18 Ocak 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Karneler Alındı, Tatil Başladı
Karneler Alındı, Tatil Başladı
Park  Halindeki Araç Yandı
Park Halindeki Araç Yandı
Polis Memuru Canına Kıydı
Polis Memuru Canına Kıydı
Antalya'da Büyük Başarı
Antalya'da Büyük Başarı
  YAZARLARIMIZ
ENSAR MUHACİR
11 Kasım 2019 Pazartesi Bu yazı 4007 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Aslında pek çoğumuz Ensar kime denir Muhacir kime denir biliyoruz. Ama bu bilgimizi işimize geldiği taraftan alıyoruz.

            Hepimizin bildiği Muhacir kimdir. Muhacir; Mekke’de İslam’ı tercih eden ve Hz. Muhammed(sav)’ın tebliği ettiği dinin hak din olduğunu kabul edip iman edenlerin Mekkeliler tarafından yapılan işkencelere artık dayanamaz hale geldiklerinde doğduğu vatanı bırakarak başka bir yöreye göçenlerdir.

            Ensar ise bu işkencelere ve zulümlere dayanamayan insanları kendi yörelerine davet edip onlara kucak açan, onlarla mallarını mülklerini yiyeceklerini paylaşan kilere verilen addır.

            Ensar öyle kimselerdir ki ülkelerine davet ettikleri kişileri kendilerinden önce bilip onların rahatı ve huzuru için diğer kabilelerden ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı savaşı göze almışlardır.

            Muhacirlerin kendilerini evlerinde hissetmeleri için mallarını mülklerini ortaya koyup istediklerini almasını kendilerine görev bilmişler. Rivayetler öyle çoktur ki bu fedakarlıkla ilgili anlatmakla bitmez.

            Bahçelerinden topladıkları hurmaları ikiye bölüp, bir bölümün altına hurma ağacı yaprakları koyup çok görünmelerini sağlamışlar bilmişler ki muhacir kardeşleri az olanı seçecek ve çok olanı kendilerine bırakacaktı. Ve bu iki bölüm hurmayı ayırdıktan sonra muhacir kardeşine ikisinden birini seçmelerini istemişler. Muhacir kardeşleri az olanı kendilerine seçtiklerinde dolayısıyla çok olanı seçmiş oluyorlardı.

            Evlerindeki bir kap yemeği muhacir kardeşine ikram etmek için kendileri iyor gibi yapıp muhacirin yemesini sağlamışlardır.

            Evlerinin bir bölümünü muhacirlere vermiş, bahçelerinde ırgat gibi çalıştırmak yerine ikiye bölmüş onunda mal sahibi olmaları için ortam hazırlamışlar ve onları mal sahibi yapmışlardır.

            Karşılığında Muhacirler ise Ensar kardeşlerinin kendilerinden huzursuz olmamaları için ellerinden geleni yapmış ve onların malına mülküne ırzına göz dikmek yerine çalışı çabalayıp hem kendilerine hem de muhacir olarak geldikleri Medine’nin kalkınması için azami dikkati göstermişlerdir.

            İbni Abbas (ra) da şöyle rivayet etmiştir: “Ey Mekke! Ne güzel bir beldesin ve sen bana ne kadar sevimlisin. Şayet kavmim beni senden zorla çıkarmış olmasaydı senden başka hiçbir yerde oturmazdım (yaşamazdım)” diyen Allah(cc) Resulü’nün mecburiyetini ve mecburen beldesini terk ettiğini bize bildirir.

            Elbette istisnalar kaideyi bozmaz ve öyleleri de vardır ama demek ki kimse memleketinden evinden vatanından ayrılmak istemez. Hangimiz empati yaptığımızda evimizi toprağımızı arabamızı eşyamızı geride bırakarak bir yerlere gidip orada sıfırdan yaşamayı tercih ederiz. Makamı mevkii terk edip yılların tecrübe birikim ve rahatını terk ederiz.

            Ülkemize gelen basta Suriye vatandaşları olmak üzere pek çok muhacir var. Bu muhacirler asında bugünün de meselesi değildir. Zamanında Bulgaristan sınırından ne çok soydaşımızın geldiğine yakinen şahit oldum. Şimdi ise zaten hep mazlum belde kanayan yara olan Ortadoğu sınırımızdan muhacirler geliyor.

            Bir aile tanıdım biraderime komşu olmuşlar. Sosyal hizmetler ve valilik tarafından bir gecekondu evine yerleştirilmiş bir Afgan aile. 63 yaşında bir baba ve anne ile beş çocuğu var. Ellerinde bir bavul ile gelmişler. Şükürler olsun eş dost tanıdıklara söyledik ve evinin zaruri ihtiyaçlarını karşıladık. Ama halen elektrikleri yok. Sokak lambasında yemek yapma derdindeler.

            Bu söz ettiğim ile baz alınarak belki çok şey denebilir. Efendim bu kadar fakirler neden beş çocuk var. Efendim memleketlerini niye terk etmişler. Efendim orada kalıp savaşsalardı. Bunların hepsinde haklısınız. Ama dediğim gibi kimse isteyerek vatanını terk etmez. Can tehlikesi evlat canı eş canı düşünüldüğünde başkaca bir çareleri yok görünüyor.

            En az sizin kadar kadınların ihtiyarların çocukların gelmesine evet ama eli silah tutan gençlerin ne işi var tezine katılıyorum. Saçını başını tarayıp beni sıksa un eder güçte gençlerin ülkem içinde parklarda sahillerde çay ocaklarında keyf yapmalarına karşıyım. Ama kurunun yanında yaş odunlarında yanmasına gönlüm razı olmuyor. Onlara kızıp onlara tepki gösterirken gerçek muhacirlerin de zara görmesini istemiyoruz.

            Bir yaradan Rabbimin kulluğunu Resulullah(sav) efendimizin ümmetliğini yapma derdinde olmalıyız. Bu derdi taşırken de ölçümüz o söz ettiğimiz “gereksiz” kişileri değil gerçek kişileri düşünmeliyiz.

            Sizden istirhamım bu insanları eleştirirken vicdanımızın sesini dinleyerek gerçek bir Ensar olma derdini taşımamız.

            Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
MELEK  -  13-11-2019 - 23:07
Katılıyorum abim yüreğine sağlık
Gereken yapilmali  -  11-11-2019 - 10:13
Turk milleti maddi-manevi elinden gelenin fazlasini yapti. Artik temizlenen ve temizlenecek bolgelere yavas yavas yerlestirilmeliler. Öte yandan avrupaya da gitmek isteyenleri gondermeliyiz.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Öztürk
Kemal Başal
İsmail Dursun Kuzucu
Musa HACIBALOĞLU
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  17 Ocak 2020 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net