29 Şubat 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Atanmak İstiyorum
Atanmak İstiyorum
Bakan Kasapoğlu'na Bilgi
Bakan Kasapoğlu'na Bilgi
Yüksek Gerilim Verilecek
Yüksek Gerilim Verilecek
Saygılı’dan Birlik ve Beraberlik Mesajı
Saygılı’dan Birlik ve Beraberlik Mesajı
  YAZARLARIMIZ
Bitmeyen Zulüm Doğu Türkistan
09 Aralık 2019 Pazartesi Bu yazı 5015 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

1949 yılında Çin tarafından işgale uğrayan Doğu Türkistan, bugün için hala Çin zulmü altında. Çin devletinin Doğu Türkistan’da uyguladığı asimile politikası soğuk savaş sonrasında giderek hız kazanmaya başladı. Çin Halk Cumhuriyeti, soğuk savaşın ardından özellikle 1980 sonrasında, Özerk bölge olarak kabul ettiği Doğu Türkistan’da demografik yapıyla oynamak ve buradaki nüfus dengesini kendi lehine değiştirmek için bilinçli bir iskân politikasını yürürlüğe soktu. 1949 yılındaki işgalin ardından bölge halkı üzerinde devlet terörü estiren Çin, işgalin ilk yıllarında Uygur Türklerinin âlimlerini, din bilginlerini, mücahit ve gazilerini katlederek Uygur halkının var olan bağımsızlık direncini kırmaya çalıştı. Yine Çin hükümetince, Uygur halkının önemli komutanları ve milli askerleri, sistemli olarak düzenlenen suikastlarla şehit edildi.

1980 yılına gelene kadar uygulanan “seçkin zümreye yönelik şiddette”, bu tarihten sonra hem yön değişikliğine, hem de strateji değişikliğine gidildi. Artık Çin hükümeti Doğu Türkistan’ın iç dengelerini bozmanın hesaplarını yapıp, bunun da ilk ayağı olarak bölgenin demografik yapısını değiştirmeye ve kendi lehine çevirmeye başladı. Çin’in içlerinden alınan ve ırkçı özellikleriyle bilinen “Han” Çinlileri, Uygur Türklerinin yaşadığı Doğu Türkistan’ın değişik şehirlerine yerleştirildi. Bölgeyi Çinlileştirme siyasetinin bir parçası olan bu uygulamada, “Han Çinlileri” özellikle Doğu Türkistan’a getirilip göçmen olarak yerleştiriliyordu; bunun neticesinde etnik gerginliklerin omurgasını oluşturan ırkçı Çinli nüfusun arttırılması politikasıyla, Doğu Türkistan’da neredeyse Uygur Türkleri ile Çinli nüfus bugün için eşit hale geldi. Doğu Türkistan’a “ırkçı” özellikleri olan “Han Çinlilerinin” yerleştirilmesi ve 1980’den bu yana bölgedeki Çinli nüfusun 26 kat arttırılması da, beraberinde başka sorunları ortaya çıkardı.

Uluslararası arenada aldığı tüm tepkilere rağmen, baskı ve şiddete dayalı Doğu Türkistan politikasından bir türlü vazgeçmeyen Çin, bölgeden dışarıya haber ve görüntü sızmasını da engelliyor. Uygur Türkleri, Doğu Türkistan’da ve Çin sınırları içinde “köktenci terörist” olarak görülüyor ve buna göre bir muameleye tabi tutuluyor. İşgalci Çin devleti, Doğu Türkistan’ı yer altı-yer üstü zenginliği, jeo-politik ve jeo-stratejik konumu nedeniyle elinde tutmaya çalışırken, bunun için şiddetin hiçbir türünü uygulamaktan çekinmeyen yapısını da gözler önüne sermekten çekinmiyor. Eski çağlardan beri Doğu Türkistan’ın, Çin anavatanının bir parçası olduğu propagandasını kendi halkı içinde yapan işgalci güç, dünya basınına sızan şiddet olaylarını ve soykırım görüntülerini de, kendi ülkelerinin bağımsızlık haklarını koruma çabası olarak ifade ediyor ve bu sorunun Çin Devletinin iç meselesi olduğu vurgusunu yapıyor.

 

Doğu Türkistan’da Yapılan Baskılar

Son aylarda Doğu Türkistan’da yaşanan, ancak işgalci devletin baskı ve engelleme çabalarıyla hem dünya basınına yansımayan hem de dünya gündeminde yerini bir türlü alamayan uygulamalar, bu bölgedeki insanlık ayıbının devam ettiği gerçeğini gizleyemiyor.  Son atmış yılın panoramasına baktığımızda Doğu Türkistan’da neredeyse her on yılda bir Uygur Türklerinin işgalci Çin yönetimine karşı bir “başkaldırı” da bulunduğu görülüyor. Bu başkaldırıların sürecini, Çin yönetiminin devamlı olarak Uygur halkı üzerinde uygulamak istediği dini ve milli baskılar oluşturuyor. Özellikle dini alanda yapılan baskı ve zulümler her geçen gün artarak devam ediyor.

Doğu Türkistan’da yaşayan tüm Uygurlar artık polisin gözünde potansiyel bir terörist konumunda bulunuyor. “Köktenci Terörist” olarak kabul edilen bu insanlara yapılan muamelelerde, doğal olarak hukuk çerçevesinde bazı hak ve kazanımlardan faydalanmanız mümkün olmuyor.

 

Dini Hayat Alanındaki Baskılar

Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türkleri dini inançlarını yaşamak için neredeyse işgalci Çin yönetiminden izin almaları gereken bir duruma geldiler. Dini hayatın en önemli göstergesi olan “sakal, bıyık, başörtüsü” şu an için yasaklanmış durumda. Çin yönetimi tarafından, “devlet dairelerine, üniversitelere, çalışma yerlerine hastane ve okullara” “sakalla” ve “başörtüsüyle” girmeniz yasak. Camilere girmenin yasaklandığı bölgede, özellikle 18 yaşın altındaki Uygur gençlerin Cami’ye girmesine izin verilmediği gibi bu yaştaki gençlerin sakal bırakması da yasaklanmış durumda.

Cuma günleri, “Cuma Namazı” öncesinde Çinli polisler camilerin etrafında silahlı olarak bekliyorlar. Bazı şehirlerde ise sürekli camiye gittiği tespit edilen kişiler gözaltına alınarak hapse atılıyor. Camilerde ve ya başka yerlerde “Kur’an-ı Kerim, Namaz ve Dini Bilgiler” öğretmek yasak. Uygur Türkleri, Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da iç piyasaya sürdüğü ve üzerinde “Helal” yazan gıda maddelerinin içinden ölü hayvan etleri çıkıyor.  Eğer bir Çin vatandaşı ya da polisi tarafından öldürüldüyseniz cenazenizle ilgili de bazı yasaklamalar ve yaptırımlar devreye giriyor. Aileye teslim edilen cenaze sonrasında polis evin etrafını sararak “dini merasim yapılmasını, ağlamayı ve ağıt yakmayı” engelliyor.

Düzenli namaz kıldığı tespit edilen kişiler Çin polisi tarafından takibe alınıyor ve haftada bir olmak üzere bulunduğu yerdeki Polis merkezine giderek imza atmaları isteniyor. Bu kişilerden eğer şehir dışına çıkacaklarsa bu kez de“gidecekleri yer, adres, kalacakları süre” gibi detaylı bilgiler vermeleri isteniyor.

Çin yönetimi, örtülerini açtırarak Uygur kadınını İslam ruhundan koparıp, toplumun temel çekirdeği olan aileyi bozup asimilasyon faaliyetlerinde başarıya ulaşmak istiyor. Bu amaçla da Doğu Türkistan’da “örtülü bir kızın örtüsünü açması için onu ikna eden, ona yardımcı olan kişilere 1000 Yuan (yaklaşık 180 dolar) ödül veriliyor.”

 

Sosyal Hayat Alanındaki Baskılar

Atmış üç yıllık işgal döneminde Çin yönetimi uyguladığı baskı ve zulmünü asker ve polis aracılığıyla yaptığı için Uygur halkında polis ve asker korkusu oluşmuş durumda. Çin devleti de özellikle bu korkunun olmasını ve diri tutulmasını istiyor. Bu yüzden de polis ve askere en küçük olaylarda bile silah kullanma yetkisi veriliyor. Sorgusuz sualsiz dövme, izinsiz olarak ev baskınları yapma, bölgede artık doğal bir hâl almış durumda.

Sokakta “Türk bayraklı ve Doğu Türkistan bayraklı tişört giymenin yasak” olduğu Doğu Türkistan’da Uygurlar resmiyette olmasa da, uygulamada ikinci sınıf vatandaş konumunda bulunuyor. Fabrikalarda çalışarak geçimini sağlayan Uygurların sorunu ise daha farklı! Eğer bir Uygur Türkü iseniz ve bir Çin fabrikasında çalışıyorsanız, her ay Çince sınava girip bu sınavdan geçmeniz gerekiyor. Sınavdan geçemediğiniz takdirde de her hangi bir özlük hakkı alamadan işinizi kaybediyorsunuz. Her hangi bir acil durumda hastanelere gidildiğinde Uygurlara “parasız” hizmet verilmiyor.

Doğu Türkistan’da demografik yapıyı kendi lehine çevirebilmek için bölgeye ırkçı Çinlileri yerleştiren işgal yönetimi, bu kişilerin çıkardığı kavga ve kargaşa sayesinde polis ve asker gücü kullanarak Uygur Halkına şiddet uyguluyor. Yani Çin yönetimi, uygulamak istediği gayr-ı resmi şiddet fırsatını ırkçı Çinlilerin kışkırtma ve saldırılarıyla yakalamış oluyor. 

Bunların yanında, Çin yönetiminin her yıl Taklamakan Çölünde “Nükleer Silah Deneyi” yapıyor olması da ayrı bir sorun teşkil ediyor. Senede bir kez yapılan deneyin bu yıl 46.’sı gerçekleştirildi. Deneylerin yapıldığı bölgede sadece Uygurlar yaşıyor ve bölge halkı ile çocuklarda nükleer deneylerin sebep olduğu ciddi hastalıklar görülüyor.

Bölge halkının kızlarını alıp Çin’in içlerine götüren ve gayr-ı ahlaki sahalarda çalıştıran devlet, insanlar üzerinde ahlaki ve psikolojik baskı kurmaya devam ediyor. Uygur kadınlarına yapılan zorla kürtaj uygulaması, Doğu Türkistan’da nasıl sistemli bir soykırım yapılmaya çalışıldığının bir başka göstergesi olsa gerek.

Doğu Türkistan’da yaşanan soykırımın sona ermesi için;

- Doğu Türkistan halkının öz benliğini, kültür mirasının tahribini amaçlayan program uygulamadan kalkmalı, 

- Bölgenin demografik yapısını bozmaya yönelik Çin göçmen akımı durdurulmalı,

- Salgın hastalıklara ve uzun süre sonra etkisi görülen rahatsızlıklara sebep olan nükleer denemelere son verilmeli,

- Doğum yasağı, çocuk sınırlaması ve mecburî kürtaj uygulaması kaldırılmalı,

- Hür, serbest, şeffaf, âdil, demokratik, insan hak ve hukukuna uygun seçim yapma hakkı tanınmalı,

- Yargısız infaz, tedhiş ve terör yaftalamalarına son verilmeli,

- Doğu Türkistan bölgesinden elde edilen gelirler yine Doğu Türkistan için yatırıma dönüştürülmeli,

- Özerk yönetimde işe alımlarda Türklere eşit haklar tanınmalı,

- Polis gözetimleri, biyometrik veri toplama, internet ve sosyal medya kontrolleri, Müslüman Uygur Türkleri’nin Komünist rejime olan sadâkatlerini ölçmek için rejim görevlilerinin Uygurlar’ın evinde kalma uygulamasına, toplama ve çalışma kampları uygulamasına son vermeli,

- Yine özerk bölgede her türlü insan hakları ihlâllerine ve hürriyetlerin kısıtlanmasına göz yumulmamalı, 

- Demokratik değerler ön plana çıkartılmalı, hukukun üstünlüğü ilkesi uygulanmalıdır,

- Uluslar arası toplumun dikkati Müslüman Uygur Türkleri’nin sorunlarına çözüm üretmeye yönlendirilmelidir.

Maalesef özellikle İslam dünyasının sessiz kaldığı, sahip çıkmadığı Doğu Türkistan’daki kardeşlerimize uygulanan zulmü duyurmaktan ve onlar için dua etmekten başka elimizden bir şey gelmemektedir. Çin baskısı altında ki Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türkü kardeşlerimize Allahtan rahmet diliyoruz. Bir an önce bu kan durmalı, Allah yar ve yardımcıları olsun.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Musa HACIBALOĞLU
Fazlı GÜVENTÜRK
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  28 Şubat 2020 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net