18 Ocak 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Karneler Alındı, Tatil Başladı
Karneler Alındı, Tatil Başladı
Park  Halindeki Araç Yandı
Park Halindeki Araç Yandı
Polis Memuru Canına Kıydı
Polis Memuru Canına Kıydı
Antalya'da Büyük Başarı
Antalya'da Büyük Başarı
  YAZARLARIMIZ
DUYARLI OLMAK
05 Aralık 2019 Perşembe Bu yazı 3982 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bu günkü yazımın kahramanı “Yaylacık Mahallesi muhtarı” “Yusuf Sarı”
Bir bardak çay içmek için gittiğim, işler pastanesinde tanıdım onu.Kızım!” Buyur otur diyerek yanında ki boş sandalyeyi gösterdi. Sonra, ne yersin ne içersin ne ikram edeyim demesi, samimiyeti dikkatimi çekti. Konuşmaya başladık.Laf arasında üç dönemdir bu mahallenin muhtarlığını yaptığını söyledi.
Benim de gençlik yıllarımdan bir on yıl kadarı, ”Yaylacık Mahallesinde” geçmişti.
Muhabbet koyulaştıkça ortak tanıdıklarımızın olduğunu gördük.
Konu gelip “Kırıkkale”insanının samimiyetine dayanınca “Yusuf amca” Artık ona Yusuf amaca diye hitap ediyordum. Bana öyle bir anısını anlattı ki, işte bu bizim değerlerimiz, bu bizim insanımız dedirttirecek cinstendi.Kızım!” diye söze başladı.Bundan yıllar önceydi bir gün muhtarlığa genç bir kızımız çıka geldi.
Amca!” Sen bu mahallenin muhtarı mısın?” Diye sordu.
Evet, kızım ben bu mahallenin muhtarıyım dememle birlikte, genç kızımız anlatmaya başladı. Ben Kırıkkale üniversitesin de okuyan bir tıp öğrencisiyim, okulda dördüncü yılım.

Amca!
Ben açım dedi.

Anlatırken Yusuf amcanın gözleri dolu dolu oluyordu.Konuşmasına devam etti. Hemen cebimden bir miktar para çıkarıp, genç kızımıza veridim.Ama biliyordum bu para yetmezdi.Genç kızımızdan evinin adresini aldım. Akşama doğru söylediği adrese gittim. Zilini çaldım. Kapıyı genç kızımız açtı. Müsaade isteyip içeri girdim.Direk buzdolabını açtım. Yemin ediyorum kızım, sadece bir parça margarinden başka hiç bir şey yoktu buzdolabında. Evden çıktım üzüntüden başım dönmüştü. Aynı binada oturan komşuların zillerini tek tek çaldım.Zaten birçoğu beni tanıyordu. Sizin hiç mi vicdanınız yok! Öldünüz mü!” diye çıkıştım, her daire sahibi bir kap yemek verse bu öğrenci kızımız böyle aç biilaç kalmazdı.” Diye sitem ettim.
Tabi ki bu iş, sitemle kalamazdı. Bir dostumun yanına gidip, durumu kendisine anlattım. Genç kızımıza tahsili bitinceye kadar bir miktar parasal imkân sağlayacağının sözünü aldım. Daha sonra beraberce kızımız için A dan Z ye erzak gördük, aldıklarımızıevine götürüp teslim ettik.Afyonun bir ilçesinden kalkıp okumak için şehrimize gelmişti bu kızımız, üstelik yetim olduğunu da daha sonra öğrenecektim.
Nihayetin de mezun olup, atanınca tayini İstanbul Zeytin burnuna çıktı, mesleğine orada başladı. Bu arada biz irtibatı hiç kesmedik ara sıra telefonlaşıyorduk.Bir gün evden muhtarlığa yeni gelmiştim ki bizim hanım bana telefon açtı. Bey! Eve gelir misin?” Evde iki bayan misafirimiz var seni bekliyor dedi. Allah Allah kim geldi?” Acaba diyerek merak içinde tekrar eve döndüm. Adını vermek istemediğim bu genç kızımız “Yusuf amca!“Diyerek boynuma sarıldı. Ağlıyordu, çok duygulandım.Demek beni ziyarete gelmişti.Beraberce ağlaştık, Sonra yanındaki diğer bayanı tanıttı bana, annesiymiş. Annesi sürekli, Allah sizden razı olsun diyordu da başka bir şey demiyordu.
Genç kızımız, aldığı ilk maaşıyla bana ve eşime hediyeler almıştı.
O kadar çok duygulandım ki. Onun bu vefası beni çok etkilemişti, oysa ben sadece insanlık görevimi yapmıştım.Karşılıksızve hiçbir beklentiye girmeden.
Şimdi, kendisi “İstanbul Zeytin burnunda” Doktor.

Hala özel günlerde beni arar, halimi hatırımı sorar.Yusuf amca, bunları anlatırken öyle duygu dolu anlar yaşıyordu ki. Tepkisiz kalmak imkânsızdı.
Evet, “Yusuf amca” İnsana yatırım yapmıştı, maddi manevi destek olarak.Hem kendisi, hem de toplum bir insan daha kazanmıştı.Şimdi o genç doktor kızımızın zihninde “Kırıkkale insanın ne kadar yardım sever, ne kadar samimi, olduğu kaldıhiç şüphesiz.
Bizlere düşen bu gibi gerçek hikâyeleri çoğaltmak olmalı. Bir çay içimi için oturduğum, işler pastanesin de “hem muhtar “Yusuf Sarı’yı,” hem de duyarlı, merhametli Yusuf Sarı’yı “ tanımış olmaktan mutlu oldum. Bir kez daha vurgulamak isterim ki güzel insan olabilmek duyarlılığımızda gizlidir. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Öztürk
Kemal Başal
İsmail Dursun Kuzucu
Musa HACIBALOĞLU
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  18 Ocak 2020 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net