16 Eylül 2019 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Öğrenciler Türk Bayrakları Eşliğinde Sınıfa Girdi
Öğrenciler Türk Bayrakları Eşliğinde Sınıfa Girdi
Dayanışma Duygularımız Yeniden Pekişecektir
Dayanışma Duygularımız Yeniden Pekişecektir
Yorgun Mermi Can Alıyordu
Yorgun Mermi Can Alıyordu
Dağdelen Teşkilatları Dolaşıyor
Dağdelen Teşkilatları Dolaşıyor
  YAZARLARIMIZ
Büyük Türk Tarihçisi Mustafa KAFALI 1934-2019
02 Eylül 2019 Pazartesi Bu yazı 1064 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

1934 yılında Konya'da dünyaya geldi. Babası Kafalızadelerden Mehmet Sait Efendi, annesi ise Feride Hanımdır. Babası medrese tahsilinden sonra 1910 yılında müdde-i umumi olarak Van'da göreve başlamış ve cumhuriyetin ilanından sonra da bu vazifesini sürdürmüştür. Annesi Feride Hanım ise aslen Niğdeli olup kolağası Osman Bey'in tek kızıdır. 14 yıl muallime olarak çalışmış ve Mustafa Kafalının yetişmesinde son derece etkili olmuştur.

 

İlkokulu Konya'da 1955 yılına kadar "Taş Mektep" adıyla bilinen Akif Paşa İlkokulunda okudu. 1952 yılında Konya lisesinden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Kürsüsüne kaydolan Mustafa Kafalı 1959 yılında buradan mezun oldu. 1960 yılında İstanbul'a giderek İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Umumi Türk Tarihi kürsüsünde Prof. Dr. Zeki Velidi Togan’ın asistanı oldu. 1962’de kendisi gibi tarihçi olan Sevgi Kafalı ile evlendi.

 

“Ötemiş Hacı'ya Göre Cuci Ulusunun Tarihi” adlı teziyle 1965 yılında doktor unvanını aldı.  Doktora unvanından sonra Afyonkarahisar'da askerlik hizmetini yedek subay olarak yapan Mustafa Kafalı 1968'de tekrar üniversiteye döndü.

 

1971-72 öğretim yılında ilmi araştırmalar yapmak üzere İngiltere'ye gitti. Dönüşünde "Altın- Orda Hanlığında Sayın Han Sülalesi Devri (1227-1360)" adlı tezi ile doçent oldu. 1975 yılında Bağdat Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin davetlisi olarak iki yıl süre ile Irak'ta bulundu. Burada öğrencilere Türk tarihi ve Türk kültürü üzerine seminerler verdi. Yurda döndükten sonra 1979 yılında "Çağatay Hanlığı (1227-1345)" adlı tezini takdim ve Rusça dil imtihanın geçerek profesör oldu. Fakat 1982 yılına kadar kendisine profesörlük kadrosu verilmedi. 1982'de kuruluş aşamasında olan Selçuk Üniversitesi rektörü Erol Güngör'ün daveti üzerine Konya'ya geldi. Burada Fen- Edebiyat Fakültesi Dekanlığı ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü görevlerini yürüttü. Aynı zamanda Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanlığın da yürüten Prof. Dr. Mustafa Kafalı Konya'da da rahat çalışamadı. Sıkıyönetim tarafından dernek kurmak ve halkı devlete karşı tahrik etmek" le itham edildi ve 1984'te Konya'daki görevine son verildi ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Genel Kültür Tarihi öğretim üyesi olarak tayin edildi. Bir yıl sonra Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü kurularak müdürlüğüne getirildi ve burada yüksek lisans ve doktora programında birçok öğrenci yetiştirdi.

 

2001'de kendi isteğiyle emekliye ayrılan Mustafa Kafalı, “ilim adamının emeklisi olmaz” düsturu gereği yurt içinde birçok konferans ve panellere katılmakta, genç nesilleri irşat etmektedir. Hayatı boyunca Türkün tarihini, dilini, kültürünü öğrettiğini, genç nesillere vatan, bayrak, millet, devlet sevgisini aşıladığını dile getiren Mustafa Hoca, "kırıldığını; fakat eğilmediğini, davasından asla taviz vermediğini" dile getirdi. Mustafa Kafalı İngilizce ve Rusça bilmektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır.

 

 Eserleri:

 

Ötemiş Hacıya Göre Cuci Ulusunun Tarihi, Anadolu’nun Türkleşmesi, Altın- Orda Hanlığının Sayın Han sülalesi, Altın-Orda Hanlığının Kuruluş ve Yükseliş Devirleri, Çağatay Hanlığı yayınlanmış kitaplarıdır. Bunun yanında çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış yüzlerce makalesi mevcuttur.

 

Devlet ve millet anlayışı

 

Mustafa Kafalı devleti bir baba, vatanı ana ve milleti de bu ana ve babanın çocukları olarak görmektedir. Bunu izah ederken tarihin derinliklerine inerek Göktürk kitabelerinden örnekler vermekte, Bilge Kağan'ın ifadelerine atfen hükümdarları " devleti aç milleti doyuran, çıplak olanları giydiren ve halkın müreffeh yaşaması için gayret sarf eden idareciler" olarak görmektedir. Bu konudaki düşüncelerini şöyle beyan ediyor: Baba, Türklerde hayatı boyunca hanımı ve çocukları için her türlü fedakârlıkta bulunan onlara kol kanat geren ve her türlü tehlikeden koruyan, imkânlarını onlara vakfeden, eğer onlardan fırsat kalırsa kendini düşünebilen insandır. Baba sevgi, fedakârlık ve şefkat abidesidir. Baba bütün hizmet kabiliyetlerini ailesine sarf eden insandır.

 

Türklerde devlet aynen baba vasfında olduğu gibi hizmet, şefkat, adalet vasıfları yanında, vatanın ve milletin korunması ve ona saadet getirmesi için kurulmuştur. Tarihin en eski devirlerinden beri bu değerler mukaddes sayılmıştır.

 

Türk tefekküründe mutlaka bilinmesi lâzım gelen çok sade bir felsefe vardı. O da;  vatan, millet devlet üçlemesidir. Devlet karakter olarak babadır, güven kaynağıdır. Vatan, anadır, dolayısıyla bütün çocuklarını bağrına basar. Millet ise bu ana ve babanın evladı durumundadır.

 

Tarih Şuuru: 

 

Ömrünü Türk kültürünü, tarihini araştırmakla geçiren Mustafa Kafalı hocanın en büyük ideali Türk gençlerine milli birlik ve beraberlik duygusu içinde yetiştirmek, onlara milli kimlik ve tarih şuuru kazandırmak olmuştur.

Peki, nedir tarih şuuru?

 

Bu konuda tarihi, milletlerin hafızası olarak değerlendiren Kafalı Hoca şöyle diyor: "Tarih bir milletin hafızası gibidir. Milletlerin hayatında acı tatlı pek çok hadisler vardı. Yaşanan acı hadiselerden güven duygusu kazanılır. İnsanın topluma, kendisine güven duyması çok önemlidir. Güven duygusunun zaafa düştüğü dönemlerde ise sosyal çözülmeler başlar. İç ve dış tehlikeler baş gösterir.

 

Millet hayatımızda ibret alınacak hadiseler olduğu gibi öyle ihtişamlı hadiseler vardır ki onları bilmek, bu tarihin mensuplarında hem kendine hem milletine hem de devletine karşı bir güven meydana getirir. İşte bu güven duygusu," ben bunu tekrar yaparım” hissiyatını verir. Dolayısıyla bu ruh, kimliği meydana getirir, tarih şuuru böyle teşekkül eder.

 

Tarih şuuru, mensubiyet duygusu, kimlik duygusudur. Bu şuuru canlı tutmak, milletlerin hafızasını milli kültürle beslemek gerekir. Milli kültürün içinde dil, din, edebiyat, tarih, manevi değerler, inanç dünyası, örf ve adetler vardır. Bizde vatan ve millet sevgisi gibi değerler inanç dünyası içindedir.”

 

Ülkücülük

 

Kendisini bildi bileli Türk milliyetçiliği idealinden asla taviz vermediğini söyleyen Kafalı Hoca, gençlere de dik durmalarını, vatan ve millet sevdalıları olmalarını öğütlemiştir.

 

Milliyetçiler arasında birlik ve beraberliğin olmadığını hemen hemen her fırsatta dile getiren Mustafa Kafalı, gençlerin birbirlerine güvenmelerini, dayanışma içinde olmalarını ve eleştirilerinde ölçüyü kaçırmalarını tavsiye etmekte ve ülkücülüğü şöyle tarif etmektedir:

"Ülkücülük; vatan, millet ve devlet sevgisi ile başlayıp, inanç ve iman duygusu ile devam eden his ve gönül dünyası zenginliğidir. Bu zenginliği destekleyen pek çok insani ve manevi unsurlar vardır. Vazgeçilmesi mümkün olmayan ideal dava mensubunu, yani ülkücü şahsiyeti ortaya koyar. "Ben duygusundan uzak olma, fedakârlık, doğruluk, güvenirlik, dayanışma duygusuyla dolu olarak, seciyeli; yani karakter sahibi olmak ahde vefa; yani sözünde durmak gibi ulvi duygular ülkücülüğün temel taşıdır. Ülkücü kuru, katı şekillere bağlı değil; bilakis gönül insanıdır. Sevgi ve hoş görü, inanç ve imanımızın gereği gibi milli birlik ve beraberliğimizin de temel taşıdır.  Seviyeli hareket dostla yarışmada, düşmanla mücadelede şiar olmalıdır."

 

Hocaların Hocası

 

Mustafa Kafalı Hoca, büyük bir Türk milliyetçisidir. Tüm enerjisini Türk kültürünü ve medeniyetini araştırmaya, Türk milletine, vatanına, devletine, bayrağına ve kültürüne âşık gençler yetiştirmeye harcamıştır. Yıllar saçlarını ağartsa da dinçliğinden, cevvalliğinden, bey efendiliğinden ve tevazusundan, yardım severliğinden ve insan kazanma sanatından hiçbir şey kaybetmemiştir.

 

Büyük Türk tarihçisi, Atsız’ın öğrencisi ve “Yamtar” (Atsız Hoca'nın meşhur "Bozkurtlar adlı eserindeki Yamtar adlı yiğit, gözünü budaktan esirgemeyen, kendinden sayıca fazla kişilerle mücadele edebilen, iri-yarı cüsseli, Kürşad'ın 40 arkadaşından biri, devlet ve millet uğruna kendini feda eden kişidir. Tabiri caizse Mustafa Kafalı Hocamız da tıpkı onun gibi 1.90 boyunda, 90 kilo civarında bir yapıya sahipti.)

 

Büyük bir değer Cumhuriyetin hafızası idi fakat yılmaz ve tavizsiz bir Türk Milliyetçisi oluşu gereken değeri görmesini engellemiştir.

 

Kafalı Hocamız 1991 yılında henüz Tarih şuuru gelişmemiş birinci sınıf talebesi olduğumuz yıllarda Türk Kültürü ve Medeniyeti dersimize gelmiş, azametli duruşu, davudi sesi ile dinlediğimiz derslerinin nasıl geçtiğini anlamazdık. Derin bilgisi, yorumları, müşfik duruşu ile bizim en sevdiğimiz hocamız olmuştu. Onun öğrencisi olmakla onur duyduk.

 

28 Ağustos 2019 tarihinde vefat haberini aldık. Yeri doldurulamayacak büyük bir Türk Tarihçisi büyük bir Türk Milliyetçisi idi. Cuma namazından sonra ebedi hayata Kocatepe caninden uğurladık. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Halil Eşmebaşı
bahattin akyön
Gülüş Teke
Hakan Öztürk
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  16 Eylül 2019 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net