16 Eylül 2019 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Öğrenciler Türk Bayrakları Eşliğinde Sınıfa Girdi
Öğrenciler Türk Bayrakları Eşliğinde Sınıfa Girdi
Dayanışma Duygularımız Yeniden Pekişecektir
Dayanışma Duygularımız Yeniden Pekişecektir
Yorgun Mermi Can Alıyordu
Yorgun Mermi Can Alıyordu
Dağdelen Teşkilatları Dolaşıyor
Dağdelen Teşkilatları Dolaşıyor
  YAZARLARIMIZ
BUĞDAY İNSAN
26 Ağustos 2019 Pazartesi Bu yazı 2450 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Atalarımız öyle güzel sözler söylemiş ki; söylenen tarihten asırlar geçse de ilk günkü tazeliğini korur.

            Bunlardan biri de “ Başaklar olgunlaştıkça boynunu eğer” sözüdür.

            Aslıda başak olmadan önce başlar hikaye.

            Bir buğday tanesi ekilmeden önce tarla sürülür. Üstünden yağmurlar yağar, toprak çamur olur. Tekrar kurur ve ardından buğday tanesi torakla buluşur. Üzerine yağmurlardan başka karlar yağar. Fırtınalar görür, güneş yakar, yer altında ve yer üstünden gelen diğer canlılarla mücadele eder. Kimi zaman bir kuş gelir koparmaya çalışır, kimi zaman bir solucan dalına sarılır. Kimi zamanda yaban otları adeta çeker toprağa ve büyümesini engeller.

            Ama başak mücadele eder. Kurda kuşa, güneşe yağmura kara hülasa tüm dış etkenlere karşı savaşır ve büyür.

            Olgunlaşır.

            Ama iş burada da bitmez ki. Buğdayın görevi her şeye rağmen büyümek değildir. Büyüyecek olgunlaşacak bir buğday tanesi iken başak olacak, sonra biçilecek sapından ayrılacak, değirmene gidecek ve öğütülüp un olacak. fırına gidecek ve ekmek olacak. Buğday sofraya gelip çocuğumuz ekmeğin ucundan koparınca bitecek.

             İşte bu görevi layığı veçhi ile yapan buğday tanesi olduğu gibi, kıyıda köşede kalıp, diğer başakların mücadelesi arasında kaynamış gelişmiş ve biçileceği zaman çelimsiz bir vaziyette tarlanın kıyısında kalmış, kendi düşüncesi ile “yırtmış” ama gerçekte görevini yapmayan buğdaylarda vardır. Ama makbul olan büyümüş yetişmiş gelişmiş ve boyunu büküp biçilmeyi ve faydalı olmayıp bekleyendir.

            Hah işte burada tamda burada bu buğday tanesi insanı anlatmaz mı?

            Sevdiğim bir arkadaşım var kendini geliştirmiş, yetiştirmiş, hem memleket hem manevi meseleler ile kafa yormuş Allattin kardeşim. Geçen gün büroma ziyaretime geldi. Umre fiyatları hakkında bilgi almak amaçlı. Bizde bizimle gel inşallah Kasım ayında giderken. Hem orada birlikte ibadet etme fırsatı olur ve hem de biraz sonra yazacağım konuda bir kitap hazırlığı yaparız, o mübarek yerlerden de doneler alırız teklifinde bulunduk. İnşallah bu dileğimizi Kâbe de tavaf, Ravza da dua ederken gerçekleştirmiş olacağız.

            Bir araştırma yapmış öyle güzel hazırlık yapmış ki bundan ciddi kitap yazılır ve insanlığın arzına sunulur.

            Belki aklı ve hesap makinesi olan herkes bu hesabı yapar ama o detayları da kaleme almış.

            Bir insan ortalama atmış yaş yaşasa, günde sekiz saat uyusa diye başlayan bir hesap. Yemek yeme, süslenme, tuvalete gitme, diş fırçalama, tıraş olma gibi insani eylemlerini yaptığında ömründen kaç yıl gidiyor onun hesabı. Alt alta yazıldığında çok ama çok ciddi bir zaman geçiyor. Alında geriye çok bir şey kalmıyor. İşte bunların hesabını döktü ortaya.

            Hal böyle olunca geriye kalan kısacık ömürde bu kavga neden, bu hırs neden, bu haset neden? Yazık zaten bitti gitti ömür. O halde neden savaşıyor insan. Eğer bu savaşı insanlığa faydalı olmayacaksa, insanlara el uzatmayacaksa bu olgunluk neye yarar.

            Olgunlaşmak insanlığın görevi olmalı, ama bu olgunluk diğer insanlara faydalı olacaksa bir işe yarar. Kenarda kalan insan olmak mı? Yoksa faydalı olma görevini tam yapmak mı?

            Mesele buğday olmak, başak olmak, boynunu bükmek ama sonrasında kıyıda köşede kalmak değil, insanlığa faydalı olmak için kendisine verilen görevi yapmak.

            Selam ve dua ile…

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Vazife  -  26-08-2019 - 18:21
Fani dunyaya geldiysek faydali olmak, vazifemizi en guzel sekilde yerine getirmeliyiz. Kendimize ve cevremize boynu egri ancak magrur bir bugday misali aydinlik saglamaliyiz. Okudugum en öz, naif yazilarinizdandi. Tesekkurler
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Halil Eşmebaşı
bahattin akyön
Gülüş Teke
Hakan Öztürk
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  16 Eylül 2019 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net