08 Ağustos 2020 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Matematik Bölümü Dünya’da İlk 500’de
Matematik Bölümü Dünya’da İlk 500’de
En Başarılı Ülke Türkiye
En Başarılı Ülke Türkiye
Başaran'da Tercih Dönemi
Başaran'da Tercih Dönemi
Bilinçli Tercihin Püf Noktaları
Bilinçli Tercihin Püf Noktaları
  YAZARLARIMIZ
HOŞ SEDA KALSIN SENDEN
24 Aralık 2019 Salı Bu yazı 9619 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Aslında öyle bir yaşıyoruz ve öyle bir zaman geçiriyoruz ki şu fani dünyada her şey bizimmiş ve hiçbir şeyimizi kayıp etmeyecek gibiyiz.

            Dünden söz ederken sanki dünü yaşamamış gibi, sanki o güzellikleri, o zorlukları, o sıkıntıları veya o paylaşımları biz yapmamış gibiyiz.

            Sanki bir rüyayı anlatır gibiyiz.

            Ancak olayların içindeyken o güzel anlar veya o sıkıntı yaşadığımız durumlar hiç bitmeyecek gibi. Her şeyi o anı yaşarken dünyanın sonu ve bizimde nihayetimiz böyleymiş kabilinden anlıyoruz. Sanki yaşadığımız güzel anın hiç sonu olmayacakmış gibi geliyor bize. Yâda o anda yaşadığımız sıkıntıları hiç ama hiç bitmeyecekmiş gibi algılıyoruz.

            Oysa nasıl oluyor da her faninin bir sonu olacağını aklımıza getirmiyoruz.

            Başkasının malına mülküne sarkarken, onun rızkı ile oynarken sanıyoruz ki dünyanın tüm nimetleri o anda odur ve o nimetleri biz elde etmeliyiz. Ne karşımızdakinin hakkı ne karşımızdakinin hukuku bizi ilgilendirmiyor. Varsa yoksa o anda o mala mülke sahip olma düşüncesi sadece gözümüzü kör etse belki görmediğimiz kısmını kabulleniriz, ama o hırs öyle bir sarıyor ki benliğimizi adeta kalbimiz körleşiyor.

            Sevinci de uçta yaşıyoruz. Aldığımız yeni bir araba eskimeyecek, yeni ev yıkılmayacak, yeni eşyalar yırtılmayacakmış gibi geliyor. Sanki o sevinç ebediyen sürecekmiş gibi yaşıyoruz.

            Elbette sıkıntı ve üzüntüleri de aynı durumda yaşıyoruz. İçine girdiğimiz maddi sıkıntı bizim sonumuz gibi geliyor. Artık o borç harç ile sonsuza kadar yaşayacakmışız gibi geliyor.

            En ufak bir parmağımıza diken batsa artık o dikeni vücudumuzun bir parçası görmeye başlıyoruz. Başımız ağrısa artık o baş ağrısı bizim sonumuzu getirecek gözüyle görüyoruz.

            Bizlerin elhamdülillah imanda sıkıntısı yok. Hiç ölmeyecekmişiz gibi bu dünya ama yarın ölecekmişiz gibide ebedi âleme hazırlık yapmamız gerektiğini biliyoruz. Biliyoruz da sıkıtı bu bilgimizi hayatımıza yansıtamamız. 

            Allah resulünün (sav) bu hadisinde, dünya için olsun, ahiret için olsun, yapılacak işlerin ciddiyetle ele alınması gerektiğine işaret etmektedir. Yarın ölecek olan insan, bütün dünyevi işlerini unutur ve samimi ve ciddi bir şekilde ahretine yönelir. Hiç ölmeyecek olan insan da, yapacağı işlerin ileride sonsuz seneler boyu kendine faydalı olabilmesi için yaptığını sağlam ve dayanıklı, güzel yapması gerektiğini düşünür. Bu yönüyle bu hadis hem dünya hem de ahiret işlerini, özenle yapmak gerektiğine dikkat çeker.

“Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için” çalışmak gerektiğini söyleyerek, dünyaya aşırı derecede dalıp, ahreti unutanlara, hadisin ikinci kısmı olan yarın ölecekmiş gibi ahretine çalış cümlesini hatırlatmamız yeterlidir. Ama biz nedense hep birinci kısmını alıyor ona göre hayatımızı düzenliyoruz.

Koca yunus derki; Mal sahibi, mülk sahibi, Hani bunun ilk sahibi? Mal da yalan, mülk de yalan, Var biraz da sen oyalan! Ama bizler oyalanmak için yada imtihan için geldiğimiz bu dünyada başkasına nasıl madik atarız gailesinde yaşıyoruz. Oysa buranın bir sonu var.

            Bunları şunun için yazdım. İnsanlar bazen başına gelen olaylarda iyisiyle kötüsüyle hiç bitmeyecek sandığı ömrün nasıl bittiğini göremiyor. Etrafında gerek fizik ve gerekse maddi manevi güç sahibi koca koca insanların nasıl soğuk toprak altına girdiğini görmeden karşısındaki insana zulüm ettiğini hatırlatmaktır.

            Aslında her insanın bir cürümü vardır ve o cürümü bazen çapından büyük olur. Yakarsa o cürümü ile ortalığı sadece kendi yanmaz yakar etrafı da. İnsanın sessizliği belki klasik olacak ama asaletinden olabilir.

            Hülasa kısa vadede başımıza gelen iyi ve kötü olaylar bir gün nihayet bulur ve bugünlerde geçer. Yeter ki başımıza gelen olayı ebedi görmeyelim. Para da biter, makamda gider, güzellik de son bulur. Baban annen sana mutluluk ve güzellik bıraktıysa ne mutlu ama sıkıntı bıraktıysa, beddua alıyorsa sen alma. Sen evladına hoş sedalar bırak. Bırak ki işte o zaman yaşadıkların ebedi olur. Yoksa nasıl anılacağını sen bilirsin…

            Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Denge  -  26-12-2019 - 11:16
Dunya ve ahiret arasinda insanoglunun olusturmasi gereken dengeyi ne guzel aktarmissiniz. Her seyin denge uzerine kurulu oldugu gibi, yasantilarimizda da dengeyi hep gozetmeliyiz. Kaleminize saglik.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Ahmet Kankal
Bekir Eroğlu
Fazlı GÜVENTÜRK
Kırlangıçoğlu Oktay
Halil Eşmebaşı
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  07 Ağustos 2020 Cuma
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net