10 Temmuz 2020 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Ermeniler Osmanlı’ya ihanet etmiştir!
Ermeniler Osmanlı’ya ihanet etmiştir!
KÜ İle KOSGEB Arasında İş Birliği
KÜ İle KOSGEB Arasında İş Birliği
Bahşılı’da arpa buğday hasadı başladı
Bahşılı’da arpa buğday hasadı başladı
Varlı Sektörün Sorunlarını Bakan Kurum’a Anlattı
Varlı Sektörün Sorunlarını Bakan Kurum’a Anlattı
  YAZARLARIMIZ
ABD'nin SİNSİ PLÂNLARI
23 Ekim 2019 Çarşamba Bu yazı 7598 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

   Amerika'nın alışılagelmiş küstahlıklarını ve kalleşliklerini şaşırarak karşılayıp, sanki ilk defa oluyormuş gibi her seferinde bozguna uğramış havasına girmek, asıl şaşırtıcı bir durumdur.

 

   Çok gerilere gidecek olursak, Amerika'nın sinsice plânları ve hain tuzakları, çok eski tarihlere kadar uzanır. 

 

   1950'li yıllarında Türkiye'ye bedavadan verdiği süt tozlarına ve bazı gıda ürünlerine tokalaşan adam logosu koyarak, dost ülke imajını vermişlerdi. Oysa ki o gıdaları, özellikle okullarda dağıttırarak, 15-20 yıl sonra çocuk felçi virüsü yayılacağının hesabını çokdan yapmışlardı bile. 

   Ve sonrasında milyonlarca para karşılığı çocuk felci aşısı satıldı Türkiye'ye. 

   Bu yüzden de bir çok çocuk engelli kaldı. Hayatları mahvoldu.

 

Biraz daha yakın tarihlere gelelim.

 

   1999 yılında, Adnan Oktar'ın sahte müridi, Oktar Babuna denen dalavereci, ilik kanseriyim diye tv'lerde sahte gözyaşlarına boğularak, binlerce ünite kan toplayıp Amerika'ya kaçmıştı. Topladığı kanları da alarak tabi ki...

 

   Ne zamana kadar?

   O dönemin sağlık bakanı Osman Durmuş tarafından deşifre olana kadar....

(Bu hususu, "Adnan_Oktar_Babuna'lı ihanet başlıklı köşe yazımda detaylıca yazmıştım.)

 

   Peki biz ülkece ölmek üzere olan insana yardım amaçlı verdiğimiz kanın sonrası ne oldu biliyor musunuz?

   O kanlar, ABD'de kayboldu ve 10 yıl sonra ülkemizde hiç bilmediğimiz hastalıklar peydah oldu. Adını ilk defa duyduğumuz ölümcül virüsler ortaya çıktı ve daha anne karnında kansere yakalanmış çocuklar dünyaya gelmeye başladı.

 

   Amerika her defasında dost görünerek yaklaşıp, hançeri sırtımıza sapladı bir şekilde.

 

   Bu gün ise her defasında askerî alanda güvenli bölge anlaşması yaptığımız halde, hemen ertesinde pkk'nın Suriye kolu, pyd-ypg'ye tırlar dolusu silâh ve mühimmat yardımı yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

 

   Afrin'de defalarca uyarılarımıza rağmen, teröristlerle işbirliği yaparak ülke sınırlarımıza bomba yığınağı yaptı. Biz Afrin'e girip 40 tane şehit ve onlarca yaralı verdikten sonra da pkk, pyd-ypg ve hatta Deaş ile birlikte hareket etti. Operasyonlar bitince de adama söver gibi Fransa ile birlikte Afrin'e bomba yağdırdı. Hem de sivil halk üzerine...

 

   Fırat Kalkanı Harekâtında da benzeri olaylar yaşandı...

 

   Şimdi ise kendi ülke sınırlarımızı tehdit eden terör örgütüne karşı yapılacak Barış Pınarı Operasyonu'nu istemiyor. Çünkü Fırat'ın doğusunda üst kuruyor ve mültecilerden boşalan yerleşkelere sahip olup, maşası terör güçlerini kullanarak bir devletçik kurma ve "arap baharı" diye adlandırdığı baharı sonuçlandırıp, Ortadoğu'ya sahip olma peşinde. 

 

   Oraya 2018 yılında 500 milyon dolar, 2019 yılında 550 milyon dolar ve 2020 yılı içinde şimdiden 380 milyon dolar bütçeden para ayrılmış durumda. Tırlar dolusu milyonlarca ton silah ve mühimmat yardımı.

Şimdi hâl böyleyken ve oraya çöreklenmişken, hiç bırakma niyetinde değil.

 

   Bizimle askerî güvenli bölge anlaşması yapıp, gözümüze baka baka terör örgütleriyle pişkin pişkin ortak hareket eden Amerika bir de küstahça ülkemize hakaret edip tehditler savuruyor.

 

   Her defasında ekonomimize saldırmak ise en büyük kozu. 

 

   Yıllarca söylemeye, anlatmaya, uyarmaya çalıştığımız hep buydu işte.

ÜRETİME DAYALI EKONOMİ....

   Kendi yerel kaynaklarımızı geri plâna itip, dış kaynaklı ithalata dayalı yapılan bir ekonomi politikası, eninde sonunda karşı ülkelerin ellerinde koz olacaktır. Ekonomisi güçlü olan, kendisi üreterek büyüyen bir ülke, her alanda güçlü olacaktır. 

 

   Bu gün dünyada Kore gibi Japonya gibi ülkeler, güçlü ekonomileriyle hiç bir şekile ne bir tehdite kulak asmakta, ne de ambargoya maruz kalmamaktadırlar.

 

   Bu operasyonla artık ABD'nin kirli yüzü ortaya çıkmış, menfaatleri için terör örgütleriyle bile nasıl kolkola gezdiği, ne gibi sinsi plânlar kurduğı alenen ortadadır. 

 

   Artık küstahça, aşağılayıcı tehditlerine maruz kalmamak için acilen öz kaynaklarımıza, tarım ve sanayiide yerli üretime dönülmelidir.

 

   Binbir hainliğin ve sinsice plânların döndüğü Suriye'de, stratejik davranmak gerekiyor. Görülen o ki, sadece askerî alanda her şey çözülemiyor. Bunun bir de diploması ayağı var. 

 

   Suriye yönetimini yanımıza almak bize artı sağlayacağı gibi, en azından Suriye'nin karşımıza çıkabilecek ekstra bir güç olma ihtimalini de ortadan kaldırmış oluruz. 

 

   Suriyeli bir heykeltraşın yıkık molozlardan yaptığı, ABD'nin sembolü olan Özgürlük Heykeli, Amerika'nın Suriye'deki bulunuş sebebini ise çok güzel bir şekilde ifade etmişti.

   Ve altına da çok derin mânâ içeren bir not yazmıştı;

"AMERİKA'NIN BİZE GETİRDİĞİ VE VADETTİĞİ, HUZUR VE REFAH!"

 

   Öyle ya, AMERİKA'NIN SURİYE'DE BULUNUŞ SEBEBİ NEYDİ?! HATIRLAYANINIZ VAR MI?!...

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nusret Kılıç
Şuayip Bütün
Kırlangıçoğlu Oktay
Erol Serkan Kılıç
Fazlı GÜVENTÜRK
İdris Aykul
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  08 Temmuz 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net