26 Şubat 2020 Çarşamba
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Af ve Mağfiret Sağanak Sağanak Yağacak
Af ve Mağfiret Sağanak Sağanak Yağacak
Tren Rayını Çalan Hırsızlar Yakalandı
Tren Rayını Çalan Hırsızlar Yakalandı
KOP'tan kalkınmaya 1,2 milyar liralık destek
KOP'tan kalkınmaya 1,2 milyar liralık destek
Kimeski'de Korkutan Yangın
Kimeski'de Korkutan Yangın
  YAZARLARIMIZ
NELER OLUYOR BİZE?
25 Ekim 2019 Cuma Bu yazı 4936 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Tahammülsüzlük; en ufak kıvılcımda dünyayı ataşe verebilecek hale gelmektir.İnsanların hoşgörüsüzlüklerinin dibe vurması,   zorlayıcı dış etkenlere karşı koyamaması, güçlüklere katlanamaması halidir. Genelde etrafımızda, gülmeyi bilmeyen asık suratlar, agresif ruhlar, sürekli off’ lamalar tahammülsüz insanın tipik halleridir.

Ne acıdır ki toplum olarak hiçbir şeye tahammül edemez hale geldik. Dokunsan ağlayacak, iğnelesen patlayacak balonlara döndük.

İş hayatımızda, evde, trafikte, okulda, sosyal yaşamımızda yani tüm çevremizde günden güne daha sabırsız, daha doyumsuz, daha anlayışsız, daha sinirli insanlar görmekteyiz.

Trafikte yavaş giden acemi şoföre, AVM’ de ağlayan çocuğa, yolda yürüyemeyen engelliye, sokakta gülüşen ergene, merdivenden yavaş inen yaşlıya, okulda geç anlayan öğrenciye, bizden daha başarılı olan arkadaşımıza, bizimle aynı fikirde olmayan insana tahammül edemiyor, saygı gösteremiyor, onları kabul edip, hoşgörülü olamıyoruz maalesef.

Peki  neler oluyor bize bilen var mı? Nasıl bu hale geldik?

Bunun cevabı acaba sevgi eksikliği mi? Yoksa ezilen insanların başkalarını ezme arzusu mu? Ya da insanların artık bencil, duyarsız oluşu mu? Aile ve okul içindeki eğitimin bunda payı ne kadar? Nerede kaldı geçmişten gelen nezaket ve hoşgörümüz? Hem tahammül göstermek olgunlaşmanın belirtisi değil miydi?

Tüm bu düşünceler ve sorular kafamda uçuşurken, hızla bireyselleşip bencilleşen toplumumuzun her kesimine ilmek ilmek işlemiş olan tahammülsüzlüğün sevgi ve saygıyı öldüren en büyük katil olduğu gün gibi açıktı.

Teknolojik ilerleme, depresyon, üst üste gelen hayal kırıklıkları, yaşanan duygusal iniş ve çıkışlar, tez canlılık,  yoğun ve stresli çalışma hayatı, fazla iş yükü, düşük gelir seviyesi, sürekli mücadele, mücadele ederken çevremizdeki adaletsizlikleri görüp hiçbir şey yapamamak, yıpranmışlık, şiddete maruz kalma, bağımlılık, mükemmeliyetçi+lik, veya belirsizlik gösteren durumlar gibi çeşitli nedenlerden dolayı kişiler anlam veremedikleri bir şekilde öfke patlaması yaşayabiliyorlar.

Şunu hep unutuyoruz galiba; toplum sadece bizden ibaret değil. Herkesin hassas bir dönemden geçtiğini, bütün insanların kendine göre sıkıntıları ve bir yaşam mücadelesi olduğunu, bu yüzden diğer insanların da tıpkı bizim gibi tahammül sınırlarının alt seviyelere indiğini ve  her insanın fiziksel ve ruhsal olarak farklı olduğunu, bilmeli ona göre hareket etmeliyiz. Ayrıca bireylerin hayata dair farklı kişisel algı, fikir, düşünce ve inançlarının olması gayet doğaldır. Ancak bizler kendi fikir ve inançlarımızı, kendi hayat felsefemizi diğerlerine dayatmaya çalışıyoruz ne yazık ki. Bu hem ahlâken hem de hukuken doğru değil. Karşımızdakini aşağılayarak, azarlayarak, kibirle, nefretle, kızgınlıkla, küçümseyerek, eleştirerek, zorbalıkla, dayatma ve baskı ile değil, herkesi kucaklayıcı, adaletli ve eşit yaklaşarak, insanlara saygı duyup, tahammül göstermenin daha doğru olacağını tekrar tekrar gözden geçirmeliyiz.

Zira bizler “Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olamaz” diyen Efendimizin bize öğüdünden bir şey anlamamışız demek ki. Ayrıca“Yiğitlik intikam almak değil, tahammül etmektir" diyen William Shakspeare’ da kulak vermek gerek.

Öyleyse hiç ölmeyecek gibi hırs içinde, saygısız ve tahammülsüz olmamıza gerek var mı?

 

Toplumumuzda gelinen son noktada, bütün bu tahammülsüzlükler ve negatif haller kişileri birbirinden uzaklaştırmakla kalmıyor, kalın kalın duvarlar da ördürüyor. Bu yüzden bu duvarların acilen saygı sabır balyozu ile yıkılması gerekir. Çünkü hayat böyle güzelleşir. Karşılıksız yapılan ufacık bir yardım, trafikte yol isteyen birine hiç rahatsız olmadan güler yüzle yol vermek, mahallemizdeki aç hayvanlar için bir kap su ve yemek koymak, sokakta rastlayacağımız fakir bir çocuğa çikolata vermek, çok yaşlı birinin belki de koluna girerek yardım edebilmek, başarılı bir arkadaşımızın arkasında destek olarak durmak ya da zor günündeki bir dostumuzun yanında olabilmek için başka  işlerimizden fedakarlık yapabilmek bizlere kendimizi daha iyi hissettirecektir. İçsel huzur ve manevi tatmin yaşayarak psikolojimizi düzeltecektir. Deneyin derim. Bol tahammülü güzel günler geçirmeniz dileğiyle

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
Kemal Başal
Erol Serkan Kılıç
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  26 Şubat 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net