölmedi ya" diye söylenmiştim kendi kendime. Her bir basamağı dağ gibi görünen o merdivenleri, yine de çocuğu yere düşürmeden direne direne çıkmıştı.

Çalışan engelli bir anne olmasına rağmen, evinin düzeni ve çocuklarının okulu, dersleri her zaman kontrolündedir eşimin..

Bu şartlarda hayata tutunup evinin sorumluluğunu yerine getirdiği için de eşime çok teşekkür ediyorum ve hayata bağlılığına, azmine her zaman saygı duyuyorum.

 

      Eşimin annesi, yani kayınvalidem de tıpkı o da annem gibi bir engelli annesi. Her gün, her sabah çocuklarımızı okul servisine bindiriyor ve sürekli de eşime destek oluyor. Yani ANNELİK duygularıyla, sorumluluk bilinciyle. Çocukları her ne kadar büyüyüp hayatlarını kazanmış olmalarına rağmen, annelik güdüleriyle ve evlât sevgisiyle...

 

****

 

Affınıza sığınarak, yaşantımdan örnekler vererek sizlerle bazı anılarımı paylaştım. 

Çünkü, hem ENGELLİ ANNELERİnin, HEM DE ENGELLİ ANNELERin hayattaki yaşama azmini ve çektiği sıkıntıları, karşılaştığı zorlukları ve ANNELİK DUYGULARININ neler aşabileceğini sunmak istedim sizlere.

 

*****

Böylesine tarifsiz bir evlât sevgisi ve fedakârlik kuramı içresinde sorumluluk dolu annelerimiz varken, gelin görün ki bir de anne gibi görünüp te insan kulvarına bile koyamayacağımız sözde anneler var malesef...

 

Geçen gün haberlerde tam manasıyla kan donduran, yürekleri sızım sızım sızlatan bir haberle karşılaştım.

 

Küçücük bir bebek, çöp konteynırının yanında, belediye ekipleri tarafından ölü vaziyette bulunmuş. 

 

Bu yürek burkan, dehşet manzara karşısında insanın söyleyebileceği binlerce kelime geliyor aklına.

 

Soğuktan mosmor kesilmiş, ölü olarak yerde yatan minicik bebeğin dakikalarca resmine baktım. Yüzünde öyle ifadeler ve öyle bir duruşu vardı ki, sanki son nefesinde bir şeyler anlatmak, bir şeyler söylemek istemişti. Feryat etmişti sanki. Minik bebecik soğuktan donarken, kendisini çöpe atan annesine, belki son kez şunları söylemek istemişti;

 

--"Anne, ben daha bir gün evvel senin karnınayken seninle konuşuyorduk.

--Sıcacıktın. 

--9ay boyunca kalp atışlarının sesiyle uyudum ben.

--Kendimi o kadar güvende hissediyordum ki orada, dünyaya gelmeden evvel "seni dünyada, ömrünce koruyacak anne diye bir meleğin olacak demişlerdi bana. 

--Şimdi ise, sen beni bir çöp gibi soğuğa bıraktın anne.

--Biliyormusun, çok açım ve çok üşüyorum.

--Bir kere olsun, bir damlacık sütünü içmeyi hiç mi haketmedim.

--Neydi ki benim günahım.

--Senin ayıbının, günahının vebalimiydim ben.

--Sana bir kez sarılabilseydim, bir kerecik kokunu alabilseydim, koynunda bir kerecik uyuyabilseydim.

--Sütünü içerken o 9 aydır duyduğum kalp atışlarınıla uykuya dalabilseydim.

--Elini tutabilseydim bir kez.

--Büyürken sana naz yapabilseydim.

--Saçlarımı taratıp okuluma gidebilseydim.

--Seni tanıyabilseydim.

--ANNE diyebilseydim haykırarak.

--Ölmek varsa da kaderimde hiç olmazsa kucağında gözlerine bakarak ölseydim ANNE.

--Şimdi bana, senin keyfiyetinin kefaleti olarak buz gibi bir havada, pis kokular arasındaki güvensiz bir ortamı reva görüyorsun değil mi!?.

--Bak anne karşımda üç beş tane aç kalmış kedi, köpek bana yaklaşıyorlar.

--Daha dün senin karnındaydım ve "dünyalar gelse bana bişey yapamaz diyordum".

--Birazdan aç kalmış bu hayvanların karnında olacağım.

--Belki orada güvende olurum.

--Zaten soğuktan da donmak üzereyim.

--Sen beni tanımak istemesen de, beni sevmesen de BEN SENİ ÇOK SEVMİŞTİM ANNE.

--Allah'ın nûru olarak geldiğim dünyaya, beni atık madde gibi görsende, melek olup sessizce gidiyorum hayatından anne.

--Bu dünyada seni bir kerecik tanıyamadım, İNŞALLAH öbür dünyada tanışırız ANNE."

 

    İnsanın gözyaşlarına hakim olması mümkün değil. İnanır mısınız, bu küçücük yavru yerde yatarken, resmine baktığınızda, yüzündeki o ifade, aynen böyle bir diyalog yapmış gibiydi. Belki de iç dünyasında gerçekten böyle bir konuşması da oldu, kim bilir.

 

       *****

 

      Bir engelli annesinin, evlâdı için ne fedakarlıklar yaptığını, bir engelli annenin çocukları için azimle nasıl hayata tutunduğunu yazdım sizlere. Bir de kendi keyfiyeti veya günahının kefareti için yavrusuna bir çöp muamelesi yapan anneyi yazdım. Annelik sadece biyolojik olarak çocuk dünyaya getirmek demek değildir işte. 

 

ANNE; AYAKLARI ALTINA CENNET SERİLEN, EVLÂDI İÇİN CANINDAN VAZGEÇEN, YERYÜZÜNÜN EN KUTSAL DEĞERLERİDİR.

 

     Hayattaki tüm engellere rağmen, yaşama, azimle tutunan ve evlatlarına sahip çıkan engelli annelere, engelli çocuklarıyla beraber hayattaki tüm engellere göğüs geren tüm annelere sonsuz saygı ve hürmetlerimi sunuyor ve de tüm annelerin ANNELER GÜNÜNÜ KUTLUYORUM.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
Hakan Öztürk
Şevket ÖZSOY
Ülkü Kaya ÇELİK
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  19 Temmuz 2019 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net