27 Haziran 2019 Perşembe
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kırıkkale'de bölgesel AFAD tatbikatı
Kırıkkale'de bölgesel AFAD tatbikatı
Hedefimiz 50 Dönüme Çıkmak
Hedefimiz 50 Dönüme Çıkmak
Bahşılı'da kamyon devrildi  1 yaralı
Bahşılı'da kamyon devrildi 1 yaralı
İstikrarlı başkan Güven Gündüz
İstikrarlı başkan Güven Gündüz
  YAZARLARIMIZ
KÖRLÜK
30 Mayıs 2019 Perşembe Bu yazı 3638 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Portekizli yazar Jose Saramago’nun aynı adlı romanından sinemaya uyarlanmış körlük filmi 2008 yapımı yönetmeni  Fernando Meirelles . Yazar;Bu körlük fikrinin ortaya çıkışı çok basit aslında. Bir lokantada oturuyordum, ne yiyeceğime karar vermiştim ve bekliyordum. Bir anda kafamda bir soru oluştu: Ya hepimiz kör olsaydık, dedim. Hemen kendi kendime cevabı da buldum, zaten körüz dedim. O roman öyle doğdu. Hepimiz körmüşüz, sağduyumuz kalmamış gibi davranıyoruz. politik görüşlerinden ödün vermeyen bir yazar. Portekiz hükümetinin kendisini susturma girişimleri nedeni ile ülkesini terkederek Kanarya Adaları’na yerleşmiş ve Nobel ödülünü almış. Adı olmayan bir ülkenin herhangi bir şehrinde,otomobil kullanmakta olan bir adam kurallara uyup kırmızı ışıkta beklerken aniden kör olur.Bu ani durum karşısında panikleyen adam ve korkudan ne yapacağını bilemeyen kişi o anda çevresinde olan birisinin yardımıyla evine ulaştırılır. Daha sonraki günlerde ,kör olan adamın eşi,evine yardım etme amaçlı onları bırakan yabancı bunların içinde bulundukları çaresiz durumdan yararlanıp arabasını çalan adam,muayene için gittiği göz doktoru,onun muayenehanesinde sıra bekleyen hastalar,eczacı vs.bütün şehir ani bir şekilde görme yetisini kaybetmeye  başlar.Gözlere inen bir sis perdesi insanları sonsuz bir beyazlığa mahkum etmiştir. Buna ne bilimsel ne tıbbi hiçbir açıklama getiremezler.Çünkü insanların gözlerin herhangi bir görünen sorun bulunmamaktadır.Şehrin çoğunu etkiyen bu körlük felaketini yöneticiler kontrol altına almaya çalışırlar.

                   Bu görememe salgınının ülke geneline yayılmaması için,bu salgından etkilenen insanlar evlerinden alınarak daha önce akıl hastanesi olarak yapılan bir binaya götürülürler.Burada kendi başlarına bırakılan insanların dışarı ile tüm irtibatları kesilir.İletişimleri bina içindeki mikrofanlarla gün içinde yöneticilerin belirlediği saatlerde yapılan anonslarla olacağı söylenir.Çıkmak,ayrılmak isteyen olursa binadaki nöbetçiler tarafından engellenecek ,itaatsizlik edenler ise nöbetçilerin silahlarına hedef olacaklar.Binanın içindeki insanlar görme duyusunu yitirmiş ve çaresizler,kendi balarının çaresine bakmaları gerekecek.Temiz çamaşır,yiyecek,kişisel öz bakım ihtiyacı vs.hepsi eşit durumda olup yaşam mücadelesi vermeye başlarlar içlerinde birisi hariç oda doktorun karısı çünkü o kör değil görmektedir.Kör olma korkusuyla yaşayan ve gördüğünü saklayarak onlarla birlikte yaşamaya başlamıştır.

                      Jose Saramago romanında körlüğü metafor olarak kullanarak modernizm ve liberal demokrasiye eleştirel bir bakıştır.Yazar romanında var olan ama görmek için silkinip etrafa bakıldığında fark edilen çürümüşlüğü anlatmaya çalışır.Aniden ortaya çıkan körlük salgınını önlemek için muktedirler tüm iktidarlara özgü sisteme özgü insaları akıl hastanesinden bozma hapishanede toplarlar;salgına yakalanmayan diğer bireylere her şeyin kontrol altında olduğunu endişeye mahal bir durum olmadığını ülkenin geleceği için herkesin fedakarlık yapması gerektiğini halkın korkularına seslenerek anlatırlar/ikna ederler.İlk başlarda her şey kontrol altında gözükse bile salgının ülke geneline sıçrması karşısında modern hapishane almamaya başlar ve kaosa sebep olur.İçerdeki sağlıksız durumdan rahasız olanlar yönetenlere sesini duyurma için yapılan girişimler bir kişinin ölümüyle sonuçlanır buna rağmen yöneticilerin kendilerini dinlemeyeceğini salgın bitene kadar dışarı çıkmalarına müsaade edilmeyeceğini anlarlar.İlerleyen zamanda yönetenlerinde yönetilenlerin sorunlarına karşı ne kadarda kör oldukları sorgulanmaya başlanır.Hapishanenin akıl hastanesine dönüştüğü bir ortamda bireyler otokontrollerini kaybederler .Çeteleşmeler,açlık,tecavüz giderek artar insanlar onurlarını ,ahlaklarını maneviyatlarını kaybederler.Yeni gelen bir körün yanında getirdiği el radyosu onlara kendilerini normalmiş gibi hissetmelerine yarar.İletişim araçlarının hızla geliştiği bir dünyada insanların tepkilerinde nasıl bir uyuşmaya sebebiyet verdiğini acı bir şekilde yüzümüze çarpar.Televizyon karşısında örneğin Filistinde yaşanan İsrail devlet terörünü ekrandan seyrederken yemek masasında yemeğin tuzuna bakıp “şu tuzluğu verebilirmisin”dediğimizi çok olmuştur.Günümüz insanının gelişen olaylar karşısındaki tepkisizliğini ve bunu nasılda sıradanlaştırdığını (Kötülüğün sıradanlığı)ihlal edilen insan haklarına karşı hükümetlerin çözüm üretememesini göz ardı edemeyiz.

                       Körlük kitabında hiçbir karakterin adı yoktur,sıfatları vardır,doktor,eczacı vs.gibi.buda anlatıların mekanla sınırlı olmayıp evrensel olduğunu hissetmemize yardımcı olur.Yönetenlerin giderek daha az yiyecek bırakarak orada olan körlerin çeteleşmelerine sebep olur.Yiyeceğe ulaşmak için değerli eşyalarıyla takas yaparlar.Daha sonra kadınların kendilerini eğlendirmelerinin karşılığında yiyecek verirler.İşler çığırından çıkınca doktorun karısı çetenin elebaşısını öldürmesiyle isyanın fitilini ateşlemiş olur.Doktorun karısı romanın ve filmin tek gören kişisi olarak içinde bulunduğu duruma,bunca çürümüşlüğe,ahlaki zaafa ses çıkarmayan aydınları simgelemektedir.İsyan sonucunda büyük bir yangın çıkar ,Kaos dan faydalanan ve içlerinde görme duyusunu yitirmemiş doktorun karısı yanmakta olan binaların kapılarını açar ve insanların dışarıya çıkmalarına yardımcı olur.

                     İnsanlığın baş edemediği en büyük sorunlardan birisi kendi doğası ve kendi dışındaki doğanın karşısında güçsüzlüğünü çok fena bir şekilde hissettirir.

                    Doktorun eşi yanına aldığı birkaç körle birlikte evine ulaşır.Eski sahip olduğu konforu yeniden yaşamaya başlar,temiz giyecek,suyla duş alma,sofranın etrafında muhabbetli oturmalar…..Her şey eskisine dönmüştür,ilk kör olan adam aniden görmeye başlar,diğerleri takip eder ve yeniden eski hallerine kavuşurlar.Doktorun karısı;sonunda kör olmadığımız düşünüyorum ,biz zaten kördük,gören körler mi ? gördüğü halde görmeyen körler.

                Bütün bu olanlar yoksa bir rüyamıydı,düşmüydü,sanrımıydı?

                                                                                               Şuayip BÜTÜN

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
Şevket ÖZSOY
Hakan Öztürk
İdris Aykul
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  27 Haziran 2019 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net