22 Kasım 2019 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Öğrencisine hem öğretmenlik hem annelik yapıyor
Öğrencisine hem öğretmenlik hem annelik yapıyor
Tabelalarda Evren ismi değil,Halisdemirler' in ismi yer almalıdır
Tabelalarda Evren ismi değil,Halisdemirler' in ismi yer almalıdır
MKEK Çalışanlarının Sorunlarını TBMM'ye Taşıdı
MKEK Çalışanlarının Sorunlarını TBMM'ye Taşıdı
Sokaklar Bizim 3x3 Basketbol Turnuvası
Sokaklar Bizim 3x3 Basketbol Turnuvası
  YAZARLARIMIZ
Fidanlar Ağaca, AĞAÇLAR...?...Döndü YURDUMDA!!!
22 Ağustos 2019 Perşembe Bu yazı 4747 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bir kaç gün evvel okuduğum bir haber dikkatimi çekmişti.
   
   Genç popüler bir şarkıcı konser sonrası hayranlarına imza verirken, hayranlarına manidar bir soru soruyor:
"Aranızda çobanlık yapan ya da yapmış olan var mı?"

   Herkes meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzmeye başlıyor. 
"Neden böyle bir soru sorulmuştu ki?!"
"Acaba bir şey mi imâ ediliyordu?"
 Kimse anlam verememişti tabii.
Sonra şarkıcı kişi, kendi sorusuna cevaben cümlesinin devamını getirdi;
 "Ben dağların, yaylaların taze çimenini, ağaçların mis gibi kokusunu, ilaçlanmamış çiçeklerin, bitkilerin doğallığını iliklerine kadar içine çekmiş, o ortamlarda yaşamış, doğanın  içinde bulunmuş birisinden, anlatmasını, dinlerken bile yaşamak istiyorum, " diyerek içindeki, ruhundaki yaşanası feryadı dile getirmişti sanki.

   Daha sonra, o etrafı tarayan meraklı gözler, "haa bunun içinmiydi" tarzı bakışlara yerini bıraksa da, bu duygu yüklü basit gibi görünen soru, çağımızın geldiği noktadaki bir serzenişiydi esasında.

   Sağlık uzmanlarının bir tezi vardır; 
"BİR BÜNYE NEYİN EKSİKLİĞİNİ HİSSEDERSE, ONA KARŞI VÜCUDUN HASSASİYETLİĞİ OLUŞUR" der.

   Bu gün yediğimiz gıdaya, içtiğimiz suya hatta aldığımız nefese kadar her bir şey, organikliğini yani doğallığını kaybeder olmuş durumda.

    Soframızdaki her ürünü, acabalarla yiyoruz. Doğallığını kaybetmiş ve yediğimiz hemen her besin, bir süre sonra amansız hastalık ve erken gelen ölümlere kadar götürebiliyor mazallah.

   Bahçenizde hibrit olmayan bir çekirdekten, ilaçsız, hormonsuz yetiştirdiğiniz domatesle, pazardan aldığınız domatesi kıyaslayın bakalım.

   Avlununuzda yayılan, otla çöple beslenen tavuğun yumurtasıyla, arsenikli yem yiyerek 15 günde kocaman olmuş tavuğun yumurtasını karşılaştırın.

   Bahçenizde hiç ağacınız olmadan yaşadığınızı düşünün. Nereye baksanız kıraç. Ne gölgesi, ne meyvesi, ne de temiz bir havası olmayan nahoş bir ortam.
 
     Ya bir de çeşit çeşit yemyeşil ağaçlarla doluysa!?..
Sabah kalktığınızda yaptığı fotosentezle o salgıladığı oksijeni ciğerlerinize çektiğiniz anda size verdiği zindeliği düşünün. Dalından tazece koparılmış, sağlık dolusu meyvelerini düşünün...

   İnsanlar o kadar organik ve orjinallikten uzaklaştı ki, doğal olan bir güzelliği gördüğü an, dört elle sarılır hâle geldi.

   Her bir tarafımız devasa ALIŞVERİŞ MERKEZLERİYLE doldu. Güzellik anlayışımız, gezme kültürümüz bile değişti. Artık doğal ortamlar, yaratılış harikası manzaralı yerler, makamını büyük mağazalara bırakmaya başladı.

   Oysa ki bizler çocukluğumuzda;
"TOHUMLAR FİDANA,
FİDANLAR AĞACA,
AĞAÇLAR ORMANA
DÖNMELİ YURDUMDA"
şarkılarıyla büyüdük. Bahçemizin  ağacından topladığımız meyveleri, yine o ağacın gölgesinde yer, çekirdeğini saklayıp kuruttuktan sonra yine toprağa ekerdik. Çünkü büyüklerimizin bize en büyük nasihatıydı; "BAK EVLÂDIM, PEYGAMBER EFENDİMİZ BUYURUYORLAR Kİ; KIYAMET KOPTUĞU AN BİLE OLSA, CEBİNDEKİ ÇEKİRDEĞİ TOPRAĞA EKECEKSİN".
   Bizim de aklımızın hep bir köşesinde kalmıştır bu derin nasihat.

    Bu gün bakıyoruz ki doğaya, binlerce hektarlık ormanlık alan yanmış kül olmuş ve sonra yerine, oteller, villalar, rezidanslar yapılmış. Acaba bu bir tesadüf mü, ihmâl mi, sabotaj mı diye düşünmeden de geçemiyorum.

   KESİNLİKLE YASA DEĞİŞMELİ. HEM DE İVEDİLİKLE.

    Yanan ormanlık alan kamu arazisine dönüştürülüp, satışa sunulmamalı. Bilmem ne holdinglerin kirli elleri çekilmeli üzerlerinden. Hain emelleri yüzünden ciğerlerimiz yanmamalı. Aksi takdirde bunun sonu gelmeyecek.
Birileri maden arayacağım diye, birileri apart yapacağım diye asırlık çınarları, koskoca ağaçları kurban edememeli.

   Oysaki aynı dünyada yaşıyor, aynı havayı soluyoruz. Bu gün bizler, yarın gelecek nesiller yaşayacak. Nasıl biz birilerinden devraldıysak, bizler de bırakıp gideceğiz buralardan. Nice otel sahipleri vardı bir zamanlar buralarda yaşayan, şimdi ise bu toprağın altında. Değermi, milyon dolarlar kazanmak için onca ağacı, çiçeği doğayı feda etmek.

   İnsanlar artık doğal ortam, doğal manzara arıyor. Siz hiç AVM'ye tatile giden, yada AVM içinde koşu yapan birini gördünüz mü?

   Hiçbir kazanç, sağlıktan daha mühim değil ve hiç bir değer, doğal güzellikten daha değerli değil.

   Malesef ki geldiğimiz nokta ve gidişatımız;
"TOHUMLAR FİDANA,
FİDANLAR AĞACA,
AĞAÇLAR REZİDANSA,
DÖNMEYE BAŞLADI YURDUMDA!!!"

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
Hakan Öztürk
Musa HACIBALOĞLU
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  22 Kasım 2019 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net