15 Ekim 2019 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Teröristler Kaçmaya Başladılar
Teröristler Kaçmaya Başladılar
Kırıkkale 112 Acil Çağrı Merkezi’nin altyapısı Turkcell’e emanet
Kırıkkale 112 Acil Çağrı Merkezi’nin altyapısı Turkcell’e emanet
Çanakkale Ruhu Dededen Torunlara Mirastır
Çanakkale Ruhu Dededen Torunlara Mirastır
Obezitenin Önlenmesinde Yetişkin Eğitiminin Geliştirilmesi
Obezitenin Önlenmesinde Yetişkin Eğitiminin Geliştirilmesi
  YAZARLARIMIZ
100. YILINDA MİLLİ MÜCADELE
18 Mayıs 2019 Cumartesi Bu yazı 5897 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandıktan sonra İstanbul’a gelen Mustafa Kemal Paşa,  16 Mayıs 1919’a kadar burada arkadaşlarıyla görüşmelerini sürdürerek meşru zeminde ülkenin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtarılması için çaba harcadı. İstanbul’da bir şey yapılamayacağını anlayınca Anadolu’ya geçmek için uygun fırsatı beklemeye başladı. Yakın arkadaşlarının yardımı ve akıllıca kurduğu iyi ilişkiler sonucunda 9. Ordu Müfettişliği’ne atanan Mustafa Kemal Paşa, oldukça geniş bir bölgedeki bütün askeri ve mülki makamlara emir verebilme yetkisiyle donatıldı ve 16 Mayıs 1919’da Samsun’a hareket etti.

 

Mustafa Kemal’in 9. (III.) Ordu Müfettişliği göreviyle Samsun’a çıkışı, Millî Mücadele yönünden çok önemli bir olaydır. Bu atamanın ana sebebi; Samsun’un İngilizler yönünden stratejik bir bölge olması, çoğunluğu Rum olan elli kadar Rum ve Ermeni çetesinin bölgede sürekli karışıklık çıkarması karşısında Samsundaki makineli tüfek bölüğünden teğmen Hamdi’nin, komutasındaki askerlerle birlikte dağa çıkarak, Türk milis kuvvetleriyle birleşmesi ve bu olayların İngilizleri kuşkulandırması, karışıklığın önlenmesi için İngilizlerin, hükümetten önlem alınmasını istemesidir.

 

Mustafa Kemal’in görevlendirilmesindeki etkenler ise; dönemin en önemli komutanlarından biridir. Ülkeyi Birinci Dünya Savaşına sokan İttihatçılara, onların politika ve tavırlarına karşıdır. İstanbul’da iken yaptığı görüşmelerde padişah ve hükümetin yakın çevresinde, güven verici bir izlenim bırakmıştır.

 

Mustafa Kemal’in 9. (III.) Ordu Müfettişliğine atanması, 30 Nisan 1919’da Padişah Vahdettin’in onayından geçmiş; 6 Mayıs’ta Mustafa Kemal’in yetki ve görev alanı ile ilgili yönerge kendisine verilmiş, ayrıca tüm kolordulara, sivil yöneticilere bildirilmiştir. Bu yetki ve görev yönergesi zamanın Genelkurmay İkinci Başkanı Albay Kâzım (İnanç) tarafından hazırlanmıştır. Mustafa Kemal Paşa’ya, bu kadar geniş yetki veren bu tarihî tayinin sıkı kontrole rağmen nasıl hazırlanıp kabul edildiği bir muammadır.

 

Mustafa Kemal, İstanbul’dan Samsun’a hareket etmeden önce kendisiyle birlikte çalışacak arkadaşlarını, müfettişlik görevlilerini de seçmiştir. Kendisi ile birlikte Samsun’a çıkanlar değişik rütbe ve sınıftan onsekiz subaydır.

 

MUSTAFA KEMAL PAŞA İLE SAMSUN’A ÇIKANLAR

1. Kurmay Albay Kazım Dirik Müfettişlik Kurmay Başkanı
2. Kurmay Albay Mehmet Arif Ayıcı Kurmay Başkanı Yardımcısı
3. Kurmay Binbaşı Hüsrev Gerede Birinci şube müdürü
4. Binbaşı Kemal Doğan Müfettişlik Topçu Kumandanı
5. Dr. Albay İbrahim Tali Öngören Ordu Sıhhiye Başkanı
6. Dr. Binbaşı Refik Saydam Sıhhiye Başkan Yardımcısı
7. Yüzbaşı Cevat Abbas Gürer Müfettişlik Başyaveri
8. Üsteğmen Muzaffer Kılıç Müfettişlik ikinci Yaveri
9. Yüzbaşı Ali Şevket Öndersev Müfettişlik Emir Subayı
10. Üsteğmen Hayati, Kurmay Başkanı Emir Subayı
11. Yüzbaşı Mümtaz Tünay
12. Yüzbaşı İsmail Hakkı
13. Yüzbaşı Mustafa Süsoy Karargah komutanı
14. Üsteğmen Abdullah, İaşe Subayı
15. Birinci Sınıf Katip Faik Aybars Şifre Katibi
16. Dördüncü Sınıf Katip Memduh Şifre Katibi Yardımcısı
17. 3.Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bele
18. Üsteğmen Hikmet Gerçekçi Alb. Rafet Bey’in yaveri

 

BAĞIMSIZ YENİ BİR TÜRK DEVLETİ KURMAK FİKRİ

 

Atatürk, Nutuk’ta “1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüş: Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu topluluk, genel savaşta yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış, Büyük harbin uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir halde…” diye başlayıp durum tespitinde bulunduktan sonra düşünülen kurtuluş çarelerini sıralayarak şunları söyler: “Efendiler, ben bu kararların hiçbirini yerinde bulmadım. Çünkü bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte içinde bulunduğumuz o günlerde, Osmanlı Devletinin temelleri çökmüş, ömrü tükenmişti. Osmanlı ülkesi tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son sorun bunun da paylaşılmasını sağlamak için uğraşılmaktan başka bir şey değildi; Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükümet bunların hepsi anlamını yitirmiş bir takım sözlerdi… Sağlam ve gerçek karar … Millî egemenliğe dayanan tam bağımsız, yeni bir Türk devleti kurmak…Ne denli zengin ve gönenmiş olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir millet, uygar toplumlar karşısında uşak durumunda kalmaktan öteye gidemez…Aşağılık durumuna düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir emir veren getirmeleri hiç düşünülemez.... Türk’ün onuru, kendine güveni ve yetenekleri, çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.

 

Mustafa Kemal Paşa’nın Temmuz 1919’da istifa ettikten bir buçuk ay gibi kısa bir süre içerisinde yaptığı faaliyetler ve verdiği mesajlar, başta İngilizler olmak üzere istilâcı devletlerin bütün hesaplarını bozacak bir niteliktedir. Havza’ya, Amasya’ya geçen Mustafa Kemal, görevi dışında ülkenin değişik yerlerinde cereyan eden olaylarla ilgilenmeye, bildiriler yayınlamaya, yazışmalar yapmaya başlamıştır. 28 Mayıs 1919’da Havza’dan bütün memlekete, kumandanlara, mülkî amirlere, millî teşkilât kurmaları, miting tertip etmeleri yolunda şu tamimi göndermiştir: “İzmir’in ve maalesef bunun arkasından da Manisa ve Aydın’ın işgali, gelecekteki tehlikeyi daha açık olarak sezdirmiştir. Yurt bütünlüğümüzün korunması için, milletçe gösterilen tepkinin daha canlı ve sürekli olması gerekir.

 

21-22 Haziran 1919’da yayınlanan Amasya Tamiminde; yurdun bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir”, denilerek alarm işareti verilmekte, İstanbul Hükümetinin aczi ortaya konulmakta ve böyle bir durumun milletimizi yok olarak tanıttırdığı açıklanmaktadır.

 

“Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır”, parolası ile millî egemenliğe ve millî bağımsızlığa yer veren bu ilke, daha sonraki tarihî gelişmelerle Türk devleti için bir temel ve dayanak olacaktır. Tamim, bütün ülkeyi içine alacak bir kuruluşu öngörmekte ve bu amaçla bir kongrenin toplanması gereğini belirtmektedir.

 

Millî Mücadele başladıktan sonra millî bir devletin kurulması ile ilgili görüş ilk defa Erzurum Kongresinde kabul edilip Sivas Kongresinde genişletilerek, 28 Ocak 1920’de Meclis-i Mebusan tarafından Misak-ı Millî olarak kabul edilmiş ve onaylanmıştır. Dolayısı ile Misak-ı Millî, Millî Mücadelenin siyasî ve askerî hedeflerini gösteren bir belge olmuştur.

 

TAM BAĞIMSIZLIK RUHU

 

19 Mayıs 1919’da teşkilatlanan Türk İstiklâl Savaşı Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı gün üstlendiği görevin asıl ruhu, tam bağımsızlıktı. Tam bağımsızlık, malî, ekonomik, adlî, askerî ve bunlar gibi her konuda bağımsızlık ve özgürlük demekti. Bunların herhangi birinde, bağımsızlıktan yoksun olma milletin ve ülkenin gerçek anlamda tam bağımsızlıktan yoksun olması anlamına gelmektedir.

 

Mustafa Kemal, milletinin, ülkesinin ve insanının yapısını bütünüyle kavramakla birlikte dünya şartlarını, bu şartları oluşturan milletlerarası ilişki ve çelişkileri iyi bilmekte idi. Milliyetçiydi, başını çektiği, teşkilatlandırdığı savaş Türk İstiklâl Savaşıydı.

 

19 Mayıs1919 tarihinde başlatılan savaş, sadece “Ata Yurdu” denilen ülkeyi ele geçirmek, aralarında paylaşmak isteyen sömürgecilere karşı yürütülecek bir savaş değildi. Onlarla birlikte onların ülkedeki işbirlikçilerine, millî mücadele ve tam bağımsızlık savaşı boyunca bütün toplumsal, kültürel, ekonomik engellere ve bu engellerin güçlü kesim ve kişilerine karşı yürütülecek bir savaştı.

 

19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal’in milletine güvenerek, inanarak yapacağı işleri “millî bir sır” gibi saklayarak; inanç ve düşüncelerini safha safha gerçekleştirmek kararıyla göreve atıldığı gündür.

Milli mücadele’nin 100. Yılında Mondros Ateşkes Anlaşmasından TBMM açılıncaya kadar geçen süreyi gençlere anlatabilmek için okullarda konferans, paneller, sergiler yapılmalı. Film çalışmaları, belgeseller, Kitap çalışmaları yapılmalı, Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı ile ilgili 100 eser basılmalı ve gençlere dağıtılmalıdır.

Her ne kadar ülkemizde Milli mücadeleyi hafife alan hatta “ Keşke Yunan kazansaydı.” diyen mahluklar olsa da bizler yılmadan milli mücadeleyi gençlerimize anlatmaya devam edeceğiz.

Her türlü manevi değerlerimize fütursuzca saldırıldığı şu günlerde özellikle devletimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’e yapılan iftiralara karşı durmalı ve şeref yoksunu sözde tarihçilere gereken en sert tepki gösterilmelidir.

                                                                                                                         

Daha nice uzun ve coşkulu 19 Mayıs’lar kutlamak dileğiyle.

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Ali Dursun  -  20-05-2019 - 21:56
Bende şunu sorayım.Yazışmslarda TC.var mı? Yok mu? Siz hep milliyetçilikten bahsediyorsunuzda TC.ablemini gelir gelmez kimler yerine koyuyor.Peki bu TC.kısaltması nerelerde var.Nerelerde yok.Hiç tespit ettiniz mi?Bu konuda hiç eleştiri yaptınız mı? Bu konuda eleştiriyi kimler yaptı,hala yapıyor?
isa  -  18-05-2019 - 19:34
Mustafa Kemal ATATÜRK devletin ismini neden TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ olarak koymuştur.Kısaca TC.biz Türk devletinin birer ferdi,bireyimiz.Atatürk neden Ne Mutlu Türküm Diyene demiştir.Türk adı geçen iki Türk devleti vardır.Göktürk(Köktürkler) -Şu anda yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti.Kısaca TC
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
Şevket ÖZSOY
Gülüş Teke
Hakan Öztürk
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  14 Ekim 2019 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net