26 Eylül 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Besicilik zor duruma
Besicilik zor duruma
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Tekin, Temizlik Aracıyla Cadde Ve Sokakları Temizledi
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Muhasebecilerden Örnek Davranış
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
Şimşekler Sultanbeyli'ye Bileniyor
  YAZARLARIMIZ
KENDİLİĞİNDEN SEVMEK
24 Aralık 2019 Salı Bu yazı 6848 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

"Sevmeye çalış!" ne kadar iyi niyetli söylenmiş gibi görünse de bu iki kelimenin yan yana gelmesi benim nazarımda sinir bozucu. Sanki çalışarak sevilebilirmiş gibi. Sevginin doğallığına, kendiliğindenliğine, zorlamasızca içe doluşuna ağız dolusu tükürmek gibi bir cümle.

İnsan; penceresinin önüne konan bir serçeyi, bir çiçeğin güzelliğini, gökyüzünün maviliğini, yaşadığı yeri, yaptığı işi, hayat arkadaşını, dostlarını çalışarak mı sever?

"Sevmeye çalış!" ne de dayatma cümle ama değil mi? Kısacık da olsa ne despotça ne düşüncesizce söylenmiş ve sevmenin doğasına ne kadar da aykırı.

Sevgi hak edene gider. Çalışarak yapılan şey "sevmek" değil de "alışmak"tır olsa olsa. Çalışarak yaşadığın şehrin gri gökyüzüne, yeşilini çoktan unutmuş olmasına,her sabah evden dışarıya adımını attığında beton bir yumruk gibi kafana çakılmasına kim bilir belki alışabilirsin de sevebilir misin tüm bunları?

Sevmek, arzumuz bizim. Üzerinde hesap kitap yapabileceğimiz bir duygu değil ki çalışılarak sevilsin. Soğuk ve kör bir tünelin içinde düşe kalka ilerlerken bir mayıs güneşi gibi bir anda hayatını aydınlatıp ısıttığı için seversin hayat arkadaşını, "Al bu adamı, sevmeye çalış." dedikleri için değil. Koluna girip seninle -adına hayat dediğimiz- o karanlık ve kaygan zeminli tünelde yürümeyi göze aldığından hak ediverir sevgini.

Yalnızlık seni kaskatı sardığında, ellerin, ayakların buz kestiğinde, yüreğini umarsızlık kapladığında senden tüm ayazlarını alabilen dostuna gider sevgin. Hem de öyle gider ki dört nala.

Eline aldığın bir kitabın, incecik görünmesine rağmen, satır aralarının dolu oluşunu ve hatta zor okunuşunu bile seversin. Kitaptan edindiğin çağrışımlarla düşünmeyi, konuşmayı, yazmayı ya da belki sadece susmayı ama çok susmayı da seversin. Okumak arzusu yoksa içinde sevilebilir mi çalışılarak?

Bir çocuk güldüğünde nasıl güzelleşir dünya... Bir sokak hayvanı ona yedirip içirdiklerinin minnetiyle gelip de ayaklarına sürtündüğünde... Bir dostun arayıp sımsıcak sesiyle "Özledim." dediğinde... Komşunun samimi ve içe dolan merhabasında... Bir şiir, fon müziğine ihtiyaç duyulmadan kendi ahengiyle okunabildiğinde... Yazdığın bir yazıyı "bu oldu" diyerek gönlüne sindirdiğinde nasıl da güzelleşir yaşam ve tüm bunlar çalışarak olmaz; tüm bunlar çalışarak sevilmez.

Bizde sevmeye karşı,sevgide de hak edene gitmeye karşı bir arzu var. İçimizi özgür bırakıp sevebildiğimiz kadar seveceğiz; bu, bizim insan yanımız. Çalışmadan sevmek, öyle zorlamasızca, kendiliğinden ılık ılık...

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Nursan Gül Annaç
Nesrin Bulat
Başar Özdemir
Kırlangıçoğlu Oktay
Bekir Eroğlu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  25 Eylül 2020 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net