16 Eylül 2019 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Trafik Kazası  4 Yaralı
Trafik Kazası 4 Yaralı
Kırıkkale'de Deprem
Kırıkkale'de Deprem
Tarihi Bina Müze Olmalıdır
Tarihi Bina Müze Olmalıdır
İlk Yardım Hayat Kurtarır
İlk Yardım Hayat Kurtarır
  YAZARLARIMIZ
OTAMATİK PORTAKAL FİLMİ’NİN HATIRLATTIĞI KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLIĞI (1)
06 Eylül 2019 Cuma Bu yazı 521 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

            Stanley Kubrick’in 1971 yapımı Otamatik portakal filmi aynı adlı Anthony Burgess’in romanından sinemaya uyarlanmış başarılı bir başyapıt.Platon’un Devletinde kurguladığı Mağara alegorisine bol atıf içeren bir film.Niçin bu film ? Otamatik portakala hem mağara alegorisine farklı bir perspektiften bakabilmemizi hemde duyu motor şemasıyla mağara alegorisi arasında paralellik kurabilmemizi sağlar.Varlıkları,dışımızdakileri,gerçekten görüyormuyuz ? Eğer görüyorsak nasıl görüyoruz ?  Bu gibi soyut sorulara Kubrick’in bu filmi iki felsefi geleneği bir birine bağlarken titreşim oluşturan farklı cevaplar içerir.

            Film baştan sona Çete lideri Alex’in hikayesi etrafında seyirciye adeta zihinsel ve görsel olarak dans ettirtir.Alex ve çetesi,kamusal ve özel alanlarda insanlara saldırır,fiziksel ve cinsel şiddet uygularlar.Tam anlamıyla sokak serseriliği yaparlar ekibiyle birlikte.Alex ve çetesi ellerinde beyzbol sopası gibi sopaları,grotesk (absürd,sıra dışı) giysileriyle yaptıkları eylemlerden çok keyiflenirler. Eylemlerinin nedenleri konusunda film (yönetmen) bize açık nedenler sunmaz,adeta iğneyle kuyu kazar gibi yada imajlara sorular sorarak bu anlamaya çalışırız.İmajlara sorduğumuz sorulardan Alex’in gücünü sergilemek istemesinin (Nitezsche’nin güç istenci kavramı) diğer çete üyelerinin para ve güce ortak olma hırslarına dair okumalar yaparız.Evcil havyalarıyla yaşayan ve spor yapan bir kadının evine yapılan baskında Alex’in kadının ölümüne sebep olması sonucunda hapse atılır.  Sisteme ve toplum yapısına getirdiği eleştirisel yaklaşımlarıyla sıradışı bir film. Şiddet ve şiddetin toplumsallaşması üzerine kurulu bir kült.queer as a clockwork orange deyişinden alıyor ismini. Bu deyiş olabilecek en garip davranışları ve özellikleri barındıran kişiler için kullanılıyormuş. Portakalın organikliği insanlığı temsil ederken, otomatik kelimesi de makineleşmeyi anlatıyor diyebiliriz; yani makineleşmiş bir insanı.Yazar Antony Burges kitabında şöyle der. “Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum”.

               Film, gelecekte bir zamanda farklı bir dünyada geçmektedir. Yer belli değildir. Filmde kullanılan giysiler, mekanlar, pastel tonlar, renk seçimleri, geometrik desenler, ortam ve ışıklar filmdeki atmosfere çok uygundur. Başroldeki Alex ve arkadaşlarının zengin- fakir, kadın erkek ayrımı gözetmeden insanlara, akla hayale gelmeyecek şiddet uygulamaları izleyicide garip bir etki yaratmaktadır. Alex ve arkadaşlarının hırsızlık, tecavüz, cinayet sahneleri tüyler ürperticidir. Bu gençlerin şiddete eğilim nedenleri: şiddetten zevk duymaları, kendi insani yapıları, ilgisiz ve sorumsuz ailelerinin davranışları ya da sosyal ortamları olabilir. Alex, nerede geçtiği belli olmayan bu filmde, bir sokak çetesinin lideri konumundadır. Alex, polis tarafından yakalanınca, şiddetin sadece sokaklarda olmadığını, asıl şiddetin devlet tarafından yapıldığını keşfeder. Filmin başlarında Alex, insanlara yapmadığını bırakmıyor. Hapse düştüğü zaman durumu izleyici açısından acınacak hale geliyor. Filmin sonlarına doğru izleyiciyi kızdıran Alex, bu sefer izleyicide acıma duygusu uyandırıyor. İzleyici sonra şu soruları sormaya başlıyor: Suçlu pişman olursa, bir daha suç işlemeyeceğine inandırırsa affedilmeli midir yoksa yaptığı kötü davranışlara rağmen hayatına serbestçe devam mı etmelidir? Alex, artık devletin elindedir. Devlet, Alex’i şiddeti engellemek için bilimsel yöntemler kullanarak hazırladıkları projeye gönüllü kobay olarak sunar. Kubrick, bu sefer bize, Alex’in işkencevari tekniklerlerle nasıl bir kurbana dönüştüğüne tanıklık ettiriyor. Bu projenin sonunda Alex’in iyileştiğine kanaat getirince onu serbest bırakırlar. Bu şekilde Alex filmin başında şiddet yaptığı insanlardan şiddet gören bir insana dönüşür. İzleyici ilk başta kızdığı Alex’e yaptıklarından dolayı nefret beslemez. Aksine Alex’in başına gelenlerden dolayı ona üzülür. Çünkü filmde şiddet, bir kişinin iyileşmesiyle bitmiyor. Şiddet yine tüm acımasızlığıyla devam ediyor.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Halil Eşmebaşı
bahattin akyön
Gülüş Teke
Hakan Öztürk
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  16 Eylül 2019 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net