05 Temmuz 2020 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Şehit Aileleri ve Gaziler Abone Açım Ücreti Alınmayacak
Sistemler Değerlendirildi
Sistemler Değerlendirildi
Saran'ın Gönlü Zengin
Saran'ın Gönlü Zengin
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
3 Temmuz Şehitleri Unutulmadı
  YAZARLARIMIZ
Fazilet Rejimi Cumhuriyet 29 Ekim 1923
28 Ekim 2019 Pazartesi Bu yazı 6942 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Cumhuriyetten önceki devletiniz olan Osmanlı önce tek kişinin yönetimi demek olan mutlakıyetle yönetilirken Osmanlının son dönemlerinde devlet yönetiminde padişaha yardım etmek amacıyla Meclis açılmış bu tür yönetim tarzına ise Meşrutiyet denilmiştir. Her iki yönetimde de tek kişi ülkenin kaderinde söz sahibi olduğu için  millet egemenliğine ters idi.

 

Osmanlı Devleti 1914’de  I.Dünya Savaşına girmiş 4 yıl süren savaş sonunda kaybederek İtilaf Devletleri tarafından işgale uğramış ve İngiliz, Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar ülkeyi kendi aralarında paylaşmışlardı.

 

Bu millete güvenen Mustafa Kemal Paşa “Ya İstiklal ya ölüm” parolası ile 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi fiilen başlattı. Erzurum ve Sivas kongrelerinde “ Milleti yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” sözü ile millete olan inancını yineledi.

 

23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM’ni toplayarak “Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir.”
sloganı ile millet egemenliğini gerçekleştirerek milli birliği sağlayan Mustafa Kemal Meclisin üstünde bir güç olmadığını savunarak dış düşmanı yurttan kovmak için en büyük gücü bulmuş oldu.

 

Anadolu’nun her bölgesini işgal eden düşmana karşı Eğede Efe, Doğu’da Dadaş, Ankara’da Seymen olan Kuvay-ı Milliyeciler ile düzenli ordumuz İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da düşmanı yurttan attılar.

 

İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğmuş, uluslar arası arenada tanınmış ancak bu devletin yönetim şekli belli değildi.

 

II.Meclis 13 Ekim’de Ankara’yı başkent ilan etmiş arkasından çoktan beri hazırlığını yaptığı ve zaten filen yürürlükte olan Cumhuriyet rejimini hayat geçirmek için harekete geçtiler.

 

28 Ekim’de Çankaya’da akşam yemeğinde “yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” diyen Mustafa Kemal 29 Ekim’de Meclis bu önergeyi kabul etti. Meclisin açılışı ile zaten fiilen yaşanan adı konmamış bir cumhuriyet rejimi hayat bulmuş oldu.

 

Böylece Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı seçildi. Rejimi problemi sona erdi. Devletin yönetim şekli belli olmuştur.

 

Bize kazandırdığı değerler sebebi ile Cumhuriyet rejimi memleketimizin ve devletimizin geleceği bakımından o kadar önemlidir ki Anayasamızda “ Türkiye Cumhuriyeti idari şeklinin Cumhuriyet olduğu” hükmünün değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği ayrı bir anayasa maddesi ile teminat altına alınmıştır.

 

Cumhuriyet, egemenliğin kaynağının millete ait olduğunu kabul eden devlet şekli demektir; dolayısıyla devletin temel organlarının seçimle iş başına geldiği bir yönetim biçimidir. Bu rejimde Devlet Başkanı olan Cumhurbaşkanı da milletçe veya milletin temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Cumhuriyet yönetimi bu niteliği ile şüphesiz ki demokrasinin en gelişmiş şekli, demokrasi prensibinin en iyi uygulanmasını temin eden bir siyasi rejimdir.


Cumhuriyet yönetiminin birinci özelliği, seçim esasına dayanan bir idare olmasıdır. Bu seçim de gerek seçme gerekse seçilme hakkı bakımından belli bir kişiye, belli bir zümreye, belli bir sınıfa ait değildir; bütünüyle millete aittir. Cumhuriyetle yönetilen bir devlette bir görevin, teokrasi veya saltanat gibi bir usul de yoktur ve olamaz Cumhuriyet yönetiminde seçimle iş başına gelenlerin görev süresi belli bir dönemi kapsar.

 

Cumhuriyet rejimi aynı zamanda, insan unsuruna verdiği değer, insan hak ve hürriyetlerine gösterdiği saygı nedeniyledir ki, çağdaşlaşmayı, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı en iyi şekilde gerçekleştiren bir ortam oluşturmuştur. Diyebiliriz ki Türkiye’nin çağ atlaması, milletimizin Atatürk’ün önderliğinde her türlü engeli aşarak uygar bir toplum haline gelişi, lâik ve demokratik cumhuriyet rejimi sayesinde mümkün olabilmiştir.


Gençlerimizi ve her gelecek kuşak bilmelidir ki, bu vatanda kurduğumuz Cumhuriyet yönetimi, Atatürk’ün önderliğinde çok büyük fedakârlıklarla kazanılan bir ölüm kalım savaşından sonra gerçekleştirilmiştir. Bu büyük başarının arkasında binlerce şehidin, binlerce gazinin harcı vardır. Bu bakımdan, kurulan bu büyük eserin her yönü ile gelişmesi, geliştirilmesi, doğabilecek her türlü tehlikeden titizlikle korunması, Cumhuriyet kuşaklarının Atatürk’e ve onun inkılâp arkadaşlarına borçlu olduğu kaçınılmaz bir görevdir.

 

Cumhuriyet kuşakları, bu görevin bilinci içinde, kendilerine bırakılan emaneti daima koruyacaklar, Türkiye Cumhuriyeti’ni Büyük Atatürk’ün çizdiği yolda ebediyen yaşatacaklardır.

 

Cumhuriyet'in İlanı Kararını Nerede Ve Kimlere Söyledim

 

Atatürk, 28 Ekim 1923 akşamı İsmet Paşa, Kazım Paşa ve misafir milletvekilleri ile yemek yerken “ Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” der. Mustafa Kemal Cumhuriyetin ilanını şu sözlerle anlatmaktadır. Yemek sırasında : "Yarın Cumhuriyet ilân edeceğiz" dedim. Orada bulunan arkadaşlar, derhal düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. O dakikadan itibaren, nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program yaparak arkadaşları görevlendirdim.

Yaptığım programın ve verdiğim talimatın uygulanışını göreceksiniz!

Efendiler, görüyorsunuz ki, Cumhuriyet ilânına karar vermek için Ankara'da bulunan bütün arkadaşlarımı davet ederek onlarla görüşüp tartışmaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim. Çünkü, onların da aslında ve tabiî olarak benim gibi düşündüklerinden şüphe etmiyordum. Halbuki, o sırada Ankara'da bulunmayan bazı kişiler, yetkileri olmadığı halde, kendilerine haber verilmeden, düşünce ve rızaları alınmadan Cumhuriyetin ilân edilmiş olmasını bize gücenme ve bizden ayrılma sebebi saydılar.

 

İsmet Paşa bu olayı şöyle bildirir “Türkiye Cumhuriyeti başkanlığı seçimi için yapılan oylamaya 158 kişi katılmış ve bütün üyeler oy birliği ile cumhurbaşkanlığına Ankara milletvekili Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı seçmişlerdir.”

 

Cumhuriyetin Kazanımları

 

Siyasal devrimler

·         Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

Toplumsal devrimler

Eğitim ve kültür alanındaki devrimler

·         Tevhid-i Tedrisat (3 Mart 1924)

Ekonomi Alanında Devrimler

Hukuksal devrimler

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şuayip Bütün
Pınar Taşçı YIKILMAZ
Başar Özdemir
Nusret Kılıç
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  01 Temmuz 2020 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net