07 Nisan 2020 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Katar'dan gelen 166 kişi yurtlara yerleştirildi
Katar'dan gelen 166 kişi yurtlara yerleştirildi
Yahşihan'da Kamyon Konseri
Yahşihan'da Kamyon Konseri
Koronayla Mücadelede Kırıkkale Örnek Teşkil Ediyor
Koronayla Mücadelede Kırıkkale Örnek Teşkil Ediyor
Yaşam’da Migren´e son
Yaşam’da Migren´e son
  YAZARLARIMIZ
NE OLUR BAĞIŞLA
15 Kasım 2019 Cuma Bu yazı 4504 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 


Yatağından doğrulup ayağa kalktı. Hastanenin koridorunda biraz yürümek istedi. Bıkkınlık gelmişti artık yatmaktan. Annesinin koluna girip, ağır aksak gezmeye başladı.
Koridorlarda hızlı hızlı adımlar atan hemşireleri ve kendisi gibi etrafta dolaşan kader arkadaşları gözlerine ilişiyordu.

O esnada bir ses koridorlarda yankılandı. Bir an herkes suspus olup hemşireye dikmişti gözlerini.
"Müjde Mehmet müjde. Aradığımız donör bulundu. Sana uygun böbrek bulundu. Nakil yapılacak kurtulacaksın."

Mehmet'in gözlerinin içi gülüyordu. "Duydun mu anne, duydun mu, böbrek bulunmuş".
Artık kurtulacaktı diyalizlerden, acılardan, ilâçlardan. Hayâl ettiği üniversiteye gidebilecekti.

Fakat o an içine masum bir burukluk çöktü. Hemen yanındaki banka oturuverdi. Sevinçle hüzün arası bir duygu sarmıştı içini.

Acaba hangi hayat sona ermişti.
Kimdi acaba?!
Kimin evlâdı?!
Kimin babası yada kimin annesi!?
Kaç gözü yaşlı bıraktı geride kim bilir?!
"Allah razı olsun beni kurtaracak bu acılardan" diye söylendi kendi kendine.

Daha sonra doktoru geldi ve:
--Mehmet sen, Mehmet Akif Ersoy Lisesi'nden Ferhat isimli birisini tanıyor musun?
Mehmet düşünceye daldı biraz. Evet Ferhat isminde hem sınıf, hem mahalle arkadaşı vardı ama onun olabileceğine ihtimal vermiyordu.
--Evet hocam var tanıdığım ne oldu ki?
Doktor:
--Çocuk cüzdanına bir not yazmış. "Bir gün bana bir şey olursa organlarımı bağışlayın ama böbreklerimi sadece lise arkadaşım Mehmet'e verin demiş"
Kaza sonrası üzerindeki cüzdandan çıkmış bu not.
Mehmet'in vücudu buz kesmişti. İnanamıyordu. Taa çocukluktan liseye kadar en samimi arkadaşının olabileceğine inanamıyordu. Bu haber onu yerle bir etmişti. En çok da o mahalleden taşınırken Ferhat'la tartışması ve kırgın ayrılışları kahretmişti Mehmet'i.

Ferhat'ın maddi durumları çok kötüydü. Böbrek hastası olan ve uygun donör bulamadıkları için babasını kaybetmişlerdi. Ferhat Mehmet'i çok severdi. Mehmet zaman zaman "böbreğim çok ağrıyor Ferhat, sanırım benim sonum da kötü olacak" dedikçe babası aklına geliyor, en samimi arkadaşını da bu şekilde kaybetmek istemiyordu. Aslında aklındaki hastaneye gidip uygun olursa bir böbreğini Mehmet'e bağışlamaktı niyeti. Yine de sanki hissetmiş gibi "belki gün gelir bir an kaza olur, en azından bilinsin" diye böyle bir not yazıp cüzdanına koymuştu.

Mehmetler taşınmadan 1-2 gün evvel okullarında müsamere vardı. Ferhat da müsamereye katılmak ve Mehmet'le de vedalaşmayı çok istiyordu aynı zamanda. Ama kıyafetleri iyi değildi. Ayakkabısının her yanı yırtıktı. Alacak maddi durumları da yoktu.

Ferhat, Mehmet'in evine gidip;
--Mehmet, bana 1 günlüğüne 1 gömlek, 1 de ayakkabı verir misin?
Mehmet biraz kıskançtı. Bir kaç gün evvel de hiç yoktan yere tartışmışlardı ve Ferhat'ı çok incitmişti.
--Hayır veremem, git başının çaresine bak.

Ferhat gidememişti, çok istediği o müsamereye. Ve Mehmet taşınırken onunla vedalaşmamış kırgın ayrılmışlardı.

Şimdi tıpkı film şeridi gibi Mehmet'in o günkü yaşadıkları birer birer geçti gözlerinin önünden. Ferhat'ı görmek istedi.

Artık derman kalmamıştı dizlerinde. Tekerlekli sandalyeyle morga götürdüler. İnşallah isim benzerliğidir diye umutla içeriye girdi ve yüzünü açtı.
Evet oydu Ferhat'ın ta kendisi. 1 gömleği ve ayakkabıyı esirgediği, vedalaşmak için yanına gitmediği, kendisine organını vasiyetle bırakan arkadaşıydı. Yüreğinin acısı, pişmanlığı böbreğinin ağrısını bastırıyordu. Artık ne böbrek umurundaydı, ne de yaşamak. Ferhat'ın soğuk bedenine, gözlerinden damla damla akan yaşla sarıldı. Hiç yoktan boşu boşuna onun kalbini kırdığı aklından çıkmıyordu. "Hiç bir şey gönül kırmaya değmezmiş, en büyük değer sevgiymiş" diye söylendi. Sonra Ferhat'ın kulağına doğru eğilerek "NE OLUR BENİ BAĞIŞLA, CANIM ARKADAŞIM BAĞIŞLA BENİ" diye haykırarak koridorlarda sesi yankılanıyordu.

****

Yıllarca ülkemizde açığa kavuşturulamamış, muallakta kalan bir mevzu nedir diye düşünsek ilk aklımıza gelenlerden birisidir "ORGAN BAĞIŞI".

Halk içerisinde çeşit çeşit inanışlar ilginç düşünceler var bu hususta.

Meselâ, kimi insan organları alındıktan sonra ahirette tekrar Allah'ın huzuruna organları olmadan çıkacağına inanır.

Kimi organ bağışladığı insan ya çok kötü bir insan olursa vebalde kalacağını zanneder.

Kimi de yeni kaybettiği kişinin organlarını bağışladığı için ahirette kendisinden davacı düşüneceğini zanneder.

Oysa ki organ naklini haram kılan kesin bir ayet veya hadis yoktur.
Hatta Maide Suresi 32. Ayetî keriymesindeki “Kim bir insanı ihya ederse, bütün insanları ihya etmiş gibi olur.” Kelâmı incelendiğinde, ölümle pençeleşen hastanın derdine, ölmüş birisinin organı ile eğer derman olunacaksa, buna ruhsat çıkar.

En büyük tereddüt ise Kûr'an'da geçen her organın kıyamette şahit olacağı hususudur. Fakat burada da şu durum bizi aydınlatacaktır.; "Allahû Teâlâ her insanın ne yaptığını, bahşeylediği organları ve râhmetlerinin ne şekilde tasarruf edildiğini bilir. Bizim bilmediklerimizi bile..

Biz ruhumuzla insanız, bedenimizle insan değiliz. Ölüp gittikten sonra çürüyecek bir organımız, bir başka hayatta can bulup derman olacak.
Bir organ bekleyerek umutla dua eden insanların yerine KENDİMİZİ KOYALIM. veya ÇOCUĞUMUZU, ANNEMİZİ, BABAMIZI EŞİMİZİ, KARDEŞİMİZİ yada ÇOK SEVDİĞİMİZ BİR ARKADAŞIMIZI....

Çağımızın en büyük eksikliği olan empatiyi yapalım biraz.
Bir can, bir çok bedende can olsun.
NE OLUR BAĞIŞLAYIN....

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Başar Özdemir
Fazlı GÜVENTÜRK
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
ÜLKÜ'CE
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  06 Nisan 2020 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net