23 Ekim 2019 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Yahşihan Belediye Meclisinden Asker Selamı
Yahşihan Belediye Meclisinden Asker Selamı
Belediyeden Madde Bağımlılığı Semineri
Belediyeden Madde Bağımlılığı Semineri
Ticari Tescili Yapıldı
Ticari Tescili Yapıldı
KOP KÖSİP ile Modern Sulama Sistemleri Hayata Geçiyor
KOP KÖSİP ile Modern Sulama Sistemleri Hayata Geçiyor
  YAZARLARIMIZ
OTOMATİK PORTAKAL KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLIĞI VE MÜZİK
13 Eylül 2019 Cuma Bu yazı 1938 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Anthony Burgess'in aynı adlı romanından Stanley Kubrick'in 1971 yılında yaptığı “Otomatik Portakal”. aslında, müziğin ve sanatın hayatımızdaki yerine dair önemli  bir eser.  Film kısaca, şiddet bağımlısı ve her türlü suçu işlemeye eğilimli Alex'in, işlediği cinayetten sonra tabi tutulduğu (gerçekte var olmayan) 'Ludovico Tedavisi' (Bu teknik kısaca:Pavlov’un köpeklere uyguladıgı klasik koşullanma deneyinin insanlara uygulanması yani şiddete karşı bir refleks geliştirerek bireylerin ıslah edilmesi)sonucunda, şiddet görmeye dahi tahammülü olmayan bir kişi haline dönüşmesini anlatıyor. Filmin esas teması denilebilecek olan doğru ile yanlışı özgürce seçme hakkı bu olaylar örgüsünde irdelenirken, en az şiddet çerçevesindeki olaylar kadar önemli bir arka plan var: MÜZİK

                        Otamatik Portakal,klasik müzik şöleni ile doludur. Alex, bir Beethoven hayranıdır. Alex, Beethoven’in gözlerine baktığı zaman şiddeti görmektedir. Özellikle Kubrick’in 9. Senfoniyi seçmesi, bu klasik müzikle şiddeti birleştirmesi, gerçek anlamda baş döndürücüdür. Şiddet sonrasındaki rahatlığı 9. Senfoniyle yansıtmak izleyicinin bu rahatlamayı direkt olarak yaşamasını sağlar. Filmin en çok tartışılan bölümlerinden biri olan tecavüz sahnesinde Alex ve arkadaşları Beethoven’ın Kardeşliğe Çağrı- Dokuzuncu Senfonisi eşliğinde bir kadına tecavüz eder. Slow motion (ağır çekim) çekimlerle beraber müziğin senkronizasyonu ve görüntünün içeriği, bu sahnedeki şiddetin estetiğini artırır. Filmin doruk noktasına doğru Alex ve çetesi yazarın evine bir ziyaret yapar. Ev sanatsal açıdan donatılmıştır. Heykeller, resimler, renklerin uyumu izleyiciyi görsel bir doyum yaşatır. Çete, yazarı kötü bir şekilde döver ve kadına tecavüz eder. Yönetmen ,Kubrick burada sanayi sonrasının gelişmiş batı toplumunda yaşayan insanların içlerinde şiddetin yer ettiğini anlatmak ister.

                        Alex, modern batılı toplumda insanların şiddet eğilimli bir varlık olduğunu gözler önüne seren bir karakterdir. İnsan var olduğu sürece şiddet de var olacaktır ve Alex gibiler  her geçen gün daha çok karşımıza çıkacaktır. İçinde bir şekilde müzik kullanmayan sinema filmlerinin sayısının kıyasen ne kadar az olduğunu düşününce, müziğin sinema sanatındaki önemini yadsımak imkânsızlaşıyor.

                   Hem Alex gerçek bir Beethoven tutkunu hem de Kubrick'in filmin fonunda kullandığı klasik müzik neredeyse hiç susmuyor. Bu devamlılık ne rahatsız edici ne basit; tamamıyla bilinçli, tamamlayıcı ve yönlendirici. Bu müziği iki anlamda değerlendirmek mümkün. Birisi Alex'in hayatındaki yeri  diğeri ise filmin dramatik kurgusu içindeki yeri.  

 Alex'in cinayeti işlediği ana kadar geçen ilk 40 dakikada denilebilir ki müzik hiç susmuyor.  Alex'i tanımaya başladığımız ve işlediği tüm suçları birer birer görürken, bu suçların dehşetinden uzaklaşmamız ve Alex'in ikilemini ne kendimizi onun yerine koyarak ne de tamamen ona karşı tavır alarak, daha objektif olarak hissedebilmemiz için, şiddetin dozuna değil sadece içeriğine yoğunlaşmamızı sağlayan bir denge yaratıyor . Alex ve arkadaşları bir diğer tecavüze doğru arabayla yarışmalarında, dakikalarca, bir an bile durmuyor.  Ta ki bir sonraki kurbanlarına ulaşmak için vardıkları evdeki zilin Beethoven'in 5. Senfonisi'nin girişi olduğunu duyduğumuz ana kadar. Beethoven delisi. Gecenin sonunda eve dönen Alex'in şu cümleleri ile dikkatlerimiz çekiliyor: ‘Harika bir akşam olmuştu. Ve bu akşama mükemmel bir final için ihtiyacım olan eski dostum Ludwig van Bethoven idi'. Bunları söyleyerek Beethoven 9. Senfoni'nin ikinci bölümünün kasetini koyan Alex'e tüm hayatında ilham veren, yükselten, hayal gücünü besleyenin Beethoven'in müziği olduğunu anlıyoruz.

                   Hiç şüphe yok ki filmin dramatik olarak en çarpıcı dengelerinden birisinin, şiddet için dahi ilhamı Beethoven'dan alan Alex'in, 'Ludovico Tedavisi’ tedavisi esnasında Beethoven dinlemek zorunda bırakılması ve 'iyileştikçe' Beethoven'in 9. Senfonisini duymaya dayanamaması. Gerçekten de tedavi için, ilaç içirilerek zorla şiddet sahneleri izletilen Alex'in gördüğü görüntülerin arasında Beethoven'in müziğinin arka planında Nazi'lerin görüntüleri de yer alıyor. Alex'in 'Bunu yapamazsınız. Beethoven kimseye zarar vermedi! O sadece müzik yazdı!' haykırışı filmdeki yan temalardan birinin en çarpıcı verildiği an. Zira burada hem Alman müziği ile Almanların tarihin bir dönemindeki vahşetleri arasındaki bağı, hem Alex'in kendi şiddet duygusuyla Beethoven aşkını, hem de sanat ile politika arasındaki karşılıklı kullanma ve birbirinden beslenme ilişkisi üzerine düşünmeye başlıyoruz.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Gülüş Teke
Kırlangıçoğlu Oktay
Gülüş Teke
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  22 Ekim 2019 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net